Haşim Akten: 12 Eylül öncesi ülkücüleri hakkında konuşurken herkes dikkat etsin

Sitemiz enpolitik.com yazarlarından Haşim Akten, 12 Eylül Darbesi'nin yıl dönümünde '12 Eylül öncesi ülkücüler kullanıldı mı?' başlıklı bir makale kaleme aldı.
Eklenme Tarihi: 11.09.2018 09:45:00 - Güncellenme Tarihi: 11.09.2018 09:39:31

12 Eylülü 1980 askeri darbesinin 38'inci yıldönümünde '12 Eylül öncesi ülkücüler kullanıldı mı' başlıklı bir makale yazan sitemiz enpolitik.com yazarı Haşim Akten, " Eğer ülkücüler Allah korusun mağlup olsalardı, bugün rengini bu vatanı vatan yapan milyonlarca şehidin kanından alan İslam’ın en şanlı sancağı al bayrağımız dalgalanamayacaktı" dedi. 

İşte Akten'in bugünkü yazısının tamamı:

"12 Eylül denince zulme uğramış bizlerin aklına idamlar, işkenceler ve kaybolan gençliğimiz geliyor. 12 Eylülde hiç acı çekmemiş olanların aklına ise “kardeş kavgası” geliyor. Bazıları da bizim PKK gibi, DAEŞ gibi kullanıldığımızı söyleyip duruyor. Çektiğimiz acıların üzerine acı katıyorlar yani.

“KARDEŞ KAVGASI”

12 Eylül öncesinde komünistlerin (aşağılamak için söylemiyorum. Bunu gururla kendileri söylüyor) hakimiyetindeki mahallelerde bazı camilerde ezanlar okunamıyor, sahura kalkan Müslümanlar anlaşılmasın diye pencerelerine kalın perdeler, battaniyeler çekiyordu. Türk bayrağını faşizmin bayrağı diye parçalayabiliyorlardı. Komünistlerin hiçbir eyleminde bir tane bile Türk bayrağı gösteremezdiniz. Ellerinde Rusya’nın o günkü SSCB’nin orak çekiçli bayraklarını taşıyorlardı. İstiklal Marşı yerine enternasyonal marşını okuyorlardı. Türkiye’yi bölmek değil tamamını ele geçirip Rus ihtilalinde olduğu gibi dinsiz bir sosyalist ülke haline getirmek istiyorlardı. Halkçılık diyorlardı ama halkın inançlarına, sosyolojik ve kültürel yapısına ters bir hayat tarzını dayatıyorlardı.

Devletin kademelerinde sol ağırlıklı kadrolar her yana yerleşmişti. Solcu olmak devlette yükselmek için bir avantajdı. Askeriye CHP ağırlıklı, üniversitelerde hocalar hemen hemen hepsi solcu idi. Polislerin yarısı sarhoş, kalan yarısının %90’ı solcu, geri kalan çok azınlık ise milliyetçi idi. Hakimler, savcılar da aynıydı. Köy enstitülerinden itibaren yetiştirdikleri ve küçücük çocuklara “Allah’ı gören var mı?” diye sorarak dinsizliği yerleştirmeye çalışan öğretmenler de ezici bir çoğunlukla onlarındı. Vb.

Aynı FETÖ gibi her yanı ele geçirmiş solcuların karşısında devlet de yoktu. Bunları gören Anadolu çocukları ne yapsındı? 15 Temmuz akşamında olduğu gibi kendilerine öncülük eden tabutluklardan gelen karizma lider Başbuğ Alparslan Türkeş’in liderliğinde tavır aldılar ve savaşarak bir kahramanlık destanı yazdılar.

Bugün Özel Harekatçıların yaptığını yaptılar. PKK ile mücadele eden kahraman askerimiz ve polisimizin yaptığı bu savaşa “kardeş kavgası” diyebilir misiniz? Vicdansızlık olmaz mı? 15 Temmuz akşamına “kardeş kavgası” diyebilir misiniz? Vicdansızlık olmaz mı?

Yukarıda yazdıklarımı kardeşiniz yapsa ne yapardınız?

Eğer ülkücüler Allah korusun mağlup olsalardı, bugün rengini bu vatanı vatan yapan milyonlarca şehidin kanından alan İslam’ın en şanlı sancağı al bayrağımız dalgalanamayacaktı. Bayrak hürriyettir. Bayrak olmayınca gerisi zaten olamayacaktı. Ülkücüler acı çektiler, 3500’ün üzerinde şehit verdiler, yüz binlercesi gazi oldular. Uğruna canlarını verdikleri devlet tarafından idam sehpalarında şehadete yürüdüler. Binlercesi işkence hanelerde akla hayale gelmeyen işkencelere uğradılar. Yüz binlercesi hapishanelerde gençliklerini kaybettiler. Hapishaneye girmeyenleri sürgünlere uğradılar. Ve daha ne zulümlere uğradılar ama mağlup olmadılar.

Mağlup olmadılar. Üniversiteleri solculara teslim etmediler. Okudular mezun oldular. Öğretmen oldular. Mühendis oldular. Doktor oldular. Sosyolog oldular. İlim adamı oldular. Öğretim üyesi oldular. Her biri kendi alanında Profesör oldular. Devleti yönetecek bürokrat oldular. Milletvekili oldular. Siyasetin her cephesinde yine onlar var. Belediye başkanı oldular. İş adamı oldular. Milli silahlar üreten sanayici oldular. Yazar oldular, şair oldular, fikir adamı oldular, sanatçı olup milyonları etkilediler.

“Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın,

Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın”

Gövdelerini siper ettiler ve bu hayasızca akını durdurdular. O kahramanlara teşekkür yerine “kardeş kavgası” diyerek hakaret edenlerin özür borçları vardır. Yazıklar olsun demekten başka söz bulamıyorum.

“KULLANILDILAR”

Ya bu iftiraya ne diyeceğiz? Şaşkınım. Bizi kim kullanabilir? Orak çekiçli SSCB bayrağını taşıyan solcular için Ruslar kullandı derseniz biraz mantığı olabilir ama darbeciler tarafından sırf ortalık karışsın diye kullanıldılar demek solculara dahi hakaret olur. Onların inandıkları batıl da olsa savaştılar. Faşist Cunta ile işbirliği yaptılar demek en hafif tabiriyle safdillik olur. Peki ülkücüler kiminle anlaştı. Amerika ile mi anlaştılar. Bu ne haysiyetsiz bir iftiradır. Kendilerine işkence yapacak olan Cunta ile mi anlaştılar? Zira “Kullanıldılar” sözcüğü bir anlaşma ile olur.

Yıl 1977 yılında Ülkü ocakları Genel Başkanı Ali Batman döneminde tüm sokaklara “Eller kalem tutmalı, silah değil” yazılı afişler asıldı. Ülkücüler kanı durdurmak için ellerinden geleni yaptılar. Ama karşılık bulmadı. Yani, kullanılmadılar. 1978 yılında Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu döneminde şehit ailelerini toplayıp Kenan Evren’e götürdük. Genel Merkez yöneticisi olarak organizenin başında olanlardandım. “Bu kanı durdurun” dedik. Kenan Evren sırıtarak “Ne yani ihtilal mi yapalım?” diye alay etti. O tarihten sonra üç binin üzerinde şehit verdik. Eğer biz kullanılmış olsaydık bunları yapmazdık. PKK’ya kullanılıyorlar diyebilirsiniz. Bunu tüm dünya biliyor. Ama bize diyemezsiniz.

ABD ve SSCB başta olmak üzere Türk düşmanlarının Türkiye üzerinde hain planlar yaptığını kimse inkar edemez. Elbette ihanetler ve tuzaklar vardı. Kışkırtıcılıkta ajanların rolünü inkar edemeyiz. Amerikalılar boşuna “bizim oğlanlar başardı” demedi. Merhum Adnan Kahveci Davos’a gittiğinde yanına çok güzel Türkçe konuşan bir Fransız gelir. “Ben Türkiye’de Çorum’da ajan olarak görev yaptım. Alevileri Sünnilere, Sünnileri Alevilere karşı kışkırttım. Ülkeme döndükten sonra Çorum olaylarını öğrendim. Çok insan ölmüş. Uyuyamıyorum. Kabuslar görüyorum. Türkiye’ye gidip o insanlardan özür dileyemem. Bu yüzden size geldim, hepsi adına özür diliyorum” der. Ülkemiz üzerinde her zaman, belki de kıyamete kadar oyunlar oynanmaya devam edecek. Amma… Sanki ülkücüler birileri ile anlaştılar da 12 Eylül öncesi o yüzden sokaklar kan gölüne döndü demek iftiradan başka bir şey değildir. Solcular için avukatlık yapmayı düşünmüyorum. Komünler arası özeleştiri ile kendilerini kendileri savunsunlar. En nihayetinde ABD ile anlaşan Apo da, Karayılan da birer komünisttiler.

Herkes karşılıksız, ivazsız, garazsız gençliklerini, hatta hayatlarını feda eden 12 Eylül öncesindeki ülkücüler hakkında konuşurken, yazarken biraz dikkatli olsun. Hem de çok dikkatli olsun. 

Yarın: Cehenneme Hoş Geldiniz"

http://www.enpolitik.com/haber/199095/hasim-akten-12-eylul-oncesi-ulkuculeri-hakkinda-konusurken-herkes-dikkat-etsin.html

Sizin Yorumunuz:

*
*