“Müziği” Nasıl ve Hangi Şartlarda Yapmak Gerek?

Enpolitik.com köşe yazarı, iletişimci, İTÜ TMDK Sanatçı Öğretim Üyesi Dr. Göktan AY’ın, son günlerde güzel müzik çalışmalarına imza atan ST Yapım sahibi, TRT İstanbul Radyosu THM Sanatçısı, Yaşar Taner ile sitemiz için yaptığı görüşmeyi yayımlıyoruz.
Eklenme Tarihi: 23.04.2019 08:19:00 - Güncellenme Tarihi: 23.04.2019 08:26:19

AY: İTÜ TMDK kaç yılı mezunusunuz, biraz bilgi verir misiniz?

TANER: Konservatuara 1978 yılındaorta okuldan sonra girdim. Ancak ortaokul kısmına öğrenci alındığı için, ortaokulu konservatuarda bir kez daha okudum. Nida Tüfekçi hocamın seçimi ile ”Mey” çalgısına başlayarak 11 yıl eğitim aldım.Hepsi birbirinden değerli müzik insanları olan konservatuar öğretmenlerinden ders aldığım için kendimi şanslı addediyorum.

AY: Ne zaman profesyonel müzik hayatına atıldınız?

TANER: Öğrenciliğimin üçüncü yılı gibi çalgımla albümlere eşlik etmeye ve İstanbul’un o dönemlerde eğlence merkezleri konumunda olan gazinolarda solistlere çalmaya başladım. Öğrenciliğim sırasında 1986 yılında TRT’nin açmış olduğu yetişmiş saz sanatçısı sınavını kazanarak TRT de göreve başladım.



AY: Konservatuar mezunu ve TRT sanatçısı olarak, uygulama-teori arasındaki ilişki nedir? Hangisi önce gelir?

TANER: Ben bir uygulayıcıyım, dolayısı ile önce bir sanatçının icra ettiği sanata ait enstrümanı,bu sesi de olabilir en doğru şekilde kullanıyor olması gerektiğine inanıyorum. Uygulamada göstereceği başarı, onu o sanat dalında aranan istenen ve beğenilen biri haline getirecektir. Bu gelişmeyi göstermedikten sonra sanat konusunda teorik bilginin hiçbir anlamı ve önemi olmayacaktır. Elbette en makbul olanı ise teori ve uygulama alanında kendini geliştirmesi, her ikisini üst düzeyde kendinde barındırmasıdır. Uygulama alanında geçirilen uzun süreli tecrübeler, teorinin de zaman içinde oluşabileceğini göstermiştir. Sanatçı; eserini üretirken, teori düşünmeden ruhunun dışa aktarma kaygısı içerisindedir. Salt teori ile sanat yapmak mümkün değildir, olsa olsa sanat dalı konusunda bilgili ve niteliğini analiz etmeye olanak verir.

AY:Müzik alanının en büyük eksiği sizce nedir?

TANER:Bence bu soruya cevap vermek oldukça güç!..Eksiği algılamak ve o eksiğe rağmen yaşamını sürdürmek,eksiği belirli bir süre sonra normal olarak algılamaya sebep olur. Bu sebeple müziğin eksiğinden bahsedebilmek için toplumsal bir analiz yapmak, hatta belki de ciddi özeleştiri yapmak lazımdır. Müziği nasıl ve hangi şartlarda yaptığımızın öncesi, hangi şartlarda öğrendiğimizin önemi var. Biz müziği öğretmenlerin bilgileri ve deneyimleri ile öğrenerek başlıyoruz daha sonra bu bilgi ve deneyimlerin üzerine inşaa ediyoruz. Sanat yaşamımız boyunca bu temelin üzerine inşaa ettiğimiz binanın;ya konforunu yaşıyoruz yada bilinçsizce oluşturduğumuz bu yapı içerisine sıkışıp kalıyoruz. Kısacası müziğin eksiği müzik adamının eksiğinden başka bir şey değildir ve müziği ülkede ayakta tutan halk değil müzik adamlarıdır.

AY: ST Yapım Şirketi’ni  2005 yılında İstanbul’da kurmuşsunuz? Neden gerek duydunuz? Amacınız neydi?.

TANER: ST Yapım şirketini kurmaktaki amacım, daha çok bu piyasanın içerisinde olan biri olarak,müzik piyasasının o dönemdeki üretimlerinin ticari kaygılar ile yozlaşmasını görmem olmuştur. Her tür müziğin yaşaması gerektiğine inanan bir müzik insanıyım. Bu ülkenin müzik yelpazesi;pop müzikten sanat müziğine, halk müziğinden arabeske bir çeşitlilik ve zenginliğe sahiptir. Ne tür müzik yaparsanız yapın, burada asıl olan müziğin kendisi ve içerdiği kuralların o müzik dalına ait dinamiklerin bilinmesidir. Eğer siz sadece para odaklı bir yapımcıysanız, o zaman asıl olan müziğin dinamikleri değil yapımcının maddi kaygıları olacaktır. Ben özellikle çıkarttığım yapıtların müzikal olarak belirli kuralları göz ardı etmeden çalışılanlarını tercih ettim. Kaliteli müzisyenlerin eşlikleri ve bilinçli yapılan düzenlemeler ile doğru icranın bir arada olmasına özen gösterdim. Bunun dışında başka bir amacım daha vardı. Ben sanata gönül vermiş ve olanakları kısıtlı kabiliyetli genç yeteneklerin çıkış yapmaları için bir fırlatma rampası görevi üstlenmeyi seçtim. Pek çok isimsiz sanatçının ilk firmaları, destekleri oldum. ST Yapım olarak geçen yıl;“On Kadın On Erkek Türküler” adında bir proje albüm ile,hiç bir ücret almadan ve seçmeler ile belirlediğimiz yirmi genç yeteneği bir albümde bir araya getirmeyi başardık. ST Yapım tüm dijital platformlarda var olan bir yapım şirketi olması dolayısıyla dünyanın dört bir yanına yapımlarını ulaştırmakta ve ilerleyen zamanlarda yeni yetenekleri müzik piyasasına kazandırmaya devam ettirerek bir misyon yüklenmiştir.



AY: Şirket olarak, nasıl bir uygulama yapıyorsunuz?

TANER: ST Yapım şirketi olarak biz daha fazla genç yetenekler ile çalışmaya gayret ediyoruz. Bunun dışında ise albüm yapım aşamasında aranjörlük ve müzik yönetmenliği hizmetlerimiz ile kendi müzikal birikimlerimizi bu yapımlara aktarabiliyoruz. ST Yapım şirketi bünyesinde içinde iki stüdyo barındıran soundtrack stüdyoları vasıtası ile kayıt mix ve mastering hizmetlerini birleştirip kendi bünyemizden veya başka müzisyenlerin çalıştıkları albümleri şirketimiz etiketi ile çıkartıyoruz. Müzikte kalite kaliteli müzisyen ve icracılar ile mümkün olur. Sadece maddi çıkarları düşünmeden yapılan ve içine sevgi katılan her işin kaliteli olacağına inananlardanım.

AY: Şirket olarak hangi projeleri hayata geçirdiniz? Sırada neler var?

TANER: ST Yapım şirketi olarak bu güne kadar onlarca yapıma imza attık. Bu çalışmalar içerisinde bizler için hepsinin önemi bir diğerinden fazla değildir. Yakın çevremizin ve sanatçı dostlarımızın destekçisi olmak adına pek çok yapıma ev sahipliği yaptığımız da olmuştur. Bunlardan bazıları otantik çalım ve icra içeren albümler olma özelliklerini de taşırlar ki, bunlara örnek olarak değerli hocamız Erdoğan Eskimez ve Özlem Eskimez in albümlerini örnek verebilirim. Bunların dışında isen TRT sanatçısı Gürkan Özpeker in albümünü, “On kadın on erkek türküler” albümünü, Tamburi Özcan Korkut anısına kızı Şebnem Çakmaklı nın seslendirdiği albümü, Türk sanat müziğinin unutulmaz eserlerinin modern bir anlayışla icra edildiği Ebru Tuncel in “Eskimeyen Şarkılar” albümünü sayabilirim. Sırada var olan pek çok çalışma var ve yeni genç yetenekleri gün yüzüne çıkartacak albüm çalışmalarının da yakında st yapım etiketi ile çıkacağını söyleyebilirim.

AY:Konservatuar  öğrencilerinin; stüdyo-ses-kayıt tekniklerini bilmesi gerekir mi? Bu konuda çalışmalar var mı?

TANER: Konservatuar öğrencilerinin genel olarak bu konuları bilmesinin gerekli olduğunu düşünmüyorum. Ancak, konservatuar da bu alanda eğitim verildiği bir bölümün olması gerekir. Stüdyo ve ses tekniklerini bilen yetişmiş insanların müzik sektöründe çok verimli olmaları için, müziği de iyi bilmeleri gerekmektedir. Stüdyo ve Ses teknikleri bilmek alet kullanmak anlamına gelir. Bu bilgi ve birikim ile, iyi kayıt ve düzgün mix mümkündür ancak,“müziği bilmeyen biri neye göre bu işi yapar?” bunu düşünmek gerekir. Her müzik türünün kendi dinamiği vardır ve müzik bilen bir tonmaister, o kaydın ve mixin ruhunu en iyi şekilde dinleyiciye ulaştırabilir. Biz soundtrack stüdyoları ve ST Yapım şirketi olarak bu konuda pek çok gencin stajına yardımcı olmaktan mutluyuz.



AY: Müzik alanı sanatçı ve uygulamacıları ile istenen seviyeye geldi mi? Gelmediyse neden?

TANER: İstenen seviyenin ne olduğunu tam olarak bildiğimi sanmıyorum. Sanatçı olmak bilinci farklı bir bilinçtir ve inanıyorum ki sanatı sanat için yapan doyumu kendisi için alır. Bu durumda eğer kendi seviyesini dünyanın standartları altında tutarsa, bu doyum onda eksik kalacaktır. Bu kişisel eksiklik, ülkenin sanatsal seviyesine de yansıyacaktır. Türkiye’de popüler kültürde sanattan çok ticaret ön plandadır ve bu sektörde bulunanalar ise genelde sanatçıdan çok zenaatkar insanlardır. Tek derdi para kazanmak ve zengin olmak için elindeki sanat adı altında bulundurduğu yeteneğini satmak peşinde koşanlar ile ülkede sanat istenilen seviyeye gelebilir mi?, bunu bilmiyorum. Ülkemizde gerçekten sanatla uğraşan ve halkın adını sayabileceği kaç kişi var? Eğer akla gelmiyorsa bu durumda ülkede sanatçı yok mu diyeceğiz? Bence bu ülkelerin sanat politikaları ile ilgili bir sorundur ve sanatı sanat için yapan insanların görünmez olması sonucu da gerçek bir seviye tespiti yapılması neredeyse imkansızlaşmış olur.

AY:Devletin müzik alanına ve sanatçılarına desteği yeterli mi? Yeterli değilse neler yapılmalı?

TANER: Önce devletin sanata bakışını sorgulamak lazım!.. Sonra sanatçı kimdir? sorusu gelir. Devlet sanatı ve sanatçıyı desteklerken gerçek sanatın ve sanatçının tanımını yapmalıdır. Popüler olan her şarkıcı veya sanatın her dalındaki insan rahatlıkla bilinirken, popüler olamayan adını halkına duyuramaz durumda bir köşede sanatını icra ederek yaşamını sürdürmeye devam etmektedir. Durum bu olunca, devletin sanata sanatçıya desteği de göstermelik ve popüler kültüre hizmet eder duruma gelir ki, o zaman yeniden baştaki soruların sorulması gerekir; sanat nedir?, sanatçı kimdir?ve neye sanat denir?kime sanatçı denir?

AY:Teşekkürler..

http://www.enpolitik.com/haber/310881/muzigi-nasil-ve-hangi-sartlarda-yapmak-gerek.html

Sizin Yorumunuz:

*
*