'Ortadoğu'da Akademik Mirası Koruma Projesi' Tanıtım Programı

Eklenme Tarihi: 25.10.2018 17:15:34

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, “Ortadoğu’da Akademik Mirası Koruma Projesi, Ortadoğu’da savaşlar nedeniyle yerlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalan ve gelecekte ülkelerindeki bilim hayatını yeniden inşa etmek üzere çalışmalarına ülkemizde devam eden bilim insanlarını ve öğrencileri tüm dünyaya tanıtmanın yanı sıra Ortadoğu’da sadece insanların ölmediğini, binlerce yıllık bilim merkezlerinin de harap olduğunu gözler önünde sermeyi, uluslararası farkındalığı arttırmayı amaçlamaktadır" dedi.

YÖK Başkanı Saraç, Ortadoğu’da Akademik Mirası Koruma Projesi’nin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, Ortadoğu’da 1990’dan itibaren yaşanan savaşlarda 2 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiğini, 2001 senesinden itibaren Afganistan, Pakistan ve Irak’tan 10 milyondan fazla insanın mülteci olduğunu ve Suriye’den yedi senedir süren çatışmalar sebebiyle yalnızca Türkiye’ye iltica eden kayıtlı Suriyeli sayısının yaklaşık 3,5 milyonu aştığını ifade etti. Savaş ve çatışmaların sadece insani felaketlere yol açmadığını, iktisadi çözülme ve yıkılmalara da sebebiyet verdiğini söyleyen Saraç, savaş ve çatışmalar sebebiyle bölge ülkelerinin harcamaları toplamda 2013’te 120 milyar dolar iken 2020 senesinde toplamda 180 milyar dolar harcanacağının öngörüldüğünü bildirdi. Ortadoğu bölgesinde 1948’den itibaren yaşanan savaşlarda bölge ülkelerinin 11 trilyon dolar kaybettiğini kaydeden Saraç, “ABD’nin 17 senedir bölgemizdeki savaşlara yaptığı harcamaların tutarı ise toplamda 6 milyara yaklaşıyor. Suriye’de yedi senedir süren savaşta bütün konut, enerji, eğitim ve sağlık altyapısı yıkıldı. Bunun Suriye’ye maliyetinin 138 milyar dolar olduğu düşünülmektedir. Savaşın altyapıların yıkımlarına yönelik maliyeti Irak’ta 100 milyar dolar, Yemen’de 20 milyar dolardır. Libya’da sadece Bingazi şehrinde gelecek on senede şehrin yeniden imarı için gereken harcamalar milyar dolarlarla hesaplanıyor” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu diye isimlendirilen bölgenin sınırlarının nasıl tanımlandığının da ayrıca önem arz ettiğine dikkat çeken Saraç, bu tabirin ilk defa ABD’de ve İngilizce dilinde 19. yüzyılda kullanıldığının görüldüğünü, diğer Avrupa lisanlarında 20. yüzyıl başlarında ve Ortadoğu ülkelerinin dillerinde ise bu terimin 20. yüzyıl sonlarında kullanılmaya başlandığının görüldüğünü söyledi. Saraç, Ortadoğu bölgesinin coğrafi konumlandırmasının da zaman içinde farklılık arz ettiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Bir yanda dünya üzerinde bir bölgenin kapsadığı alana dair yapılan tartışmaların göreceliği ve yanlılığı; bir yanda da bizim bize sığınan insanların ırkını, rengini, milletini, dinini, mezhebini sorgulamadan onlara yardımcı olmak üzere geleneksel olarak çalışmalarımızı sürdürmemiz. Ancak bu çalışmalar, katkılar da ne kadar bilinmekte dünya tarafından? Biz bir millet olarak yaptığımız fedakarlıkları ne kadar anlatabiliyoruz? Her halükarda Ortadoğu dediğimiz bölge, dünya üzerinde tarihi olarak bilinen en eski medeniyetin izlerini taşıyor. İslamiyet’in yayılışıyla birlikte de bölgede ilim, teknoloji, bilim için yapılan çalışmalar ivme kazanmış. Emperyalist emeller gütmeyen, adil ve eşitlikçi ilkeleriyle hızla yayılan İslam inancı, 750 senelerinden 13. asrın sonuna kadar Atlas Okyanusu’ndan Çin Seddi’ne dek uzanan bir alan üzerinde rakipsiz bir hükümranlık kurmuştur. Bu bölgede kurulan İslam devletleri, egemen oldukları topraklarda asırlarca insanlığın yüzünü güldüren örnek medeniyet ve kültür merkezleri tesis etmişlerdir. Fakat bugün modern toplumların, çağdaş devletlerin, süper güçlerin imar etmek için değil harap etmek, yok etmek için çalışan güçlerin hırsları ve ihtirasları sonucu Bağdat, Halep, Musul, Şam, Rakka, Hums gibi tarihi önemi haiz ilim merkezlerinde üniversite, kütüphane ve bunların içinde yer aldığı bütün külliyeler ve arşivleri bombalamalar sebebiyle harap olmuşlardır.”

Mimarisiyle hayranlık uyandıran, UNESCO tarafından koruma altına alınmış Halep Emevî Külliyesi’ndeki Ulu Cami’nin vurulduğunu, burasının bilinen tarihi boyunca Haçlı seferleri ile ve 1260’taki Moğol işgaliyle hep saldırılara maruz kaldığıını ve çağımızda da emperyalist devletlerin saldırılarının hedefi olduğunu belirten Saraç, “Şimdi bu tarihi eserlerin içindeki çalışmalara dair arşiv kayıtları bombardımanlarda kaybolduğundan geleceğin inşasında insanlık açısından çok büyük bir eksiklik söz konusudur. Savaşın insana ve insana dair kutsallara hiçbir saygısı olmadığının göstergelerinden birisi de Rakka’daki Veysel Karanî hazretlerinin türbesinin de olduğu caminin bombalanmasıdır. Suriye’nin üçüncü en büyük şehri, ’siyah ve beyaz taşlı mimârîsiyle bilinen’, okulları, camileri, hastane, çarşı ve meydanları ile meşhur Hums’dan artık geriye kalan bir şey yoktur. Adeta kıyametin yaşandığı bölgede yetiştirdiği âlim ve hakîmlerle meşhur medeniyet kurumları tamamen tahrip olmuştur. Üniversite, kütüphane ve laboratuvar binaları bombalanmıştır. Bunlar savaşların acı veren sonuçlarındandır” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin sayısı 3,5 milyonu aşmıştır, bunların 1 milyona yakını eğitim çağındadır”

Saraç, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye tarihi geleneğinin icabı her zaman olduğu gibi Suriye’deki savaştan kaçan, ülkemize sığınan insanlara maddî ve mânevî destek sunmaya devam etmektedir. Türkiye dünyanın en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkesidir. 15 Ekim 2018 verilerine göre başlangıçta da söylediğim üzere Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin sayısı 3,5 milyonu aşmıştır, bunların 1 milyona yakını eğitim çağındadır. AFAD koordinasyonunda Suriye’den kaçan mültecilere yeni bir hayat sunulmuştur. Onlara sağlık hizmetleri sağlanmıştır, kayıp nesillere yol açmamak için öğretim ve eğitim faaliyetleri devam ettirilmektedir. AFAD’ın kurduğu 20 sığınmacı merkezinde bir şehirde bulunan barınma, sağlık başta olmak üzere tüm fiziksel, sosyal ve psikolojik temel ihtiyaçlar karşılanmaktadır. Mülteci yerleşim merkezlerinde okullar ve geçici eğitim merkezleri de kurulmuştur. AFAD ve Milli Eğitim Bakanlığımız sayesinde toplam 612 bin Suriyeli öğrenci öğretimlerini ülkemizde sürdürmektedirler. Türk Kızılayı, Göç ve Mülteci Hizmetleri Müdürlüğü ülkemiz sınırları içinde kayıt altında bulunan bütün yabancılara yönelik insani yardımları dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın sürdürmektedir.”

“Yükseköğrenim kurumlarımızda toplam 140 binin üzerindeki uluslararası öğrencimiz vardır"

“Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı olarak biz de mülteci akademisyen ve öğrencilerin bizim eğitim ve öğretim sistemimize entegre olabilmeleri için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz” diyen Saraç, “Onların şerefli ve haysiyetli bir şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri için başlattığımız bu çalışmalar kapsamında ülkemizde şimdiye kadar 500 civarında göçmen bilim insanı üniversitelerimize kazandırılmıştır. Bu sayının diploma denkliklerini almak üzere işlemlerine devam eden diğer akademisyenlerle yükseleceğine eminiz. Yükseköğrenim kurumlarımızda toplam 140 binin üzerindeki uluslararası öğrencimiz vardır. Ülkemizde en fazla uluslararası öğrencinin geldiği on ülke sırasıyla Suriye, Azerbaycan, Türkmenistan, İran, Afganistan, Irak, Almanya, Yunanistan, Bulgaristan ve Afrika ülkeleri” açıklamasında bulundu.

2017’de YTB kanalıyla Türkiye bursları alan yabancı uyruklu öğrenci sayısının 18 bini geçtiğini bildiren Saraç, “Bunların arasında göçmen öğrenci sayısı önemli bir orana sahiptir. Sadece ülkemizde değil, aynı zamanda Ortadoğu coğrafyasında da Suriyeli öğrencilere yönelik şimdiye kadar gerçekleştirilen en kapsamlı uluslararası konferans olan ’Türk Yükseköğretim Sisteminde Suriyeli Öğrenciler Uluslararası Konferansı’ yine Kurulumuz tarafından düzenlenmiştir. Bu toplantıda Milli Eğitim Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, AFAD ve Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’ndan üst düzey temsilcilerinin yanı sıra ülkemiz dışından Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, AB destekli yükseköğretim fonlarının temsilcileri, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı çerçevesinde burs veren STK’lar ve vakıfların temsilcileri de yer aldı. Yine ülkelerinde savaş, işgal ve ilhak koşulları bulunan ülkelerden gelen bilim insanları ve öğrencilerin denklik işlemlerinde yeni düzenlemeler gerçekleştirdik. Eksik belgeyle başvuran ve diploma tespiti yapılamayan başvuru sahipleri için farklı üniversitelerimiz bünyesinden diploma tespit komisyonları oluşturduk. Buralarda diploma ve alan tespitleri yapılanları seviye tespit sınavlarına aldık. Kaliteden ödün vermeden yapılan mevzuat iyileştirmeleri ile süreçleri hızlandırdık. Ülkemizde yapılan bu uygulamalar Avrupa’da da çeşitli toplantılarda iyi uygulama örneği olarak gösterilmektedir” dedi.

Proje göçmen bilim adamlarını dünyaya tanıtmayı amaçlıyor

Saraç, şunları kaydetti:

“Ortadoğu’da Akademik Mirası Koruma Projesi, Ortadoğu’da savaşlar nedeniyle yerlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalan ve gelecekte ülkelerindeki bilim hayatını yeniden inşa etmek üzere çalışmalarına ülkemizde devam eden bilim insanlarını ve öğrencileri tüm dünyaya tanıtmanın yanı sıra Ortadoğu’da sadece insanların ölmediğini, binlerce yıllık bilim merkezlerinin de harap olduğunu gözler önüne sermeyi, uluslararası farkındalığı arttırmayı amaçlamaktadır. Proje kapsamında TRT ile birlikte video çekimleri yapılmış, bir de web sitesi tasarlanarak kullanıma açılmıştır. İlki Amerika’da gerçekleşecek paneller, dizisiyle görseller ve çeşitli veriler farklı ülkelerde uluslararası kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zeliha Koçak Tufan ise, proje dahilinde 3 aylık çalışmaları olduğunu belirterek, "Bunlardan ilki umuttan başarışa video ve görsellerle akademik hayatına ülkemizdeki üniversitelerin sağladığı eğitim olanaklarıyla devam eden akademisyen ve öğrencilerin gerçek hayat hikayelerini çektik. Akademik miras olarak bilim merkezlerinin görsellerini paylaştık. Bunlarla ilgili infografikler hazırladık. Bir destek platformu oluşturduk. Bu çalışmaları uluslararası panellerle duyurmak istedik. İlk etapta 6 ülkede 8 farklı panel planlandı. Bunlardan ilki 2 Kasım New York’ta 56 üniversiteden bilim insanlarının katılımıyla gerçekleşecek. İkinci toplantımızı Aralık ayında Avrupa Parlamentosunda yapmayı planlıyoruz" şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından program Fuat Keymen’in "Ortadoğu ve Akademik Miras" konulu konferansıyla devam etti.

http://www.enpolitik.com/haber/203217/ortadoguda-akademik-mirasi-koruma-projesi-tanitim-programi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*