Doğu Akdeniz için şirket formülü

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların çıkarılması için Kıbrıs Rum kesimi ile lisans anlaşması yapan İtalyan Eni ile görüştüklerini belirtti. ABD’li şirketlerin temsilcilerinin de katıldığı bir konferansta sunum yapıldığını anlatan Özersay, bu şirketlerin Doğu Akdeniz’deki kaynakların dünya piyasalarına satılması sürecinde risklerini azaltmak için formül arayışı içerisinde olduğunu belirtti. Özersay, bu görüşmelerde uluslararası toplum tarafından resmen tanınmayan KKTC’nin Rumlarla adil paylaşım yapılabilmesi için özel şirket üzerinden anlaşma yapma formülünü gündeme getirdiklerini söyledi.
Eklenme Tarihi: 24.08.2019 10:30:00 - Güncellenme Tarihi: 24.08.2019 10:29:57

Hürriyet'ten Sevil Erkuş'un haberine göre Türk tarafının beklentisi, Rumlarla lisans anlaşması yapan ABD’nin Noble ve Exxon Mobil şirketlerinin yanı sıra İtalyan Eni ve Fransız Total şirketlerinin bölgedeki kaynakların dünya piyasalarına ulaşması için Ada’nın iki tarafının onayının alınıp adil paylaşım yapılması konusunda Rum tarafına ön şart getirmeleri. Diplomasi Muhabirleri Derneği üyeleri ile önceki gün bir araya gelen Özersay şöyle devam etti:

TEMASLARIMIZ OLDU

“Eni şirketiyle bir takım temaslarımız oldu. Orada eğer bir işbirliği yapılacaksa hangi aşamada ve nasıl yapılacağı konusunda bir diyalog oldu. Sene başında Washington ziyaretimde, düşünce kuruluşlarında bu konuda birkaç konferansım oldu. Katılımcılarının yarısı şirket temsilcileriydi. Güneyde ve Ada’nın etrafındaki şirketlerin temsilcileri geldiler, neyi kastettiğimizi, prosedürü sordular.

Biz de bir açılım daha yaptık: ‘Eğer tarafların bir araya gelmesi durumunda tanımayla ilgili bir tartışma çıkar diyorsanız ki, bizce çıkmaz, örnekleri de vardır, biz bunu şirketler üzerinden de yaparız’ dedik. Şirketlerin belli oranda yetkilendirilmesiyle; spesifik konuda bilginin teatisi, paylaşımın konuşulması, kaynağın netleştirilmesi ve benzeri konularda şirketlerin yetkilendirilmesi ile bu problem çözülebilir. Şirketler aslında değişik şekillerde ve değişik aşamalarda Kıbrıslı Türklerin de bu sistem içerisinde yer alacağı, dolayısıyla riskin azaltılacağı formülleri konuşmaya açık olduklarının sinyalini veriyorlar. Bu meselede tek söz sahibi olan Kıbrıs Rum tarafı değil. Uluslararası aktörler ya da bu şirketlerin dünyada yaptıkları yatırımların korunması dış politikalarının temel hedeflerinden biri olan devletler, riskin arttığını görürlerse bir inisiyatif alabilirler.

ORTAKLIK OLASILIĞI

(KKTC’nin başka ülkelerin şirketlerine lisans verme ihtimali) Bir şirkete biz lisans verdik (TPAO). O şirketin ortaklık yapması bir olasılıktır veya lisans vermediğimiz alanlarda başka şirketlere uluslararası ihaleye çıkabiliriz. Önümüzdeki dönemde farklı opsiyonları kapalı tutmuyoruz. Öyle bir aşamaya gelebilir ki, Rumlar bir platformda kazı yaparken bir başka platformda biz kendilerine el sallıyor konumda olabiliriz. Yani paralel bir biçimde eş zamanlı olarak benzer alanlar içerisinde platformların söz konusu olabileceği bir yere doğru gidiyoruz. Eğer işbirliği yapmazlarsa varacağı nokta bu. Ada’nın kuzeyindeki deniz etki alanları içerisinde kaynak bulursak, bunun Kıbrıslı Rumlara da ait olduğunu söylüyoruz. Onu da oturup yönetme ve paylaşma sepetinin içerisine koyuyoruz.
(Türkiye’nin arama faaliyetleri) Bugün Doğu Akdeniz bölgesinde, sahada bozulan dengenin tekrar kurulduğu noktadayız. Bu çalışmaları yapmamış ve bu dengeyi sahada kurmamış olsaydık, bugün çatışma ihtimali çok yüksek olurdu. Bunu Kıbrıs müzakereleriyle ilişkilendirmeden düşünmek gerekir. Doğu Akdeniz’deki doğal kaynaklar bölgesel bir meseledir.”

ORUÇ REİS YOLDA

Kıbrıs Rum kesimi, 2002’den itibaren Doğu Akdeniz’de başta Mısır olmak üzere diğer kıyıdaş ülkeler Lübnan, Suriye ve İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları yapmaya başladı. 2007’de 13 adet arama sahası ilan ederek petrol şirketlerine ruhsat vermeye başladı. Buna karşılık olarak Türkiye, Doğu Akdeniz’de kendi ekonomik bölge haritalarını BM nezdinde onaylattı. Şu anda bu bölgede Fatih sondaj gemisi Türkiye’nin kıta sahanlığında arama yapıyor. Türkiye’nin Yavuz sondaj gemisi ise adanın doğusunda KKTC’nin TPAO’ya arama ruhsatı verdiği bölgede çalışmasını sürdürüyor. Barbaros Hayrettin Paşa sismik gemisi, Ada’nın güneyinde yine KKTC’nin TPAO’ya ruhsat verdiği bölgede araştırma yapıyor. Türkiye’nin bölgeye gönderdiği Oruç Reis sismik araştırma gemisi ise henüz yolda ve arama bölgesi resmen duyurulmadı.

http://www.enpolitik.com/haber/315474/dogu-akdeniz-icin-sirket-formulu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*