5 bin Alperen, 'Muhsin Dağı'na çıktı

Kahramanmaraş’ta sivil toplum kuruluşu Muhsin-i Tavır adlı derneğin eski adı keş dağları şimdiki adı Muhsin Dağı olan bölgede düzenlemiş olduğu “Muhsin Başkan’a Hasret Buluşması” etkinliğine binlerce vatandaş katıldı.
Eklenme Tarihi: 28.08.2019 08:32:00 - Güncellenme Tarihi: 28.08.2019 08:34:57

İki gün süren programa çok sayıda aile geceden katıldı, programa katılan ailelere Alperen gençler çadırlar kurdular. Geceyi dağda geçiren katılımcılar gündüzde şehitler için düzenlenen programa iştirak ettiler. Gelen misafirlere sıcak çorba da ikram edildi. 

Programda, kuran tilaveti ve daha evvel indirilen hatimlerin duası yapıldı. Akabinde, saygı duruşu istiklal marşının okunmasından sonra konuşmalara geçildi. Programa, birçok STK kuruluşu da katıldı. Ülkücü Hareketin önde gelen isimlerinden, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun dava ve yol arkadaşı, Alperen gençliğin ağabeyi Hakkı Öznur, Muhsin Dağı’nda Beşbin Alperen’e yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"25 Mart 2009 tarihinde binlerce dava arkadaşımızla Alperen gençlerimizle  liderimizi ve dava arkadaşlarımızı bulmak için  keş dağlarındaydık.  Liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştükleri olayın ardından tam 3805 gün geçti.  Adına bugün, “Muhsin Dağı” denilen yerdeyiz yine binlerce Alperen ve dava arkadaşlarımızla liderimizi ve dava arkadaşlarımız şehit verdiğimiz yerde onları rahmetle ve minnetle anmaktayız.

Bugün Muhsin dağında Muhsin’i tavıra sahip Muhsin’i duruşu sürdüren  kadrolar bir araya geldi. Buraya gelmek isteyip’te gelemeyen dualarını, desteklerini gönderen, yürekleri, gönülleri  bizimle olan, milyonlarca  Muhsin Yazıcıoğlu sevdalısı ve sevenleri var.

 Şehitler onurumuzdur. Yolumuz Allah yolunda şehit düşen Muhsinlerin yoludur. Bu ülkede, bu topraklarda, bu coğrafyada, Muhsinler bitmez tükenmez. Bir ölür bin diriliriz. Bir Muhsin Yazıcıoğlu şehit düşer binlerce Muhsin doğar.

ALLAH MUHSİNLERLE BERABERDİR.

Yüce kitabımız Kuran diyor ki Allah Muhsinlerle beraberdir.
Ankebut suresi 69. Ayette “Şüphesiz Allah, iyilik ve güzelliği huy edinenlerle beraberdir. ... Elbette biz onlara yollarımızı gösteririz ve şüphesiz ki Allah her halde Muhsinlerle beraberdir. Biz, Bizim yolumuzda cihad edenleri* elbette yollarımıza iletiriz. Kuşkusuz Allah,  Muhsinlerle* beraberdir.”

Kur'ân’ın açıkladığı 99 güzel isminden biri de Muhsin olan Cenâbı Allah, güzeli ve güzellik sergileyenleri sever. O gerçekten Muhsinlerdendi. Muhsin Başkan güzel bir insandı.

Allah, iyilik ve güzellik insanı olan Muhsinlerle beraberdir. Hiç şüphesiz Yüce Allah, dünyada ve ahirette kötülerle değil, Muhsinlerle/iyilerle beraberdir. Dünyada kiminle birlikte olursak, kıyamet günü de onunla birlikte oluruz.

Rabbimizin yüce kitabında Muhsinleri sevdiğini ferman ettiği ayetlerindeki gibi kendini Allah’a adamış yiğit ve güzel bir insandı Muhsin başkan… 

KURAN VE SÜNNET ÇİZGİSİNDE HAYAT SÜRDÜ.

Milletin adamı Muhsin Yazıcıoğlu için önemli, olan iktidar vizesi değil, yüce Rabbimizin rızasıydı. Kur’an ve sünnet çizgisinde bir hayat sürdü. Hesap adamı değil, gerçek bir dava ve gönül adamıydı. O, istikamet ve vakar sahibiydi. Hiç yanlış yapmadı, politikanın hiçbir kiri bulaşmadı üzerine. O, makam ve mevkileri değil, sonsuzluğu düşünen bir liderdi. Siyasi yaşamı boyunca, her türlü emperyalizm ile liberal kapitalist sistemle mücadele etti. Egemen güçlere, çıkar çevrelerine asla boyun eğmedi, iç ve dış karanlık mihraklarla daima mücadele etti.

Bütün ömrünü, bütün varlığını Kur'an'a bağlayan bir adamdı. Davasını Kur’an’la anlatan, ülküsünü iliklerine kadar yaşayan Muhsin Yazıcıoğlu bir Kur’an ve peygamber sevdalısıydı. O’nun referansı Kur’an ve sünnetti.

Kamil bir Müslümandı, feraset sahibi bir liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu deyince Kur’an’a adanmış bir ömür ve Allah ve peygamber sevdası ile dolu bir yürek karşımıza çıkıyor.

Muhsin Yazıcıoğlu deyince dava adamlığı, davaya adanmışlık, fazilet fedakârlık, vefa, kadirşinaslık, hasbilik, beklentisizlik akla gelir. Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını verdiği yüce davasına adadı. Her türlü  istibdada karşıydı, İstiklal aşığıydı. Çile adamıydı. Davasının çilesini çekti hep.

55 yıllık yaşamında hep ‘Anadolu kimliği’ ile hareket etti. Millî ve manevi değerleri savundu, milletin değerlerine sahip çıktı. Milletin inançlarına, değerlerine saldıran, savaş açanlara karşı, hep milletinin yanında yer aldı.

Muhsin Yazıcıoğlu “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar” davasında idamla yargılandı. Kendi tabiriyle 4 kez idam sehpasından dönmüştü. İdamını isteyen 12 Eylülcülere meydan okudu. Zulme rıza göstermedi, zalimlere boyun eğmedi. Devletine, milletine küsmedi. İnandığı davadan, ideallerden taviz vermedi.

Yazıcıoğlu bir konuşmasında “Ne kaderime küstüm ne devletime küstüm! Çünkü inanmak iman etmek varsa bir şeye bedel neyse katlanıp; Yarabbi kahrında hoş lütfûnda dedik” demişti. Davasına, inanmış bir iman ve ahlak adamı söyler bu sözleri.

MUHSİN YAZICIOĞLU: SİYASETTE AÇIĞI OLANLAR DİK DURAMAZLAR

Yazıcıoğlu, klasik bir politikacı değildi. O’nda İslam ahlakı vardı. Ahlaklı, faziletli, dürüst, haysiyetli bir liderdi. Asla çıkarların adamı olmadı, daima fikirlerin adamı oldu. O, siyasi parti başkanının ötesinde tarihsel bir kişilikti. Politikanın kayıkçı kavgasını andıran bir üslupla yürütüldüğü bir zeminde, inancın ve fikrin doğrularını söyleyerek, Türk siyasetinin hesap yapmayan tek lideriydi.

O günümüzün bazı siyasi liderleri gibi makyavelist değildi, Oportünist değildi, ikiyüzlü değildi, siyaseti kirletenlerle hep mücadele etmiş, temiz siyaseti savunmuş bir liderdi. 

Muhsin Yazıcıoğlu “aldanmadı”, “aldatmadı”, milletimizden özür dileyecek yanlışlar yapmadı. Ne “aldandı” ne “aldattı” hep doğru ilkeli tutarlı siyaset izledi. 

Milletin adamı şehit Muhsin Yazıcıoğlu “Ben size bir şey vaat ediyorum: Adalet!” demiştir.,

SİYASET DİK DURMAYI GEREKTİRİR, DİK DURAMAYAN SİLİNİR GİDER

Siyaset, ilkeler ışığında ülkeye hizmet etmenin adıdır. Siyasi tutarsızlık ve ilkesizlik ise asla kabul edilemez ve onaylanamaz. İradesini muktedirlere, güç merkezlerine, odaklarına teslim edenler asla “özgür olamazlar”, ilkeli bir duruş sergileyemezler.

Siyasette rehin alınanlar, ilkelere, değerlere değil; kendilerini rehin alan, satın alan, muktedire, merkezlere, odaklara hizmet ederler ve onların kontrolüne girerler. Rehin alınanlardan, teslim olanlardan, ilkesizlerden, duruş ortaya koyamayanlardan, siyasetçi, milletvekili, genel başkan asla olmaz!

Siyasi tarih ilkeli duruş ortaya koyamayanları, korkakları, hesap adamlarını tarih bir tarafa mutlaka not eder.  Siyasette her zaman açık, şeffaf ve ilkeli olacaksınız. Açığı olanlar, diyet borcu olanlar, dik duruş ortaya koyamazlar. İktidarlarla, güç odaklarıyla, çıkar çevreleriyle menfaat ilişkisine girenler, kirli ve karanlık ilişkileri olanlar çok kolay teslim alınırlar. Hemen saf ve çizgi değiştirirler.

ORTALIK SİYASİ FIRILDAKLARLA ZÜBÜKLERLE DOLU

Bugün maalesef siyaset sahnesi siyasi fırıldaklarla hesap adamlarıyla ikbal peşinde koşan menfaatperestlerle dolu. Fırıldaklardan, korkaklardan, iki yüzlülerden, riyakarlardan, sahtekarlardan, yalancılardan, hayasızlardan  dava adamı olmaz.  Kahramanlar bedel öder, şarlatanlar sefa sürer. Bedel ödemekten korkanlardan dava adamı olmaz.

İlkeli duruş ortaya koyamayanları, korkakları, hesap adamlarını tarih bir tarafa mutlaka not eder.

 KARAMAN KONUŞMASINDA TARİHİ MESAJLAR VERDİ

Milletin adamı, her zaman dik durmuş, doğru gitmiş şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun 19 Mart 2009 günü Karaman seçim bürosunda söylediği şu sözleri çok önemli ve anlamlıdır: "Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Bir saniyesine bile hâkim olamadığımız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur."

İlkeli, seviyeli, tutarlı siyaset izleyen her zaman dik duran, milletin adamı şehit Muhsin Yazıcıoğlu 2006 yılının Haziran ayında Birlik Akademisi’nde verdiği bir konferansta, dik duruş ortaya koyamayan siyasetçilerle ilgili şu tarihi sözleri söylemiştir: 

“Ben siyaseti Allah rızası ve içinden çıkmış olduğum Türk Milleti için yaptım. Siyasette her zaman açık, şeffaf ve ilkeli olacaksınız. Milletine hizmet etmek isteyen siyasetçi her zaman dik durmalıdır. Hakkı söylemek kolay iş değildir, dik durmayı gerektirir. Açığı olanlar, diyet borcu olanlar, dik duruş ortaya koyamazlar. Eğilenler, bükülenler, yamulanlar, sistemin adamı olurlar, silinir giderler. İktidarlarla, güç odaklarıyla, çıkar çevreleriyle menfaat ilişkisine girenler, kirli ve karanlık ilişkileri olanlar çok kolay teslim alınırlar. Ardından güç odaklarının istediklerini yerine getirirler ve onların maşası olurlar, onların söylediklerinin dışına çıkamazlar.”

TÜRKİYE MUHSİN BAŞKANI ARIYOR

Öylesine vâkar sahibi, feraset sahibi bir insandı ki; zulüm Azrail olsa da ben hep Hakk’ı tutacağım, düsturuyla hareket ederdi.

Muhsin Başkan ötekileştirmezdi. Birleştirici, bütünleştirici ve kuşatıcıydı. Toplumu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı siyasetleri her zaman tehlikeli bulmuş ve uyarıcı olmuştur.

Muhsin Yazıcıoğlu her zaman şunu söylemiştir: “Devlet öfkeyle, nefretle kinle, hırsla yönetilemez.” Devleti yönetenlere, hükümeti yöneten siyasilere milleti karşınıza almayın, milletin değerlerine saygılı, kucaklayıcı ve kuşatıcı olun, ülkeye ve millete karşı sorumlu olduğunuzu unutmayın ve sorumluluk bilinciyle hareket edin  tavsiyelerinde bulunmuştur.

Muhsin Yazıcıoğlu gerçek bir siyaset ve devlet adamıydı. Eskilerin "kahtı ricâl" yani "devlet adamı kıtlığı” dedikleri bir süreç yaşanıyor ülkemizde.

Onun yokluğu hem devlet nezdinde hem millet nezdinde derinden hissediliyor. Toplumun bütün kesimleri onu özlemle arıyor. Birleştirici, bütünleştirici,  yol gösteren, sağduyulu, itidalli tavrıyla hep örnek olmuştur.    

“NAMLUSUNU MİLLETİNE ÇEVİRMİŞ BİR TANKI ASLA ALKIŞLAMAM”

4 Şubat 1997’de Sincan’da yürütülen tanklar için Genelkurmay Karargahı’na en sert tepkiyi şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu gösterdi. Milletin adamı. demokrasi savunucusu, Muhsin Yazıcıoğlu, tankların sokağa çıktığı gün bayram eden ve askeri tahrik eden zinde güçleri “Demokraside çözüm asker çağırmak değildir” diyerek uyarıyordu. Tankları alkışlayan antidemokratik çevreleri “Türkiye’yi maceraya sürüklemek isteyen” karanlık çevreler olmakla itham etti ve onlarla mücadele etti.

Muhsin Yazıcıoğlu askeri vesayet peşinde koşan çevreleri şu tarihe geçen sözleriyle uyardı “Namlusunu milletine çevirmiş bir tankı asla alkışlamam”. Bu sözleri de, 7 Şubat 1997 tarihli Gündüz gazetesinde manşetten verildi.

Demokrasiye müdahale eden TSK içindeki mezhepçi cuntaların organize ettiği tankların yürüyüşünü 23 Şubat 1997’de Washington’da katıldığı bir baloda yaptığı konuşmada; “Demokrasiye balans ayarı” olarak ifade eden Genelkurmay 2. Başkanı Org. Çevik Bir’in açıklamalarına en net tavrı yine Muhsin Yazıcıoğlu vererek şunları söyledi:

“Demokrasiye balans ayarı yapmak kimsenin haddi değildir. Bu ülkede demokrasi asker sivil herkese lazımdır. Demokrasiye balans ayarı yapmak sivil otoritenin emrinde olan bir askeri bürokrata düşmez.”

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu askeri vesayete ve onun her türlü işbirlikçilerine şunları söylüyordu: Siyaset siyasetçilerin işidir, askerlerin değil. Demokrasilerde Ordunun yeri kışladır.”

Muhsin Başkan, askeri darbe ile yönetime el koyup, BAAS’çı/Nusayrici bir dikta rejimi kurma çabalarına; “Türkiye, İran olmayacak, Cezayir olmayacak. Suriye yapılmasına da biz asla müsaade etmeyeceğiz” diyerek karşı çıkıyordu. BAAS rejimi peşinde koşan Laikçi–Faşistlere, Neomaoculara, kartel medyasına, askeri darbeye çağıran sivil ihtilal kuvvetlerine meydan okuyan tek liderdi.

Ordu içindeki mezhepçi cuntalar 1997 Haziran’ında darbeyi yapmayı planlarken, bir takım siyasiler ve bürokratlar “Darbe olacak” diye yurtdışına çıkma hazırlıkları yaparken, Muhsin Başkan’ın ülkeye ve demokrasiye sahip çıkan tarihi çıkışı darbeyi tersine çevirecekti.

Herkes darbeden korkarken, suspus olurken köşelerine çekilirken milletin adamı  Muhsin Yazıcıoğlu ülkeyi felakete sürüklemek isteyen tek partili rejim kurmaya çalışan sol cuntalara hukuk dışı yapılara meydan okuyor, demokrasiden taviz vermiyordu.

Muhsin Yazıcıoğlu, demokrasiye ve millet iradesine sahip çıkan bilge tavrını, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın kaleme aldığı, açıkça demokrasiye bir müdahale olan, 27 Nisan 2007’deki e–muhtıraya, hükümetten önce karşı çıkarak sürdürmüş ve antidemokratik e–muhtıraya ilk karşı çıkan siyasi lider olmuştur.

İKİ MİLYON İNSAN KATILDI CENAZE TÖRENİNE

 Cumhuriyet tarihi boyunca ölümüyle milyonları ağlatan, hüzne boğan ve ardından dualar, hatimler gönderilen kaç siyaset ve devlet adamı var?

Yazıcıoğlu Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Bakanlık yapmadı. Devleti yönetmedi. Partisi tek başına iktidara gelmedi, hükümet olmadı, ülkeyi yönetmedi.

Türkiye’nin milli direnç merkeziydi, meclisin sigortasıydı. Anadolu’nun bağrından çıkan bu yiğit liderin, bu büyük siyaset ve millet adamının kahramanca, idealist mücadelesi her zaman toplum da büyük saygı uyandırdı. Milyonlarca insan ona sevgi ve hürmet besledi. O’nun dik duruşuna davasına olan bağlılığına hep hayran oldu.

Kenanist rejimin işkencelerine, zulümlerine uğrayan yüzbinlerce kişiden biri olan milletin adamı, mazlumların sesi milli ve yerli lider Muhsin Yazıcıoğlu  millet önderlerine nasip olan bir cenaze töreni ile milyonların dualarıyla uğurlanmıştı.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun cenaze töreni; kalabalığı, kuşatıcılığı, mesajları ve toplumun her kesimini kucaklaması ve her kesime mesaj vermesi açısından bir ilktir. Devlet ve milleti buluşturan böyle bir cenaze töreni ülkemizde bu güne kadar hiçbir siyaset ve devlet adamına nasip olmadı. Devleti kuran ilk meclisten bu yana ilk kez millet meclisinde tekbirler duyuldu. Cenaze töreni bu ülkede siyaset yapan, devleti yöneten ve devlette çeşitli konumlarda olan herkesin kendi muhasebesini yapacağı cenaze töreniydi. Siyasetçilerin bundan çıkartması gereken çok dersler var.

DEVLET BİR GÜN LAZIM OLDU O GÜNDE YOKTU

Enkazı devlet değil millet buldu. Devlet bir gün lazım oldu o gün de yanında yoktu.

 Rahmetli Fidan Anamızın: ‘’ Çocuklarım arasında en az onu gördüm. Devlet, millet çağırıyor der giderdi. Oysa o bir defa devleti bekledi, devlet gelmedi.’’ serzenişini aziz  milletimiz unutmadı.

Hükümet ve devlet kurumları elim olayın ilk anından itibaren duyarsız davrandılar, özverili davranmadılar, “kaza” deyip olayı geçiştirmeye çalıştılar. Hükümet, askeri ve sivil bürokrasi bu işin kendilerine dokunduğunu ve kendilerinin de kusurlu olduğunu gördüğü için elim olayın çözülmesini hiç istememiştir .

MUHSİN YAZICIOĞLU KÜRESEL EMPERYALİST SİSTEM VE ONUN İŞBİRLİKÇİLERİYLE MÜCADELE ETTİ

Muhsin Yazıcıoğlu “KDP, KYB, PKK vb. her biri stratejik maşa olan taşeron örgütlerin arkasında ABD, İsrail, İngiltere, vb. emperyalist ülkeler var” demiştir. Bunların BOP, BİP vb. küresel emperyalist projelere hizmet ettiğini daima en net bir şekilde söylemiştir.

Anglosakson çizgisinin Türkiye ve Ortadoğu’daki kirli ve karanlık oyunlarına, İngiliz/Yahudi fitnesine, Atlantik konseyine, dünya çete başlarına meydan okuyan Muhsin Yazıcıoğlu’ydu. Kapitalist –emperyalist sistemle Atlantik haydutlarıyla, Atlantik işbirlikçileriyle kararlı bir şekilde mücadele eden, BOP’çuların, BİP’çilerin, Atlantikçilerin “İkinci İsrail” projesine” karşı çıkan tavizsiz bir Türk milliyetçisiydi.

Tam da bu nedenle BOP’çular, BİP’çiler, Muhsin Yazıcıoğlu davasının aydınlatılmasını istemiyorlar. Yazıcıoğlu davasını karartmak, kapatmak için var güçleri ile uğraşıyorlar.

Milli ve yerli lider milletin adamı ABD ve İngiltere'den oluşan Anglosakson ittifakı, ve onun Ortadoğu’daki işbirlikçisi İsrail’in  bölgedeki oyunlarına ve küresel proje olan BOP  BİP ve BAP a net karşı koyan tek liderdi. Muhsin Yazıcıoğlu  2007 yılında Birlik akademisinde yaptığı bir konuşmada “Küresel  diktatör ABD’  Ülkemiz ve  Orta Doğu’daki  küresel  planların İngiltere  ve İsrail  birlikte yürütmektedir unutmayalım İngiltere, ABD’nin en büyük stratejik müttefikidir ikisinin küresel çıkarları örtüşmektedir”. demiştir.

Küresel kapitalizmin Anglosakson versiyonunun fikri ve fiili sahibi olan İngiltere’ye, İngiltere ve ABD'nin temsil ettiği Anglosakson çizgisinin  Türkiye ve Ortadoğu’daki kirli ve karanlık oyunlarına  İngiliz/ Yahudi fitnesine,  Atlantik  Konseyi’ne,  dünya çete  başlarına  meydan  okuyan   Muhsin Yazıcıoğlu idi. Atlantik haydutlarıyla, Atlantik işbirlikçileriyle  kararlı bir şekilde mücadele eden Atlantik’in “İkinci İsrail” projesine” karşı  çıkan   Muhsin Yazıcıoğlu hastane köşesinde eceliyle ölmedi. Keş dağlarında şehit edildi.

HER TÜRLÜ “KRİPTOLAR” MUHSİN YAZICIOĞLU DAVASININ KAPATILMASINI İSTİYOR

Kendilerini gizleyen kripto Ermeniler,  kripto Yahudiler, Ermeni görüntülü gizli Yahudiler (Pakraduniler) de, Muhsin Yazıcıoğlu’nun terör rejimi İsrail’e ve Siyonizm’e karşı çıkan milli ve İslami tavrından dolayı ona düşmandılar. Her türlü kriptolar, beşinci kol gruplar, bölücüler, kısacası, Türklük ve Türkiye düşmanları Muhsin Yazıcıoğlu davasının  çözülmemesini,  kapatılmasını istiyor.  Türkiye’de yaşanan birçok olayda her türlü  kriptolarında parmağı olduğunu, yer aldığını milletçe biliyoruz.

Muhsin Yazıcıoğlu davası yüzyılın davası milletin davasıdır. Türk siyaseti ve demokrasisi açısından son derece önemli olan bu olayı aydınlatmak ve gerçekleri ortaya çıkarmak tarihsel bir görevdir. 

Davayı baştan beri takip eden hukukçularımız açıkça ortada Küresel bir organizasyonla işlenen bir “suikast” var diyorlar.  Planlı, programlı düşürülen bir helikopter var diyorlar. Dava dosyasındaki deliller, bunu doğrular niteliktedir. 

MUHSİN YAZICIOĞLU: AKP BOP PROJESİNİN TAŞERONUDUR

Muhsin Yazıcıoğlu birçok konuşmasında “AKP için küresel bir proje ve BOP işbirlikçisi” demiştir. Erdoğan’a “BOP eş başkanı olmakla övünme, Türk milletinin mensubu olmakla övün” diyen Muhsin Yazıcıoğlu’dur..

Liderimiz 2004 yılında ABD ve bazı batı ülkelerini ziyaret eden Musevi lobilerinden destek alan Erdoğan’ı diplomaside kimileriyle kanka, kimileriyle de ense tokat ilişkiler içinde olmakla eleştirmiş “sofra diplomasi ile iş yürümez” demiştir. Bu sözleri 1 Mayıs 2004 tarihli Yeniçağ gazetesinde geniş bir şekilde yer almıştır.

15 Nisan 2007 yılında yapılan Ankara’da yapılan BBP 2. Büyük Olağanüstü Kurultayı’nda yaptığı tarihi konuşmada dünyada, Ortadoğu’da, bölgemizde yaşananlara dikkat çekmiş; BOP projesi ile Türkiye’nin bölünmeye çalışıldığını terör örgütü ile müzakere edilerek bölücülüğün meşrulaştırılmak istendiğini, BOP’çu  bir kişinin devletin başı olmasının ülkeyi felakete sürükleyeceğini daha 12 yıl önce söylemiştir.

KÜRESEL GÜÇ MERKEZLERİNE BOYUN EĞMEDİ

Muhsin Yazıcıoğlu Küresel güç merkezlerine koşmadı. Siyonist merkezlerde konuşmalar yapmadı. Yahudi lobilerinden İngiliz kraliçesinden madalya almadı. CIA istasyon şefleri ile yurt içinde yurtdışında gizli kapaklı görüşmeler yapmadı. Malikânelerde, ofislerde bir araya gelmedi. Sabah kahvaltılarında akşam yemeklerinde onlarla oturup yemek yemedi.

ABD, AB ve Davos’ta dünyayı yönetmeye çalışan dünya Kapitalizmden  icazet almadı. Muhsin Yazıcıoğlu siyasi yaşamı boyunca küresel güç merkezleriyle mücadele etti. Muhsin Yazıcıoğlu’na küresel emperyalist güçler diz çöktürtemedi Bu ülkede, bu coğrafyada emperyalizme boyun eğenler, işbirlikçiliğini, taşeronluğunu yapanlar oldu. Ancak, milli lider Muhsin Yazıcıoğlu Emperyalizme boyun eğmedi emir ve talimat almadı, dışa bağımlı olmadı, güç odaklarının önünde eğilmedi, küresel diktatörlerin, karanlık merkezlerin emrine girmedi, onlarla kirli ve karanlık ilişkiler kurmadı.

Muhsin Başkanın tam tersine AKP’yi kuran kadro küresel merkezlerle bir ve be beraberdi. BOP toplantılarında, Davos’ta, Yahudi Siyonist merkezlerinde hep AKP’yi kuran kadro vardı. CIA İstasyon şefleri ile Neoconlarla içli dışlı olan yine AKP’yi, kuran kadroydu.

AKP’yi kuran kadrolar AKP’yi kurmak için ABD’ye, Davos’a, Brüksel’e İngiliz Kraliyet sarayına koşmuşlardır. Washington-Londra ve Pensilvanya’dan aldıkları icazetle küresel şirket olan AKP’yi kurmuşlardır. Musevi lobilerinden ve İngiliz Kraliçesinden ödül alanlar, yani küresel emperyalist-kapitalist sistemin taşeronu olanlar elbette diz çökerler, teslim olurlar, rehin alınırlar.

MUHSİN YAZICIOĞLU: ABD’NİN İSRAİL’İN KÜRESEL MAFYANIN ADAMI OLMAYI KABUL ETSEYDİM ÇOKTAN BAŞBAKAN OLURDUM.

Muhsin Yazıcıoğlu mecliste, seçim meydanlarında, çeşitli platformlarda küresel projelere, nasıl alet olmadığını, dik durduğunu, boyun eğmediğini anlatmıştır. Sosyal medyada yayınlanmakta olan Afyon – Emirdağ konuşmasında yine tarihi öneme sahip şu sözleri söylemişti:

“Eğer, Amerika’nın İsrail lobilerinin, AB fonlarının, küresel mafyanın, Türkiye’yi sömüren sermayenin, çetelerin adamı olmayı kabul etseydim başbakan yardımcısı olurdum, başbakan da olurdum, başka şeyler de olurdum. Ama ben sizinle yürümek istediğim için tenezzül bile etmedim, etmem de. Dış güçlerin dediklerini kabul etseydim, onların projelerinde yer alsaydım, başbakan da olurdum, iktidara da gelirdik. Ben milletin adamıyım. İktidara geleceksem milletimin desteğiyle gelirim, dış güçlerin, karanlık mihrakların desteğiyle değil. Ben sadece milletimden güç alırım, vesayetçilerden, kirli yol ve yöntemlerle siyaseti dizayn etmeye çalışan iç ve dış mihraklardan değil”

Yine Yazıcıoğlu bir meydan  konuşmasında şunları ifade etmiştir:

“Ülkemize yönelik küresel siyaset mühendisliği yapılıyor. Küresel iradeye boyun eğmem. Sermayenin, statükonun emrine girmem. Başbakan olacağım diye, cumhurbaşkanı olacağım diye inançlarıma ilkelerime davama ihanet etmem. Geleceksem iktidara milletimin desteğiyle gelirim. Biz parayla makamla mevki ile satın alınacak adamlar değiliz.

Biz  milletimizle siyaset yaparız ve ancak büyük Türk milletine hizmet ederiz. Biz bağımsız bir siyaseti, millete dayanan bir siyaseti ilkemiz edindik. Hiçbir odak bizim siyasetimize ve duruşumuza müdahale edemez. Bu milli ve yerli çizgimizden ve milli duruşumuzdan asla taviz vermeyiz.

18 Haziran 2000 tarihinde katıldığı bir şölende Muhsin     Başkan “Ne loca, ne sermaye bizi asla satın alamaz. Hiçbir locanın, hiçbir kirli sermayenin bizi satın alması mümkün değildir. Hiçbir küresel, egemen, emperyalist gücün önünde eğilmedik, dik durduk dik durmaya devam edeceğiz. Küresel güçlerin senaryolarına alet olmayız, projelerinde yer almayız.  Haksızlıkla beraber olmaktansa yalnız da olsak hakkı savunuruz” demiştir.

NEDEN KÜRESEL EMPERYALİZMİN HEDEFİ OLDUĞUNU MEYDANLARDA ANLATTI

ABD, İngiltere, Almanya, İsrail, Rusya, Çin vb. küresel aktörler Muhsin Yazıcıoğlu’nun Ortadoğu,  Kafkaslar, Balkanlar ve Kıbrıs’la ilgilenmesinden rahatsızdılar onu yakından takip ediyorlardı. Küresel emperyalistler, dünya kapitalist–emperyalist sistemi, O’nun milli duruşunu Türk – İslam coğrafyasıyla yakından ilgilenmesini coğrafyadaki siyasi etkisi ve gücünü küresel çıkarları için tehdit olarak görüyorlardı.

 2009'daki yerel seçim mitingleri dolayısıyla 7 Mart 2009 tarihinde Sivas Şarkışla mitinginde yaptığı konuşmada Bosna Büyükelçisi'ne dayandırarak, Belçika Büyükelçisi'nin kendisinden ne kadar rahatsızlık duyduğunu halka yaptığı konuşma sırasında anlatmıştır.

2007 yılında Bir ABD'li diplomat yanındaki İngiliz mevkidaşına 'Muhsin Yazıcıoğlu çok tehlikeli bir adam' demiştir., Yanlarında olan  Balkan ülkelerinden bir diplomat ise 'Yüzde 5 oy potansiyeli olan bir lider neden tehlikesi olsun' dediğinde, 'Oyu az ama halkta etkisi büyük'” cevabı verdiğini biliyoruz.

7 Mart 2009 tarihindeki Muhsin Yazıcıoğlu' Sivas Şarkışla'daki mitingi de ayrıca ABD konsoloslarının bir çok defa BBP'ye sürekli gidip geldiğini ve yol yaptığını da dile getiriliyordu. Muhsin Yazıcıoğlu'nun mitingde kullandığı ifadeler şu şekilde:

"Ben çocukluğumdan beri bir şeye söz verdim. Arkasını önünü görmediğim, bilmediğim hiçbir güce yaslanmayacağım. O emperyalist devletlerin, güçlerin hiçbir zaman uşağı olmayacağım. Onlar beni yönetmeyecekler. Onlar beni yönlendirmeyecekler, ben Anadolu insanıyla bunu yapacağım dedim. Bunları biz çözeceğiz, biz aşacağız dedim. Eğer mandacılığı kabul etseydi Atatürk, çok daha kolay belki devlet başkanı olurdu. Ama o zamankiler de manda ve himaye dediğimiz başka bir devlete yaslanarak iktidar olma yolunu seçmediler. O yoklukta çarıkları yoktu, o yoklukta milli bir mücadele verdi ve başardılar. Arkadaşlar bana çok gelip, beni denediler. Amerikan elçiliğinden de suyolu ettiler bizim partimizi. Birçokları geldi gitti. Hatta 1995'te yayınlanan Amerikalıların bir araştırma raporu var. Raporda benim için 'uyuyan bir aslan, bir gün uyanırsa' ifadeleri geçiyor. Tüm hesapları onu göre yapıyorlar. Bu uyuyan aslan ayağa kalkarsa kim korkar? Anadolu insanı korkar mı? Açıkça 'engelleyin' diyorlar."

ŞEHİT LİDERİMİZ  TÜRK- İSLAM DÜNYASIYLA YAKINDAN İLGİLİYDİ

Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu Türk dünyası ile de yakından ilgileniyordu. Irak ve Suriye Türkmenleri, Balkanlar’daki soydaşlarımız onu 12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik liderliği yaptığı dönemde dünya Türklüğünün meseleleri ile ilgili düzenlediği toplantılardan yapmış olduğu konuşmalardan ve açıklamalardan biliyor ve tanıyordu.

29 Ocak 1993’te BBP’yi kurduktan sonra da Türk – İslam dünyasının meseleleriyle yakından ilgilenmeye devam etti. TBMM’de sorunları dile getirdi. Bu yüzden, Türk dünyasında da çok sevilen, güvenilen siyaset ve devlet adamıdır. Kıbrıs’la, Balkanlar’la, Kafkasya’yla, Ortadoğu’yla yakından ilgilenen milli bir liderdi.

Dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederdi. Dış politikayı çok iyi bilirdi. Milli ve yerli duruşu milli meselelerdeki tavizsiz ve cesur duruşuyla coğrafyamızda birçok kirli oyunları bozmuş bilge bir liderdir. Küresel emperyalistler, dünya kapitalist – emperyalist sistemi, terör rejimi İsrail, Almanya, İngiltere Rusya, Çin vb. ülkeler O’nun milli duruşundan, Türk – İslam coğrafyasıyla yakından ilgilenmesinden rahatsız olmuşlardır.

Muhsin Yazıcıoğlu siyasi yaşamı boyunca dünya Türklüğüyle, İslam ümmetinin meseleleriyle her daim yakından ilgilenmiş ve onlara sahip çıkmıştır.

Büyük dava ve devlet adamı olan bilge liderimizin milli duruşu küresel güçleri hep rahatsız etmiştir. Kıbrıs’la, Azerbaycan’la, Irak ve Suriye Türkmenleri ile Batı Trakya Türklüğüyle, Kırım Türkleri ile Doğu Türkistan’la, Çeçenistan’la, Bosna’yla, Kosova’yla vb. Türklüğün ve İslam’ın meseleleriyle ilgilenmesi, sahip çıkması mazlumların yanında yer alması bu noktada her türlü emperyalizme karşı çıkması işbirlikçilerle, mandacılarla, hainlerle mücadele etmesi küresel odakların işine gelmemiştir.

Muhsin Başkan Türk dünyasında ve İslam dünyasında tanınan ve bilinen sevilen bir siyaset ve devlet adamıdır. Kıbrıs’la, Balkanlar’la, Kafkasya’yla, Ortadoğu’yla yakından ilgilenen bir liderdi. Dış politikayı çok iyi bilirdi. Milli ve yerli duruşu milli meselelerdeki tavizsiz ve cesur duruşuyla birçok oyunları bozmuş bilge bir liderdir. Küresel emperyalistler, dünya Kapitalist – emperyalist sistemi, Siyonistler, Rusya ve Çin gibi ülkeler, O’nun milli duruşundan, Türk – İslam coğrafyasıyla yakından ilgilenmesinden rahatsız olmuşlardır. Dünya Türklüğüyle, İslam ümmetinin meseleleriyle her daim yakından ilgilenmiştir."

http://www.enpolitik.com/haber/315590/5-bin-alperen-muhsin-dagina-cikti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*