'Adıyaman’da eğitim ve kültürel yapı son 10 yılda çok değişmiş'

Sitemiz yazarı ve iletişimci, İTÜ TMDK Dr. Öğr. Üyesi Göktan AY ile, “Şanlıurfa-Adıyaman Konser ve Konferanslar” gezisiyle ilgili yapılan söyleşinin 2.si olan “Adıyaman Bölümünü” yayınlıyoruz.
Eklenme Tarihi: 07.04.2019 13:17:00 - Güncellenme Tarihi: 07.04.2019 13:56:04


ENPOLİTİK: Konferanslarınız ikinci ayağı “Adıyaman Üniversitesi” olmuş. Üniversite’de gelişme var mı?

AY: Adıyaman Ün. Rektörü Prof. Dr. M. Talha Gönüllü hocam, üniversite içinde çok sevilen bir kişi...

Üniversite 2006’da kurulmuş. Ancak, Prof. Dr. M. Talha Gönüllü’nün 8 yıl önce rektör olarak atanması ile “kabuk değiştirme ve gelişme” hızlanmış. Bünyesinde;  13 Fakülte, Konservatuar, 3 Yüksekokul,6 Meslek Yüksekokulu var. Adıyaman merkez ilçede; ana yerleşke, Besni, Gölbaşı ve Kahta ilçelerinde de yerleşkesi var. Üniversitenin sloganı; “Emin adımlarla, aydınlık geleceğe” Yazılarımda butik üniversite temasını sürekli işliyorum. Üniversitenin misyonu tam istediğim gibi, çevreyle-toplumla bütünleşmeyi, yarar sağlamayı hedefliyor;  “Evrensel değerlere bağlı, insan merkezli ve öngörülü bir yönetim anlayışı ile eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve sosyo-kültürel faaliyetler yapan, karşılaşılabilecek veya karşılaşılan sorunları aklın ve bilimin süzgecinden geçiren, öncelikli olarak içinde bulunduğu şehrin, bölgenin ve ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli bireyleri yetiştiren bir üniversite olarak, toplumun huzur ve refahının artırılmasına yönelik çözüm, değişim, dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınmasına öncülük eden bir üniversite.”

Sn.Rektör, bizi sürekli aradı, makamında ağırladı. Konservatuar Müdürü Doç. Dr. Barış Toptaş ile gittik. Rektör, her zamanki; gibi ağırbaşlı, sakin, anlayışlı, paylaşımcı ve üretken bir kişilik. Çalışanın hep yanında, liyakatı önemsiyor, zaten o yüzden; saygı duyuluyor ve seviliyor.

Rektörlük makamı onu değiştirmemiş!...

Kampüste yapılan; camiden, Minyaman’dan, mini Pirine Antik Kent’ten, mini Nemrut’tan, çevre peyzajından  v.b. birçok yeniliğe imza atmış. Çalışanları ve ildeki  iş insanlarıyla barışık. Birçok binayı yardımlarla yaptırmış.

Neden; “İstanbul’a gelen değişiyor, bu özellikleri kullanmayıp kişilerle/akademisyenlerle  uğraşmaya başlıyor” anlayamıyoruz.

“Ah İstanbul sen bir hanmısan

Varan yiğitleri de, yudan sen misin

Gelinleri yarsız goyan, sen misin

Gidip de gelmeyen de, yari ben neyleyim

Vakitsiz açılan da, gülü ben neyleyim!”

Adıyaman Üniversitesi, Merkezi Araştırma Laboratuvarı (ADYÜMLAB), uluslararası düzeyde en güvenilir yeterlilik testi kuruluşlarından biri olan FAPAS'ın değerlendirmesiyle gerçek değerlere en yakın sonucu elde ederek güvenilir sonuç vermede birinciliği elde etmiş. Fakülte öğrencileri; sürekli alanda ve sahadalar, doğayla başbaşalar, çevre temizliği, bisiklet turları yapıyorlar…ADYÜ Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğrencileri, Osmanlı saray mutfağında yer alan lezzetleri uygulamalı olarak öğreniyor. Adıyaman Genç Tema gurubu ve Kahta Meslek Yüksekokulu temsilcileri, 'Sıfır Atık' projesi kapsamında çevre kirliliğine farkındalık oluşturmak için çevre temizliği yapıyor. Üniversite birçok ;ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Üniversite’deki; “lisansüstü tezlerde sanayi paydaşı istenmesine” dair yapılan yönetmelik değişikliği, “2018 yılı en iyi Kamu-Sanayi-Üniversite İş Birliği (KÜSİ) uygulama örneği” seçilmiş. “Akademi Adıyaman” dergisi çok dolu, özellikle Aralık 2018/19.sayıda “Ahilik”  ile ilgili önemli yazılar mevcut.

Son olarak; Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Adıyaman Üniversitesi (ADYÜ), Hacettepe Üniversitesi STEM Makers Lab ve ABD'nin Ankara Büyükelçiliği işbirliğinde hazırlanan "STEM Makers Fest/Expo 2019 " etkinliği, bilim meraklılarını Adıyaman'da bir araya getirmiş.

ENPOLİTİK: Devlet Konservatuarı’ndan memnun kaldınız mı?

AY: Rektörümüze;  “Şanlıurfa’da olacağım, konferans için gelmek istiyorum, müsait misiniz” diye telefon açtığımda, 10 dk. İçinde Konservatuar Müdürü Doç.Barış Toptaş beni aradı, programı çizdik, kısa zamanda her türlü program yapıldı. Devlet Konservatuarı Öğretim Elemanları ve öğrencileri  bizi sıcak karşıladı. Emirhan ve Mesut hocalar karşılamıştı bizi. Müdür Doç.Barış Toptaş, hiç bırakmadı, ilk defa görüşmemize rağmen; “projeci, atılımcı, fikir geliştirici yapısı ile” kısa zamanda kaynaştık. Müziğe, “tek taraflı” değil “kalite” olarak bakanlardan. Yayınlarından verdi, konferans öncesi bir müzik ziyafeti hazırlanmıştı.  Bana söylediği 3 proje, çok doğru, elimden ne gelirse destek olmaya çalışacağım. İnşallah kısa zamanda kendilerine ait bir binaya veya   şimdiki Rektörlük  binasına (rektörlük taşınacağı için) geçme şansları olabilir.



Resimdekiler(soldan sağa): Dr.Selin Oyan, Doç.Dr.Barış Toptaş (Müdür), Aziz Ekici (Kons.Sekreteri), Dr. Öğr. Üyesi Ayça Avcı, Ben, Arş.Gör. Emirhan Güler, Arş.Gör. Mesut Marangöz

ENPOLİTİK: Konferansa ilgi nasıldı? İstediğinizi buldunuz mu?

AY: Benim, en sevmediğim, dinleyip hiç soru sormayan konferanslardır. Bu durumda, kendimi bir şey anlatamamış sayarım.  Biz, TSM ve THM farklarından, Kurumsallaşmadan, Müzik terminolojisinden, bildiri başlıklarından, yanlış-doğru ders isimlerinden, müzik eğitiminden v.b. örnekler vererek, genç Konservatuarlıların gözlerini açmak, içlerinde sorular/merek uyandırmaktı. Başardık ki, sorular yeterli derecedeydi. Yoğun programına rağmen Rektörümüzde bir süre izledi Şahsında, Konservatuar’lı dostlara teşekkür ediyorum.

Düz dara yar düz dara, yar zülüfün düz dara

Doksan dokuz yarem var, sen açtırdın yüz yara

Uy aman aman aman, burası Adıyaman

Alem düşman kesilir, seni sevdiğim zaman..



ENPOLİTİK: Adıyaman Ün. öğrencileri sosyal medyayı kullanıyorlar mı? Neler tespit ettiniz?

AY: Bu konu, çok önemli ve sosyal medyanın dikkatli/özenli ve az/gerektiğinde kullanılması lazım. Rektörlüğe de konu iletilmiş ki, en üst sorumlu olarak Talha Hocam, bir mesaj yayınlamış ve kısaca şöyle demiş: “Sevgili Öğrencilerim, Sevgili Evlatlarım, Sevgili Gençler; Bugün sanal ortam dönemine doğan sizler, bu ortamın gerçekte olmayan bir özgür ortam olduğu düşüncesinin topluma şırınga edilmesi nedeniyle; bazen ve sadece bazınız yanlış yönlenebilmektesiniz… Yaygın olarak kullanılan facebook, instagram, twitter vs. gibi sosyal paylaşım ağlarının kullanılması sırasında; arkadaşlarınıza, başka kişilere, büyüklerinize, büyüklerimize, kurumlara, ülkemize, değerlerimize, tarihimize vs. karşı küçük dahi olsa olumsuz olacak paylaşım hallerinde, hakkınızda açılan disiplin soruşturmaları, mahkemeler gibi durumlarla karşılaşıp zarar görmeniz söz konusu olabilmektedir….Her şeye dikkat ediniz. Ülkemizin düşmanı olan mihrakların ürettiği ve üretebileceği her şeye karşı temkinli ve tedbirli olun. Bir diğer önemli uyarım ise bu ortamları size pozitif fayda sağlayacak tarz ve sürede kullanmanızdır. Günlük yaşamınızın lüzumundan fazlasını kaplamasını, örtmesini ve sizleri yönetmesini engelleyiniz. Kendinizi geliştirmek ve gerçekte sosyal olabilmek için bu ortamlar bir araçtır, amaç değil. Aileniz başta olmak üzere, üniversite eğitim ortamınız ve çevreleyen tüm “gerçek sosyal ortamlar”, sizin ölçülü ve kendini geliştiren olgun insan olma yolunda, ancak sizinle tamam ve güzel olacaktır.”

Bir rektörün; bu konuyu es geçmemesi, sorumluluk bilincinde olarak gençleri tatlı dille uyarması çok güzel!..



ENPOLİTİK: Adıyaman’da çok konuşulanlar neler? Tespitleriniz oldu mu?

AY: Elbette, biraz yazarlık olunca mecbursunuz. Ancak, gördüğüm Şanlıurfa’daki sorunların aynısı burada da geçerli. Mesela,

Tarımdan/hayvancılıktan memnuniyetsizlik  çok. “Bu kadar büyük meralarımız var, ama hayvan kalmadı, köylerde halk, yem-gübre v.b. fiyatlarının yüksekliğinden, kendine yetecek hayvanı bile yetiştiremiyor” ve “kendine yeten 6 tarım ülkesinden biriyken, neden  bu duruma düştük” diyorlar.

Gerçekten, gözümüz dinlendi; fıstık bahçelerinden, türün tarlalarından geçilmiyor. Atatürk barajı sayesinde, susuzluk diye bir sorun yok, ne ekersen bire on veriyor. ‘Devlet/Bakanlık; şunu ekme, bunu ek, ekmezsen devlet desteği yok’ diye bizim elimizi/kolumuzu bağlıyor” diyorlar. Burada da Hükümetin tarım ve hayvancılık politikaları çok  eleştiriliyor.

Yörede, son yıllarda kaçakçılık azalmış. “Sınır kapılarının yapılması, sıkı kontroller” buna engel olmuş. Bu konuda da, hala; “geçimimizi sağlıyorduk, iyi olmadı diyenler” de var…

Suriyeli’lerden memnuniyetsizlik çok fazla. “Savaş yok, gitseler ya” diyorlar ve bunların “kalıcı olacaklarından” endişeliler. Birisi diyor ki, hocam; 17-50 yaş arası ülkeye alınmayacaktı!.. Onlar, gitsin memleketleri için çalışsınlar/savaşsınlar. Hepsi zımba gibi, burda asalak gibi geziyorlar. Sanki ev sahibi onlar. Bir de kabadayılık yapıyorlar, terbiyesizler. Yaşlılara sözümüz olmaz” Yetkililer, bu sesleri mutlaka duymalı. Toplumda, Suriyeliler konusunda  içten bir huzursuzluk var!..

Bu arada; Pirine Antik Şehri çok güzel, görülmesi gerek. Ancak, gezerken bilgi veren levhalar yok. Ne?, Nedir?, Neden? sorularına cevap alınamıyor. Mutlaka bilen birisinin gezdirmesi lazım. Neyse ki, yanımızda Konservatuar sekreteri Aziz Bey vardı!.. Aziz Bey, şehir içindeki tarihi yerleri de gezdirdi. İlde “Abuzer” ismi çok yaygın. Bir gün Jandarma bir minübüsü durdurur ve kimlik kontrolü yapar. Komutan; “ismi Abuzer olan herkes aşağı insin” der.. Bir kişi hariç, herkes aşağı iner. Komutan;” senin ismin nedir?” der..O da; “Hacı Abuzer komutanım” der!..

Evlenmek/çocuk isteyenlerin uğrak yeri ve ismin yaygınlaşmasının merkezi “ Abuzer-i Gaffari Türbe Ve Mescidi”ni ziyaret ettik. Mevsim dolayısıyla Nemrut’a çıkamadık.

ENPOLİTİK: Teşekkürler…

http://www.enpolitik.com/haber/310522/adiyamanda-egitim-ve-kulturel-yapi-son-10-yilda-cok-degismis.html

Sizin Yorumunuz:

*
*