Selçuk Özdağ'dan çarpıcı açıklamalar: Erken seçim 2020 Eylül

AK Parti Eski Genel Başkan Yardımcısı ve Eski Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “Türkiye’de inşallah erken seçim olmaz ama Cumhurbaşkanlığı sistemi böyle devam ettiği sürece Türkiye hızla bir erken seçime gidiyor. Benim tahminim 2020 yılının Eylül ayında erken seçim kapımızı çalacak” dedi.
Eklenme Tarihi: 04.07.2019 14:34:00 - Güncellenme Tarihi: 04.07.2019 14:34:10

AK Parti Eski Genel Başkan Yardımcısı ve 24, 25, 26. Dönem Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Sonsöz TV’ye konuk olarak Gazeteci Fatih Yapar ve Aslı Eren’in sorularını yanıtladı.

Özdağ, AK Parti’den ayrılan bazı isimlerin öncülük ettiği yeni parti oluşumu hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Özdağ, Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanlığı’nı bırakması gerektiğini söyledi. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın sürekli görüştüğünü dile getiren Özdağ, milletin talebi olması halinde iki ismin birleşebileceğini de vurguladı. Konuşmasında, “karizmatik liderlik dönemi artık bitti, son karizma Erdoğan’dı” diyen Özdağ, ülkenin yeni bir oluşuma ihtiyacı olduğunu bu oluşumun lider temelli değil ortak akıl temelli oluşacağını söyledi. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi engelleyebilecek parti içinde 40 milletvekilinin olduğunu fakat o dönem bunu “suçlanma” ihtimali nedeniyle yapmadıklarını dile getirdi.



CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ BUNDAN SONRA DAHA ÇOK TARTIŞILACAKTIR

31 Mart seçimleri yapıldıktan sonra İstanbul seçimlerinin yenilenmesinin doğru olmadığını belirten Özdağ,“Hukukun kararına saygı duyuyorum ama bağımsız bir karar olduğunu düşünmüyorum. 1 oyla da seçim kazanılır, 100 bin oyla da seçim kazanılır. Burada YSK bir not alacaksa kırık not almıştır. Seçimlerinin yenilenmesiyle bir kez daha gördük ki, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin doğru olmadığını gördük. Bu milletin bir kültürü vardır, bizim kültürümüzde bir de kriz yönetebilme kültürü vardır. Bizim ülkemizde hiç kriz eksik olmaz, burada krizleri çözemeyenler hep yıkıldı. Bugün Türkiye’nin krizlerini çözebilecek kurumu veya kişisi yoktur. Seçim döneminde kullanılan dil, üslup, söylem uygun değildi. Kutuplaştırmayı arttıran sözler yanlıştı, bu ayrıştırıcı dil ile birlikte milletleşmemize sekte vuruldu. Geçmişte de darbelerle milletleşmemize sekteler vurulmuştu. Mustafa Kemal Atatürk milletleşme sürecini çok iyi yönetmişti ama daha sonra bu süreç bozuldu. Partiler araç olmaktan amaç olmaya başladı bu sebeple ayrışma başladı. Böylece Cumhurbaşkanlığı sistemi bundan sonra daha çok tartışılacaktır. İstanbul seçimlerinin yenilenmesiyle elde edilen sonuç AK Parti’nin çok büyük zorluklarla karılaşacağını gösteriyor. Parti içi de büyük zorluklar yaşanacağı gözüküyor. AK Parti kırsaldan şehre doğru geldi, şehri dönüştürmek istedi ancak kendisi dönüştü. Şehri kendisine benzetmek isterken, kendisi şehre benzedi” dedi.


DEVLET BENİM OLSUN ANLAYIŞI YANLIŞTIR

15 Temmuz Darbe Girişiminden sonra AK Parti’nin süreci iyi yönetemediğini söyleyen Özdağ,“KHK’lar ile değil parlamento çalıştırılarak yönetilmeliydi. Bu darbe sadece AK Partiye değil, muhalefete de yapılmıştır. Devletin her kurumuna yapılan bu darbenin her kurum ve her parti ile ortak hareket edilerek mücadele edilmeliydi. Devlet kimsenin değildir, parti devleti değildir. Devlet benim olsun anlayışı yanlıştır, devlet millete aittir. Darbenin ardından Ahmet Davutoğlu’nun görevden alınması da yanlıştı. Ben 12 Eylül dönemini yaşadım, yıllarca cezaevinde yattım ama hiçbir zaman devletime küsmemeye çalıştım. Ben bedel ödedim, 7 yıl cezaevinde yattım ama herkese devlete küsmeyin dedim. Ben milletvekili iken de öyle el indir kaldır vekilliği yapmadım, sürekli Manisa’da bulundum, sürekli telefonlara cevap verdim. Ben milletvekilliğimde aldığım maaşı hak etmek istedim, tarihe not düşmek istedim” diye konuştu.


‘BİZDEN SEÇİME GİRİP KAZAN, AK PARTİ’YE GEÇ TEKLİFİ’ OLDU


Özellikle Davutoğlu’na yapılanları kabul etmedikten sonra parti içinde kendisine yönelik olumsuz tavırlar gerçekleştiğini belirten Özdağ,“Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde de ittifak konusu gündeme geldiğinde bir direniş sergiledim, buranın AK Parti’de olması gerektiğini söyledim. Ben mevcut başkanın başarılı olmadığını bu sebeple yanlış aday olduğunu söyledim hep. Zaten ittifak yasal değildi, bunun yasal zemini oluşturulmamıştı. Ben bu ittifakı kabul etmedim. Eğer AK Parti bu ittifak yasal değil deseydi, kimse ittifak yapamazdı. İttifakı partiler değil taban yapmalı, oradan iyi bir aday çıkmalı ve herkes o adayda birleşerek ittifak oluşur. Daha sonra diğer partilerden de bana teklif geldi ancak ben kabul etmedim. Reddetmemin sebebi bir hırs içinde olmaktan ziyade genel siyaset yapma isteğimdi. Bana bizden seçime gir, kazan ve bir yıl sonra AK Parti’ye geç diye de teklif geldi ancak ben bunu da reddettim” ifadelerini kullandı.


AHMET DAVUTOĞLU’NA EVİNDE HAPİS HAYATI YAŞATTILAR
24 Haziran İstanbul seçiminin İstanbul ile sınırlı kalmayacağını ve her yere yansıyacağını söyleyen Özdağ,“Türkiye’de yeni bir siyasi dönem başlıyor. Partili cumhurbaşkanlığı sisteminde yeni bir dönem başlamıştı şimdi yine bir dönem başlıyor. Cumhurbaşkanı olarak partili olursanız yüzde 50 hasım yüzde 50 hısım olur. Bu süreçte yeni aktörler çıkacaktır. Bu aktörlerden biri Ekrem İmamoğlu, diğer yandan Ahmet Davutoğlu öne çıkmaktadır. Ahmet Davutoğlu’na uzun süre evinde hapis hayatı yaşattılar. Buraya herkes önem veriyor ve parti yönetimleri dikkatle takip ediyor. Ben Milliyetçi kökenli bir siyasetçiyim, buradan Devlet Bahçeli’ye de sesleniyorum, başka partilerin iç işleriyle ilgili konuşmasın. Burada konuşması gereken Recep Tayyip Erdoğan’dır. Herkes kendi partisi ile ilgili konuşmalar yapsın.  Türk siyasi hayatının yumuşak kelimelere ihtiyaç var.Ekrem İmamoğlu bir seçim kazandı, sayın Davutoğlu da daha önce bir seçim kazandı. Davutoğlu’na tahammül edemedi bazıları. Seçimde verdikleri vaatleri de kısa sürede yerine getirmiş birisidir sayın Davutoğlu. Daha sonra ülkemizi izliyor kendisi, il il dolaşarak sorunları ve ihtiyaçları tespit ediyor. Bir dış politika düşünüyor çünkü dış politikalarınız ekonominizi etkiler” dedi.

BU SİSTEMİ ÇIKARTTIRMAYACAK GÜCÜMÜZ VARDI
Partili cumhurbaşkanlığı sistemine itiraz ettiklerini ama evet oyu verdiklerini ifade eden Özdağ, “Biz bu sistemi çıkarmayabilirdik, buna gücümüz de vardı. Biz milletvekili arkadaşlarımızla görüştük ve 40’a yakın milletvekilimiz vardı. Eğer bu sistem gerçekleşmeseydi bize diyeceklerdi ki, biz size cennet vadetmiştik, ekonomimiz çok iyi olacaktı, üretim, refah hızla yükselecekti diyeceklerdi. Ve süreç bu şekilde gerçekleşip ekonomimiz bu hale geldiğinde bizi suçlayacaklardı. Biz o zamanlarda bunu yapacak gücümüz vardı, birbirimizle çok rahat haberleşiyorduk. Biz o zaman tam başkanlık sistemi istiyorduk ama partisiz başkanın olacağı bir sistemi kapsıyordu. Şimdiki sistem milletvekilleri daha etkin olacaklar diye getirilmişti ama bakalım kaç tane milletvekili kanun teklifi verebilmiş. Ben çok kanun teklifi vermiştim hangisi gerçekleşti ki” diye konuştu.


SİSTEMİN AKSADIĞINI PARTİ İÇİNDE İLK BEN SÖYLEDİM
Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine evet oyu vermesine pişman olduğunu söyleyen Özdağ, “Davutoğlu uzun süredir konuşuluyor. Ben sayın Davutoğlu ile 4 yıldır birlikteyim. Kendisinin ahlakı, zekası, dürüstlüğü ile beraberim. Şu anda da AK Parti üyesiyim ama inandıklarımı yazıyorum. Ben bu sistem için evet oyu verdim ama pişmanım dedim. Muhalefet cephesinden zaten bu sistemin aksadığı konusunda çokça itiraz vardı ancak diğer taraftan ilk kez ben bunun yanlış olduğunu söyledim. Bugün geldiğimiz durumda ben bundan mutlu değilim. AK Partili arkadaşlarımızın da sistemi revize edeceklerini duymaktan da çok mutlu değilim. Haklı çıkmak iyi değil bu konuda, Türkiye’ye yazık oluyor. Hukukçu arkadaşımız sistemle ilgili şu anda çok önemli mevkideki hukukçu birine yanlışları anlatıyor ancak biz şimdi böyle yapacağız daha sonra düzeltirsiniz cevabı alıyor. Bakın Avrupa’da demokrasinin beşiğinde başkanlık sistemi yok. Demirel bana dedi ki, baba ile oğlu, karı ile kocayı dövüştürür dedi. Erdoğan buraya şimdi Abdullah Gül’ü atadı ama daha sonra kendisi de buraya çıkacak çünkü burası çok cazibeli bir yer, o zaman kendisi de kendisi aşağıya birisini atayacak ve onunla çatışacak dedi” ifadelerini kullandı.

DAVUTOĞLU İLE BABACAN SÜREKLİ GÖRÜŞÜYORLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ali Babacan’a çalışmalarınızı parti içinde yapın teklifi olduğu iddiaları hakkında da konuşan Özdağ, “Sayın Babacan’dan bir şey duymadıkça veya sayın Erdoğan’dan duymadıkça neler olduğunu bilemeyiz. Sayın Davutoğlu, Sayın Babacan birbirlerini severler, sık sık görüşürler. Aile dostlukları da var bu sebeple zaman içerisinde bu iki şahıs memleket meselelerinde kafa yorarlar ve millete dönerler. Millet onlara nasıl bir yol haritası çizerse, ne emrederse onu yaparlar çünkü onlar bu memleketin çocuğu. Şimdi önümüzdeki süreçte milletin istekleri doğrultusunda yollarını belirleyeceklerdir. Burada bir liderliğe ihtiyaç yok, şu anda halkın bir çözüme ihtiyacı var. AK Parti’de de atamalar ve oyların düşmesiyle birlikte bir takım sorular ortaya çıktı. Kaybedilen yerleri nasıl kazanırız, kiminle kazanırız diye konuşmalar var. Böyle bir arayış olmasa millet konuşmaz. Biz Ekrem İmamoğlu çıkıncaya kadar, CHP’deki arayışın durduğunu gördük. Daha öncesinde o cephede partililer partilerinden memnun değildiler. İYİ Parti’de de bu söylentiler azaldı çünkü İstanbul kazanıldı” dedi.


ERDOĞAN AK PARTİ GENEL BAŞKANLIĞINI YÜZDE YÜZ BIRAKMALIDIR
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanlığını yüzde yüz bırakması gerektiğini söyleyen Özdağ,“Biz istiyoruz ki AK Parti doğru yönetilsin, başlangıçtaki kodlarına dönsün. Demokrasi, hukuk, insan hakları, AB kriterleri, gelir dağılımı gibi işler yoğunlaşsın. Bu anayasada artık cumhurbaşkanları parti üyesi olamaz şeklinde belirtilmesi gerekir. Sayın Babacan ekonominin başına geçsin, Sayın Davutoğlu partinin başına geçsin gibi söylentiler de var. Bunlar konuşulacak, toplum tartışabilir. Yeni parti kurulması veya parti içinde bir değişim olması konusunda yapılacaklar Sayın Erdoğan’ın yapacaklarına bağlı. Millet birilerine bir değer veriyorsa, bu değerin birileri tarafından değerlendirilmesi lazım. Devlet mimarisi mutlaka adalet ve liyakatle dizayn edilmeli. Mesela bir yere işçi alınacak, buraya alınacak işçileri AK Parti belirlemesin, partilerde belirlenmesin. Başvurularını yapsınlar, eğitim ve vasıflarına göre kurayla seçilsin. Her dilden her dinden herkese eşit fırsat yaratılsın” diye konuştu.

PARTİNİN ÜST KADEMESİNDEKİ KİŞİLER BENİMLE 5 DEFA GÖRÜŞTÜ


Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun içinde bulunduğu oluşumla ilgili konuşan Özdağ, “Siyaset olgu ile yapılır, bilgili olmak, ahlaklı olmak, tecrübe ile yapılır. Şimdi burada uzun süredir Türkiye üzerine kafa yoran akademisyenler, önde gelen bazı kişilerin Türkiye hakkında endişeleri var. İçerideki kutuplaşma, ekonomi, adalet ve hukuk gibi endişelerini dile getiriyorlar. Bu düşünceler nereye evrilir, bunları zaman gösterecek. Bu düşünceleri de yönlendirecek olan millettir. Millet bizim nabzımızı yokluyor, biz de onların nabzını yokluyoruz. Benimle partinin en üst kademesindeki kişiler 5 defa görüştüler. Konuşalım, tartışalım, neler yapmamız gerektiğini birlikte değerlendirelim denilerek zaman zaman çeşitli görevler de teklif edildi. Ben şahsımla ilgili makam mevki tekliflerini kabul etmiyorum, İYİ Parti’den gelen tekliflerini de reddettik. Bakın konuşuluyor, birileri eleştirdi, eleştirileri karşılığında bir makam verildi. Ama ben bu tip biri değilim, vatan son gemi, başka Türkiye yok. Ben konuştuklarımı devlet ve millet adına yapıyorum. Bir köylü çocuğu, su satarak, boyacılık yaparak, çalışarak üniversite okuyan ben 3 dönem milletvekilliği yaptım” ifadelerini kullandı.



DEVLET DAİRELERİNDE ÇOK BÜYÜK BİR İSRAF VAR
Yeni parti söylentilerini bir parti kurulması olarak telaffuz etmenin henüz doğru olmadığını belirten Özdağ, “Türkiye üzerine endişeleri olan insanlar platformu gibi düşünülmeli, bir parti telaffuz etmek doğru değil. Sonuç nereye evrilecek millet karar verecek. Türkiye’nin yeni bir dile ve yeni yüzlere, yeni seslere ihtiyacı var. Bu dil Yunus Emre dili, Aşık Veysel, Hacı Bektaş, Fuzuli dili olacak. Gönüller yapacağız, böyle yola çıkacağız. Avrupa’da her seçimde farklı liderler çıktığı için sağ partililer sol partililere, sol partililer sağ partilere çok rahat oy veriyor ve hiç birbirlerine hakaret etmiyorlar. Partiler araçtır, amaç  değildir. O kadar ciddi bir israf var ki, devlet dairelerindeki israfı Japonya’daki resmi görüşmelerin yapıldığı odalardan görüyoruz. Biz Türkiye’de basit bir devlet dairesine gittiğimizde o şatafatı hemen görebiliyoruz. İyi bir insan gelir sistemin içine gelir ve kötü olur ama mesele kuralları koyabilmek. Avrupa’da neden kötü olmuyorlar, çünkü liyakatla bir yere gelen insanlar kötülük yapıldığında hukukun yakasına yapışacağını bilir. Avrupa denildiğinde bunlar gelmeli aklımıza, Avrupa dendiğinde hemen Avrupa’nın ahlakı mı gelecek bize demesinler. Avrupa’nın hukuk sistemi, ihale ahlakı, atama ahlakı gelsin bize” dedi.

ERKEN SEÇİM 2020’NİN EYLÜL AYINDA OLUR
Erken genel seçim beklediğini ifade eden Özdağ,“Türkiye’de inşallah erken seçim olmaz ama Cumhurbaşkanlığı sistemi böyle devam ettiği sürece Türkiye hızla bir erken seçime gidiyor. Benim tahminim 2020 yılının Eylül ayında erken seçim kapımızı çalacak. İhale kanunu, şeffaflık, imar yasası, partiler yasası, liyakat gibi her şeyin düzene koyulması lazım. Eğer siyasiler isterse hepsini 6 ayda düzenler. Bir parti Türkiye’yi yönetemez hale gelmesin. Milli mutabakat dönemine gelmeyelim, yaparsa gelsin yapamazsa gitsin muhalefet gelsin. Kimse kafasından başka şeyler geçirmesin, çare parlamento, çare, seçim, çare hukuk. Ama şunu unutmayın ki bir erken seçim olacak ve yeni sistem parlamentoda inşa edilecek. Ondan sonra anlayacaklar gelin yeni anayasayı, şeffaflığı, partiler kanununu, liyakatı getirelim. Türkiye’de liderler olacaktır fakat artık Türkiye’de karizmatik liderler dönemi bitti. Son karizmatik lider Erdoğan ama bundan sonra kolektif akla önem veren bir döneme gelindi” diye konuştu.


kaynak: egedesonsöz

http://www.enpolitik.com/haber/313010/selcuk-ozdagdan-carpici-aciklamalar-erken-secim-2020-eylul.html

Sizin Yorumunuz:

*
*