Hakkı Öznur, tarihe not düştü: 'Ortadoğu’nun Cahşları okunmadan Ortadoğu anlaşılmaz'

Ortadoğu’nun Cahşları kitabının yazarı Hakkı Öznur ile Barzani İsrail ilişkilerini konuştuk.
Eklenme Tarihi: 08.04.2019 15:47:00 - Güncellenme Tarihi: 09.04.2019 11:52:05



6 ciltlik, “Ülkücü Hareket”  2 ciltlik, “Derin Sol”   3 ciltlik, “Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı”, “1993 Örtülü Darbe”, “Cahşların Savaşı” adlı tarihi öneme sahip kitapların yazarı, şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol ve dava arkadaşı Ülkücü Hareketin önde gelen isimlerinden,  araştırmacı-yazar Hakkı Öznur yine bir ilke daha imza atarak alanında tek ve dev bir çalışma olan İki ciltlik “Ortadoğu’nun Cahşları” kitabını yazdı.

Ortadoğu ve yakın politik tarih üzerine yaptığı çalışmalar, yayınladığı tarihi öneme sahip kitaplarla, Türkiye’nin en önemli araştırmacı yazarlarından biri olan alanında otorite olarak kabul edilen Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur’dan başucu niteliğinde bir çalışma daha: “Ortadoğu’nun Cahşları”



Öznur’un 20 yıllık bir çalışmasının ürünü 2 ciltlik kitap tam 2 bin 82 sayfa. Cahş: “Hain”! anlamına geliyor, Ortadoğu’daki Kürtçü grupların birbirleri için kullandığı bu  tabir bölgenin tarihini de özetliyor.

1907’de Barzani ailesinin lideri Abdüsselam ile başlayan, Molla Mustafa ve Mesut Barzani’yle günümüze kadar devam eden bir ihanet sürecini Hakkı Öznur 2 cilt şeklinde anlatıyor.

“Ortadoğu’nun Cahşları” Hakkı Öznur’un 2003 yılında yayınlanan 912 sayfalık “Cahşların Savaşı” kitabının devamı niteliğinde ama tamamen yeni bir kitap.  Tam bir başucu kitabı niteliği taşıyan bu kitap, özellikle, devleti yönetenlerin siyasilerin, akademisyenlerin, araştırmacıların ve Ortadoğu’yla ilgilenen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.



Zira 2003’ten sonraki 16 yıllık süreçte yaşananlar Ortadoğu tarihini yeniden ele almayı zorunlu kılıyor. İkinci Körfez Savaşı, Çuval Hadisesi, Kerkük referandumu vb. bölgede taşlar her olayda yerinden oynuyor, kartlar yeniden dağıtılıyor…

Öznur’un 2 bin 82 sayfalık dev eseri özellikle Pro İsrail Barzani ailesinin kirli ve karanlık ilişkilerine ışık tutuyor. İsrail tarafından “en büyük müttefik” olarak kabul edilen Barzani ailesinin Ortadoğu’yu kan gölüne çevirme pahasına yürüttüğü operasyonlar tek tek ele alınıyor.

Alanında tek olma iddiasındaki “Ortadoğu’nun Cahşları” modern Kürt Lawrence’leri, Barzani ailesinin dostları Peter Galbraith, Brett Mcgurk, David Phillips ,Henri Barkey vb.’nin Irak’ın kuzeyinde yürüttükleri kirli ve karanlık  faaliyetleri de ifşa ediyor.

İki ciltlik kitap kısaca 1907’den günümüze Ortadoğu’da ikinci bir İsrail kurmak için çalışan  Barzani ailesinin karanlık ilişkilerini; ihanetlerini anlatan başucu bir eser… Eser, Barzaniler üzerine adeta bir “arkeoloji çalışması” niteliğini taşıyor.

ENPOLİTİK: “Ortadoğu’nun Cahşları” adlı iki ciltlik kitabınızın 1. cildi Pro İsrail Barzaniler. Bu ciltte Barzani ailesinin İsrail ilişkilerini bütün dönemleriyle anlatıyorsunuz. Barzani ailesinin İsrail ilişkisi nasıl başladı ve gelişti?

HAKKI ÖZNUR : 1961’den 1975’e kadar Irak’taki Barzani hareketinin bölgedeki en önemli destekçileri, İran ve ABD’den sonra İsrail’dir. İsrail’de siyaseti belirleyen muktedir güçler, Barzanilere sempati duyuyordu. Bundaki sebeplerden biri Kürtler arasında çok fazla olmasa da Yahudi Kürtlerin olmasıydı. İsrail yönetimi, Kürtlere sempati duyuyordu.

İsrail devleti, resmi olarak 1961 yılında I-KDP ile ilişki kurdu. Kürt-İsrail ilişkisi için Avrupa’daki en önemli adamları olan Kamuran Bedirhan ile temasa geçildi.   Fransa’daki Yahudi çevreler Kamuran Bedirhan ile ilk bağlantıyı sağladılar.

Ardından İsrail hükümeti KDP’ye gizli bir görüşme için haber gönderdi. İsrail ile KDP arasındaki ilk görüşme Paris’te yapıldı. Görüşmeyi, Barzani’nin Paris’teki temsilcisi Kamuran Bedirhan sağladı. Bedirhan, İsrail hükumetinin gözünde muteber adamdı. 1961-1962 arası Tel Aviv yönetimi Kamuran Bedirhan’a Avrupa’daki çalışmaları, Kürt lobisi oluşturmak, KDP ile Avrupa bağlantılarını sağlamak için yüklü bir para yardımında bulunmuştur. Bu paraların bir kısmı KDP radyosu telsizler ve elektronik malzemeler için harcanmıştı.

1 Nisan 1963’te İsrail’i ziyaret eden Kamuran Bedirhan, İsrail kurucularından Davir Ben Gurion ile Dışişleri Bakanı Golda Meir ve Mossad Başkanı ile görüşmüşlerdir.

İsrail Savunma Bakanlığı’nın önde gelen isimlerinden (Cumhurbaşkanı oldu) Şimon Peres ile de Barzani’nin bilgisi dahilinde görüşmüşlerdir.  Mossad, İran gizli servisi Savak üzerinden aynı yıl İran üzerinden Irak’ın kuzeyine geçerek KDP Genel Sekreteri İbrahim Ahmed ile görüşmüştür. Görüşmede KDP’ye verilecek silah ve para yardımı görüşülmüştür. Bu görüşmenin Fransa’da devam etmiştir. Mossad’ın, Fransa’daki adamı Menachim Nahik ile Büyükelçi Walter Eytan İbrahim Ahmed ile görüştü. İsrail bu süreçte İran ile de Kürtler konusunu müzakere ediyordu. İsrail Barzani hareketine yardım edilmesini istiyordu. İran buna sıcak bakmış ve İran ile İsrail anlaşmıştır. Paris görüşmeleri her iki ülke tarafından “Atina Olayı” olarak adlandırılmaktadır.



'AVRUPA VE İRAN ÜZERİNDEN İSRAİL İLE GÖRÜŞÜYORLARDI'

Yine Celal Talabani’nin kayınpederi İbrahim Ahmed başkanlığında bir heyet ise 1963 yılında İran üzerinden İsrail’e giderek İsrailli yöneticilerle görüşmüşlerdir.  Bir yıl sonra Kamuran Bedirhan İsrail Savunma Bakan Yardımcısı Şimon Peres ile Paris’te bir görüşme yapmışlar, peşmergelere verilecek silah vb. hususları konuşmuşlardır. Bir yıl sonra peşmergelere İsrailli subaylar ve teknik elemanlar hem eğitim hem destek için Bahdinan bölgesine gelmişlerdir.

İsrail, KDP içinde 1964 yılında çıkan ayrışmalarda Barzani’nin yanında yer almıştır. Ahmed/Talabani ikilisini Barzani’ye karşı sert muhalefet yapmamaları konusunda uyarmıştır. Şimon Peres; Barzani ve muhaliflerini uzlaştırmak için devreye girmiştir. Terörist İsrail’in resmi görüşü şuydu: “Kürtlerin düşmanları büyük ölçüde İsrail’in düşmanlarıydı.” İsrail Barzanileri bölgede doğal müttefiği olarak görüyordu.

Kürdistan Ulusal Kongresi eski başkanlarından Barzaniciler’den hukuk profesörü İsmet Şerif Vanlı da Barzani’nin talimatıyla İsrail’e giderek Ekim 1964 yılında İsrail Başbakanı Levi Eshkol başta olmak üzere Şimon Peres, Moşe Dayan ve birçok İsrailli yetkili ile görüşmüştür.

Kamuran Bedirhan ve İsmet Şerif Vanlı ikilisi bu süreçte İsrail – Barzani ilişkilerini organize etmişlerdir. Kamuran Bedirhan için bu ilişkilerin mühendisi olduğu KDP çevrelerinde 58 yıldır söylenmektedir. 1963-1966 arası İsrailli askerler ve uzmanlar Barzani’yi karargâhında ziyaret etmişler, peşmergelere malzeme getirmişlerdi.

İsrail’i temsilen David Kamhi, İran yardımıyla Mayıs 1965 yılında Barzani’nin yaşadığı Hac Umran köyüne gelerek, Barzani’ye taleplerini sormuş, o da İsrail’den istediklerini liste halinde vermiştir. İsrailli görevlilerin KDP ile yakın temasları Mustafa Barzani’yi mutlu ederken güç zehirlenmesi yaşamasına da sebep oluyordu. İsrail desteği, peşmergelerin Bağdat hükümetine karşı olan isyanlarını daha da büyütüyordu.



'MOSSAD, IRAK’IN KUZEYİNDE PEŞMERGELERE EĞİTİM VERİYOR'

MOSSAD’ın 27 Nisan 1965 tarihli bir iç yazışmasında Kürt hareketinin birliği istenirken, “Kürtlerin düşmanları büyük ölçüde İsrail’in düşmanlarıydı.” deniliyordu. David Kamhi’nin ardından İsrail, 1965’in sonlarında MOSSAD’ın en önemli elemanlarından Tuğgeneral Tsuri Saguy, Yarbay Haim Levakoy ve Albay Arik Regev’i Irak’a gönderildi. Bu askeri görevliler, bölgede peşmerge kıyafeti ile dolaşıyordu ve görevleri peşmergelerin eğitimi idi. Hatta Barzani’nin isteğiyle, “Omenet Tova” İbranice “iyi dadı” adı verilen bir operasyonla, peşmergelerin Hayfa’ya götürülerek, ağır silahlar ve Sovyet yapımı uçak savar füzelerini kullanacak şekilde eğitilmesini de organize ettiler. Bu eğitimin ardından, İsrail Genelkurmay Başkanı İshak Robeen’in de katıldığı bir törenle peşmergelere “diploma” dahi verildi.

İsrail ordusu, Mayıs 1966 yılında İran üzerinden iki nakliye uçağıyla Barzani’nin bulunduğu dağlık alana malzeme gönderiyordu. İsrail Genelkurmayı’nda görevli bazı askerler 1 Haziran 1966 günü Barzani’nin kaldığı köye gitmişlerdi.

1966 Mayıs’ında Irak ordusunun Barzanilere karşı girişmiş olduğu harekât sonrasında yaralanan birçok peşmerge ve I-KDP mensubu, MOSSAD’ın gönderdiği doktorlar tarafından tedavi edilmişti. Bu dönemde Molla Mustafa Barzani’ye, Irak’a karşı vermiş olduğu mücadeleden dolayı silah ve mühimmat olmak üzere, birçok masraflarını karşılamak için her ay 100 bin ABD Doları da İsrail tarafından gönderiliyordu.

Burada İsrail heyetiyle Barzani arasında sıcak bir diyalog yaşandı. Heyette yer alan İsrailli Tümgeneral Rajabam Zeifi, İsrail’in dostluğunu ve yanlarında olduğunu belirten bir konuşmanın ardından üzerindeki askeri rütbelerini çıkartarak Barzani’ye, “Bu rütbeler, kendisini ve halkını koruduğumuzu ve dost olduğumuzu gösteren bir armağandır” dedi. Ardından rütbeleri siyah küçük bir kutuya koydu ve altına Kürtçe şunları yazdı; “Kürtlerin lideri ve komutanı Molla Mustafa Barzani’ye”. İsrail uşağı Mustafa Barzani bu armağanı sevinçle karşılamış ve İsraile övgülerde bulunmuştur.

İsrail heyetinin ziyaretleri, Eylül 1966’da da devam etti. 5 Eylül 1966 günü Sanayi ve Ticaret Bakan Yardımcısı “Loba” lakabıyla meşhur Ariah Elyap, KDP’nin bulunduğu bölgeye geçmek üzere, bir sağlık ekibi, tam donanımlı bir seyyar hastane ve silahlar bulunan askeriye ait bir nakliye uçağıyla Tahran’a hareket etti. Buradan SAVAK vasıtasıyla malzemeler Hac Umran’a ulaştırıldı. Burada İsrailli bakan yardımcısı, hükümeti adına Barzani’ye, içinde üç madalya bulunan şık bir kutu sundu. Bu madalyalar özel olarak imal edilmişlerdi. Üzerlerinde “General Mustafa Barzani’ye kardeşlerinden sevgilerle” yazıyordu. Aradan bir hafta geçmeden, MOSSAD Başkanı bir heyetle Tahran’da SAVAK yetkilileriyle görüştükten sonra, soluğu Barzani’nin yanında aldı.

Eylül 1966 yılında İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı yardımcılarıyla Barzani’nin karargâhını ziyaret etti. 2 Şubat 1971 de Mustafa Barzani İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan’a mektup yazarak yardım istedi.  İsrail 1971 – 1974 arası peşmergeler tank eğitimi verilmesi için İsrailli subayları gönderdi.



MUSTAFA BARZANİ İKİ KEZ İSRAİL’İ ZİYARET ETTİ

ENPOLİTİK :  Mustafa Barzani İsrail’e gitti mi?

HAKKI ÖZNUR: Mustafa Barzani 1967 ve 1973 yılında İsrail’i ziyaret etti. İlk ziyaretinde 8 gün kalmıştı. Eylül 1973 yılında yaptığı ikinci ziyarette İsrail Cumhurbaşkanı Zalman Sazar ile baş başa görüşmüştür. İsrail gizli servisi Mossad, çok yönlü eleman Barzani için çok sayıda İsrailli siyasetçinin de katıldığı bir kabul yeri bile vermişti. İsrail, peşmerge başı Barzani’ye üst düzey protokol uygulamıştı Ziyareti sırasında Müslüman katili Moşe Dayan ile de görüşmüştü. Barzani, İslam düşmanı Moşe Dayan’a bir “Kürt Hançeri” hediye etmişti. Mossad Başkanı, Yahudi Kürt evinde kaldı.

I-KDP’nin kurucusu Mustafa Barzani, iki kez gizlice İsrail’i ziyaret etmiş ve bu arada Akra Yahudi cemaatinin lideri Eliyahu Gabai’nin oğlu çocukluk arkadaşı David Gabai’ye, diğer adıyla Havaca Hino’ya da uğramayı ihmal etmemiş.

Gazeteci Muhammed Ali Zarka, soğuk savaş yıllarında röportaj yaptığı Mustafa Barzani’ye kendisini sıkça ziyaret eden Mossad ajanları ile ilişkisini sorar. Mustafa Barzani elini uzatmış “Ne görüyorsun?” demiş. Muhammed Ali kendisine doğru uzatılmış bir el gördüğünü söylemiş. Barzani, “Bu sadece bir el değil, bu bir boş el. Bu boş eli doldurana bu el hizmet eder” demiş. Barzani ailesinin felsefesini Mustafa Barzani 50 yıl önce ortaya koymuş: “Kim bize para, silah ve destek verirse biz onlara hizmet ederiz.”

25 Eylül 1980 tarihinde İsrail Başbakanı Menahem Begin, İsrail Kürt ilişkilerini itiraf etti. Barzani ve Barzani ailesi ile köklü ilişkileri olduğunu paylaştı.

İsrail Dışişleri Eski Müsteşarı Alon Liel de 1960′larda, 70′lerde  Mustafa Barzani'ye İsrail'in destek verdiğini gizlemiyordu.

'BARZANİLER AİLE BOYU İSRAİL HAYRANI VE İŞBİRLİKÇİSİ'

Mart 1975 yenilgisi sonrası Barzani’nin oğlu Ubeydullah Barzani “Babam özümüzü sattı. İsrail muhbiri oldu İsrail, babama para yardımında bulundu. Peşmergelere silah gönderdi.” demişti. Baba Barzani’nin ölümüne en çok Yahudiler üzülmüştü. Öldükten sonra İsrail’de birçok cadde ve sokağa Barzani ismi verilmiştir.

Pro İsrail Barzani’nin çizgisini oğulları İdris ve Mesud devam ettirmiştir. 75 yenilgisi sonrası iki kardeş sık sık İsrail’i ziyaret etmişler ve izleyecekleri politikaları Mossad ile görüşmüşlerdir.

I-KDP liderliğine gelen Mesud Barzani birinci ve ikinci Körfez savaşları döneminde İsrail Dışişleri’yle ilişkilerini devam ettirmiştir. İsrailli uzmanlar ve istihbarat elemanları Mesud Barzani ile Irak’ın kuzeyinde zaman zaman görüşmüşlerdir.

I-KDP lideri Mesud Barzani, İsrail televizyonu Kanal 2 ile gerçekleşen uzun söyleşisinde, “İsrail-Kürt ilişkilerinin 1970’li ve 1980’li yıllarda olduğu gibi iyi haline dönmesini temenni ettiğini” söylemişti.




'PARASTİN’İ  MOSSAD KURMUŞTUR'

ENPOLİTİK : I-KDP’nin “Parastin” adlı istihbarat yapılanmasını Mossadın kurduğu hep söyleniyor, bu konuda ne söylemek istersiniz?

HAKKI ÖZNUR: İsrail 1963 yılından itibaren kurulan ilişkiler kapsamında Kürt istihbarat örgütünün (PARASTİN) şekillenmesine de yardımcı olur. Amaç Irak hakkında İsrail için istihbarat toplamaktı. Mossad, Kürt istihbaratçıları yetiştirir. İsrail, kurulan ilişkiler kapsamında Kürt istihbarat örgütünün (Parastin) şekillenmesine de yardımcı olur. Amaç Irak hakkında İsrail için istihbarat toplamaktı. Mossad, Kürt istihbaratçıları yetiştirir. Parastin’in başına da önce Mesud Barzani getirilir.  Parastin günümüzde de Barzani ailesinin kontrolündedir.

Kürtler, Arap topraklarına sızmakta ve bilgi edinmekte zorluk çeken İsrail'in bölgedeki gözü kulağı olmuştur. İsrail, kurulan ilişkiler kapsamında Kürt istihbarat örgütünün şekillenmesine de yardımcı olur. Amaç Irak hakkında İsrail için istihbarat toplamaktı. 
Eski  Parastin şeflerinden Mesud Barzani, "Barzani II” adlı kitabında: "O zaman bir güvenlik ve istihbarat varlığına ihtiyaç duyuldu. Bu örgütün  (PARASTİN) kurulması görevi bana tevdi edildi. İlk başta Şekib Akravi, Muhammed Aziz Kadir, Franso Hariri (18 Şubat 2001'de Erbil'de öldürüldü), Fahir Mergesori ve diğerlerinden yardım alıyordum” diye ifade ediyor.

İsrail’in yardımlarını öncelikle İran topraklarından geçirip, oradan SAVAK’ın (Devlet İstihbarat ve Güvenlik Örgütü) Kürtlere teslim ettiğini söylemekte yarar var.

Araştırmacı Edmond Gharib “Irak’taki Kürt Meselesi” adlı kitabında MOSSAD ve SAVAK’ın ortaklaşa kurdukları Kürt istihbarat biriminin elde ettiği tüm bilgileri İran ve İsrail istihbarat teşkilatlarına aktardığını yazıyor.

İsrailli yazar Benjamin Beit Hallahmi ise “The Israel Connection: Who Israel arms and why / İsrail bağlantısı: İsrail Kimi Neden Silahlandırıyor” adlı kitabında Barzani ile İsrail arasında ki bu gizli ilişkiyi şöyle anlatıyor: “Irak’taki Kürtler her zaman İsrail’in ilgi alanı dahilindeydi… MOSSAD’ın Kürtlere desteği 1958’de başladı. Askeri danışman, silah ve cephaneyi kapsayan daha geniş çaptaki yardım ise 1963’de uygulamaya kondu”.

1960’lı yallardan itibaren İsrail istihbarat Servisi MOSSAD’a bağlı olarak Irak’ın Kuzeyinde görev yapan General Sagi Chori, Kürt devletinin kendi projeleri olduğunu söyledi. Irak’ın Kuzeyinde Kürt isyanlarına komutanlık eden, savaş planlarını bizzat kendi eliyle yapan Chori İsrail-Kürt dergisinin 2010 Nisan sayısındaki röportajında, “Peşmergeleri eğitmek için uçakla İsrail’e bizzat ben götürdüm. Kürtlere savaşmayı ben öğrettim” diye belirtti.

MOSSAD'ın Barzani ile ilişkileri, (İsrail'in Gizli Savaşı – İsrail İstihbarat Servislerinin Tarihi) adlı kitapta da sergilenmektedir. Kitap, İngiliz The Guardian gazetesinde 1984 yılından bu yana Tel-Aviv muhabirliğini yapan Ian Black ve Washington'daki Brooking Enstitüsü'nde çalışan öğretim üyesi Benny Morris tarafından yazılmıştır. Kitapta Mossad-Barzani ilişkileri, İsrail Dışişleri Bakanlığı ve Mossad yazışmalarına dayanılarak açıklanmaktadır. Önsözde, kitabın yayından önce İsrail ordu yetkilileri tarafından da incelendiği belirtilmektedir. Hemen hemen tüm Mossad başkan ve yardımcıları Irak'ın Kuzeyinde görev yapmış ve Kürtlerle yakın ilişkide bulunmuştur.

 Tarih boyunca İngiltere, ABD, İran, SSCB, Suriye ve İsrail Kürtleri kullanmış ve işleri bittikten sonra kendi kaderleriyle baş başa bırakmışlardır, ama Kürtler tarihten ders almamışlardır.

Bağımsız “Kürt devleti”ne destek veren İsrail’dir. İsrail tarihi boyunca stratejik ilişki kurmaya çalıştığı Kürtlerin Irak'ta bir “Kürt devleti” istediğini gizlemiyor. Kürtler, Irak ve Suriye’nin başlıca düşmanıyla –İsrail- ittifak halindedirler

'YAHUDİ LOBİLERİ BARZANİ AİLESİNE VE BARZANİ HAREKETİNE DESTEK VERİYOR'

1992 yılında Amerika’daki Kürtçü örgütler ve bunlara destek veren Kürt lobiler tarafından organize edilen Washington’da bir otelde yapılan Nevruz programına Yahudi lobilerin önemli isimleri ve Yahudi Kürtler de katılmıştı. Washington Kürt Enstitüsü Direktörü Mike Amitay burada bir konuşma yapmıştır. Otel salonunda Yahudiler ve Kürtler İsrail ve Kürt bayraklarıyla halay çekmişlerdir.

1993 yılında yine Nevruz kutlamaları Washington’daki Crystal City Sheraton Oteli’nin balo salonunda düzenlendi. Sahnede Mustafa Barzani’nin resmi vardı .Gecenin sonuna doğru eğlence tam bir cümbüşe dönüştü. Halay çekenler arasında Musevi Lobisi’nin en güçlü örgütü AIPAC’ın eski direktörü Morris Amitay da bulunuyordu. İsrail’in ABD’deki en güçlü temsilcisi olan AIPAC’in eski direktörü, Nevruz kutlamalarında Barzani aşireti ile halay çekiyordu. Bir dönem ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ni de yapan Martin Indyk, Irak’ın bütünlüğü konusuna odaklı politikaları eleştiriyor, başkanlığını yaptığı Washington Institute for Near East Policy de Kürt meselesi üzerine hesaplar yapıyordu.

Yahudi Morris Amitay'ın Amerikan Yahudi basınının önemli dergilerinden biri olan Washington Jewish Weekly'de yayınlanan "Self – Determinasyon: Kürtler Hala Bekliyor" başlıklı yazısındaki şu satırların amacı oldukça açıktı: "... Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Rusya'ya dağılmış olarak yaşayan 20 milyon kadar Kürt, bağımsız devletlerini kurma imkanını bulamamıştır... Kürtler'e kendi siyasi kaderlerini tayin edebilme hakkı tanınmadıkça, Ortadoğu'da huzursuzluğun ve isyanların devamı kaçınılmazdır."

Amerika’da İsrail'in Ortadoğu çıkarlarına hizmet edecek WINNEP gibi kurumlar vardır. İsrail muhibi ve içinde birçok Yahudi’nin bulunduğu Kürt enstitüsü bu süreçte kuruldu. Mike Amitay'ın öncülüğünde Washington'da kurulan Kürt enstitüsü tamamen İsrail çizgisinde ve Irak’ın kuzeyinde Barzani hareketini destekleyen bir fitne fesat enstitüsüdür. Babası Morris Amitay kısa adı AIPAC olan etkili Musevi kuruluşunun başkanlığını yaptı.

1996 yılında kurulan Washington’daki Kürt enstitüsü Irak’ın kuzeyinden ABD’ye getirilen 8 bin göçmenin yerleşimi ve eğitimine yardımcı olurken, Kürt – Yahudi  ilişkisinin bölgede 0rtadoğu’da güçlenmesini hedefliyordu.

ABD'nin başkenti Washington'da bulunan Washington Kürt Enstitüsü Direktörü  Siyonist zihniyetli Mike Amitay, 30 Nisan 2003 yılında Özgür Avrupa Radyosu tarafından düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, Irak’ta ilerde sınırların değişebileceğini bağımsız Kürt devletinin kurulacağını söylüyordu.

'İSLAM DÜŞMANI KATİL ARİEL ŞARON BARZANİ AİLESİ İLE GİZLİCE GÖRÜŞMELER YAPIYOR'

ENPOLİTİK: Ariel Şaron’unda Mesud Barzani ile gizlice görüştüğü söyleniyor doğru mu?

HAKKI ÖZNUR: 1.ve 2. Körfez savaşı dönemi ve sonrasında İsrail – Erbil ilişkileri en üst seviyede devam etmiştir. İsrailli siyasetçilerin Barzani ailesine özel bir sevgileri vardı. Barzani için “Kürt Ben Gurion” benzetmesi yapıyorlardı. Ariel Şaron, Mesud Barzani için “Babasının hayallerini gerçekleştirecek.” diyordu.

2001 – 2006 yılları arasında İsrail’in 11. Başbakanlığını yapan Ariel Şaron, Mesud Barzani'nin dostuydu. Birçok İsrailli siyasetçi 2. Körfez Savaşı’nın bitiminden sonra Mesud Barzani’yi ziyaret etmişti.

Ariel Şaron Eylül 2003’te İsrail’i ziyaret eden Mesud Barzani’ye şu sözleri söylemiştir: “Babanız Mustafa Barzani büyük bir İsrail dostuydu. Biz kendisini İsrail’de birçok kez ağırladık. Şunu unutmayın, İsrail Ortadoğu’da bağımsız bir Kürt devletine sıcak bakmaktadır.”

Barzanilerin bağımsızlık talebini, bilindiği kadarıyla, “İkinci İsrail” olarak niteleyen ilk kişi Irak BAAS Partisi'nden Saddam Hüseyin'in Savunma Bakanı Abdulaziz el-Ukaylî'dir.  El-Ukaylî, 1966 yılında Irak'taki Kürtleri Ortadoğu'da “ikinci bir İsrail” kurma hevesi içinde olmakla suçlamış; Batı'da olduğu kadar Doğu'daki güçlerin de sömürgenin kuruluşu sırasında 1948'de yaptıkları gibi, Kuzey Irak topraklarında yeni bir İsrail devletinin kurulmasına yönelik projeler içinde olduğunu söylemiştir.

 Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabanî, üzerinde Irak Cumhurbaşkanlığı sıfatını taşımasına ve Irak'la İsrail arasında diplomatik temas bulunmamasına rağmen 2008'de, Atina yakınlarındaki 23. Sosyalist Enternasyonal Kongresi'ne katılan İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın elini sıkmıştır. Talabanî, tutumunun tepki alması üzerine kongreye İşçi Partisi adına katılan Barak'ın elini Irak Cumhurbaşkanı olarak değil, KYB lideri olarak sıktığını söylemiştir.



'TERÖRİST İSRAİL KORSAN REFERANDUMA EN BÜYÜK DESTEĞİ VERMİŞTİR'

İsrail 25 Eylül 2017’de Irak’ın kuzeyinde Barzani’nin zorla baskıyla yaptırdığı gayrimeşru referanduma açık destek veren ülkelerin başındadır. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Tel Aviv'de yaptığı bir konuşmada “Kürtlerin bağımsızlık arzularını desteklemeliyiz Barzaniler her zaman İsrail’e dost olmuşlar İsrail’in bölgedeki en büyük müttefikidir. Irak'taki Kürtler bağımsız devlete sahip olmalı. Kürtler, Batı’nın dostu ve bizimle aynı değerleri paylaşan bir halk. İsrail, Kürtlerin bağımsızlık umutlarını desteklemeli” ifadelerini kullanmıştır.

İsrail Adalet Bakanı Şaked, bir konferansta Kürtlerin bağımsızlığının İsrail’in çıkarlarıyla örtüştüğünü söylüyordu. “Bağımsız Kürt Devleti İsrail’in güvenliği için önemlidir ve destekliyoruz.” diyordu.

Terörist  İsrail’in Genelkurmay Başkanı’da “Erbil’de askeri üssümüz olmalı. Erbil iktidarı ile görüşmelerimiz devam ediyor.” diyordu. ABD’deki Yahudi lobiler ve özellikle Neoconlar bütün kurum ve kuruluşlarıyla ikinci İsrail olacak olan Barzanistan’a açık destek vermekteler.

İsrail’de bakanlık yapmış Gideon Saar “Kürtler İsrail’in esas stratejik müttefikleridir” diyordu. İsrailli birçok uzman asker istihbaratçı referandum öncesi Barzani medyasında yer alan şu ifadeleri kullanmışlardır: “Ey Kürt halkı bağımsızlık zamanınız gelmiştir, tarihi referanduma evet deyin!”

Dr. Simon Ross Valentine tarafından 27 Ağustos 2017 tarihinde KDP yandaşı Rudaw'a yazılan bir yazı ise Kürtlerin İsrail'le ilişki konusunda sürüklenmek istedikleri konumu açıkça teşhir etmektedir. Dr. Simon, Barzanici Rudaw'ın da yayımlayarak destek verdiği “İsrail'den Öğren!” başlığı altındaki yazısında, Kürtlerin bağımsızlaşma ve devletleşmeyi İsrail'den öğrenmesini, Kürtlerin yaşadıkları ile Yahudilerin yaşadıklarının bir olduğunu söylüyordu.

İSRAİLLİ KÜRTLER BARZANİ AİLESİNE TAM DESTEK VERMİŞTİR

İsrail'de yaşayan Yahudi Kürtler, IKBY'nin bağımsızlık referandumunu desteklemek için referandumun yapıldığı gün ABD'nin Kudüs Konsolosluğu önünde gösteri yaptı .İsrail'de Kürt Yahudi derneği üyesi olan Yaakov Yaakov, Kürtlerin bağımsızlık isteği için, "Burada, ABD konsolosluğu önünde, dans ederek ve şarkı söyleyerek bağımsızlık referandumunu destekliyoruz" dedi. Yaakov, "Kuzey Irak'ta şimdi hiç Yahudi Kürt kalmadı. Yahudi Kürtlerin hepsi İsrail'e geldi. Bu nedenle İsrail, Kürtlerin bağımsız bir devlet kurmalarını destekliyor" dedi. 1951 ile 1952 yıllarında, Ezra and Nehemiah operasyonu sırasında 130 bin kadar Iraklı Kürt Yahudinin İsrail'e göç ettirildiği hatırlatıldı.

1940 – 50 yılları arasında Ali Baba Operasyonu ile Irak’ın kuzeyinden İsrail'e nakledilen ve nüfusları 200 bini bulan Yahudiler iki taraf arasında bir tür elçilik görevi üstlenmiştir. 2009'da ise İsrail’in bölgedeki elemanı Yahudi uşağı Davud Bağıstanî  gelişen bu ilişkinin simgesi hâline gelmiştir.

Korsan referandum öncesi Mesud Barzani’nin oğlu Güvenlik Konseyi Başkanı Mesrur Barzani’nin bir çok kez İsrail’i ziyaret ettiği Kürt çevrelerinde bilinmektedir. Erbil’de “esrarengiz adam” olarak adlandırılan Mesrur Barzani’yi şimdi IKBY de Başbakan yapmak için baba Mesud Barzani kolları sıvamıştı.

Mesrur Barzani bir konuşmasında “bütün ülkeler arasında İsrail'in kendilerini en kolay anlayabilen ülke olduğunu” söylüyordu.

İsrail’de yaşayan Yahudi Kürtler ve Irak’ın kuzeyinde yaşayan kendilerine Kürt Yahudiler diyen gruplarda referanduma destek açıklaması yapmışlar, Mesud Barzani’ye destek vermişler, “Kürdistan devleti kurulmalı” demişlerdir. İsrail’deki Kürt Yahudiler Barzani’nin referandum kampanyalarına İsrail bayrakları sallayarak İsrail ve Mesud Barzani lehine sloganlar atarak destek vermişlerdir. Çok sayıda Barzanici İsrail bayrakları ile hatıra fotoğrafı çektirmiştir.

'98 YIL ÖNCE İNGİLİZ BAYRAĞINI 16 YIL ÖNCE ABD BAYRAĞINI 2 YIL ÖNCE İSRAİL BAYRAĞINI SALLADILAR'

1921 yılında İngilizler 1. Kral Faysal’ı Irak kral yaparken işbirlikçi Araplar İngiliz bayrağını sallıyor, İngiliz milli marşını dinliyorlardı. Faysal’ın Kral ilan edildiği açıklamanın okunması sırasında İngiliz işbirlikçileri (Kralım çok yaşa!) diye bağırıyorlardı; 9 Nisan 2003 günü Bağdat düştüğünde bu sefer Şii ve Kürt işbirlikçiler Amerikan bayrakları sallayıp “Yaşasın Bush, Yaşasın Amerika” sloganları atıyordu.

2. Körfez Savaşı başladıktan 19 gün sonra Bağdat düşmüştü. ABD ve koalisyon güçleri Irak’ı işgal ederken “Bıji Bush, Bıji Amerika” diye bağıranlar, sokaklarda işgal ordusuna “Yaşasın Amerika” diye bağıranlar, Amerikan bayraklarını sallayanlar, ABD conilerine sarılanlar KDP ve KYB'li peşmergelerdi.



İSRAİLLİ KÜRTLER: “BAĞIMSIZ KÜRT DEVLETİ KURULMALI”

ENPOLİTİK: İsrail’de Yahudi Kürt nüfusu ne kadardır?

HAKKI ÖZNUR: Kimi kaynaklara göre, İsrail’de 300 bin dolayında Kürt bulunuyor. Burada yaşayan Kürtler birbirlerinden kopmadan yaşıyor ve sık sık etkinlikler düzenliyorlar. Yahudi Kürtler düğünlerinde  kürtçe “Şexani “halayını oynuyorlar.  Kurdukları dernekler bile var. İsrail siyasetinde etkin olmaya çalışıyorlar. Çeşitli partilerde faaliyet gösteriyorlar. İsrailli Kürtler, Irak kuzeyi ile de yakından ilgileniyorlar. Erbil’de temsilcilik bile açtılar. KDP, KYB, PKK vb. Kürt örgütlerinin faaliyetlerine destek veriyorlar.

 Irak’ın kuzeyinden  Erbil, Zaho, Süleymaniye  Diyala,  Duhok vb. yerlerden olmak üzere  Hakkari, Van,  Mardin ve Şırnak’ta  yaşayan Yahudi Kürtler  yıllar önce İsrail’e gitmişlerdir. Yahudi kabilelerinden Tchalla ve Nirwa başta olmak üzere çoğu 1920 lerin başında göç ettiler. 1950-1980 arası  devam eden gidişlerle bugün İsrail’de  belirli bir  Yahudi Kürt nüfusu vardır. Dünya’daki en yaşlı haham olarak bilinen, Yahudi Kürt Zekeriya Beraşi117 yaşında öldü.

Siyonist İsrail, Kürtçe öğretime destek vermiştir. Bunu bir plan dahilinde yapmaktadır. İsrail’de bulunan Tel Aviv Üniversitesi,  2012  yılında İstanbul Kürt Enstitüsü’nün sunduğu  destekle Kürtçe eğitime başladı. Derslere, Kürtçe’ye ilgi duyan Yahudi öğrencilerin yanı sıra bu ülkede yaşayan Kürtler katılıyordu.

Kürtçe dil eğitimine İsrail tarihinde ilk olarak Tel Aviv Üniversitesi’nde başlanmıştır. Dersleri Kuzey Irak’taki Erbil Üniversitesi Siyaset bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunu olan Cenk Sağnıç veriyor. İsrail’de yaşayan Sağnıç, Erbil Üniversitesi’nde yüksek eğitimini tamamladıktan sonra yüksek lisans eğitimi almak için bu ülkeye gitmişti.

Barzanici Rûdaw’a konuşan İsrail’deki Kürtler’in dernek başkanı Yahuda Bin Yusuf, “İsrail’de bütün Yahudi  Kürtler  Kürdistan Bölgesi halkının  yanındadır İsrail’de yaşayan Kürtler en kısa zamanda Kürdistan’da bağımsızlık ve özgürlüğün gerçekleşmesini umut ediyor” diyordu.

 Mardinli Yahudi Kürt şarkıcı  ve çocukluğundan beri   İsrail’de ailesiyle  yaşayan Hadassa Yeshurun ise Barzanici  Rûdaw’ın   sorularına cevap verirken “Kürt devleti kurulmalı” diyordu. Barzani’nin bağımsızlık referandumuna destek açıklamasında bulunuyor şunları söylüyordu:

  Yahudi Kürdüyüz. Dedelerimiz sürekli Kürdistan’dan geldiğimizi anlatırdı. Bir gerçek var ve ben bunu söylemek istiyorum. Tüm arkadaşlarım kendilerini birer Kürt dostu olarak görüyor. Hatta İsrailli bir arkadaşım Kürdistan’ın bağımsızlığı için şarkı söylememi istedi. Kürdistan’ın devlet olması halinde pasaportunu almak isterim. İsrail’de bağımsız Kürdistan devleti için her zaman dua ediyoruz. İsrail Kürtlerin en büyük destekçisidir. İsrail’e gelen Yahudi Kürtlerle çok iyi ilişkilere sahibim. Konser ve etkinliklere katılmamdan dolayı herkes beni iyi tanıyor.

Günümüzdeki Kürt siyasetçilerin belli bir kesimi, Kürt-İsrail ilişkilerini açıkça savunabiliyorlar. Kerkük doğumlu ve Finlandiya Kürt Dostluk Derneği Başkanı Sabah Abbas Ali, ikili ilişkilerin gelişmesinden yanadır: “Irak Kürdistanı ile İsrail arasındaki ilişkiler tarihidir, siyasi ve ekonomik ve bunun Kürtler ve Yahudi vatandaşlar ile ilişkisi oldukça eski ve alenidir İsrail her zaman Kürtlere destek olmuştur. Demiştir. Bakın Sabah Ali neler söylüyor:

Şu anda da görüyorum ki İsrail Kürtlerin yanında duruyor. Kürtler asla İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını desteklediğini unutmayacaklardır.

Kürtler siyasi taahhütlerini yerine getirmiş olan savaşçı bir millettir ve ılımlı siyasetleri ile kendi siyasi bağımsızlıklarını hak ediyorlar diye ifade etmişti Netanyahu halkımı. Bütün İsrailli dostlara da teşekkür ederim.



İSRAİL YANLISI YAHUDİ KÜRTLER BARZANİ AİLESİ İLE MEYDANLARDA BOY GÖSTERDİLER

İsrail’de, 1948 den günümüze Yahudi Kürtler veya Kürt Yahudiler denilen kesim İsrail devletinin her alanında görev almışlardır siyasi partilerde, Orduda, Bürokraside, istihbaratta çok sayıda bunlardan vardır Irak’ın kuzeyiyle yakından ilgilenmekteler.

İsrail’de birçok Kürt Yahudi, ordu ve sivil hizmette yüksek görevde bulunmuşlardır. Örneğin, 1995’te İsrail ordusundan tümgeneral rütbesiyle emekliye ayrılan (Irak kökenli) Yitzhak Mordehay 1996-1999 arasında İsrail Savunma Bakanı olmuş, 1999’da Merkez Partisi’ni kurarak seçimleri kazanmış ve 1999-2001 arasında Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma Bakanı görevlerinde bulunmuştur. Yine Kürt kökenli Zvi Bar (Barzani) 1989-2013 yılları arasında beş kez peşpeşe Ramat Gan belediye başkanlığı görevine seçilmiştir. 2000-2003 arasında Kudüs Emniyet Müdürlüğü de yapmış olan Şırnak/Cizre kökenli Mickey Levy, 2013 ve 2015 seçimlerinde Yeş Atid Partisi’nden İsrail Millet Meclisi Knesset’e girebilmiş, 19. Hükümette Maliye Bakan Yardımcısı görevine atanmıştır. Yine başka bir Kürt kökenli politikacı Moşe Raz 2000-2003’te Meretz Partisi’nden Knesset’e girmiştir. 18.10.2017’de Şerzad Ömer Mamsani isimli Kürt Yahudi, Diyanet ve Vakıf İşleri Bakanlığı’na Yahudi cemaatinin temsilcisi olarak atanmıştır. İsrail’in önemli tehdit olarak gördüğü Irak’a karşı geliştirdiği politikalarda Iraklı Kürtler önemli bir müttefik olarak görülmüştür.

En son Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirilen bağımsızlık referandumunu açıkça desteklemiştir. İsrailli Yahudi Kürt parlamenter Mickey Levy “Kürtlüğümle gurur duyuyorum. Kürdistan’ın bağımsızlığı için çalışılması gerekir” demiştir.  2016 yılında Parlamentoda 19 sandalyesi bulunan Yesh Atid Partisi parlamenteri Mickey Levy;  Barzanici Rûdaw’ın sorularını yanıtlarken  “Bence bir gün gelecek ve biz Kürdistan’ın bağımsızlığını destekleyeceğiz. Kürdistan’ın bağımsızlığına tam anlamıyla inanıyorum.” demiştir.

“Siz gerçekten Kürt müsünüz? Kürdistan’ın hangi bölgesindensiniz?” sorusuna “Evet, Kürt’üm ve Kürt olmaktan gurur duyuyorum. Annem ve babam Kürdistanlı.” Cizreli atalarım (Şırnak’ın Cizre ilçesi). Cizre’nin Türkiye sınırında küçük bir köy olduğunu sanıyordum ancak siz büyük bir kent haline geldiğini ve Türkiye’nin bir parçası olduğunu söylüyorsunuz. Bunu bilmiyordum. Annem ve babam İsrail’e gelmişler, ben de Kudüs’te doğmuşum.”

Irak’ın kuzeyinde kendisini Kürt Yahudilerin temsilcisi olarak gören , gösteren Şerzad Ömer Mamsani “Biz Kürt Yahudisiyiz. Her Kürt sekiz sülale öncesini araştırırsa ya Zerdüşti ya da Yahudi’dir. Tevrat’ta Kürdistan İsa’nın ilk yerdir. Bağımsız Kürdistan kurulacak, biz Kürt Yahudiler referanduma destek veriyoruz. Mesud Barzani’yi destekliyoruz. Kürtler İsrail’in en büyük müttefikidir.” demiştir.

İsrail ile ilişkileri olan “ İsraili Kürtler kurdu. Hepimiz Kürtlerin ve Barzani ailesinin yanındayız demiştir.

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Mesud Barzani’ye ve referanduma destek mitinglerinde benzer şeyler yaşanmıştır. İsrail bayrakları açılmış, “yaşasın İsrail” sloganları atılmıştır. Cenevre’de bulunan BM binası önünde İsrail dostluk derneği stant açmış, İsrail bayraklarıyla IKBY flamalarını sallamışlardır.

Referandum sırasında İsrail’e davet edilen bir Kürt akademisyen “Kürt halkı Kürdistan'da Kürt bayrakları ile birlikte İsrail bayraklarını sallandırmaktadır.” demiştir.

ENPOLİTİK: İsrail’in, Irak’ın kuzeyindeki Yahudi Kürtlere her türlü desteği verdiği biliniyor. Öyle ki İsrail – Kürt diye bir dergide yayınlanıyor. Bu dergiyi kim çıkartıyor? Amacı ne? Barzaniler, İsrail destekli Yahudi- Kürt derneklerine nasıl bakıyor?

HAKKI ÖZNUR: Yahudiler tarihi açıdan Kürtlerle yakın ilişki içindedir. Göçler vasıtasıyla Iraklı Kürtler ve Yahudiler uzun süre yan yana yaşamış, birbirlerinin kültürlerini etkilemişlerdir.

Davud Bağistani denen Mossad elemanı tarafından 2009 yılında kurulan ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile İsrail arasında ilişki kurulması için çalışmalarda bulunan Kurd İsrael örgütü, Irak’ın kuzeyinde aynı isimde aylık bir dergi çıkarıyordu.

Dergiyi çıkartan Ortadoğu’da İsrail casusu olarak bilinen Davud Bağıstani’dir. Israel Kurd - İsrail Kürt dergisi 2009 Nisan’ında Erbil’de çıktı. 1500 adet basılan "İsrail Kürtler" dergisi elli sayfa ve iki sayfalık bir İngilizce eke sahipti.

Aynı zamanda eski peşmerge olan Davud Bağıstani, İsrail'e dört kez ziyarette bulundu, ilki kaçak olarak 1967 yılında gerçekleşti. 1976 ve 1986 yılları arasında Ebu Garib Cezaevi’nde de kalan Bağıstani, İsrail casusu olmakla yargılanmıştır.

Bağıstani'nin ismi, bir zamanlar Türkiye ile peşmergeler arasındaki gerginlikte arabulucu olarak geçmişti. Erbil'de yaşayan ve çok iyi Türkçe de bilen Bağıstani, Mesud Barzani'ye çok yakınlığıyla biliniyor. Aynı zamanda kendisini AB'nin bölgedeki temsilcisi olarak da tanıtan Davud Bağıstani, özellikle İsrail ile çok yönlü çalışmaktadır. Bağıstani’nin eşi bir Alman Yahudisi’dir. Adı Piyanka’dır. Bağıstani ailesi bir İsrail misyoneri gibi çalışmaktadır. Yahudi ideolojisinin hizmetkarlarıdır. Yahudilere hizmet etmekten zevk duyan bir ailedir. Pro İsrail Barzaniler bu yüzden tüm Yahudilerce el üstünde tutulmakta ve destek görmekteler.

İsrail parlamentosu Knesset’in Başkanı Reuven Rivlin, bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını desteklediklerini söyledi. 25 Eylül 2011 tarihinde Kurdpress haber ajansının Irak’ın kuzeyinde yayımlanan Kurd Israel dergisinden naklen bildirdiğine göre İsrail Parlamentosu Başkanı Reuven Rivlin, Kürdistan bölgesini ve bölgesel yönetimin parlamentosunu ziyaret etmeye hazır olduğunu söylüyordu.

İsrail’le Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında resmi ilişkiler başlatmaya hazır olduklarını belirten Knesset Başkanı Reuven Rivlin, “Iraklı Kürtler bağımsızlık elde etmek için daha etkili faaliyetlerde bulunmalıdır” demiştir.

“Kurd Israel” örgütü Başkanı Davud Bağıstani ile Tel Aviv’de görüşen Knesset Başkanı Reuven Rivlin, Ortadoğu’da bağımsız bir Kürt devleti kurulmasının İsrail açsısından büyük önem taşıdığını belirterek, İsrail’in bu yönde Kürtlere yardım etmeye hazır olduğunu söyledi.

İsrail-Kürt Enstitüsü'nün başkanlığını da yapan, geçmiş yıllarda PKK’nın İsrail ve ABD ile görüşmelerine aracılık yapan Bağıstani’nin İsrail'de yayımladığı dergilerde hem İsrail hem Barzani hem PKK propagandası yapılıyor. İsrailli gazeteci İtai Anghel’in 2010 yılında İsrail Kanal 2 televizyonunda, Davut Bağıstani ile röportajı yayımlanmıştı. 

Davud Bağıstani, Mossad ile ilişkisi olan gazeteciye Mossad şefleriyle Barzaniler’in çektirdiği resimleri de göstererek “Bunlar da 35 senelik resimler... Bu resimler taraflar arasındaki tarihi bağı anlatmaya yardım edebilir belki. Resimdeki Kürtler aslında Mossad üyeleridir.” Diyordu.

Mossad'ın özel bir birliği 1975 yılında Barzanilere destek olmak için Irak’ın kuzeyine gelmiş. Bu özel birliğe komuta eden yetkili ise Mossad şefi Eliyezer Safrir idi. Eliyezer Safrir (Gayzi) Irak'a gönderilmiş olan eski Mossad elçisi. O da diyor ki “Kürtler ile İsrail halkı arasında büyük bir aşk ve sevgi vardı.” Irak’ın kuzeyindeki peşmergeler her yerde “Biz Yahudilere bakıyoruz, nasıl İsrail devletini kurabildiler? Biz de o yüzden onlara özeniyor ve onlardan yardım istiyoruz.” diyorlar. Barazan İbrahim (İsrael Kurd Yazarı) İsrailli gazeteciye “Bu bizim dergimiz İSRAİL KURD. Burada İsrail'in bizim müttefikimiz olması gerektiğini yazıyoruz.” diyordu.

İsrail televizyonunda Yahudi Kürtler şu şarkıyı söylüyor: “Güzel İsrail / Kurdi Kürdistan / Güzel İsrail / Bunu da onu da seviyoruz / Dünyanın sonuna kadar / İkisini de seviyoruz / Ahirzamana kadar / Bu İsrail-Kürttür./ Bizim projemiz budur. / Tel-Aviv ve Erbil / Ellerini birleştiriyorlar / Tel-Aviv ve Erbil / Ellerini birleştiriyorlar / Birlikte aslanlar gibi olacağız / Birlikte aslanlar gibi olacağız”. İsrail’deki Kürtler  Barzani ailesinin en büyük  destekçileridir.

ENPOLİTİK: Müslüman Kürtler’den tepki yok mu?

HAKKI ÖZNUR:  Elbette var. Kurd İsrael - İsrail  Kürt örgütünün faaliyetleri ve yayınları, İslami grupların tepkilerine neden olmuştur.

Erbil'de yayına yeni başlayan haftalık bir derginin (daha sonra aylık) İsrail'deki Kürt Yahudileri Irak’ın kuzeyine geri dönme çağrısı yapması tartışma doğurmuştu. Bölgede yaşayan İslamcı çevreler "İsrail Kürtler" dergisinin çağrısını hem yasalara aykırı buldu hem de Irak'ın dış politikası ile çeliştiğini söylüyordu.

AFP'ye konuşan Kürdistan İslami Grup yöneticisi ve milletvekili Zana Rustabi, "Ben kuşkuluyum ve Kürtler Müslüman ulusa bu denli aitken ve Kürdistan Irak'ın bir parçası iken bu tür yayınların bir yararını görmüyorum" diyordu.

Dergiyi çıkaran Davud Bağıstani ise yaptıkları çağrının gerekçesi olarak İsrail'de yoğun nüfuslu Kürt asıllı Yahudi'nin yaşamasını gösterdi. Birçok kez İsrail'i ziyaret etmiş olan Mossad ile bağlantılı Bağıstani, Yahudi Kürtlerin Irak'a geri dönmesinin Filistinlilere de faydalı olacağını savunuyordu. "Yahudi Kürtlerin, Kuzey Irak'a dönmesini istiyoruz" diyen İsrail muhibi "Eğer Irak'taki durumdan ve Irak'ın geleceğinden yana emin olurlarsa birçoğu geri dönmek ister" şeklinde konuşmuştur.

İsrail-Kürt Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Davud Bağıstani'nin, Doğu Kudüs'te, Irak'tan göç etmiş Kürt kökenli 150 bin Yahudi yaşadığını, bu nüfusa Irak’ın kuzeyinde  büyük ihtiyaç olduğunu öne sürerek “Geri dönün” çağrısı yapması, İsrail'in yeni bir sinsi planı olarak yorumlanmıştı. Yahudi Kürtlerinin nüfusunun Irak'ta artması siyasi anlamda İsrail'in elini güçlendirecek diye haklı endişeler vardı.

İslam ülkelerinin “bölgenin Yahudileştirilmesi” politikasına karşı çıkacağını bilen Bağıstani'nin, tepkileri kırmak ve hedefini gizlemek için bulduğu kılıf açıklama ise şöyle:

“Bizim federal ve demokratik Irak'ta ve özellikle de Kürdistan'daki durum istikrar kazanırsa İsrail'deki Yahudi Kürtleri memleketleri olan Irak'a dönecek, bu da Filistin'deki Yahudi yerleşim yerlerini azaltacak. Böylece Filistinli mülteciler de kendi topraklarına dönebilecek. Çünkü Yahudi Kürtlerin Irak'a dönmesiyle birlikte İsrail'in büyük bir toprağa ihtiyacı kalmayacak.”

AFP'ye göre Davud Bağıstani, “Derginin varlığından haberleri var çünkü bir internet sitemiz var ama biz onlar için çalışmıyoruz, kendimiz için çalışıyoruz. Bizim Kürt Yahudilere ihtiyacımız var” dedi.

Kürt yöneticilerinin tepkilerinin ne olduğunun sorulması üzerine Bağıstani, onlardan görüşlerini istemediklerini ifade etti. Bağıstani, “Benim istediğim şey, ülkesine geri dönüş hakkına onay veren Anayasa'da kayıtlı ve Yahudiler, adaletsizliğe konu olmuş Irak vatandaşlarıdırlar” şeklinde konuşmuştu.

İSRAİL MUHİBİ DAVUT BAĞISTANİ ÇOK YÖNLÜ ELEMANDIR

ENPOLİTİK: Geçtiğimiz günlerde güvenlik güçleri tarafından yakalanan Davut Bağıstani’nin İsrail ve PKK ile ilişkisinden bahsediliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

HAKKI ÖZNUR: Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, KCK Yürütme Konseyi ile ilişkisi olduğu ve örgüt içerisinde önemli görevlerde bulunduğu bildirilen Davut Bağıstani, beraberindeki 3 kişiyle geçtiğimiz aylarda Adana'da gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştır.

İsrail, Barzani ailesi ve PKK ile çok yönlü ilişkileri olan Davud Bağıstani, 1947 Mardin Savur doğumludur. Davut Bağıstani, 90'lı yılların ikinci yarısında da Irak'ın kuzeyine gelen politikacı ve gazetecilere kendisini Avrupa Birliği Kuzey Irak temsilcisi olarak tanıtmış ve zaman zaman önemli gazetelere açıklamada bulunarak, PKK ile Türkiye arasında arabuluculuk görevi yaptığını iddia etmişti.

ABD ile PKK arasında 2003 yılında yapılan görüşmelere arabuluculuk yapan isimlerden biri o süreçte BM’nin Kuzey Irak Müdürü olan Davut Bağıstani’ydi.

Davut Bağıstani, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile 30 yılı aşkın süredir dost olduğunu, 2008’de Peres’e PKK/KCK Başkanı Murat Karayılan’ın bir mektubunu elden teslim ettiğini ve cevabını da Karayılan’a ilettiğini itiraf ediyor. PKK ile İsrail arasında yıllarca köprü görevi gören Bağıstani, örgütün iletişim araçlarını da sağlayan kişi olarak biliniyordu. Çözüm süreci denilen ihanet sürecinin ilk günlerinde 2 kez Kandil'e mesaj taşıyan Bağıstani'nin 'savaşın, size gerekli destek gelecek' mesajını ilettiği belirtiliyor.

Davud Bağıstani'nin PKK'nın özel kuryeliğini yaptığı ABD ve İsrail istihbaratıyla uzun yıllar temas kurduğu, Batman'da HDP'lilerle görüşme yapan ve CIA elemanı olduğu tespit edilince sahte pasaportla kaçan Barbara Anna Lakeberg'le iletişim kurduğu emniyet güçlerince tespit edilmiştir.

Barzani ailesi, Irak’ın kuzeyinde Barzanistan’ı kurmak istemektedir. Barzani ailesi, Erbil’de, hakim olduğu dikta rejimi üzerinden oligarşik bir aile hanedanlığı inşa etmiştir. İnfazlar, cinayetler, işkenceler, adam kaçırmalar, insanlık dışı her türlü kötü muameleler, halka zulümler muhalifleri susturmak için kullanılan antidemokratik yol ve yöntemler, Barzani ailesinin ne olduğunu ne yapmak istediklerini anlatmak için yeter.

Barzani ailesi için çalışan gizli servis Parastin tarafından 26 Ekim 2005’te Barzanilerin yoz yönetimini eleştiren yazıları nedeniyle Erbil’de kaçırılmış ve daha sonra uluslararası baskılar sonucu serbest bırakılmıştı.

ENPOLİTİK: Barzanilerin Kerkük talebi ne zaman başladı?

HAKKI ÖZNUR: Mustafa Barzani hayatta iken tek arzusu bağımsız Kürt devleti ve onun içinde olan Kerkük’tü. 14 Ekim 1958’de Irak’ta devrim olduğunda kendisi SSCB’deydi. Hemen Irak’a dönmüş ilk işi peşmergeleriyle ile birlikte Kerkük’e girmek olmuştur. İki gün Kürt ağalarıyla planlar yapan Barzani emelinden başarılı olamamıştı. Darbenin birinci yılında 14 Ekim 1959 günü IKP militanları ve KDP'li peşmergeler Kerkük’e girmişler, Türkmen katliamı yapmışlardır. İkinci Körfez Savaşı’nın ilk günlerinde Bağdat hemen düştükten sonra Amerikan iş birlikçisi KDP ve KYB Kerkük’e girmişler, nüfus ve tapu dairelerini yakmışlardı.

Mustafa Barzani, “Kerkük Kürdistan'ın Kudüsü’dür” demiştir. Kerkük emellerinde yaşarken başarılı olamamış sırtını dayadığı Amerika’da ölmüştü. Şimdi oğlu Mesud Barzani ve torunları Neçirvan Barzani, Mesrur Barzani vb. Barzaniciler Kerkük’ü bir oldubittiyle Kürt şehri yapmak istiyorlar.

Irak’ın kuzeyinde yaptıkları Kerkük’ü de dâhil etmeye çalıştıkları 25 Eylül 2017’de yapılan gayri meşru referandum hem bağımsız Kürdistan hem de Kerkük’ü IKBY bölgesine dâhil etmenin hayalleriydi.

Mesud Barzani, babası Mustafa Barzani gibi “Kerkük Kürdistan’ın Kudüs’ü, Kerkük Kürdistan toprağı, Kerkük Kürt şehridir, bağımsız bir Kürt devleti kurulacaktır.” diyerek bu korsan referandumu yaptırmıştı.

Kerkük, Barzanistan için çok önemlidir. Kerkük petrol hattına hakim olursa bağımsız Kürt devletinin kurulacağını düşünüyor. Tek emelleri Kerkük’ü IKBY’ye dahil etmek.

25 Eylül 2017’de gayrimeşru referandum yapan Mesud Barzani 16 Ekim günü Irak ordusunun Kerkük’e girmesiyle tarihi bir hezimete uğrayacaktı. “Son nefesimize kadar savunacağız” dediği, “Kürtlerin Kudüs’ü” olarak tarif ettiği Kerkük’ü neredeyse tek kurşun atmadan Irak merkezi hükümetine teslim etti. Irak ordusu karşısında yenilgiye uğrayan Barzani’nin peşmergeleri çil yavrusu gibi dağılmıştı. Amerika’ya, İsrail’e güvenen ABD pasaportlu, eski Kerkük Valisi Necmeddin Kerim de ABD koruması altında Erbil’e kaçmak zorunda kalmıştır.

ABD/İsrail uşağı Messod Barzani bir günlük savaşta rezil oldu! Korkak Peşmergeleri darmadağın oldu. Kerkük'teki valilik binası silah sıkmadan el değiştirdi. Sözde IKBY bayrağı yere indirildi paspas olarak kullanıldı. Kerkük İl Meclisi'nde ve şehirde asılı bulunan "Kürdistan" paçavraları Irak ordusu tarafından indirildi. Barzani fotoğraflarının olduğu billboardlar yıkıldı.

25 Eylül'de gerçekleşen gayrimeşru referandumu tüm ikaz ve çağrılara rağmen yapan (IKBY) lideri Messod Barzani hak ettiği cevabı Irak ordusundan aldı. Irak’ın kuzeyinde Kerkük, Sincar ve Mahmur'un kontrolünü Bağdat yönetimine geçti.

Türkiye’yi değil İsrail’i dinleyen Barzani 16 Ekim’de tarihi bir bozgun yaşamıştır.İsrail’in şiddetle desteklediği referandum ve sonrası Barzani ailesi için bir yenilgi olacaktı. 75 yenilgisinden ders almadıkları belliydi. O zamanda sırtlarını ABD ve İran Şahı’na dayamışlardı. Ancak Irak ve İran anlaşınca ortada kalan Mustafa Barzani Amerika’ya sığınmak zorunda kalmıştı.

Tarih bir kez daha tekerrür ediyor. ABD’ye güvendiler. ABD, “Şartlar oluşmadı, biraz bekleyin” mesajını vermesine rağmen tehlikeli adımlar atmaya devam edince Irak ordusu Bağdat rejimi harekete geçerek Kerkük oyununu bozdu. Peşmergeler 24 saat bile olmadan Kerkük’ü terk ettiler.

Barzani’ye, Amerika’ya, İsrail’e güvenen ABD pasaportlu, eski Kerkük Valisi Necmeddin Kerim de ABD koruması altında Erbil’e kaçmak zorunda kalmıştır. Direniş çağrısı yapmıştı. İlk önce o Barzani’nin küstah valisi Kerim kaçtı. PKK'lı teröristlerin de sokaklara inmesine rağmen 24 saat dolmadan Kerkük valilik binasına Irak bayrağı dikilmiştir. Görevden alınmasına rağmen “koltuğumu bırakmam” diyen Necmeddin Kerim, Irak askerlerinin şehre girmesiyle kaçmış makam odasını ele geçiren Iraklı askerler ise onun odasında poz vermişlerdir.

Barzaniler yine “ABD bizi sattı” diyor. Ancak ABD taşeronlarını başıboş bırakmaz. Onlara ihtiyacı olduğu için ABD Dışişleri Erbil’i ziyaret etti. ABD Enerji Bakanı “Erbil ve Kürtler kırmızı çizgimiz” dedi. Başkan Trump'ın Irak ve Suriye temsilcileri Erbil’i yol yaptılar.

İsrail uşağı Messod Barzani, 1975 yılında bir kurşun bile atmadan Irak’ı terk eden, Amerika’ya kaçan babası Mustafa Barzani’nin sonunu unutmasın...  Peşmergeleri de bir günde, Kerkük’ü terk etmek zorunda kaldı. Hem de savaşmadan.

Bütün cahşların sonu tarihin karanlıkları olmuştur. Tam bir “cahş” olan Messod Barzani’yi çok güvendiği Yahudi dostları ve Siyonist terör rejimi İsrail de kurtaramadı.

I-KDP – KYB şimdi Kerkük yenilgisinden dolayı birbirlerini “Cahş” olmakla suçluyor. Yeni değil, birbirleri hakkındaki hain suçlamaları. 1964 yılından beri, Barzani ailesi Talabani’yi, Talabani hareketi de Barzanileri hep hainlikle suçlamıştır. Bir Kürt lider bunlar için 22 yıl önce “bunların kavgaları ancak mezarda biter” demişti.

Her iki Kürt grup, Kürtler açısından 1975 yenilgisinden sonra ikinci büyük yenilgi olarak kayda geçen bu bozgun için birbirlerini suçluyor. İran destekli KYB “Kerkük bozgunu şımarık Barzani yüzünden “diyor. Barzanicileri ise “KYB’li peşmergeler Irak ordusuna Kerkük’ü elleriyle teslim ettiler.” diyerek suçluyor.



ENPOLİTİK: İki ciltlik kitabınızda “Dün Arap Lawrence’ler, bugün Kürt Lawrence’ler” diyorsunuz. Açar mısınız?

HAKKI ÖZNUR: Zamanında İngiliz Sömürgeler Bakanı Churchill’in yeni Ortadoğu için görevlendirdiği ve Irak, Suriye, Ürdün sınırlarını belirleyen Gertrude Bell’in yaptığı işi; günümüzde ABD’nin Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon yapıyor. İngiliz casuslar Osmanlı Devleti’nin dağılmasında ve Ortadoğu’da sınırların değişmesinde ve yeni devletçiklerin ortaya çıkmasında nasıl etkin bir rol oynadıysa bugün Yeni Dünya Düzeni’ne hizmet için  ABD işbirlikçisi  Barzaniler de  aynı etkin rolü oynayacaktır.

Kürt Lawrencelerin Ortadoğu’daki en büyük müttefiki Barzaniler idi.  Baba Mustafa Barzani’nin soğuk savaş dönemindeki kirli ilişkiler ağını, oğlu Mesud Barzani devam ettirmekteydi. Mustafa Barzani nasıl; ABD, İsrail muhibi ise oğulları İdris ve Mesud ile torunları Neçirvan, Mesrur vb. diğerleri de Barzani ailesinin tüm fertleri de öyledir.


haber: enpolitik.com

http://www.enpolitik.com/haber/310545/ortadogunun-cahslari-okunmadan-ortadogu-anlasilmaz-hakki-oznur-tarihe-not-dustu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*