Tokat’ın meşhur “Kırkkızlar Efsanesi” bir kitapla canlandı...

İletişim Dr. ve sitemiz enpolitik köşe yazarı Dr. Göktan Ay’ın, yazar Ayla Özdemir Bağ ile “Yaşayan Kırıkkızlar” adlı kitabı üzerine yaptığı keyifli söyleşiyi siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz...
Eklenme Tarihi: 19.06.2019 12:51:00 - Güncellenme Tarihi: 19.06.2019 13:28:34

Sitemiz enpolitik yazarı Dr. Göktan Ay, yazar Ayla Özdemir Bağ ile 'Yaşayan Kırkkızlar' adlı kitabı üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

İşte Göktan Ay'ın Ayla Özdemir Bağ ile yaptığı röportaj:



AY: Kendinizi kısaca anlatır mısınız?

ÖZDEMİR BAĞ: "Ey kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın" sözünün vücut bulduğu Anadolu'nun mayası olan bu topraklardan hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. 1971 Tokat Niksar doğumluyum. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. Ayrıca Marmara  Üniversitesinden Aile Danışmanlığı ünvanı aldım. Tokat Gazetesinde ve Tokat Gündem Gazetesinde köşe yazarlığı yapıyorum. Evliyim. İki çocuk annesiyim. "Yaşayan Kırkkızlar Efsanesi" adında bir kitap yazdım. Şu an da ikinci kitaba hazırlanıyorum. Araştırmayı, yazmayı, gezmeyi, okumayı, gerçek yaşam öyküsü dinlemeyi ve etkilendiğim hikayeleri paylaşmayı çok seviyorum.

AY: Kendinizi “Dünya Köylüsü Ayla Özdemir Bağ” olarak tanıtmışsınız, ne demek istiyorsunuz?

ÖZDEMİR BAĞ: Günümüzde kitle iletişim araçları sayesinde dünya çok küçüldü ve köy haline geldi. Herkes birbirinden haberdar. Dünyanın öbür ucunda birisi hapşırsa, biz buradan çok yaşa diyoruz. Farklı kültürlerin zenginlik olduğunu ve dünya dediğimiz bu köyde yaşayan insanların, aslında özde bir olduğunu gördüm. İnsanlar ikiye ayrılır. İyi insan, kötü insan. Sen safını seç ve yürü. Ben iyiyi ve güzeli seçtim. Dünyayı köy yaptım ve insanın içinde var olan evrensel değerleri yaşatmaya çalışan, doğal fıtratı gereği insan gibi yaşayan, köy saflığında doğallığında derdi sadece insan kalabilmek olan insanın bozulmamış organik duruşuyla sergilediği tavır karşısında kendimi Dünya köylüsü olarak nitelendirdim. Yani her milletin; iyisi iyi, kötüsü kötüdür. Sen, insan olarak içindeki güzelliği yeşert ve dünya insanlığına katkı sun. Çünkü, insan dünya köyünde yetişir. Yunus'un dediği gibi;" Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim,  dünya kimseye kalmaz." Özümüzdeki sevgiyi koruyup çoğalttığımızda, dünya çok daha güzel olacak.

AY: Tokat’ta “Kırkkızlar Efsanesi” var. Kısaca anlatır mısınız?

ÖZDEMİR BAĞ : Binlerce yıl önce yaşanmış bir efsane. Ben bu kitapla aslında efsanenin yeniden tanımını yaptım. Gerçek yaşam öyküleriyle kadınlarımızın başarılarını efsaneleştirdim. Efsane şöyle; "Binlerce yıl önce, bu topraklarda hüküm süren bir kral varmış. Zalim mi zalim, halkına zulüm eden bir kralmış. Kralın yeşil gözlü sarı saçlı birde kızı varmış. Kızını yetiştiren bir dadısı varmış. Gel zaman git zaman kız büyümüş, günümüzün deyimiyle 18 yaşına gelen kız saraydan dışarısını merak eder ve sorgular olmuş. Bir gün dadısından izin alıp çarşı pazar gezmeye gitmiş. Gezdiği yerlerde halka babasını sormuş. Nasıl, kraldan memnun musunuz? Kimse memnun olduğunu dile getirmemiş. Herkes kraldan şikayet etmiş. Kız bu duruma çok üzülmüş ve saraya döndüğünde babasının karşısına geçip; babacığım bugün çarşı pazar gezdim, seni sordum hiç kimse senden memnun değil. Neden halkına zulüm ediyorsun. Böyle yapma babacığım demiş. Kral bu durum karşısında kükremiş ve sen benim işlerime karışma.  Senin bir daha saraydan dışarıya çıkmanı yasaklıyorum demiş ve kızını karşısından kovmuş. Kız bu duruma çok üzülmüş ve dadısının koynunda ağlamış. Dadısı kızı çok ama çok sevmekteymiş. Durumuna üzülmüş ve çareler aramış; “üzülme bundan sonra saraydan dışarıya çıkarken kıyafetini değiştiririz seni kimse tanımaz” demiş. Kız buna çok sevinmiş ve saraydan her dışarıya çıktığında  kıyafetini değiştirmiş ve dışarıda bir kız arkadaşla tanışmış. 1,2,3,5,...derken 39 kız arkadaşı olmuş. Birde kendisi Kırkkız!. Onların dertlerini dinlemiş, dertlerine derman olacak çareler aramış. Aç olana ekmek, hasta olana ilaç, parası olmayana sarayın ambarından para, altın, inciyi ihtiyacı olanla buluştururmuş.

Bu dönemde, bu topraklarda köy köy gezip kitaplarıyla yöre halkını aydınlatan bir derviş varmış. Dervişten rahatsız olan kralın askerleri dervişi yakalamış, kitaplarını yakmış ve  dövmüş, öldü diye dere kenarına atmışlar.  Derviş bir kaç gün sonra kendisine gelmiş, yapılanlara çok üzülmüş ve elini yüzünü yıkamış, diz üstü çöküp Allah'a niyazda bulunmuş; "Ey güzel Allah'ım bu topraklarda doğan kız çocuklarını öyle merhametli, adaletli,  bilgili ve öğle güçlü kıl ki kralın askerlerine baş gelsinler. Onların gittiği yerde sevgi, huzur, mutluluk baş göstersin demiş" ve bir daha aşağıda yaşamamış dağlarda yaşamış. Ambarın boşaldığını fark eden askerler krala haber vermişler ve kral emir vermiş; “derhal bunu yapanları yakalayın ve huzuruma getirin” demiş. Askerler bir araştırma yapmışlar ki, bütün işi organize eden kralın kendi kızı. Kral emir vererek; “39 tanesinin kellesini kesin kızımı bana getirin” demiş. 39 tane kız oracıkta baş vermiş. Kralın kızı kaçmış ırmağın kıyısına kadar gelmiş. Geriye dönse askerler ileriye gitse ırmak  ve kendisini çok sevdiğini bildiği ırmağın kollarına bırakmış.. Sevdiğine kavuşan ırmak deli deli akmış, coşmuş da coşmuş. Askerlerden kimse cesaret edip arkasından atlayamamış.  Sevdiğine kavuşan ırmak o günden sonra sevdiğinin gözlerinin renginde yeşil akmış ve Yeşilırmak olmuş.

             Yeşilırmak, geçtiği toprakları yeşile boyar ve saf temiz suyuyla suladığı havzasındaki ovalarında yetiştirdiği doğal,  organik sebzeyi meyveyi yiyen bu coğrafyada doğan insanların karakterinde doğruluk, dürüstlük bozulmamış ahlaki değerler olarak zuhur eder.

                Anadolu'yu bir tencere süt olarak düşünürsek, bu bir tencere sütü çalmak için bir kaşık yoğurda ihtiyacımız varsa, “işte bu bir kaşık yoğurt (maya ) bu coğrafyada doğan Anadolu insanının bozulmamış ahlaki değerleridir” diye düşünüyorum. Cömertlik, adalet, sevgi, merhamet, çalışmak, üretmek, cesaret gibi evrensel değerlerin en doğal haline rastlamak ve demlenmiş insanların yaşam tecrübelerinden faydalanarak kendimizi bulma yolculuğunda ışık tutmak ve ayna olmak üzere Kırk Kızlar kitabını okuyabilirsiniz.

AY: Kırkkızlar’ı bir projede buluşturmak nereden aklınıza geldi?

ÖZDEMİR BAĞ : Bu öyküler kitapta sınırlı kalmamalıydı. Dillendirilmeli ve mayalandırılıp çoğalmalıydı. "Yaşayan Kırkkızlar Efsanesi "kitabı alanında yazılmış ilk olma özelliğiyle özgün bir kitap. Kitaba konu olan kadınlarımızın  bizlere ilham veren değerli yaşam öykülerini, kendi ağızlarından okullarda öğrencilerimize anlatmak ve süreklilik arz etmesi hasebiyle Türkiye'de Milli Eğitim bünyesinde bir ilk olarak tarihe geçti. Türkiye'de bir ilk olarak, Tokat Valiliğinin himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğünce yürütülen "Kırkkızlar" projesiyle; “kadınlarımızı okullarda kıymetli öğrencilerimizle buluşturup,  bizden sonra gelen nesillere örnek olması, rol model oluşturması ve kendi içimizden var olan değerlerimizden feyz alarak geleceğimize yön verilmesi, içimizde var olan gücün keşfedilmesi” amaçlandı. Daha çok kişiye ulaşabilmek için, proje kapsamında kadınlarımızın belgeselleri çekildi. Hikayelerin öğrencilerimiz üzerinde etkisi çok büyük oldu, yüreklere dokunduk. Hayat dediğimiz bu yolculukta kırk aynadan kendimize bakmak ve herkesin bu hikayelerden kendisine düşen payı almasını sağladık. Farkındalığımız arttı.  Dünya üzerinde insanlar bir direktir bu direkler üzerinde sevgiye ait bir not vardır. Bu notu okuyabildiysek ne mutlu bize.


AY: Kırk Kızlar’ı seçerken, nelere dikkat ettiniz?

ÖZDEMİR BAĞ: Kitap yöresel bir çalışma oldu ama evrensel değerler üzerinden kadınlarımızın öykülerini işlediğim için aslında evrensel bir kitap. Kırkkızlar kitabına konu olan hanımlarda üç kriter aradım;

1- Kırk yaş üstü olmasına,

2- Sıra dışı hayat hikayeleriyle ilk olmalarına,

3- Tokat'lı olmalarına ve hayatın içerisinde “aktif rol almalarına” dikkat ettim.

AY: “Yaşayan Kırk Kızlar” ile “MEB bünyesinde” toplantılar yapıyorsunuz? Neyi amaçlıyorsunuz? Ve, nasıl karşılanıyorsunuz?

ÖZDEMİR BAĞ: Kitaba ve projeye İl Milli Eğitim Müdürlüğü  sahip çıktı. Bu durumdan çok mutluyum. Bize destek veren herkese çok çok teşekkür ederim. Benim amacım; hayatın bu koşuşturmasında, telaşında kısa bir ara verip, bir saatlik bir molada hayatın özüne dair gerçek hikayelerle öze dokunmak ve içimizde var olan o güzelliği açığa çıkartmak için güzel örneklerden feyz almaktı. İçimizde var olan potansiyeli hatırlamak ve hatırlatmak amacıyla bu söyleşileri çok çok önemsiyorum. Farkındalığımızın artması ve fark yaratmak adına; “kadim insanlık tarihinin öz kültürünü yansıtmak,  modernitenin bize dayattığı yozlukları kırarak bakış açılarımızı değiştirmek,  önyargılarımızı kırmak ve var olan güzellikle güzelliği mayalandırmak ve çoğaltmak” çok çok önemli diye düşünüyorum. Sevginin ve inancın yarattığı mucizeye şahitlik etmek, hayallerin ve yaşın sınırının olmadığını yaşayan örneklerle görmek insanların ufkunu açtı ve umut aşıladı. “Ben de yapabilirim, ben de başarabilirim”in gücünü gördüler.

Okullarda hayretle karşılanıyoruz ve geri bildirimlerden aldığımız feyzle yolumuza devam ediyoruz. İlk defa böyle bir projeyle karşılaştığını söyleyen  yöneticiler, çok güzel bir çalışma olduğunu ve desteklenerek daha çok kitlelere ulaşması gerektiğinin altını çiziyorlar. Tokat’taki okullarda, her hafta bir söyleşi gerçekleştirdik. Öğrenciler ve öğretmenler merakla bir sonraki kahramanı bekler oldular, yeni insanlarla tanışıp onlardaki başarıdan ilham  aldılar. Gerçek hikayelerden çok etkilendiler. Kendi hayatlarına yön verdiler.

AY: Çalışmalarınıza Tokat ili olarak destek alabiliyor musunuz?

ÖZDEMİR BAĞ : Öncelikle bana destek veren tüm gönül insanlarına, kurumlara,  kuruluşlara çok çok teşekkür ederim. “Yaşayan Kırkkızlar” Efsanesi kitabı  manidar bir şekilde 2017 yılının kasım ayında  ilk olarak  Tokat kitap fuarında; Kırk yazar,   Kırk bin kitap,  Yaşayan kırk kızlar Efsanesi  kitabı  okuyucusuyla buluştu. TOŞAYAD derneği ile birlikte Ankara 12. Kitap fuarına katıldık.  Bugüne kadar 100 'ün üzerinde söyleşi gerçekleştirdik.  Okullarda öğrencilerle, Belediye konaklarında kadınlarımızla buluştuk. Bütün kurumlar bize  kapılarını açtı. Herkes bizi dinledi ve takdirlerini ilettiler. Yaptığımız bu çalışmaların karşılığını manevi  olarak teşekkürlerle  alıyorum.

Geri bildirim yapan bir okul müdürümüzün Kırkkızlar hakkındaki yorumunu sizlerle paylaşmak istiyorum. " Sağlıkta ve afiyette hayatınıza daha bir "anlam ve değer"  katmak istiyorsanız, Kırkkızlar kutup yıldızımız olsun " dedi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün milli mücadeleyi 19 mayıs 1919 da Samsun'a çıkarak başlatması üzerine 100. Yıl anısına  bende GOP üniversitesinde yaptığım 100.Yıl  "Anadolu' nun Mayası Kadınlarımız"  adlı söyleşiyi   " 19 Mayıs Atatürk' ü Anma Gençlik ve Spor Bayramında" bize bu vatanı armağan eden atalarımıza hediye ettim. Çalışmanın,  üretmenin ve bilinçli olmanın vermiş olduğu sorumlulukla üzerimize düşeni yapmanın onurunu ve gururunu yaşıyorum.


Tokat GOP Lisesi 6 Fen A/1974 Mezunu  arkadaşlarım; Abdullah Sağlamer, Ben, Ayla Özdemir, Necmi Melek


AY: Bundan sonraki amacınız nedir?

ÖZDEMİR BAĞ: Bundan sonraki amacım -Kırkkızlar' la ilgili  destek bulabilirsem- Türkiye' de kırk kadın daha sonra, Dünyada kırk kadının hikayesini yazmak istiyorum.

Kadınlarımızın tecrübeleriyle demlenmiş yaşam öykülerini üniversite öğrencileriyle buluşturmak ve bu öyküleri tüm Türkiye'de dillendirmek istiyorum.

Yeni çalışmalarla ve sürprizlerle birlikte hayatın içinde var olmaya devam edeceğim.

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle...

Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok çok teşekkür ederim.

Selamlar...saygılar... sevgiler...

AY: Başarılar diler, teşekkür ederiz.

http://www.enpolitik.com/haber/312629/tokatin-meshur-kirikkizlar-efsanesi-bir-kitapla-canlandi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*