Hakkı Öznur: AYM günümüz Ali Kemal'lerini aklamaya çalışmıştır

Ülkücü fikir ve siyaset adamı merhum lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol ve dava arkadaşı, yeni yayınlanan ‘Ortadoğu’nun Cahşları’ kitabının yazarı Araştırmacı yazar Hakkı Öznur , Kocaeli Türk Ocağı’nda verdiği “Ortadoğu’da neler oluyor? adlı konferansta gündemde olan AYM kararına da değinerek, AYM’nin aldığı kararı sert bir şekilde eleştirdi.
Eklenme Tarihi: 06.08.2019 08:22:00 - Güncellenme Tarihi: 06.08.2019 08:22:44

Öznur konuşmasında,  Ortadoğu’da yüzyıldır oynanan  emperyalist oyunları tarihi süreçleriyle ele alarak anlattı. Öznur konuşmasında soğuk savaş dönemi ve sonrasını anlatırken  BOP, BİP vb. küresel emperyalist  projelere de dikkat çekmiş,  bu küresel  projelerin kirli ve karanlık emellerini  siyasi , sosyal, ekonomik,  kültürel  ve tarihi boyutlarıyla, belgelerle  kapsamlı bir şekilde  değindi. 

 Hakkı Öznur tarihi öneme sahip konuşmasında şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi ‘Barış Bildirisi’ başlığı altında terör örgütü PKK'ya destek veren ve güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonları itibarsızlaştırmaya çalışan bir karara imza atmıştır.

 AYM Başkanı Zühtü Arslan ve sekiz üye Türkiye düşmanlarını, PKK destekçilerini sevindiren skandal karara imza atmışlardır.

 Devleti katliam yapmakla suçlayan, PKK sever, bölücü, mandacı, işbirlikçiler Anayasa Mahkemesi tarafından korunmuştur.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın da bulunduğu sekiz üye, devleti katliam yapmakla suçlayan PKK/KCK terör örgütü bildirisine açıkça destek vermiştir.

Terörle mücadele eden güvenlik güçlerini suçlayan bir bildiri kaleme alan sözde akademisyenleri aklayan  karara imza atan AYM üyelerini  tarih ve milletimiz affetmeyecek.

Milli varlığımıza kast eden bir terör örgütüne karşı yapılan operasyonları, devlet terörü olarak gören sözde akademisyenlerin teröre destek bildirisini düşünce özgürlüğü olarak nitelendirilmesini milletimiz doğru bulmuyor ve kınıyor.

Anayasa Mahkemesi bu kararla terörü meşrulaştırdı. Dünyanın hiçbir ülkesinde terör örgütünü öven veya destekleyen hareket meşru olarak kabul edilmemiştir.

AYM GÜNÜMÜZÜN ALİ KEMAL’LERİNİ AKLAMAYA ÇALIŞMIŞTIR

AYM verdiği kararla başta şehit ailelerimiz, gazilerimiz olmak üzere gerçekten Türk milletini üzmüştür. Şehitlerimize saygısızlık yapılmıştır.

PKK’nın “çukur terörü” ne destek veren zihniyeti ifade özgürlüğü olarak ele almak AYM adına utanç verici bir durumdur. 

 İç ve dış mihraklar tarafından “Barış Akademisyeni” adı verilen beşinci kol grup , bölücü terör örgütü PKK’yı bırakalım kınamayı, “ hendek ” eylemlerine sonuna kadar  arka çıkmışlardır.

Apo itini, “Barış Meleği”,  Zerdüşt PKK’yı “Barışsever”, teröristleri de “Çiçek Çocukları” gibi göstermeye çalışmışlardır. Cinayet şebekesi, bebek katili, PKK terör örgütünü özgürlükçü ve barış yanlısı gibi, bir STK gibi göstermeye kalkarak algı operasyonu yapmışlar ve meşrulaştırmaya çalışmışlardır.

Hendek sürecinde “Kürt kanıdır kanımız, Apo’dur başkanımız. Kürdistan toprağımız, gerilladır adımız” gibi ırkçı, faşist  söylemlerde bulunan,  PKK propagandası yapan  terör örgütünü masum göstermeye çalışan, sözde  akademisyenlere kol kanat geren  sekiz AYM üyesi  aziz şehitlerimizin hatırasına  saygısızlık etmiştir.

PKK severleri  mutlu eden  ey sekiz AYM üyesi, hendeklerin önünde  “Keleştir silahımız, Nevruzdur bayrağımız. PKK’dır partimiz, TC’dir rakibimiz” denilerek Türkiye’ye kin kusulmuştur.

İmralı ve Kandil’i sevindiren HDP/ PKK yandaşlarını coşturan sekiz üye  düşünce  özgürlüğü ile terör propagandası arasındaki farkı anlayamamış, kavrayamamış…  Sekiz üye verdikleri kararla kamu vicdanını yaralamışlardır.

AYM BAŞKANI ZÜHTÜ ARSLAN UNUTMA:  1181 VATAN EVLADI ÇUKUR TERÖRÜNDE ŞEHİT DÜŞTÜ

 Devletimiz  hendek sürecinde  sivil ve masum insanlar zarar görmesin diyerek her türlü hassasiyeti göstermiştir. Uzun süreye yayılan operasyonlar yüzünden 1181 vatan evladı şehit düştü.

Devlet, hendekler kazan, barikatlar kuran, bölge insanının yaşam hakkını elinden almaya çalışan  bölücü terör örgütüne karşı yapması gerekeni yapmış, terör örgütünün üstüne kararlılıkla yürümüştür.

 Devletimiz durup dururken hendek operasyonlarını yapmamıştır. Bölgede kan kusturan, halkın can güvenliğini tehdit eden, kamu otoritesini tanımayan silahlı terör örgütü militanlarına karşı devlet, devlet olmanın gereğini yapmış, terör örgütünün belini kırmıştır.

Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik bir bölücü terör örgütü var. Bu örgüte karşı devletin mücadelesi meşrudur. Türk devletini katliamcı olarak gösteren bölücü açıklamalar düşünce özgürlüğü olarak gösterilemez.

SEKİZ AYM ÜYESİ UNUTMAYIN!   500  KÖY BASKINI, 60 TOPLU KATLİAM,  ÖLEN BİNLERCE MASUM….   TERÖR  ÖRGÜTÜ PKK 276 BEBEK,  956  ÇOCUK  KATLETMİŞTİR.

PKK terör örgütü 1978 – 2019  arası 500 köy basmıştır. 500 köyde toplu katliam yapmıştır. Kundaktaki bebekler ( 276) dâhil öldürdüğü çocuk sayısı 1232’dir   Binlerce sivil, masum insanı katletmiştir.  41 yıldır çoluk, çocuk, kadın, erkek, genç, yaşlı demeden binlerce masumu öldürdüler.

Takvimler 20 Haziran 1987'de Mardin'de kanlı yüzünü gösterdi terör örgütü... Ömerli'ye bağlı Pınarcık Köyü'nü bastı PKK'lı teröristler.

Kadın, çocuk, genç yaşlı ayrımı yapmadan katlettiler...

16'sı çocuk, 6'sı kadın 30 kişiyi öldürdüler.

Bu kez basılan yer Şırnak'ın Güneyce Köyü Çiftekavak Mezrası'ydı.

Tarihe kara bir leke olarak geçti o saldırı. Çünkü görülmemiş bir vahşete imza atıldı... 2'si hamile 5'i kadın, 4'ü çocuk 11 kişiyi katletti PKK.

Siirt Baykan’ın Derince köyünde yaşayanlar, 21 Ekim 1993 gecesi acısını bir daha unutamayacakları ana tanıklık etti. Çoğu köy korucusu ailelerin yaşadığı Derince’nin etrafını saran ağır silahlı 70 PKK’lı, okul bahçesinde topladığı en küçüğü 3 aylık 13’ü çocuk, 8’i kadın 22 kişiyi kurşuna dizdi. Bedeni kurşunlanan 3 yaşındaki Serkan Erdem’in kefene sarılı fotoğrafı, PKK’nın kanlı eylemlerinin simgesi oldu. Bu katliamdan sonra PKK ve teröristbaşı Abdullah Öcalan “bebek katili” olarak anılmaya başlandı.

Bingöl, Başbağlar ,Mısır Çarşısı, Anafartalar, Güngören ,Yavi,  Vezneciler, Çankaya, Güvenpark, Elazığ, Şemdinli, Van, Adana, Beşiktaş, Kayseri vb. onlarca katliam …. Bu kanlı katliamların, kanlı eylemlerin hepsini AYM’ nin düşünce özgürlüğü diyerek aklamaya çalıştığı sözde akademisyenlerin destek verdiği  PKK terör  örgütü yaptı.

SEKİZ AYM ÜYESİ  “BEDİRHAN BEBEĞİ” HATIRLADINIZ MI?

31 Temmuz 2018 tarihinde  Hakkari’nin Yüksekova ilçesinden gelen acı haber Türkiye’yi yasa boğmuştu. Yüksekova ilçesine 20 kilometre uzaklıkta bulunan Kalane Üs Bölgesi’nde görev yapan astsubay eşini ziyarete gittiği üs bölgesinden dönen Nurcan Karakaya’nın kullandığı otomobilin geçişi sırasında, PKK’lı teröristlerin önceden tuzakladığı ve mutfak tüpü ile güçlendirdiği belirlenen el yapımı patlayıcının infilak etti. Patlamada, Nurcan Karakaya ve 11 aylık bebeği Mustafa Bedirhan Karakaya şehit olmuştu.

TUNCELİ’DE PKK’NIN “EYP” Sİ İKİ MASUM ÇOCUĞU HAYATTAN KOPARMIŞTI HATIRLADINIZ MI?

15 Temmuz 2019 …

Ayaz Güloğlu 8, kız kardeşi Nupelda Güloğlu 4 yaşındaydı. Tunceli'nin Ovacık ilçesine bağlı Çakılyayla mezrasında yaşıyorlardı. Her gün olduğu gibi yine evlerinden çıktılar. Ve her gün dolaştıkları yerde, çayırda otlayan hayvanların peşine düştü iki kardeş. PKK'lı teröristlerin tuzakladığı  patlayıcı ( EYP) infilak etti. Ayaz orada hayatını kaybetti, Nupelda ağır yaralıydı. Jandarma ekipleri onu askeri helikopterle Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi'ne götürdü. Ama doktorların çabası minik kızı kurtarmaya yetmedi..

Terör örgütü PKK'nın araziye tuzakladığı patlayıcı ( EYP) infilak ettti. İki masum iki dünya güzeli  çocuk hayatını kaybetti. Geriye sadece herkesi ağlatan fotoğrafları kalmıştı.

8 AYM ÜYESİ ÇINAR KATLİAMINDA İKİ BEBEK ŞEHİT OLMUŞTU BİLİYOR MUSUNUZ?

PKK ve HDP yandaşı sözde akademisyenlerin yayınladığı bildirinden üç gün sonra  14 Ocak 2016 günü terör örgütü Çınar’da ikisi bebek diğeri  5 yaşında 3 çocuk ile 1 kadının da aralarında bulunduğu 6 canımızı acımadan hem de bombalarla, silahlarla katletmişlerdi.

Barış, özgürlük, halkların kardeşliği gibi söylemleri ağzından düşürmeyen terör örgütünün gerçek yüzü işte bu…

 Dünyanın en kanlı sivil katliamlarını yapan terör örgütüne ‘Çiçek Çocukları’ muamelesi yapan sözde akademisyenler AYM’nin sekiz üyesi tarafından koruma altına alınmıştır

Kalaşnikoflarla yaptıkları  köy baskınlarından  1 tonluk, 5 tonluk, 10 tonluk bombalarla merkezlerde metropollerde  hunharca katliamlar yapan  hale gelen  PKK terör  örgütüne karşı, halkı bu katliamlardan korumaya çalışan  devlete terör örgütü muamelesi yapan  sözde akademisyenler kaleme aldıkları hain bildirilerle,  teröre özgürlük isterken AYM’de bunlara çanak tutan bir karar almıştır.

Çınar’da Ankara’da,  İstanbul’da  vb.  yerlerde   tonlarca bomba kullanılarak gerçekleşen saldırılar ve bu saldırılarda  hayatını kaybeden çocuklar, sivil insanlar , askerler, polisler ne AYM’ nin umurunda ne sözde aydınların………

Yine PKK, kendi içinde binlerce militanını da infaz etmiştir. En çok Kürt öldüren örgüt yine PKK’dır. İşte böylesine kanlı bir terör örgütü!

SEKİZ AYM ÜYESİ UNUTMAYIN :HENDEKLERDE KURULAN “MAYINLI HAİNLİK” EYP PATLAMALARINDA 515 VATAN EVLADI ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜR.   

ABD ve bazı AB ülkeleri tarafından Kandil ve Ayn el Arab’da silah ve bomba eğitimi alıp sonra Sur’da, Cizre’de, Silopi’de, Silvan’da, Nusaybin’de, Yüksekova’da, Ceylanpınar’da vb. yerlerde suikast silahlarıyla, döşenen mayınlarla, bombalarla 1181 vatan evladı
şehit düşmüştür. Sözde barış bildirisi denen teröre özgürlük PKK’ya destek açıklaması yapan sözde  akademisyenlere  AYM ‘İfade özgürlüğü’ diyerek vahim bir duruma yol açmıştır.

El yapımı patlayıcı (EYP) saldırıları sonucu 515 güvenlik güçlerimize mensup asker ve özel hareket mensubu polisimiz şehit düşmüştür.

Kentsel yerleşim alanlarındaki PKK’lı keskin nişancıların ateş açması sonucu 46, roket güdümlü el bombası veya roketatar sonucu 88 güvenlik  güçlerine mensup vatan evladı şehit düşmüştür.

1978-2019 arası 41 yıl boyunca stratejik maşa  PKK terör örgütü tarafından 12 binden fazla vatan evladı hain pusularda tuzaklarda saldırılarda şehit düşmüştür.

TERÖR ÖRGÜTÜNE, TERÖRİZME DESTEK VERENLERE AYDIN DENEMEZ!

22 Aralık 2015 tarihinde PKK/KCK terör örgütünün eş başkanı kripto eleman Bese Hozat'ın ( Hülya Oran) ‘Aydın ve demokratik çevreler öz yönetimlere sahip çıksın’ açıklamasının ardından 11 Ocak 2016 tarihinde terörizme destek veren  bin 128 kişi  Türk  devletini  katliam yapmakla suçlamıştır.

10 ayda 1181 vatan evladı ABD ve Rusya’nın desteklediği PKK/PYD adlı hunhar cinayet şebekeleri tarafından şehit edildi.  Bu sözde aydınlar ise teröre karşı çıkacaklarına PKK terörüne  destek verdiler.

Sözde akademisyenler “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlığıyla, 11 Ocak 2016’da 1128 imzayla kamuoyuna PKK ve HDP’ye destek veren ihanet metnini yayınlamışlardır. Bu bölücü metni 20 Ocak 2016 22.00 itibariyle 2212 sözde akademisyen ve araştırmacı imzalamış ve destek vermiştir. Her iki bildiri de demokrasiye, millete, ülkeye ihanet bildirisidir.

Devlet düşmanı bildiride Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmeye yönelik özerlik ilanları desteklendi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’nın bölgedeki yapılanmasına karşı müdahalesine engel olmaya çalışıldı. Sivil insanların kurtarılması çabasını bir katliam şeklinde tanımlandı.

Sözde bildiri devletin terörle mücadelesini ‘katliam’ olarak nitelendiriyor. Uluslararası güçleri Türkiye’ye müdahaleye çağırıyor ve bunlardan daha da ağır olanı, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin milli egemenlik haklarını tartışmaya açıyor. Bildiride terör örgütü ile devletin mücadelesini bir savaş olarak nitelendiriyor.

Sözde ‘Barış Bildirisi’ olarak kamuoyunda yansıtılan fakat gerçekte içeriğine bakıldığında terör örgütü PKK’nın bildirisidir.

Şiddeti meşrulaştırılan, devletin yaptığı operasyonları katliam olarak nitelendiren   iç  savaş  tahrikçi  provokatif bildiri düşünce özgürlüğü kapsamına kesinlikle girmez.

Bildiride ‘katliam, işkence, sürgün, kasıtlı ve planlı kıyım’ gibi kavramlar bilinçli olarak kullanılmış ve olayların sorumlusunun devlet olduğu algısı yaratılmıştır.

Bildiride; güvenlik güçlerinin PKK terör örgütüyle mücadelesi, “Bu kasıtlı ve planlı kıyım” olarak öne sürüldü.

Bildirinin İngilizce metninde ise; Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu’ndaki illeri ifade etmek amacıyla PKK/KCK jargonuyla ‘Kürdistan illeri’ ibaresi kullanıldı.

Kandil desteli ‘Bildiri’ PKK militanlarının  kanlı eylemlerini  haklı göstermektedir.

TERÖRE DESTEK İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ OLARAK GÖSTERİLEMEZ!

Barış isteyenin önce 41 yıldır, kadın, çocuk, genç, yaşlı, bebek demeden öldüren  terör örgütü PKK’yı telin etmesi gerekirdi.

Kandil destekli bildiriyi imzalayanların ilimle, bilimle ilgileri yoktur. Üniversite kürsüleri onlar için birer propaganda aracı olmuştur. Bunlar aydın görünümlü terör destekçileridir. Teröre destek vermek ifade özgürlüğü olamaz! PKK, bugün dünyan terör örgütü listesindedir. Bebekleri öldüren bir terör örgütü ile dayanışma içine girenler, bebek katillerine arka çıkanlar ifade özgürlüğünden bahsedemezler.

Bu bölücü bildiri ile terör örgütü PKK’nın ‘devrimci halk savaşı’ diyerek bölgeyi ateş topuna çevirmesine arka çıkılmıştır.

Milletten, devletten, demokrasiden, hukuktan yana olan aydınların, akademisyenlerin taraf olacağı tek yer Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Sol tandaslı, çoğu etnik ve mezhep ayrımcılığı yapan sicilleri bozuk, soğuk savaş döneminden kalma, bir kısmı onların ardılları olan sözde akademisyenler, yine iç savaşa hizmet etmekteler, terör baronlarına, silah lobilerine, akademik lojistik sağlamaktalar.

Bu bildiriye imza atanlar arasında Pakduniler, kripto Ermeniler de vardır. PKK ve HDP’ye destek verenler arasında kripto Yahudilerin ve Ermenilerin olduğu bilinen bir gerçektir.

Bu bildirinin haysiyet ve mantığı yok. Türkiye’yi karalayan bölücü söyleme sahip bildiri en çok HDP ve Kandil’i ve Amerika’yı memnun etmiştir. Bu bildiri, PKK’ya dokunma bildirisidir. CHP’de bu bölücü bildiriye imza atanlara sahip çıkarak kimlere hizmet ettiğini ortaya koymuştur.

Kandil’in çağrısı üzerine kaleme alınan PKK söylemi  bildiri  ile sözde akademisyenler terör seviciliğine soyunmuşlardır.

 Ruhlarını şeytana satmış bu imzacılar, bebek katillerine hamilik yapmışlardır. İmza kampanyaları, sol–sosyalist geleneğin vazgeçilmezlerinden biridir. Amerikancı, Batıcı, Soroscu, liberal ve solcu takımının işi gücü terör örgütlerini himaye etmek,  devlete düşmanlık eden bildiriler yayınlamaktır.

PKK DÜNDE BEBEK  KATİLİ İDİ BUGÜNDE BEBEK KATİLİ..

PKK ve HDP sevici bu imzacılar barışa değil, teröre, demokrasiye değil, demokrasi dışı arayışlara, kaosa hizmet etmişlerdir. Bu sözde akademisyenler 'Bu suça ortak olmayacağız' başlıklı bir bildiri yayınlayarak, PKK terör örgütünün propagandasını yapmışlardır. Devletin haklı olarak yaptığı operasyonları utanmadan eleştirmişlerdir.

Bunların çoğu devletten maaş alan, devletin beslediği kişilerdir. Birçoğu da ABD, AB ve Soros’un vakıflarından maaş almaktadırlar. CIA vb. istihbarat servisleriyle ilişkili yapılarla bağlantıları vardır. Bunların yaptığı düpedüz devlet düşmanlığıdır, nüfus ajanlığıdır, beşinci kol faaliyetlerinde yer almaktır.

HDP ve PKK yandaşı aydın müsveddeleri  terör örgütünün eylemlerini savunmuştur. Bu bildiriye imza atanlar bölgede elinde silahlarla halka kan kusturan PKK despotizmine karşı çıkacaklarına hak ve özgürlükler ihlal eden, devlete başkaldıran PKK terör örgütünün borazanlığını yapmışlardır.

SÖZDE BARIŞ BİLDİRİSİNİ İMZALAYANLAR DİYARBAKIR VE ANKARA KATLİAMINI YAPAN PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜ KINADILAR MI?

17 Şubat 2016 günü Ankara Kızılay'da askeri servis aracına bombalı saldırı düzenlenmiş, saldırıda 29 vatan evladı şehit düşmüştür.

PKK’nın yayın organı Mezopotamya Haber Ajansı’na konuşan bir PKK sorumlusu, “Bizim için önemli olan hedeflerimizdir. Orada sivil mi olur, asker mi olur, bürokrat mı olur, sivil gruplar mı olur, bizim için fark etmez” demiştir.

PKK şeflerinden, KCK’nın şimdi başında olan Cuma kod adlı Cemil Bayık, “Ankara eylemini bizim çocuklar yapmıştır” diyerek katliamdan haberdar olduklarının mesajını vermiştir.

Ankara saldırısını gerçekleştiren PKK militanı Abdulbaki Sömer adlı bombacının cenazesine HDP ve DBP'liler, PKK militanları katılmıştır.
HDP/DBP, Ankara katliamını yapan bombacı caniye sahip çıkarak suç ortaklığı yapmışlardır.

Sözde “barış bildirisi” denen devlet düşmanlığı yapan  PKK zihniyetli,  o ihanet metnini kaleme alanlar, imzalayanlar  PKK terör örgütünün yaptığı Çınar ve  Güvenpark  katliamını kınadılar? mı. Hayır!  Cinayet şebekesi PKK’yı kınayan açıklama yaptılar mı?. Hayır!   Teröre ve terör  örgütü PKK ‘ya destek vermeye devam ettiler.

PKK DESTEKÇİSİ AP HEYETİ VE AP RAPORTÖRÜ DİREK TERÖRİSTLERLE GÖRÜŞMÜŞTÜR.

PKK/PYD yandaşı AP Türkiye raportörü yanındaki heyetle Ankara’ya uğramadan, gizlice doğrudan Diyarbakır’a giderek PKK uzantısı HDP, DBP, DTK vb. bölücü yapılarla, örgütlerle görüşmüştür. 

HDP sever AP heyeti, terör örgütü PKK ile mücadelemizin en yoğun olduğu yerlere gitmiş, PKK terör örgütünü açıkça destekleyen örgütlerle samimi görüşmelerde bulunmuşlardır! AP heyeti açıkça PKK’nın algı yönetimi operasyonuna hizmet etmiştir.

AP Türkiye raportörü Kati Piri, 1181 vatan evladını şehit eden, hendekler kazan, barikatlar kuran, sivil halkı göçe zorlayan, bölgeyi kan gölüne çeviren bebek katilerinden, kitlesel katliamlar yapan vahşet ve cinayet örgütü PKK/PYD’yi meşrulaştırmaya çalışmış terör örgütü olarak görmediklerini ilan etmişlerdir!

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri, HDP'li Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş başkanı Gültan Kışanak'ı ziyaret etmişti.  Kati Piri Sur’da 7 şehidin verildiği gün, PKK destekçisi DBP Büyükşehir Belediye Eş Başkan Fırat Anlı ile görüşmüşlerdir. 

Türkiye düşmanı, raportör Kati Piri, kendisine ait web sitesinde yayımladığı metinde PKK için "terör örgütü" ifadesi bile kullanmamaktadır.

PKK’lı, PYD’li teröristlerin cenazelerine katılan, Türk bayrağına hakaret eden, teröre destek verenlerle, teröristlerle görüşen AP heyeti ve AP Türkiye raportörü saflarını belirlemişler, küresel terörizmin hamisi olduklarını göstermişlerdir!

Terörist sever, terörizmin destekçisi, Stalinist zihniyete sahip bayan PKK sempatizanı Kati Piri, PKK ve HDP yandaşı ve terör örgütüne arka çıkan, terör örgütünü kınamayan sözde akademisyenlerin gözaltına alınmasını ise sert bir şekilde eleştirmiş, onları “barıştan yana olan akademisyenler” olarak nitelemiş, terörü destekleyen sözde akademisyenlere sahip çıkmıştır.

KAREN FOGG’UN ÇOCUKLARI  PKK KUYRUKÇUSU OLMUŞTUR

NATO’cu  HDP’nin ve sözde barış  bildirisine imza atanların küresel emperyalist merkezlere yönelik tek bir eleştirisi, tek bir eylemi yoktur, olamaz da. Çünkü hepsinin ipi emperyalistlerin elindedir. Etnikçilik, mezhepçilik yapan mütareke entelleri, müstemleke demokratları Sorosçular, AB’ciler HDP’ye çalışmaktalar. Eşitlik, bağımsızlık, anti – emperyalizm, edebiyatı yapan CIA solcuları ile  “Biji, serok Obama”  “Biji Amerika” diye slogan atan Kürtçülük yapanlarla aynı yerde buluşmuşlardır.

Nişantacı–Cihangir solcuları müstemlekeci Aydıncıklar(!) emperyalizmin solculuğuna soyunmuşlardır. Biji Obamacı, Biji Amerikancı, CIA devrimcileri küresel emperyalizmin işbirlikçiliğini yapmaktalar.

Bebek- New York arası gezenler, yazları  Bodrum’da, kışları Alp dağlarında tatil yapanlar. Bebek’i Nişantaşını, Cihangir’i  Dubai’ye, Paris’e, Londra’ya, NewYork’a benzetmek için çalışan çoğu zengin çocuğu, mutlu azınlığın mensupları, ülke ve millet derdi olmayan bu zümre, şimdi HDP/ PKK güzellemeleri yapmaktalar. 

Karen Fogg’un çocukları olarak da bilinen sözde akademisyen sözde aydın gerçekte ise beşinci kol faaliyetleri yürüten bu çevre için  etki ajanlarının çalıştığı emperyalistlerin tescilli şubelerinde her gün cilalanarak reklamları yapılıyor

Bu ihanet bildirisi ile Kürt ırkçılarına PKK/ HDP’li vandallara destek vermişlerdir.  NATO’cu HDP için cila,makyaj, ambalaj her şey yapılıyor. Amerikan  solcuları ve kartel medyası açıkça PKK silahlarına jarjör olmuşlardır.  Bir NATO projesi olan dağdan yönetilen HDP’ye destek veren ilkesiz, omurgasız ve ahlaksız  Amerikancı, AB’ci  solcular PKK’nın kuyrukçusu olmuşlardır.

HENDEK VE BARİKATLAR KANDİL’DEN PLANLANDI

2014 sonlarından itibaren PKK/PYD, 2000 civarında militanını Kürt – Türk çatışması çıkarıp ülkemizi iç savaşa sürüklemek için sınırlarımızdan içeriye sokmuş ve Hendek terörünü çıkartmıştır.

ABD ve Avrupa ülkelerinin PYD’ye verdiği ağır silahlar hendek çatışmalarından 8 ay önce Türkiye’ye sokulmuştur.. YPG’ye verilen ABD silahları sınırdan geçirilerek PKK’nın Türkiye’deki birimlerine verildi. Askerlerimizi, polislerimizi mayınlı tuzaklar kurarak şehit eden terör örgütü militanlarına Alman, İsrail, İngiliz ve CIA elemanları Suriye’de ve Irak’ın kuzeyinde eğitim vermiştir.

“MAYINLI HAİNLİK AYN EL-ARAB’DA TEZGAHLANMIŞ HENDEKLER SÜRECİNDE UYGULANMIŞTIR”

Suriye iç savaşında yer alan PKK’lılar Kobani dümeni altında rahatça topraklarımıza girdiler, şehir savaşlarına hazırlık yaptılar. Topraklarımıza sokulan EYP’ler Kobani’de hazırlanmıştır.

PKK/PYD’nin kullandığı EYP’ler, Suriye’nin kuzeyinde ABD ve koalisyon güçlerinin koruması altındaki PYD bölgelerinde üretilmiştir. 

Terör örgütü PKK/KCK tonlarca bomba patlattı, NATO silahlarıyla, ağır silahlarla, (BKC – Biksi) roketatarlarla, doçkalarla güvenlik güçlerine saldırdılar. Suriye’de PYD’ye verilen silahlar Türkiye’de sivil halka ya da polise, askere karşı kullanılmıştır.  ABD’lilerin Kobani’de eğittiği teröristler Suriye’de PYD, Türkiye’de ise PKK, YDG-H olarak terör estirmişlerdir.

Suriye'nin kuzeyindeki kentlerde çatışmış profesyonel teröristler yerel unsurlardan oluşturulmuş olan YDG – H gruplarının başına geçirilmiştir. Kandil ve Kobani'den kent merkezlerine sızdırılan terörist gruplar çatışmaları yönetmişlerdir.

Meskun mahal savaşında deneyimli olanlar ve özellikle de keskin nişancılar, Kobani’den sonra PKK’nın belirlediği strateji çerçevesinde Türkiye’ye geçmişlerdir.

Kobani’den ve Kandil’den gelen PKK’lılar ‘keskin nişancı’ olarak kullanılmıştır. Suikast silahı Kanas ve Rus yapımı, uzun namlulu, suikast silahlarını çok rahat kullanan örgüt mensupları bölgeyi kan gölüne çevirmiştir.

AYM ÜYELERİ UNUTMAYIN: İKİ POLİSİMİZİ ENSELERİNDEN VURARAK ŞEHİT ETTİLER.  “DEVRİMCİ HALK SAVAŞI” BAŞLATTILAR, DEVLETİ TANIMIYORUZ DEDİLER, “ÖZERLİK” İLAN ETTİLER

22 Temmuz 2015 tarihinde Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde PKK terör örgütü tarafından iki polisimizin evlerinde enselerinden vurularak şehit edilmiş, ardından özyönetim ilanı, hendekler, barikatlar karşımıza çıkmıştır.

PKK güneydoğuda ‘özyönetim’ ve ‘özerklik’ ilanında bulundu. PKK/ KCK 9 il ve ilçede özerklik ilanı yaptı. Hakkari, Batman illeri ile Hakkari’nin Yüksekova, Muş’un Varto ve Bulanık, Van’ın Edremit ve İpekyolu, Diyarbakır’ın Sur, Silvan, Lice, Ağrı'nın Doğubayazıd, Bitlis’in Hizan ilçelerinde de “öz yönetim” ilanı yapıldı.  KCK’nın açıklamasından bir süre sonra Yüksekova’da da PKK yandaşları “öz yönetim” ilan ettiklerini açıkladılar.

DBP ve HDP’nin destek verdiği birçok PKK yandaşları ellerinde olan belediyelerin önünde “Devletin tüm kurumları bizim için meşrutiyetini kaybetmiştir. Bu şekliyle devletin hiçbir atanmışı bizi yönetemeyecektir. Kürt Özgürlük Hareketi'ni ve halkının meşruiyetini tanımayan bir devletin kurumlarını, yasalarını, hukukunu ve sistemini tanımıyoruz”  ifadelerini kullanmışlardır.

PKK’nın silahlı kolu HPG’nin başındaki isim Murat Karayılan Amerika’nın Sesi’ne “HDP’ye ve Kürtlere siyasi soykırım yapılmıştır. Türk Devleti Kürdistan’dan defolup gidecektir. Özyönetim ilanı bağımsız Kürdistan’a giden yolda önemli bir girişimdir.” demiştir.

 Kandil’den talimat alan HDP seçim sonrası özerklik ilanlarıyla teröre destek veriyordu. PKK eylemleri ile Doğu ve Güneydoğu’daki birçok il ve ilçe harabeye dönecekti.

PKK’nın gençlik yapılanmasının barikat ve hendekler vasıtasıyla hakimiyet kurmaya çabalaması üzerine güvenlik güçleri müdahalede bulunmak zorunda kalmıştır. PKK terör örgütü Doğu ve Güneydoğu'daki çukur eylemleri ile ülke genelinde barış ve huzur ortamını bozmayı hedefliyordu.

 Hendek ve barikatlar nedeniyle çatışmaların yaşandığı eylemlerin yapıldığı yerler, HDP’nin en güçlü olduğu yerlerdir. PKK bir plan ve program dahilinde bu eylemleri organize etmiştir.

Haziran 2016’dan itibaren güvenlik güçleri ‘özyönetim ilan edilmiştir’ açıklamaları yapılan bölgelerde kamu düzenini yeniden tesis ettikten sonra, çatışmalar kırsal alanlara kaymıştır.

KCK davasından tahliye edilenler Surda, Silvan’da, Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de, Yüksekova’da, Bingöl’de vb. yerlerde Kobani’den gelen Kandil’den inen militanlarla beraber vatan evlatlarını şehit etmişlerdir.

PKK’lı teröristler, 478 günde 1181 ailenin ocağına ateş düşürdü.

Doğu ve Güneydoğu’da toplam 2 bin 307 hendek ve barikatın kamu düzenin tesis edilmesinden sonra kaldırıldı. Hendek terörünü bitirmek için bölgede başlayan operasyonlarda sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve 362 bin öğrenci eğitimden mahrum kaldı.

20 Temmuz 2015 ile 23 Mayıs 2016 tarihleri arasında çıkan çatışmalarda, olaylarda 779 asker, 296 polis, 106 korucu, güvenlik görevlisi 1181 vatan evladı şehit edildi. 314 sivil hayatını kaybederken, 4 binin üzerinde güvenlik görevlisi ve 2 binden fazla vatandaş yaralandı.

PKK şeflerinden Duran Kalkan, örgütün yediği ağır darbeyle ilgili “Ağır bir bilanço oldu. Bu düzeyde karşılık beklemiyorduk; yanılmışız, hata yapmışız.” demek zorunda kalmıştı.

Nurettin Sofi, KCK’nın kadın lideri Bese Hozat kod adlı, Kripto Ermeni Hülya Oran, kod adı Sozdar Avesta olan Yezidi Nuriye Kespir, Elif Pazarcık, Avrupa sorumluları Zübeyir Aydar, Remzi Kartal hendek operasyonlarına karşı çıkmışlar, Türkiye aleyhine açıklamalar yapmışlardır.

MUHSİN YAZICIOĞLU :   TERÖRLE MÜZAKERE OLMAZ, TERÖRLE MÜCADELE  OLUR

Şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu, 1993’ten beri Devlet – PKK, (MİT–PKK) görüşmelerini doğru bulmamış, “Türkiye’de PKK ve terör sorunu vardır. PKK ve terör örgütleri ile masaya oturulmaz, taviz verilmez ve pazarlık yapılmaz.” demiştir. Atlantik/İngiliz projesi olan “PKK açılımına” daima karşı çıkmıştır. İngiltere’nin ve terör rejimi İsrail’in, Ortadoğu’da bölücü hareketlere açık destek verdiğini,  CIA, Mossad, Batılı istihbarat servislerinin PKK ile (Kandil) ilişkileri olduğunu defalarca vurgulamıştır.

Küresel kuşatmaya karşı milli duruş ve tavır ortaya koyuyordu. Muhsin Başkan 40 yıllık siyasi yaşamına baktığınızda her zaman bölücülere en sert ve net tavrı koyduğunu görürsünüz.  PKK’ya hamilik yapan ve Irak’ın Kuzeyinde Barzani’ye Talabani’ye İkinci İsrail’i kurmaları için her türlü desteği veren karanlık güç Çekiç Güç’le mücadele etmiştir.

Muhsin Yazıcıoğlu, terörist başı ve terör örgütü ile yapılan görüşmeleri, müzakereleri ülkenin milli güvenliği açısından yanlış görmüştür.

Muhsin Yazıcıoğlu, bölücü terör örgütü PKK’nın arkasında ABD, İsrail, İngiltere ve bazı AB ülkeleri var demiştir. PKK’nın, stratejik bir “maşa” olduğunu, daima dile getirmiş  terörle mücadele   başta olmak üzere  Ortadoğu , Kafkaslar  ve  Balkanlar ile ilgili görüşlerini, tekliflerini, Cumhurbaşkanlığı yapan Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül, ( şimdi Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’a)  Başbakanlık ve Bakanlık yapan birçok siyasetçiye ve siyasi parti liderlerine sunmuş ve çözüm önerilerini onlara anlatmıştır.

MUHSİN YAZICIOĞLU KÜRESEL EMPERYALİST SİSTEM VE ONUN İŞBİRLİKÇİLERİYLE MÜCADELE ETTİ

Milli ve yerli lider milletin adamı ABD ve İngiltere'den oluşan Anglo-Sakson ittifakı,ve onun Ortadoğu’daki işbirlikçisi İsrail’in  bölgedeki oyunlarına ve küresel proje olan  BOP,  BİP  ve BAP’a net karşı koyan tek liderdi.

 Muhsin  Başkan “BOP küresel  bir haçlı seferidir” diyordu.  Yine bir konuşmasında  “BOP bir başka açıdan Büyük İsrail projesidir” diyordu. BOP için önemli olan “terör  rejimi korsan devlet İsrail’in güvenliğidir” diyordu.  İç ve dış politikada söylediklerinde  hep haklı çıktı.

 Muhsin Yazıcıoğlu   2007 yılında Birlik Akademisi’nde yaptığı bir konuşma da “Küresel  diktatör ABD  ülkemiz ve  Orta Doğu’daki  küresel  planlarını  İngiltere  ve İsrail  birlikte yürütmektedir. Unutmayalım: İngiltere, ABD’nin en büyük stratejik müttefikidir, ikisinin küresel çıkarları örtüşmektedir” demiştir.

 Küresel kapitalizmin Anglo-Sakson versiyonunun fikri ve fiili sahibi olan İngiltere’ye,  İngiltere ve ABD'nin temsil ettiği Anglo-sakson çizgisine  İngiliz/ yahudi fitnesine,  Atlantik  konseyine,  dünya çete  başlarına  meydan  okuyan  lider  Muhsin Yazıcıoğlu idi.

PKK açılımı, Kürdistan Açılımı, Oslo görüşmeleri, İmralı ve Kandil’le görüşmeler, Dolmabahçe mutakabatı, kirli pazarlıklar, Habur rezaletleri, bölücülerin hem mecliste hem sokaklarda küstahlaşması, PKK’nın dağlardan şehirlere inmesi, hendekler-barikatlar, Suriye’nin kuzeyinde PYD’nin ortaya çıkması, kantoncukların ilanı, 15 Temmuz 2016 hain kalkışması vb. bunların hepsi milli ve yerli lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadetinden sonra oldu.

Türkiye ve Ortadoğu’daki kirli ve karanlık oyunlara  meydan okuyan Muhsin Yazıcıoğlu’ydu. Kapitalist –emperyalist sistemle Atlantik haydutlarıyla, Atlantik işbirlikçileriyle kararlı bir şekilde mücadele eden, BOP’çuların, BİP’çilerin, Atlantikçilerin “İkinci İsrail” projesine” karşı çıkan tavizsiz Türk milliyetçisi olan milletin adamı, millî ve yerli lider Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009 tarihinde Keş dağlarında şehit düştü.

TÜRKİYE ONUN YOKLUĞUNU DERİNDEN HİSSEDİYOR

Muhsin Yazıcıoğlu siyasi yaşamı boyunca küresel güç merkezleriyle mücadele etti. Muhsin Yazıcıoğlu’na küresel emperyalist güçler diz çöktürtemedi Bu ülkede, bu coğrafyada. emperyalizme boyun eğenler, işbirlikçiliğini, taşeronluğunu yapanlar oldu. Ancak, milli lider  Muhsin Yazıcıoğlu emperyalizme boyun eğmedi, emir ve talimat almadı, dışa bağımlı olmadı, güç odaklarının önünde eğilmedi, küresel diktatörlerin, karanlık merkezlerin emrine girmedi, onlarla kirli ve karanlık ilişkiler kurmadı. 

Muhsin  Başkan inandığı hak yolda, inandığı hak davasında  ülkesine, milletine, vatanına, devletine ülküsüne, hizmet yolunda şehit düştü. Muhsin Başkan, Türkiye’nin milli çıkarlarını savundu, bu uğurda şehit düştü. Türkiye ,Türk dünyası, İslam alemi onun yokluğunu derinden hissediyor."

http://www.enpolitik.com/haber/314947/hakki-oznur-aym-gunumuz-ali-kemallerini-aklamaya-calismistir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*