Taha Akyol, 'Sayıştay raporlarını' yazdı: 'Türkiye’de kamu kurumlarına güven sarsılıyor'

Karar yazarı tecrübeli gazeteci yazar Taha Akyol, bugünkü köşesinde 'Sayıştay' raporunu ve Sayıştay'ın siyaset ilişkisini yazdı.
Eklenme Tarihi: 21.06.2019 08:43:00 - Güncellenme Tarihi: 21.06.2019 08:43:34

Karar yazarı Taha Akyol, bugünkü yazısında Sayıştay'ın ne yaptığına, işleyişin nasıl gerçekleştiğine ilişkin bir yazı kaleme aldı. İmamoğlu-Yıldırım canlı yayın tartışmasında gündeme gelen raporları ve Sayıştay'ın siyasetteki yerini anlatan Akyol'un 'Sayıştay ne yapıyor?' başlıklı yazısının tamamı şu şekilde: 


"İstanbul seçimlerinin önemli konulardan biri Sayıştay raporundaki “bulgular”dır. Bu vesileyle Sayıştay’ı da siyasette konuşmaya başladık.

Kamu kurumlarının, hele de yargı işlevi bulunan kurumların yıpranması, yıpratılması ülkenin hukuk devleti imajını ciddi olarak zedeliyor.

İstanbul belediye seçimleri dolayısıyla YSK’nın yıpranmasının ardından Sayıştay’ın da gündeme gelmesi önemsiz bir olay değildir.

SAYIŞTAY RAPORU

Sayıştay yaptığı açıklamada İBB hakkında 2018 raporu bulunmadığını, 2019 denetimlerinin ise daha başlamadığını açıkladı. Ekrem İmamoğlu elindeki raporun 2017’ye ait olduğunu söylediği halde, bu açıklama sanki hiç rapor yokmuş gibi bir izlenim yaratabilirdi, nitekim iktidar medyası öyle yansıttı.

Sayıştay açıklamasında, söz konusu raporda “kamu zararı” veya “usulsüzlük”tespiti yapılmadığı da belirtiyordu.

Bu açıklama ilk nazarda İBB işlemleriyle ilgili olarak söylenenlerin “külliyen yalan”olduğu izlenimi doğuracak nitelikteydi; böyle yayınlar da yapıldı zaten.

Evet İmamoğlu’nun dayandığı Sayıştay raporunda ““kamu zararı” veya “usulsüzlük” kavramları yoktur; olması da mümkün değildir. Çünkü söz konusu rapor “Düzenlilik Denetimi Raporu”dur. Bu raporlarda kanun, yönetmelik ve teamüllere “uygun” görülmeyen işlemlere dair “bulgular” tespit edilir. Bunların yolsuzluk mu, usulsüzlük mü, kamu zararı mı, yoksa basit hatalar mı olduğu belirtilmez…

RAPORLARI TARTIŞMAK

İBB’ye dair 2017 raporunda böyle 60 tane “bulgu” vardır. Belediyece yapılan 147 milyon liralık sosyal yardımların “sadece 9 zincir markette geçerli olması, ama bu marketlerin belediyeye bir ödeme yapmaması” gibi bulgular… (Rapor, sf. 110)

Sayıştay denetçisi bu “bulgu”ları tespit eder; Belediye’nin cevapları neyse onları kayda geçer ve her bir bulgunun altına şunu yazar:

“Takip eden denetimlerde izlenecektir.”

Bu “bulgu”lardan düzeltilmeyenler hakkında Sayıştay’da ilgili Değerlendirme Dairesi inceleme yapar; “kamu zararı” veya “usulsüzlük” mü, yoksa basit ya da da düzeltilmiş bir hata mı? Buna denetçi değil, bu Daire karar verir. Gerektiğinde tazmin ettirilir, yargılama süreci başlatılır.

Ama “bulgu”lar Meclis’te ve kamuoyunda elbette tartışılır, eleştirilir; bu da bir kamu denetimidir.

Anayasa Mahkemesi, Sayıştay denetimlerinin daraltılamayacağına, çünkü “yürütme erkinin Meclis’e ve halka hesap vermesinin” demokrasilerde zorunlu olduğuna karar vermiştir. (K. No: 2012/207)

Bu raporlar Meclis’te ve kamuoyunda tartışılsın diye açıklanıyor zaten; Sayıştay’ın “kesin hüküm” vermesi beklenmeden…

DEVLET KURUMLARI

Bu bulgular doyasıyla belediye elbette eleştirilebilir, bunlara “israf” denilebilir, yanlış olduğu söylenebilir ama “yolsuzluk” gibi suç ima eden nitelemeler yapılamaz.

Sayıştay da açıklamasında “bulgular” hiçbir şey ifade etmiyormuş gibi bir izlenim yaratmaktan sakınmalıydı.

Özellikle sorgulama ve yargılama işlevi olan kurumlar tarafsız olduklarını “göstermek” zorundadırlar.

Ama seçimlerde polis kapı kapı dolaşıp “sahte seçmen” aradı… Sandık kurullarında FETÖ “iltisakı” iddiasıyla savcıların soruşturma açtığını devlet ajansı duyurdu… YSK kendi yerleşik içtihatlarını yok sayarak seçimleri iptal etti.

Yargı bağımsızlığıyla ilgili sorunlar biliniyor. Dahası, Yürütme erkinin Yargı üzerindeki etkisini yansıtan törensel gösteriler de yargı bağımsızlığına güveni zedeliyor.

Hiçbir olgunlaşmış demokraside böyle törenler olmadığı gibi, Amerika’da yargıçlar başkanın karşısında ayağa bile kalkmazlar.

DEVLETİN BEKASI

Endişem şu: Türkiye’de kamu kurumlarına güven sarsılıyor. Bunu, Türkiye’yi “yatırım yapılabilir ülke” olarak göstermelerini istediğimiz uluslararası kuruluşlar da yazıyor. Moody’s adlı kuruluşun raporlarında Merkez Bankası dahil, “kurumsal güçlülüğün aşınması” bölümlerine bakıyor musunuz?!.

Yargıtay’ın (1868) ilk başkanı Cevdet Paşa, Danıştay’ın (1868) ilk Başkanı Mithat Paşa, onlardan da önce kurulan Sayıştay’ın (1862) ilk başkanı Ahmet Vefik Paşa’dır.

Asya ve Afrika’da, hatta Balkanlarda böyle köklü kurumları olan başka bir ülke yoktur.

Bunun değerini bilmeliyiz; kurumlarımız bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesini şahsi onur gibi titizlikle korumalıdır.

Seçimlerin kazananı, kaybedeni olur; kalıcı olan kurumları sayesinde devlettir."


http://www.enpolitik.com/haber/312667/taha-akyol-sayistay-raporlarini-yazdi-turkiyede-kamu-kurumlarina-guven-sarsiliyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*