'Üç günde, Şanlıurfa kültürü içinde kaybolduk!'

Sitemiz köşe yazarı ve iletişimci, İTÜ TMDK Dr. Öğr. Üyesi Göktan Ay ile, “Şanlıurfa-Adıyaman Konser ve Konferanslar” gezisiyle ilgili yapılan söyleşinin 1.si, “Şanlıurfa Bölümünü” yayınlıyoruz.
Eklenme Tarihi: 29.03.2019 15:01:00 - Güncellenme Tarihi: 29.03.2019 14:55:36

ENPOLİTİK: Bu konser-gezi nasıl programlandı?

AY:  Her şey, bir projede birlikte çalıştığım, İstanbul THM Devlet  Korosu sanatçısı, dostum Salih Turhan’ın , “Müziğin İzinde, 4 Kardeş  Şehir” projesi için Urfa’ya gidiyoruz demesi ile başladı. Söyleseydin  “bende katılırdım” dedim. Hemen yerimi ayırtınca, ben de gitmişken değerlendireyim deyip, Harran Ün.Rektörü Prof. Dr. Sabri Çelik  ve Adıyaman Ün. Rektörü Prof.Dr.Talha Gönüllü hocalarımı aradım, çok memnun oldular,  5’ sonra Harran Ün.Rektör Danışmanı Öğr.Gör.Hatice Parmaksız, Adıyaman Ün. Konservatuar Müdürü Doç. Barış Toptaş aradı ve program yapıldı. 6  günlük Şanlıurfa-Adıyaman  gezi/konser/konferansımızda çok kişi ile konuşma fırsatını yakaladık. Sizlere ayrı ayrı sunmaya çalışacağım…


ENPOLİTİK: Harran Üniversitesi kampüsü hakkında bilgi verir misiniz?

AY:  Kampüs şehrin 30 km dışında olduğu için, otobüsle gidip geldik. Öğrenci mekanları, çalışma alanları, kütüphane, sosyal alanlar mevcut. Sadece 11.30 dan sonra ulaşım yok. Akşam 17.00  oldu mu, el ayak çekiliyor. Osmanbey, Yenişehir ve Eyyübiye Kampüslerinde eğitim yapılıyor.13 Fakülte, 5 Yüksekokul, 10 Meslek Yüksekokulu mevcut.27.000 dönüm arazisi var. Kaldığımız Osmanbey Kampüsünde 3 gölet, buraya hayat veriyor.


ENPOLİTİK: Yeni rektör Prof. Dr. M. Sabri Çelik’in  atanması, değişim getirmiş mi?

AY: Yeni rektör hocam, Prof.Dr.M.Sabri Çelik,İTÜ’de Rektör Yard. yapmıştı, o zamandan tanışıyoruz. Sonra istifa edip rektörlüğe aday olmuştu. Hocam, üç ayda; her şeyi tespit etmiş ve çalışmalara hızlı başlamış. Önce, saat 17.00’de sessizliğe gömülen değil; “her saat yaşayan bir kampüs, çalışanların barış/huzur içinde olduğu, liyakatı önceleyen bir yapı kurmak” istiyor. Elbette, en büyük handikapı, eski rektörün bıraktığı yıkım!...Mesela; Çalışanları olur olmaz sebeplerle, sürerek yer değiştirmesi…Çalışanla-çalışmayanı ayırt etmemesi. Ama,S.Çelik; “sağduyulu yaklaşımı, kişilerle olan paylaşımı, ikna gücü, sabırlı ve dikkatli olması v.b.” bunları kısa zamanda halletmeye azimli... Zaten, sorunlar aşılmak için vardır!...Çok kısa zamanda, camiaya güven vermiş, camiaya kendini kabul ettirmiş.

Zaten üniversitenin temel değerleri belirlenmiş;

* Eğitimin tabana yayılması (Massification),

* Mevcut yapının hızlı bilgi üretimi ve akışına uyum sağlaması (Academic Expansion),

* Eğitimde kalite ve mezuniyete, araştırmada uygulamaya yönelme (Relevance),

* Yükseköğrenimin küreselleşmesi ve Uluslararasılaşma (Internationalization),

* Topluma Hizmet ve Liderlik,

* Akademik ve Bilimsel Özgürlük,

* Hesap Verebilirlik,

* Katılımcılık

Yeter ki; akli selimle, uhulet ve suhuletle iyi bir idareci olmak. O da, zaten S. Çelik hocamda mevcut…

ENPOLİTİK: Nereleri gezdiniz? Sıra Gecesi’ne gittiniz mi?

AY: Nereye gitsek, mutlaka mezunlarımız bizi arayıp buluyor. İTÜ TMDK Ses Eğitimi Bölümü mezunumuz Muhammed, burada  “Melodi”  isimli bir dershane açmış. Ziyaret ettik. Bizi aldı, Balıklıgöl ve civarını gezdirdi, Urfa kültürü hakkında bilgi verdi.  Birlikte, Çerkez kardeşimin yeri  Urfa İssotevi’ne uğradık. Yıllar önce tanışmıştık, daha sonra yeğeni için aramıştı ve Harran Ün. Müzik Bölümünü kazandı..,Şimdi bitirmiş, piyasada müzik gruplarıyla sıra gecesi yapıyormuş. Sıra Gecesi, hala “Unesco korumasına” girmemiş, bu olmaz!, çok geç kalınmış. Ayrıca, gelenekte Sıra Gecesi’nde içki olmaz, ama şimdi içkili yapılmaya başlanmış…“Sıra  Gecesi”; genellikle kış gecelerinde, birbirine yakın yaş grubundaki gençlerin veya orta yaşlardaki arkadaş gruplarının, her hafta bir başka arkadaşın evinde olmak üzere, haftada bir akşam, belirli bir niteliğe ve düzene göre sıra ile yaptıkları toplantılardır. Bu geceler bir usta çırak geleneğine uygun olarak müziğin öğretildiği ve icra edildiği meşk ortamıdır. Bu yönüyle sıra geceleri bir “Halk konservatuarı” olarak ta adlandırılmaktadır…Biz, bu arada yoğunluktan yine sıra gecesine gidemedik. Ancak, Kazancı Bedih, sağken İstanbul Türk Müziği Günleri’ne davet etmiş ve CRR’de unutulmaz bir sıra gecesi yapmıştık, yani yabancı değilim…

ENPOLİTİK: Ciğer kebabı yediniz mi?

AY:  Aman, efendim, onu kaçırmak mümkün değil!.. Sonra yazlık komşum Mustafa Kahkeci’yi aradık, hemen geldi, arabasıyla bizi aldı ve işyerine gittik. Karaköprü’de,  sahibi olduğu  “Kahkey Ciğer Salonu”nda sohbet ettik. Ama, durmadı; ciğer, kuşbaşı yaptırdı, etler ağızda dağılıyor. Mükemmel bir tat veriyor, elbette acısı bol…Burada Hatay biberi var, kırmızı-uzun...Ama, boğazı yakan bir acılık, mutlaka özelliğini söylüyorlar, o zaman ağzınıza atamıyorsunuz tabii ki!..Kebabın üzerine Şıllık Tatlısı’nı afiyetle yedik. Şanlıurfa’nın, o kadar zengin tatlıları var ki!..

Konservatuar ve Müzik Bölümü öğrencileri ile birlikte konferansımızı yaptık. Güzel bir katılım vardı. Konferansları, ayrı bir yazı olarak köşemde okuyabilirsiniz.



ENPOLİTİK: Halfeti’de neler yaptınız?

AY: Cumartesi’ni Halfeti’ye ayırdık. Kaptan, Urfalı’ydı ve sürekli bilgi verdi, anlattı. Motor gezisi yaptık, sonra sadece orada yetişen  “Şabut Balığı”nı yedik. Bu kadar; yumuşak, hafif, normal yağda ve lezzetli balık olur mu? derseniz, oluyormuş? Mutlaka tatmalısınız… Halfeti’de Karagül yetişiyor, malum Karagül dizisinde izlemiştik. “Kök” olarak satıyorlar, ama; başka yerde siyah olmuyor, rengine dönüyormuş. Bu yöreye/tabiata uygun bir gül, elbette kokuları ve kolonyaları mevcut. Turizmde önde olması gerek, ama yollar güzel değil. Kayyum, giderayak yollarda çalışma başlatmış, kısaca çok geç kalınmış. Halfeti’nin otopark alanı yetersiz,  olanlara da kimse park etmiyor, içeri giriyor ve doğallık kayboluyor.

Dönüşte çok merak ettiğimiz Kelaynak kuşlarını görmek istedik. “Kelaynak Tanıtım Merkezi” mükemmel hazırlanmış. Saat 15.30’da yem veriliyor 16.30 a kadar ziyaretçi alınmıyor. Birecikteki, Kadir İnanır’ın “Köprü” filmine konu olan, altından Fırat’ın geçtiği  yeni köprüyü gördük. Fırat’a hayran kaldık!



ENPOLİTİK: “Müziğin İzinde 4 Kardeş Şehir” konseri nasıl ortaya çıktı?

AY: Bu proje, önce 3 ili kapsıyordu, sonra Bakü’de eklendi. “Müziğin İzinde 4 Kardeş Şehir” konseri, “Göbeklitepe Yılı” nedeniyle düzenlenmişti. 25’e yakın sanatçının özverili çalışmasıyla ve Salih Turhan’ın sanat yönetmenliğinde, 30 eser seslendirilen  konsere Haliliye Belediye Başkanı Sn.Fevzi Demirkol destek vermişti. ELFED Derneği başkanı Fahri İçmeli ve Haliliye  Kaymakamı’da gelmişti. Biz, Rektörümüzle katıldık. Ancak; Vali, Şanlıurfa Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanları, Şanlıurfa Kültür Müdürü, İl Kültür Müdürü, İlçe Belediye Başkan adayları  v.b. gibi protokol katılmadı. Oysa, söz konusu olan Şanlıurfa’ydı! Maalesef, güç birliğini beceremiyoruz. Konserde çok değerli sanatçılar vardı. 4 ayrı şehrin/kültürün ezgilerini bir programda ve farklı topluluklardan gelen sanatçılarla yapmak çok zor. Başarılı bir konserdi. Tebrik ediyoruz. Konserden sonra, sanatçılarla birlikte,  1965 yılında Şanlıurfa'da küçük bir imalathanede baklavacılık alanında başlayan lezzet serüvenine, kebapçılığı da katan ve  halkın güveni ve teveccühünü kazanmış Çulcuoğlu Rertaurant’a davet edildik. Lezzetli yemekleri vardı, ama baklavası muhteşemdi!..Konser izlenimlerimi de ayrı bir yazı olarak köşemden okuyabilirsiniz.



ENPOLİTİK: Göbeklitepe’yi nasıl buldunuz?

AY: Göbeklitepe, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında yer alan, dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur. Bu yapıların ortak özelliği, T biçimindeki 10-12 dikilitaş yuvarlak planda dizilmiş, araları taş duvarla örülmüştür. Göbeklitepe’nin geçmişi 12 bin yıl öncesine dayanıyor, güzel bir yer. Yerli yabancı tüm turistler oraya hayran kalıyor!  Biz, çok yağmurlu bir güne rastladık. Yağmurdan saklanacak bir yer yapılmamış, her yer açık. Korumaların bile kapalı yeri yok. Sanki bu bölgeye hiç yağmur düşmüyor. Yürüme alanları kalaslardan yapılmış ve yağmur alınca kayganlaşıyor. Doğuş Grubu'na, ''Doğuş'tan İyi Bir Gelecek'' vizyonu ile desteklediği, Göbeklitepe’ye yaptığı yatırımlar için teşekkür ederiz. Giriş, 5 tl imiş, ama 2019  Göbeklitepe Yılı ilan edilince 30-40 tl olmuş, bir çok öğrencinin geri gittiği ve pahalı olduğu dillendiriliyor. Müzekart almak şart..(70 tl)

ENPOLİTİK: Şanlıurfa’da halkın gündemi  olarak neleri tespit etiniz?

AY: İletişim Dr. olunca, elbette çok kişiyle görüşme fırsatımız oldu. Her şoför/esnaf arkadaş bize önemli bilgiler verdi. En büyük şikayet Suriyeliler’den. Resmi rakam 600.000. “Komşuluklarından, yaşantılarından, tembelliklerinden, gündüz yatıp gece 03.00’e kadar gezmelerinden, çok çocuktan, parkları ve meydanları doldurmalarından, boş boş gezmelerinden, kavgacılıklarından, her ay düzenli para ödenmesinden v.b.” şikayet etmeyene rastlamadık. Bize göre toplumsal bir travma var ve dikkate alınmaz ise, çok sorunlara gebe gibi gözüküyor.

Bu yıl, bölge  Karadeniz gibi çok yağmur almış. Pamuk tarlada kalmış, yeni ekimde yapılamıyor (şu anda dışarda sağanak var), çiftçi ve hayvan yetiştiricileri gelinen durum için Hükümeti eleştiriyorlar ve  çok kızıyorlar, bakanlık yetkilileri  “istediğimiz ekimi yapmazsanız devlet desteği yok” diyormuş…Ancak, diyorlar ki;  “şehire gelen bakanlar; işin içinde olanlarla değil, odalarla görüşüyor ve çözümde yanlış adım atıyor” Damdan düşen insan” örneğini veriyorlar ki, bize göre  haklılar.

3. büyükolay, Trambüs’teki  kriz dillerde. Şanlıurfa’da Büyükşehir Belediyesi tarafından ulaşımı kolaylaştırmak için toplu taşıma sistemine katılacağı söylenen ve büyük para harcanan  Trambüs, iptal edilmiş ve geri gönderilmiş. Sebebi şu; boyu  35 m olan Trambüsler’in, “şehir içindeki yollarda ve meydanlarda  dönüş yapamaması” Komik değil mi? Halk diyor ki; “bu belediyenin mimarı, uzmanı yok mu? Bu projeye nasıl olur verip para harcadılar? Kamu zararını kimse ödemeyecek mi?” Bu yolları sürekli kullanan biz  şoförlere/esnaflara sorsalardı, “olmaz  cevabını alırlardı” diyorlar.

İşte bu gibi olumsuzluklar, kişilerin devlete olan güvenini sarsıyor. O nedenle; yetkililer, ayağı yere basan, halkın kabulleneceği uygulamalar yapmalı, kararlar almalı ki gelişme sağlansın.”

6 günlük gezide; hayvansız meraları,  o boş arazileri, uçsuz bucaksız sulak alanları görünce, o kadar duygulanıyor ki insan; “Bu güzel ülkeye hizmet etmeyen, üretmeyen, yan gelip yatan, halka sırtını dönen ve hıyanet edenlere yazıklar olsun” diyorum.

ENPOLİTİK: Adıyaman gezisi izlenimleri ile devam edeceğiz…Teşekkürler…

http://www.enpolitik.com/haber/310308/uc-gunde-sanliurfa-kulturu-icinde-kaybolduk.html

Sizin Yorumunuz:

*
*