“AK Parti’nin ‘değişim’le kavgası”

Karar yazarı İbrahim Kiras İstanbul seçiminin yenilenmesi ile ilgili “AK Parti’nin ‘değişim’le kavgası” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Eklenme Tarihi: 07.05.2019 08:42:00 - Güncellenme Tarihi: 07.05.2019 08:44:04

Karar yazarı İbrahim Kiras bugün kaleme aldığı yazısında “AK Parti özellikle son birkaç yıldır toplumdaki değişimi okuyarak kendini yenilemeye girişeceği yerde bunun tam aksi yönde bir yol tuttu. Değişimle kavga etmeye başladı. 31 Mart bu yanlış siyaseti değiştirme fırsatı vermişti. Anlaşılan o ki bu son fırsatı kullanma iradesi de gösterilemeyecek.” dedi. İbrahim Kiras’ın yazısı şu şekilde:

“Son güne kadar “İstanbul seçimi tekrarlanacak mı” diye soranlara “ne hukuk ne de akıl ve mantık böyle bir şeye izin veriyor” cevabını verdim. Hukukun izin vermemesinden kastım, itiraza konu olan hususlarda yasa, mevzuat ve yerleşik içtihatlar itibarıyla YSK’nin bu yönde bir karar almasının mümkün olmaması.

İşin siyasi boyutuna baktığınızda ise seçim sonuçlarını toplumun beklentilerini ölçmek ve bu anlamda eksikliklerin giderilmesi ve yenilenmek için bir fırsat olarak görmesi gereken AK Parti’nin bunun yerine yapılan seçimin yok sayılmasını talep etmesi çıkar yol değil. Dahası, İstanbul’da seçimin yeniden yapılması durumunda yeniden bir mağlubiyetin ortaya çıkma ihtimali doğrudan iktidarın siyasi meşruiyeti açısından göze alınamayacak bir risk.

Ne var ki Erdoğan’ın son iki gündür yaptığı açıklamalara bakılırsa bu riskin göze alındığı ve yeniden seçim için düğmeye basılmış olduğu görülüyor.

Öyle anlaşılıyor ki AK Parti -müttefiki MHP’nin arzuladığı şekilde- 17 yıllık iktidarını, tabiri caizse, “vuruşarak” sürdürme seçeneğini benimsedi. Oysa en önemli hasleti alternatifsizliği olan, çünkü bir sihirbaz gibi kendi alternatifini yine kendisi üretebilen ve iktidarda bile muhalif pozisyonunu koruyabilen AK Parti eskiden olsa iktidar süresini uzatmanın başka yollarını bulabilirdi. 

Ne var ki özellikle son beş altı yıldır girdiği yolda, yani hem partinin hem de ülkenin yönetimini merkezileştirme ve kişiselleştirme sürecinde bu hasletini kaybettiği için artık MHP ile kurduğu mecburi ittifakın izin vermediği bir yola sapma şansı pek yok.  AK Parti 2002’de ülke yönetimini ülkenin yeni toplumsal şartlarına uygun hale getirme vaadiyle iktidara geldi. Zaten partinin kurucu kadrosu daha önce de eski partileri Refah’ın yenilenmesi, toplumun değişim ve dönüşümüne ayak uyduracak bir siyaset dilinin benimsenmesi mücadelesini vermişlerdi.

Değişim nosyonu AK Parti’nin varlık amacının ifadesiydi bir bakıma. AK Parti’nin iktidarda bulunduğu geçen 17 yıl boyunca -bir kısmı doğrudan AK Parti iktidarının eseri olarak- Türkiye’de çok şey değişti. Elbette bir bölümü olumlu, bir bölümü olumsuz. Yahut baktığınız yere göre olumlu veya olumsuz. Ama nereden bakarsanız bakın değişimi görürsünüz. 

Zaman içinde partinin kendisi de değişti, yönetim tarzı da, dili de. Bir anlamda AK Parti iktidarlarının Türkiye’yi değiştirdiği gibi Türkiye de AK Parti’yi değiştirdi. Ne de olsa 17 yıl uzun bir süre. Nesiller değişiyor, dünya değişiyor, anlayışlar değişiyor. Siyasetin de bütün bu değişimlere ayak uydurabilmesi gerekiyor. Yoksa cepten yemeye başlarsınız zaten...

***

Ancak iktidar partisinin son zamanlardaki değişimi veya dönüşümü böyle değil. Tam aksine değişimci karakterini terk etme ve daha da önemlisi değişime ayak uydurabilme kabiliyetini kaybetme yönünde bir “değişim” görüyoruz bu süreçte. Kendi tabanını konsolide etmek için toplumdaki çatışma ve uzlaşmazlık konularını gündemde tutmaya yönelik kutuplaşma siyaseti aynı zamanda parti yönetimini merkezileştirme ve kişiselleştirme siyasetiyle birlikte toplumla ilişkisini yeni baştan kurdu iktidar partisi.

Bu yeni siyaset tarzının üretebildiği çözümler ancak çatışarak -veya vuruşarak- gerçekleştirebilen türden “çözüm”ler olduğu için dış politika ve ekonomi başta olmak üzere ülke yönetimindeki sorunların çözülmesi de pek mümkün olmadı. Sorunlarımızın giderek çözümsüzleşme eğilimine girmekte olduğu algısının yükseldiği bir ortamda gidilen yerel seçimde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyükşehirlerin kaybedilmesi olağan bir gelişmeydi. 

Diğer yandan AK Parti’nin siyasetindeki “değişim” Türkiye’deki toplumsal değişimin aksi yönünde olduğu için hitap ettiği veya dilini konuşabildiği toplumsal kitlenin giderek daralma eğilimine girmesi doğal olarak oy aldığı tabanın da daralmasını beraberinde getirecektir. 31 Mart sürpriz değildir.

Hasıl-ı kelam: AK Parti özellikle son birkaç yıldır toplumdaki değişimi okuyarak kendini yenilemeye girişeceği yerde bunun tam aksi yönde bir yol tuttu. Değişimle kavga etmeye başladı. 31 Mart bu yanlış siyaseti değiştirme fırsatı vermişti. Anlaşılan o ki bu son fırsatı kullanma iradesi de gösterilemeyecek.

http://www.enpolitik.com/haber/311287/ak-partinin-degisimle-kavgasi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*