Köln’de "Varlık Mücadelemiz ve Türkçe Paneli” yapıldı

Avrupa Türk İslam Birliǧi (ATİB) Genel Merkezi Konferans salonunda yapılan “Varlık Mücadelemiz ve TÜRKÇE Paneli”nde Alman Türk Yazarlar Birliǧi Başkanı Mahmut Aşkar ve Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezi Başkanı Veyis Güngör birer konuşma yaptılar.
Eklenme Tarihi: 05.05.2019 12:16:00 - Güncellenme Tarihi: 05.05.2019 12:52:23

Köln’de düzenlenen "Varlık Mücadelemiz ve TÜRKÇE Paneli” yoğun ilgili gördü panelde,10. Amsterdam Biyografi Okumalarında Dr. Haluk NURBAKİ anlatıldı ve 57. Amsterdam Tartışmalarında İl Genel Meclisi Seçimleri ve Siyasi Katılım ele alındı. Birçok konuya da değinilen panelde şunlar konuşuldu;

İkinci Avrupa Türk Dil Kongresi ne zaman toplanacak? Geçen hafta, Köln’de yapılan bir Türkçe toplantısında, ‘Birinci Avrupa Türk Dil Kongresi’nin 2005 yılında Frankfurt’da gerçekleştirildiǧini öǧrendim. Alman Türk Yazarlar Birliǧi Başkanı Muhmut Aşkar’ın konuşmasında dikkat çektiǧi Kongre ilgimi çekti. Mahmut Aşkar, konumuz 2005 yılında Frankfurt’da yapılan Türk Dil Kongresi olmadıǧı için oldukca üzerinde fazla durmadı. Oysa Avrupa’da bir Tük Dil Kongresi bizim için hayat memat meselesiydi.  

Konuşma esnasında aldıǧım üç not bana yeterli oldu. Birincisi, Kongreye o günkü Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Akalın’ın konuşmacı olarak katılmasıydı. İkincisi de aynı gazetede “Enpolitik.com” yazdıǧımız deǧerli şair ve münevver Yavuz Bülent Bakiler’in de Kongre’de yer almasıydı. Üçüncüsü de deǧerli dostum, o yıllarda Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın danışmanı ve şimdi YTB Başkan Yardımcısı Dr. Sayid Yusuf’un da Kongreye iştirak etmesiydi. Bir de, deǧerli edebiyatçı Hasan Kayıhan’ın da Frankfurt’daki Kongreye katıldıǧını öǧrenmiş oldum. Arşivdeki aramalarım sonucunda Kongrenin 8 Mayıs 2005 tarihinde yapılacaǧına dair bir ön duyuru ile karşılaştım. Duyuruda Almanya’nın Frankfurt kentinde ‘Birinci Avrupa Türk Dil Kongresi’nin Avrupa Türkleri Birliǧi (ATB) tarafından düzenlendiǧi yer almaktaydı. Ayrıca, Kongre ile ilgili “Turkpartner ” gazetesinde Hasan Kayıhan’ın zehir zemberek bir yazısıyla karşılaştım. Çok açık ve net bir şekilde Kayıhan’ın Kongreden hiç te memnun olmadıǧı anlaşılıyor.  

Hasan Kayıhan’ın Frankfurt’da yapılan Birinci Avrupa Türk Dil Kongresi ile ilgili uzun yazısından bir bölüm şöyle: “Geçenlerde Frankfurt'ta düzenlenen Avrupa I. Türk Dili Kongresi'nden gece yarısı eve dönerken çok öfkeliydim; ancak bizim Kalas Memedga'ya özenip gün boyunca öyle bağırmış, öyle bağırmıştım ki, gırtlağımda öfkemi dışarıya vurabilecek değil ses, nefes bile kalmamıştı. Ha, sakın yanlış anlaşılmasın; öfkem, ne Avrupa I. Türk Dili Kongresi düzenleyen ETU (En-Türk-Uluları diye mi okunuyor acaba ?) isimli dünyaca meşhur kuruluşa ne de Türk Dili Kurultayı'nda Türkçe'den başka her dili konuşan "speaker'lereydi; öfkem, Avrupa I. Türk Dili Kongresi var diye gece yarısı kalkıp yollara düşen, ancak yeterince "-Amiin!.." diye bağıramadıkları için orada Türkçe'den başka her dilin konuşulmasına sebep olan Türk milletineydi. Oysa her şey ne güzel başlamıştı!” 

Edebiyatçı Kayıhan hem organize eden kurumdan hem bizatihi organizenin içeriǧinden bizar.  Bunun dışında, ne 2005 yılında Frankfurt’da yapılan Türk Dil Kongresi ile ilgili ne de Kongreyi organize eden Avrupa Türkleri Birliǧi ile ilgili fazla bir bilgiye ulaşamadım. Kongrede kimler konuştu? Hangi konular ele alındı? Geleceǧe dönük hangi kararlara imza atıldı bilmiyoruz.  Bu ve benzeri organizasyonlardan ortaya çıkan ortak bir mesele, Avrupalı Türklerin sürdürülebilir projeler yerine, günü birlik ya da kısa vadeli projelere meyilli olmalarıdır. Tam da bu noktada bir başka mesele de hiç şüphesiz toplum olarak kurumsal hafızaya pek fazla deǧer vermememizdir. Özellikle kurumlarımızda, yeni gelenler bir öncekilerin yaptıklarını karartmakta öyle mahirler ki, kelimenin tam anlamıyla, pes doǧrusu. Avrupa Türk Dil Kongresine geri dönelim. Hafta içinde ATIB, Avrupa Türk İslam Birliǧi Genel Sekreteri Nurdoǧan Aktaş ile telefonda bir konuyu iştişare ettik. Aynı anda, birincisi 2005 yılında Frankfurt’da yapılan ve devamı gelmeyen ‘Avrupa Türk Dil Kongresi’nin devam ettirilmesini de tartıştık. Bu işin bir gönül işi olduǧunu, ancak ve ancak bu meseleye Avrupa Türklerinin geleceǧine yönelik derdi olanların Türkçe meselesine de eǧilmeleriyle yol alınılabileceǧi kanaatimizi yeniledik.  

Peki ne yapılmalı? Nasıl yapılmalı? Soruları da soruldu.  

Ortak cevap, ivedilikle, Avrupa Türk Dil Kongresinin yeniden ama Avrupa’nın başkenti Brüksel’de toplanması yönünde bir kanaat oluştu. Başta Avrupa Türk İslam Birliǧi olmak üzere, Avrupa’da Türkçe için sorumluluk hisseden tüm kurum, kuruluş ve kişilerin harekete geçerek, sözkonu Kongreyi toplamaları gerekmektedir. Başta, Alman Türk Yazarlar Birliǧi Başkanı Mahmut Aşkar bey olmak üzere, Avrupa’da Türkçe yazan, düşünen, rüya gören ve derdi olanları Kongrenin organize edilmesine davet ediyoruz. Unutmamamız gereken bir gerçek: her türlü şikayeti bir tarafa bırakıp, Avrupa Türk Toplumu olarak kendi ayaklarımız üzerinde durmayı öǧrenmemiz gerekmektedir.  En kısa zamanda, İkinci Avrupa Türk Dil Kongresi tarihini duymak ve o tarihte Brüksel’de buluşmak dileǧiyle. 

Veyis Güngör


10. Amsterdam Biyografi Okumalarında Dr. Haluk NURBAKİ anlatıldı

2 Şubat 1924 yılında Nevşehir'in Nar kasabasında dünyaya geldi. Annesi Nevriye Hanım Mevlevi terbiyesi almış ve Mesnevi sohbetleri yapan bir Hanımefendiydi. Bu sohbetler sırasında Hz. Mevlana'nın son türbedarlığını yapan Mehmed Dede'nin sevgi ve himmetine mazhar oldu. Haluk Nurbaki annesiyle yaşadığı bu manevi atmosferin yanı sıra o dönemde babası Edip Ali Beyin yaptığı araştırmalar sonunda oluşan Ayni, Mısri Sultan, Deli Bekir, Abdurrahim Karahisari gibi pek çok veli'nin hayatlarını anlatan eserlerle de gönül dünyasının yapı taşlarını oluşturdu. İslam Peygamberine olan aşkı ve sevgisi Afyon'da geçen çocukluk yıllarında atılan bu kıvılcımlarla başladı. Haluk Nurbaki tahsilinin ilk bölümünü Afyon'da tamam­ladı. Afyon Lisesini bitirdikten sonra İstanbul'a tıp tahsili için geldi. Nurbaki 6 yıllık tıp tahsilinin İstanbul'da devam eden 5 yılında daha sonra kitaplarına yansıyacak olan ve Türkiye'de ilk kez veri olarak kullanılmaya zemin oluşturacak biçimde Almanya'dan Türkiye'ye gelen bilim adamlarından matematik, fizik ve kimya konularında özel dersler aldı. Yine bu dönemde Nur- u Osmaniye ve Beyazıt camilerinde hadis dersleri aldı, bu sırada Şemsettin Yeşil ile tanıştı ve bu tanışma onda Ehl-i Beyt aşkını coşturdu. Aynı zamanda Necip Fazıl ile devam eden diyalogu, ona İslami mücadele insiyatifini öğretti ve neticesinde 1950'li yıllarda dönemin çetin şartlarına rağmen Büyük Doğu cemiyetinin kuran dokuz kişiden biri olarak yer aldı. Bir süre sonra da bu cemiyetin genel sekreterliğine getirildi. 

Hareketli ve dinamik bir talebelik hayatı geçiren Dr. Haluk Nurbaki Tıp Fakültesi mezuniyeti sonrasında yurdun çeşitli yerlerinde hükümet tabibi olarak çalıştı. Memleketini adım adım gezerken pek çok mânâ sultanı, derviş ve meczuplarla karşılaştı. Bu ustalardan gönül sohbetlerinin nasıl yapıldığını gördü ve yaşadı. 

1954 yılında mecburi hizmetin son durağı olan Afyon'un Sinan paşa kasabasına geldi. Burada sohbetlerinde sık sık "Faik ağabey" olarak andığı mürşidi Faik Saraç Beyefendi ile tanıştı, derin dostlukları oldu ve kendilerinden mânâ eğitimi almaya başladı. Mânevi silsile 93 Harbi imamı Hafız Osman Bedrettin, Şeyh Samini ve Şeyh Ali Septi vasıtası ile Bahaeddin Nakşibend hazretlerine intikal ederken, diğer bir yandan da Abdülkadir Geylani Hazretlerine gider. 

Bu kanallardan aldığı mânâ bilimleri eğitimini pozitif bilimlere olan vukûfiyeti ile harmanlar. Bunu da yıllar yılı anlatır ve yazar. Yine bu sıralarda Diyarbakırlı Faik Yaşar Beyefendi ile tanışır, onunla da uzun yıllar mân fazında süren dostluğu gönlündeki Fahr-i Kainat ateşini daha da coşturur. Hayatında karşılaştığı

kişilerin ve olayların birer tesadüf olmadığını iyi bildiği için bu kişi ve olaylarla gönül havuzunu alabildiğince doldurur. 

Sinan paşa kasabasından Afyon'a Hükümet Tabibi olarak tayin edilen Nurbaki bu görevinin yanı sıra Afyon Lisesi'nde Fizik, Kimya ve Matematik dersleri verir. Babası Edip Ali Bey ile aynı okulda karşılıklı sınıflarda derse girmenin hazzını yaşar. 

1961-65 yılları arası Afyon milletvekili olarak TBMM'de görev yapan Nurbaki, daha sonra Radioterapi ve Radiobiyoloji ihtisasını tamamladı ve kanser konusundaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Fransa, İsviçre ve İngiltere'de mesleğiyle ilgili çalış­malarda bulundu. Bu çalışmalarına bağlı olarak "Radyasyon ve Miniklerin Evreni", "Kanser", "AIDS", "İnsan ve Hayat" gibi pek çok kitapları oldu. Kanser (Onkoloji) Hastanesi Başhekimliği, Ankara Numune Hastanesi Radioterapi ve Radiobiyoloji Ens­titüsü şefliği görevlerinde bulundu ve buradan emekli oldu. Numune Camiinde Cuma vaazlarında bulunurken, hastanede ve muayenehanesinde de mânâ soh­betleriyle irşad görevini yerine getirdi. Numune Camisindeki vaazları bir dönemin ilgi odağı oldu ve pek çok ünlü katıldı, basın burada dile getirilen Nurbaki'nin farklı yorumlarına sık sık yer verdi. 

Yararlandığı kaynaklar olarak önce Yüce Kitabımız Sönmeyen Güneş Kur'an-ı Kerim ve hadisleri belirten Nurbaki, bunları anlamak noktasında muhatap olduğu üç ismi; Muhyiddin-i Arabi, Mevlana ve Abdulkadir Geylani olarak sıralar. Madde ile mânâ bilimlerinin esrarlı hikmetlerini birleştirerek eser­ler yazan Nurbaki, binlerce insanın hidayet vesilesi oldu. O, Allah'ın hoşnutluğunu kazanma sanatının Fahr-i Kainat Efendimizden geçtiğini son derece iyi özümsedeği için son nefesine kadar tüm müminlere de Efendimizin gönlünü edebilme- rızasına ulaşma sanatını anlatmaya çalıştı. 1951 yılında, 27 yaşında iken İslamın Nuru dergisinde neşretmeye başladığı yazılarını Büyük Doğu dergisinde sürdürdü. Zafer Dergisinde başyazarlık yaptı. İlk kitabı olan Tek Nur'u l956-57 arasında kaleme aldı, bu kitabı l959 da Sonsuz Nur takip etti. Bilime ve yeni gelişmelere merak duyan, İslamiyet'in klasik, eksik ve günün teknik gelişmelerine uygun olmayan yorumlarından bunalan ve kaçan genç neslin inanç kapısı oldu. Kuran'ın akıl almaz hikmetleri, çağları aşan bilimsel mucizeleri içeren bir kitap olduğunu gösteren yazı ve kitaplar yazan Nurbaki genç nesle "mü'min olmanın asil duygusu" nu kazandırdı. O müspet bilimlerin kaynağının Kuran olduğunu gösterdi. Kuran'dan yola çıkarak bilimin gerçeğini ve insanlık için değişmez doğruları izah etti. Hiçbir zaman bilimi Kuran'ı kanıtlamanın aracı olarak görmedi. Yeryüzüne Rabbimizin lütfettiği tek gerçek ve değişmez yazılı dökümanın Kuran olduğunu her zaman ve her yerde herkese anlattı. Kur'an yorumlarına, asr-ı saadete ve İslam itikadına dair yirmi beşin üzerinde esere imza atan Dr. Haluk Nurba­ki son yıllarını İstanbul' da İslam'ın Nurdan Annelerini ve Yüce İslam Büyükleri' ni her ay verdiği konferanslarla anlatarak geçirdi. Çeşitli dergilerde ve gazetelerde yazılar yayınladı, tebliğler sundu. Konferanslar, paneller, açık oturumlar, sohbetler hayatının bir parçası oldu. Yaşım müsait olsa "İnananları analiz laboratuarı kurar mü'min!lerin bunamayacağını gösterirdim" diyen Nurbaki, Radyo ve televizyonlardaki konuşmalarını son günlerine kadar sürdürdü Ehl-i beyt kölesi, Fahr-i Kainat aşığı olan Dr. Haluk Nurbaki için "Ahlak-ı Muhammedi" vazgeçilmez bir ha-yat düsturu idi. Ömrünü bu davaya adamış sevgi adamı Dr. Haluk Nurbaki şu önemli sahalarda kalem ve kelam sahibidir. Bazı Eserleri: * Tek Nur. * Sonsuz Nur. * Gönül Penceresinden Fahr-i Kainat Efendimiz. * Fatihanın Kırk Yorumu. * Kutsal Mücadelem. * Kur' an Mucizeleri. * Kur'anın Matematik Sırları. * Namaz Sureleri Yorumu. * Sure-i Yusuf'un Yorumu. * Sure-i Tekvir'in Yorumu. * Gönüllerde Sema.* Anadolu Mucizesi.* Evrendeki Mucize. * İnsan Bilinmezi.* Bakara Süresi Yorumu.* Ayet-el Kursi Yorumu. * Yasin Süresi Yorumu.

57. Amsterdam Tartışmalarında İl Genel Meclisi Seçimleri ve Siyasi Katılım ele alındı

Türkevi Topluluǧu tarafından organize edilen geleneksel Amsterdam Tartışmaları’nın 57.’sı yapıldı. Adaylar ve uzmanlar 20 Mart İl Genel Meçlisi Seçimleri vesilesiyle aşırı sağ ve ırkçılıkla mücadele başta olmak üzere siyasi gelişmeleri konuştular.

Sadık YEMNİ’nin kaleme aldıǧı ANIZ YOLUNDA kitabı, Ankara, Konya ve Amsterdam’da tanıtıldı 

ANIZ YOLUNDA: Göç, Siyaset ve Kültür Mücadelesi Tarihi kitap tanıtım programları, 14 Mart’da Ankara’da, 15 Mart’da Konya’da ve 3 Nisan’da Amsterdam’da tanıtıldı.

İstanbul’da V. Uluslararası Orta Doǧu Sempozyumu Yapıldı 

Gelişim Üniversitesi ve Türk Tarih kurumu tarafından 9-11 Nisan tarihlerinde organize edilen sempozyumda Türkevi Topluluğu Başkanı Sn Veyis Güngör “Göç, Orta Doğulu Mülteciler ve Avrupa’nın Geleceği” konulu bir sunum yaptı.

58. Amsterdam Tartışmalarında Avrupa’da Irkçılıǧın Boyutu ve Karşı Stratejiler ele alındı

Amsterdam Tartışmalarının 58.’sine Alman Türk Yazarlar Birliǧi Başkanı Mahmut Aşkar ve Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezi Başkanı Veyis Güngör konuk oldular. Ahmet Suat Arı’nın modaratörlüǧünde yapılan Amsterdam Tartışmalarında Avrupa’da ırkçılığın yeni boyutları tartışıldı. 

TESAM ve Türkevi: Uluslararası Sivil Diplomasi Harekete Geçirilmeli

AMSTERDAM - Türkiye’nin üçüncü büyük girişimci teşkilatı TESİAT ve bünyesindeki TESAM’ın Hollanda çalışma ziyaretiyle Türk Sivil Diplomasisi yeniden gündeme geldi. Bu çerçevede Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezi’nde bir istişare toplantısı yapıldı. Türkiye’den gelen heyet ve Hollanda Türk STK temsilcilerinin katıldığı toplantıda özelde Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde sivil diplomasi ve genel anlamda da Türklerin sivil diplomasi ile dünyaya verecekleri alemşümul mesaj üzerinde duruldu. 

Almanya’da Avrupa Türk Medya Zirvesi Yapıldı

29 Nisan Pazar günü Essen’de (Almanya) başkanlığını Ali Paşa Akbaş’ın yaptığı Avrupa Türk Basın Birliği’nce organize edilen "Avrupa Türk Medya Zirvesi" yapıldı.

“Yılın En Başarılı Sivil Toplum Kuruluşu” Ödülü

Avrupa Türk Basın Yayın ve Gazeteciler Birliği tarafından, "YILIN EN BAŞARILI SİVİL TOPLUM KURULUŞU" ödülüne Türkevi Araştırmalar Merkezi Başkanı Veyis Güngör layık görüldü. Güngör’e ödülünü UETD eski Başkanı Süleyman Çelik verdi.


http://www.enpolitik.com/haber/311237/kolnde-varlik-mucadelemiz-ve-turkce-paneli-yapildi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*