“Mamak’ın Celladı, İşkenceci Raci Tetik”

Ülkücü fikir ve siyaset adamı Ülkücü Hareketin tarihini yazan, Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol ve dava arkadaşı Hakkı Öznur Mamak Askeri Cezaevinin dört yıl komutanlığını yapan işkenceci Raci Tetik ve Mamak Askeri Cezaevinde yaşanan zulümlerle ilgili tarihi öneme sahip açıklamalarda bulundu.
Eklenme Tarihi: 03.05.2019 11:34:00 - Güncellenme Tarihi: 03.05.2019 11:37:14

Ülkücü fikir ve siyaset adamı  Ülkücü Hareketin tarihini yazan,  6 Ciltlik Ülkücü Hareket”, “3 Ciltlik Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı”  ve  iki ciltlik “Ortadoğu’nun Cahşları “kitaplarının yazarı, Merhum Muhsin  Yazıcıoğlu’nun  yol ve dava arkadaşı  Hakkı Öznur; Mamak Askeri Cezaevinin dört yıl komutanlığını yapan işkenceci Raci Tetik ve Mamak Askeri Cezaevinde yaşanan zulümlerle ilgili tarihi öneme sahip açıklamalarda bulundu. Hakkı Öznur’un yayınladığı yazılı açıklamanın tam metni: 

İstanbul'da TSK Çamlıca Özel Bakım Merkezi’nde uzun yıllardır saklanan zalim, işkenceci Albay Raci Tetik hesap vermeden öldü. Tıpkı Amerika’nın “Bizim Çocuk olan Faşist Kenan Evren’in başını çektiği “Beşli Konsey” ve Nurettin Soyer gibi sözde hukukçular vb. zulme iştirak eden birçok isimler gibi hesap vermeden bu dünyadan gitti.

“Özel Harp” elemanlarından olan işkenceci Tetik, Temmuz 1980'de Mamak Askeri Cezaevi Komutanı olarak atandı. Beşli çetenin ve NATO merkezli gladyonun özel elemanlarından olan Raci Tetik, özel yetiştirilmiş ekibi ile uzun yıllar Mamak Askeri Cezaevi’ni zulümle yönetti.  Cezaevini işkencehaneye, zulümhaneye çevirdi.

Gladyo tarafından yıllarca korunan, himaye altında olan Raci Tetik, sadece Mamak Askeri Cezaevi’nin komutanı değil, o dönem Mamak’ta işkenceci biridir.1979 – 1988 arası Ankara Mamak Askeri Cezaevi’nde binlerce siyasiyattı. İşkence görmeyen, zulüm görmeyen insan yok. Hem işkencelerde hem cezaevindeki insanlık dışı uygulamalar sonucu Ülkücü ve Devrimci birçok kişi öldürüldü,sakat kaldı, aklını ve ruh sağlığını yitirdi.Gördükleri işkenceler, zulümler sonucunda kimi içeride kimi dışarıda hayata veda etti.

Yezid zihniyetli zalim Raci Tetik işkencecilerin şefiydi, Mamak’ın celladıydı, işkencecisiydi.

Diktatör Kenan Evren ve çetesinin övgülerine mazhar olmuş Raci Tetik, 12 Eylül’ün simge isimlerinden biri, ama sadece biri.  12 Eylül darbesini yapan Beşli Konsey’in yani ABD/NATO’nun “Bizim Çocuklar” dediği Amerikancı generallerin Mamak'taki adamıydı.

ZALİM RACİ TETİK GÖREVE BAŞLADI, MAMAK CEHENNEME DÖNDÜ

12 Eylül yönetimine damgasını vuran en önemli uygulamalardan biri işkenceler oldu.12 Eylül Mahkemeleri, 12 Eylül açık faşizminin vahşet ve zorbalıklarının uzantısı oldu. 12 Eylül savcıları ve 12 Eylül mahkemeleri işkencecileri aklayarak işkenceyi teşvik etmişlerdir.

12 Eylül darbesinden 15gün önce 28 Ağustos 1980 günü Mamak Askeri Cezaevi’nde ilk uygulama başlatıldı. Ayrı ayrı koğuşlarda kalan Ülkücüler ve Devrimciler ayrı ayrı cezaevi avlusuna çıkartılarak toplu dayaktan geçirildiler. Ardından cezaevinde fiziki işkenceler ve baskılar başladı. 12 Eylül’ün ayak seslerini ilk duyan Mamak Askeri Cezaevi’nde yatan siyasiler oldu. Darbe sonrası işkenceler sistematik hale getirildi.

Mamak Cezaevi komutanlığına atanan Tetik, nasıl bir yönetim kuracağını hemen belli etmişti. Koğuşlara hücrelere sürekli baskınlar yaptırdı. Tutuklular havalandırmada toplu dayaklardan geçiriliyordu. Görüşlere giderken bile koridorlar cop sesleri ile inliyordu.  Saatler süren dayaklar, kan gölüne dönen koğuşlar, hücreler, Raci Tetik gerçeğidir.

DİRENENLER TABUTLUKLARA KAPATILIYORDU

Mamak Cezaevi’ndeki tutuklular askeri nizamda eğitiliyor, tek tip elbise dayatılıyor ve zorla giydiriliyordu. Sadist Albay Tetik'in uygulamalarından biride banyo işkenceleriydi. Tutuklular,  banyoda saatlerce tazyikli suda işkencelerden geçilirdi.

Mamak Askeri Cezaevinde  “tabutluk” denen yerler vardı. ‘Tabutluk’ diye tabir edilen yerler A blokta bulunan zemin 1, 2, 3 diye bilinen koğuşların altındaki yerlerdi. ‘Tabutluk’ denilen yer Raci Tetik döneminde uygulamaya sokulmuştur. En küçük itaatsizlikte Ülkücüler, Devrimciler toplu dayaktan geçiriliyor, tabutluklara kapatılıyordu.

 İşkencelere direnen, keyfi uygulamalara karşı çıkan Ülkücüler ve Devrimciler, Raci Tetik ve ekibi tarafından ‘tabutluk’ denen yere sokulmuş ve birçok kişi günlerce, haftalarca bu karanlık yerde kalmıştır.

MAMAK CEZAEVİ’NDE BİRÇOK ÜLKÜDAŞIMIZ İŞKENCE İLE ŞEHİT EDİLDİ!

Ankara Mamak’taki 4. Kolordu Komutanlığı 28. Mekanize Piyade Tümeni içerisinde bulunan C-5 adlı işkence merkezinde işkencelerden geçirilen Ülkücüler daha sonra A Blok’ta “kafes” denen Kenan cehenneminde dayaktan geçiriliyorlardı. C-5 ve kafesten sonra dayaklar götürüldükleri hücre ve koğuşlarda da devam ediyordu. Toplu dayaklar, falakalar, tabutluklar bir Mamak gerçeğidir.

Ülkücülerin işkence gördüğü merkezlerden biri İstanbul Harbiye'deydi.Adana Bölgesi'nin işkence merkezi Polis Okulu'ydu. Kayseri'de "ZinciDede" adı verilen bir işkence merkezi vardı. Malatya, Bursa, Eskişehir, Sivas, Erzurum, Konya vb. illerde  , Emniyet Müdürlüğü'nün içinde özel işkence merkezleri vardı. Ülkücüler, Türkiye’nin dört bir yanındaki işkence merkezlerinde işkenceler gördü. Birçok dava arkadaşımız, ülküdaşımız, insanlık dışı işkencelerde şehit düştüler.

10 Kasım 1980 günü Abidinpaşa ülkücülerinden Ankara Çubuklu 18 yaşındaki Bekir Bağ adlı ülküdaşımız; 1 Ekim1981 günü yine Abidinpaşa ülkücülerinden Nevşehirli ülküdaşımız Hasan Alemlioğlu, Raci Tetik’in cezaevi komutanı olduğu süreçte şehit edildiler. Bekir Bağ, C-5’te işkence gördükten sonra götürüldüğü hücrede şehit düştü.

Bekir Bağ ülküdaşımızı şehit edenler arasında Zeki Kaman ve Dürüst Oktay gibi işkenceci polis şefleri de vardır.  Bekir Bağ şehit edilmiş, Raci Tetik ise işkencecileri korumuş himaye altına almıştır. Cezaevi doktoru Mehmet Yıldız doktorluk yeminini çiğnemiş intihar yönünde rapor vermiştir.

“MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nın sanıklarından Hüseyin Kurumahmutoğlu, yine Mamak Cezaevi’nde 14 Temmuz 1987 tarihinde şehit düştü.  21 Mart 1981 günü Aydın Demirkol, 26 Mart 1981 günü Mehmet Kazgan ülküdaşlarımız Malatya Emniyet Müdürlüğü’nde yapılan işkencelerin ardından emniyet binasından atılarak şehit edildiler.

1 Ağustos 1981 günü Cumali Şimşek, Kayseri Zincidere’de, 23 Eylül 1980 günü Rafet Demir Bursa emniyetinde şehit edildiler. Şehit edilen ülküdaşlarımız için intihar ve hastalık raporu verdiler.

12 Eylül darbesi sonrasında 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. Yaklaşık 300 kişinin ise kuşkulu bir şekilde hayatını kaybettiği tespit edildi. İşkenceden ölümler raporlara 'normal ölüm' olarak yansıdı.

MUHSİN YAZICIOĞLU C-5 ADLI İŞKENCE MERKEZİNDE İŞKENCELERDEN GEÇİRİLDİ!

Ülkücü hareket düşmanı bazı askeri savcı ve hakimler işkenceli sorgulara bizzat eşlik ediyordu. Asker ve polis karışımı özel işkence ekibi Ülkücülere işkence ederken, Mamak Cezaevi komutanı Raci Tetik ise zevkle seyrediyor ve kimi zaman işkencecilere nezaret ederek “Gerekirse ölsünler, sakat kalsınlar, hiç önemli değil. Devam edin” diyordu.  

12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü gençlik hareketinin lideri olan Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere, binlerce Ülkücü, Mamak Askeri Cezaevi’nde özellikle C-5 adlı özel işkence merkezinde 1 ay işkencelerden geçirildi. Muhsin Başkan’ın adına “C-5” denilen işkence hanede gördüğü işkence 13 Şubat 1981 tarihli “ilk muayene” kaydında, ‘dirseklerinde yara, parmaklarında yanık izleri ve idrarında kan’ tespit edildi bilgisiyle yer alıyordu.

İŞKENCELİ SORGULARA NURETTİN SOYER VE RACİ TETİK İKİLİSİ KATILIYORDU

Türkiye’nin dört bir yanından Ankara Mamak Askeri Cezaevi’ne C-5 adlı özel işkence merkezine getirilen Ülkücülere Başbuğ Türkeş ve Muhsin Başkan başta olmak üzere Ülkücü hareketin önde gelen isimlerinin aleyhine ifade vermeleri için büyük baskı ve işkenceler yaptılar.

İdam edilen Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan gibi ülküdaşlarımızı hücrelerinden çıkartıp tekrar işkenceli sorgulara almışlar ve “Türkeş’i ve Yazıcıoğlu’nu suçlayın, idamınızı engelleriz” gibi alçakça tekliflerde bulunmuşlardır.

Ülkücülerin idam edileceklerini bildikleri halde bu kirli oyunu oynayan, Hava Hakim Albay Nurettin Soyer’in içinde bulunduğu çetede cezaevi komutanı Raci Tetik de vardı. İdama gidenleri hücrelerinden çıkartıp dövdüler insanlık dışı eziyetlerde bulundular.

Sadece Ankara C-5’te değil Türkiye’nin dört bir yanında askeriyeye ve emniyete ait işkence merkezlerinde on binlerce Ülkücü hareket mensubu işkencelerden geçirildi.

Raci Tetik’in komutanlığı döneminde idamla yargılanan dava arkadaşlarımız başta olmak üzere yüzlerce Ülkücü itirafçılığa zorlandı! Özellikle 12 Eylül darbesinin hemen ardından Mamak Askeri Cezaevi’nde yatan Ülkücülere yönelik sistemli planlı bir program başlatıldı.

“MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”na bakan, “ülkücü” kelimesini duyduğu zaman cinnet geçiren, Ülkücülerin işkence hanelerde ve cezaevlerinde sorgulanmasına bizzat katılan, baskıyla ve zorla alınan ifadeleri ülkücülerin aleyhinde kullanan Nurettin Soyer için MGK bir gün içinde yasa çıkartıyordu. (MGK’nin çıkardığı yasa ile askeri savcı Nurettin Soyer, MHP ve ülkücülerin bir an evvel yargılanıp cezalandırılmasını ve davanın sonuçlandırılmasını sağlayacaktı.)

MAHKEME ÖNÜNE ÇIKARILAMADI. KORUNDU, KOLLANDI

Mamak’ta işkence ve kötü muamele sonucu Ülkücü – Devrimci birçok siyasi öldürüldü. Raci Tetik döneminde oldu bu ölümler. Ancak Raci Tetik hakkında , “öldürme eylemine iştirak” ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasına rağmen, Askeri Savcı Albay Nurettin Soyer tarafından uzun süre işleme konmadı.

Soyer,  Raci Tetik için “görevini yapan onurlu bir asker. çok onurlu bir kişidir, soruşturma açarsam hemen görevinden istifa eder.” diyerek cehennem kütüğü Raci Tetik için güzellemeler yapıyordu. Tetik’in cezaevi komutanlığı dönemi 1984’te sona erdi. Hakkındaki suç duyuruları üzerine soruşturmalar açılsa da hiç yargılanmadı. Cani ruhlu, sadist Raci Tetik, mahkemeye çıkmadı. Savcının önüne bile çıkmadı.

Zalim Tetik, yaptıklarıyla övünüyordu ve aslında heykelinin dikilmesi gerektiğini söylüyordu. Niye dikilmediği sorusuna ise “vefasızlık ettiler” diye yanıt veriyordu

“KONSEY ÜYELERİNE SUİKAST OLURSA, HEPİNİZİ KURŞUNA DİZECEĞİZ”

ABD ve NATO’nun özel adamı, cuntanın şefi Kenan Evren ve Konsey üyeleri öldürülmekten korkuyorlardı. Beşli Konsey, kendilerine karşı bir saldırı olursa, içeride bulunanları kurşuna dizmekte tehdit ediyordu. Mamak Cezaevi komutanı Raci Tetik hem sol örgütlerin liderlerine hem de Ülkücü hareketin önde gelen isimlerine konseyden gelen mesajlar doğrultusunda tehdit dolu mesajlar veriyordu.

 A blokta,hücrede kalan Ülkücü gençlik hareketinin lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nu  konseyden gelen mesajlar doğrultusunda tehditlerde bulunuyor, gözdağı vermeye çalışıyordu. Raci Tetik, Konsey üyelerine bir şey olursa Mamak Cezaevi’nde bulunan herkesi kurşuna dizeceklerini her yerde açıkça söylüyordu.

Cuntanın şefi, faşist General Kenan Evren, darbeden 20 yıl sonra yine Ülkücü harekete olan düşmanlığını yine kusacaktı. Hayali suikast iddialarında bulunmuştu. Kenan Evren şöyle demişti:

“Bize suikast teşebbüsü olursa, biz de cezaevlerindeki ülkücülerin önde gelenlerini öldürelim.”

Milletin adamı, dava adamı, yiğit Ülkücü lider Muhsin Yazıcıoğlu ise Amerika’nın “Bizim çocuk” dediği darbeci Kenan Evren’e şu tarihi cevabı vermişti:

“Bazılarının düşünme, konuşma ve öldürme hakları bile var. İçeridekilerin hepsini öldürün ifşaatı bir çete katliam tertipçisinin lafı olabilir. Bu ifşaat gelecek kuşaklara ders olarak okutulsun.”

MUHSİN YAZICIOĞLU ZALİM RACİ TETİK’E BOYUN EĞMEDİ

Cuntacılar  ve piyonlar korkuyordu. Muhsin Yazıcıoğlu, zalim Raci Tetik’e  ve Cezaevi yönetimine asla  boyun eğmemiş, onların keyfi uygulamalarına  zulümlerine  karşı çıkmış ve  tavır koyarak karşılık vermiştir.  Zalim Raci Tetik ve Cezaevi yönetiminin ezberini bozmuştur.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Mamak Cezaevi’nde ortaya koyduğu ülkücü tavır ve irade cezaevi yönetiminin hoşuna gitmiyordu. “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nda mahkeme salonundaki yiğit tavırları, gidiş, gelişlerde ülküdaşları ile yaptığı görüşmeler ve onlar üzerindeki büyük etkisi, Ülkücülerin Muhsin Yazıcıoğlu’na olan büyük saygı ve sevgileri, direk Beşli Konsey’e bağlı olan Mamak Cezaevi’ndeki askeri yönetimin tepkisine neden oluyordu.

Yazıcıoğlu’nu cezaevi sürecinde ülküdaşlarıyla, dava arkadaşlarıyla görüştürmemek, irtibatını kopartmak ve onu cezalandırmak için görüş günlerinde ziyarete gelen ailesi ve avukatlarıyla yaptığı görüşmelere zorluk çıkartılıyor, birçok görüşmesi sudan sebeplerle engelleniyor ve ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmüyordu. Tam bir psikolojik baskı uygulanıyordu.

Raci Tetik kendisine boyun eğmeyen, dik duran Muhsin Yazıcıoğlu’na kimi zaman görüş yasağı koydurmuş ve cezaevlerindeki Ülkücülerle temasını kesmeye çalışmıştır.

“YURT DIŞINDA” DENİLDİ, ÖZEL BAKIMEVİNDE ORTAYA ÇIKTI

Anayasanın geçici 15. maddesinin kaldırılmasından sonra 12 Eylül döneminde yapılan işkencelere ilişkin açılan soruşturmanın bir ayağını da Mamak Askeri Cezaevi oluşturdu. Raci Tetik’e uzun süre ulaşılamadı. Raci Tetik yurt dışında denildi, özel bakımevinde çıktı. Raci Tetik, hakkında soruşturma yürütülürken uzun süre Avustralya’da kanser tedavisi gördüğü ileri sürülerek ifadesi alınmadı. Oysa Tetik o sırada TSK’nın Çamlıca’daki Özel Bakımevi Merkezi’nde kalıyordu. Tetik’in yurt dışında olmadığı ortaya çıkınca TBMM Darbeleri Araştırma Alt Komisyonu, 20 Ekim 2012’de bakım evine giderek Tetik’i sorguladı. İşkenceci Tetik yaptıklarından pişman değildi, masum olduğunu söylüyordu.

Savcılık, soruşturma sonucunda 30 yıllık zaman aşımı süresi dolduğu gerekçesiyle ülküdaşlarımızın katillerinden, işkencecilerinden Tetik hakkında takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı. Zaman aşımı vb. gerekçeleri ile adaletin elinden kurtarıldı.Yaşarken sorulamayan zulümlerin, işkencelerin hesabının ahirette sorulacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Yaşasın zalimler için cehennem!

http://www.enpolitik.com/haber/311189/mamakin-celladi-iskenceci-raci-tetik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*