Erol Yılmaz yazdı: Neden bu bölümler kuruluyor?

Sitemiz enpolitik.com köşe yazarlarından Doç. Dr. Erol Yılmaz, kütüphanecilik istihdamındaki yetersizliğe dikkat çekerek, bin 146 halk kütüphanesinde ilgili alandan mezun sadece 588 kişinin çalıştığını aktardı.
Eklenme Tarihi: 07.09.2018 09:03:00 - Güncellenme Tarihi: 07.09.2018 12:17:55

İnternet gazetemiz enpolitik.com yazarlarından Doç. Dr. Erol Yılmaz, bugünkü köşe yazısında önemli bir soruna dikkat çekti. Kütüphanelerin tarihten bu yana toplumların gelişmesindeki rolünün altını çizen Yılmaz, buna rağmen kütüphaneci istihdamının beklenenin çok altında olduğunu kaydetti. 

Üniversitelerin kütüphanecilikle ilgili olan Bilgi ve Belge Yönetimi (BBY) alanından mezunların kendilerine kütüphanelerde yer bulamadığını aktaran Doç. Dr. Erol Yılmaz, " 1146 halk kütüphanemizde görev yapan BBY mezunu kütüphaneci sayısı sadece ve sadece 588. Hüzünle tekrar edelim; 1146 halk kütüphanesine, 588 kütüphaneci!" dedi. 

İşte Yılmaz'ın "Kütüphaneciler olmadan asla" başlığı ile yayınlanan köşe yazısının tamamı: 

Halk kütüphaneleri, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde, bireysel ve toplumsal gelişmenin motor güçlerinden biri olarak kabul edilir. Onun içindir ki, “halk üniversitesi” unvanıyla taçlandırılır uzun yıllardan beri. Çok yönlü olarak gelişmiş bireylerden müteşekkil bir toplumun, ülke kalkınmasındaki yeri ve önemini idrak etmek için de yüksek matematik okumaya gerek yok. Gelişmiş sıfatlı ülkelerin, ekonomik göstergeleri ile “halk kütüphanesi varlıkları” odağında basit bir sağlama yaparak durumu bütün netliğiyle görmek mümkün.

Hep söyledik, yeri gelmişken bir daha söyleyelim. Hiçbir gelişmiş ve kalkınmış ülke yoktur ki, farklı türlerdeki kütüphaneleri gelişmemiş ve niteliksiz olsun. Ve hiçbir gelişmemiş ülke de yoktur ki, kütüphaneleri gelişmiş ve yüksek nitelikli olsun.

Bu küresel gerçeğe karşılık, devlet ve millet olarak kulağımızın üzerine yatageldik yıllardır. Sırt döndük hakikate. Pek acı bir sonuç olarak da uluslararası ligde hep sonlara yazıldı adımız. 

Başta okul kütüphanelerimiz olmak üzere, türler itibariyle, “çok iyi” nitelemesinin hakkını verecek “nadir” örnekler ile “iyi” sıfatının hakkını verecek düzeydeki “az sayılı” örneğin dışında içler acısı durumda kütüphanelerimiz. “İçler acısı” ifadesi ağır geldiyse, “nitelikli olmaktan epeyce uzak” diyelim hadi. 


Çizdiğimiz olumsuz tablonun birçok sebebi var kuşkusuz. Devlet, toplum, aile ve bizatihi bireyin kendisiyle ilgili… Ve fakat her durumda, ülkeyi yönetme ve düzenlemeleri yapma sorumluluğunda olan devletin -tam da bu özelliği bağlamında- rolü ve sorumluluğu hayatî önemi haiz. Yani devletin işini olması gerektiği gibi yapması, yaşamsal düzeyde önemli… 

Bu anlamda, yakın zamanda sevindirici bir gelişme olarak devlet, işaretlediğimiz rolünü ve sorumluluğunu kültür odaklı olarak hatırlayıverdi. Hatırlamakla da kalmayıp, “yahu, bu kültür konusunda çok ihmalkâr davrandık, dahası ayıp ettik, şu işe bir el atalım” deyiverdi. Hem de farklı zaman ve zeminlerde birkaç kez. 

Biz de “olsun, geç olsun da güç olmasın” diye sevindik, el çırptık, alkış tuttuk. 

Açıkça ve adını koyarak söyleyelim. Kütüphanelerimizdeki bu niteliksizliğin, yetersizliğin temel sebebi, kütüphane sisteminin temel/ ana/ esas unsuru olan ve bu anlamda ‘olmazsa olmaz’ sıfatı taşıyan ‘kütüphaneci’ bağlamındaki yetersizliktir. 

Elbette beş unsurdan oluşan sistemin yüksek nitelikli olmasında diğer unsurların, yani ‘bütçe’, ‘koleksiyon’ ve ‘bina’nın da payı söz konusu... ‘Kullanıcı’ ise, zaten nitelikli hizmetin ana hedefi.

Kütüphane adlı eğitim, bilim ve kültür merkezinin ana unsuru, üniversitelerin Bilgi ve Belge yönetimi (BBY) bölümlerinde en az dört yıl süreyle lisans öğrenimi görmüş kütüphaneciler olmasına rağmen, bu gerçeğin ve gelişmiş dünyadaki iyi örneklerin aksine, yanlış uygulamalarla karşılaşmak sıradan bir olay ne yazık ki ülkemizde. Daha müşahhas bir ifadeyle, bu kütüphanecilerin yaptığı -değeri dünyaca kabul edilmiş- teknik görevleri herkes yapabilirmiş gibi kabul edilerek, bu çerçevede personel atamaları ve kurum içi görevlendirmeler yapılabiliyor. 

Yani kütüphanecilerin çok çeşitli dersler kapsamında öğrenimini gördüğü ve stajlarla uyguladığı teknik ve yöntemler sanki herkesin yapabileceği basit işlermiş gibi, onların atanacağı pozisyonlara başka alanlarda öğrenim görmüş kişiler atanabiliyor. Hem de yıllardan beri. Açık öğretimden önlisans/ lisans mezunu kişiler, lise mezunları ve saire… 

Kamu kurumlarındaki kütüphanelerde, okul kütüphanelerinde, üniversite kütüphanelerinde ve Milli Kütüphane’de… “Halk üniversitesi” tacını taşıyan halk kütüphanelerinde… Çocuğa kitap ve kütüphane sevgisi aşılanmasında kıymeti tarif edilemez çocuk kütüphanelerinde… 

Bununla da yetinmeyip, kütüphanecilik öğrenimi görmemiş birtakım kişiler kütüphanelerin daire başkanlığı, müdürlüğü ve müdür yardımcılığı gibi yönetici pozisyonlarına talip olabiliyor. Ve karar vericiler de o çağdışı atamaları yapabiliyor. Liyakat, ehliyet, hakkaniyet hak getire!

O halde şu çok basit soruyu ve artçılarını sorarak devam edelim...

“Ey karar vericiler, madem herkes kütüphanelerde görevlendirilebiliyor, peki neden hemen her yıl bir veya birkaç üniversitede yeni BBY bölümü açıyorsunuz?” 

Buralarda görevlendirilen öğretim elemanları ve idari personel; masa-sandalye, elektrik, su, kırtasiye, bilgisayar hepsi ama hepsi devletin sırtına yük değil mi? Neden garibin gurebanın, öksüzün-yetimin boğazından kesilerek bu bölümler kuruluyor? 

Bugün sayıları yirmiyi aşan BBY bölümlerinin yarısından fazlası kütüphaneci mezun ediyor. Hatta ikinci öğretimleri var bazı bölümlerin. Eğer önüne gelen kütüphanelerde görevlendirilecekse, mesleki donanıma sahip bu kıymetli kütüphaneciler ne olacak, nerede istihdam edilecek? Uzmanlık alanlarında değil de, bambaşka alanlarda çalışmak zorunda kalacaksa bu genç profesyoneller, entelektüel sermaye çöpe atılmış olmayacak mı? 

Konuya bilhassa halk kütüphaneleri odağında bakalım geliniz…

Biliyor musunuz, bu kütüphanelerin bağlı olduğu Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün 2017 yılı sonu verilerine göre, ülkemizde 1146 adet halk kütüphanesi var. (http://www.kygm.gov.tr/TR,2049...)

Peki, bu halk kütüphanelerinde üniversitelerin BBY bölümlerinden mezun kaç kütüphaneci görev yapıyor dersiniz? Hemen hepiniz, çok basit bir çıkarımla “en az” 1146 dediniz değil mi?

Öyle ya, mademki kütüphaneci, kütüphane adlı bilgi sisteminin ana unsuru; o halde her bir halk kütüphanesinde “en az 1 kütüphaneci” olmalı değil mi?

Değil ne yazık ki… 

1146 halk kütüphanemizde görev yapan BBY mezunu kütüphaneci sayısı sadece ve sadece 588. Hüzünle tekrar edelim; 1146 halk kütüphanesine, 588 kütüphaneci! 

Bir de çoğunun büyüklük ve hedef kitle genişliği bağlamında Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerin il halk kütüphanelerinde ve merkez ilçe halk kütüphanelerinde görev yaptığını düşünürseniz, pek çok kütüphanemizde “1 tane bile” kütüphanecinin görev yapmadığını kolayca anlayacaksınız. İçiniz ezilerek, ülke ve millet adına yazıklanarak.


“1 Numaralı Makam”dan başlayarak, ilgili bütün devlet büyükleri tarafından kültürün ihmal edildiğinin ve kültürel kalkınmanın artık ertelenemeyeceğinin dillendirdiği bir dönemde yukarıdaki rakamların kabul edilemezliği ortada. Bilhassa kütüphaneci istihdamındaki yetersizlik… Ancak kabul etmemekle de kalınmayıp, acilen kütüphaneci kadroları ihdas edilerek ilana çıkılmalı ve aylardır kadro bekleyen donanımlı genç kütüphanecilere müjde verilmeli. Hem de “her 1 halk kütüphanesinde, en az 1 kütüphaneci” görev yapacak şekilde.

Zira sürdürülebilir kalkınma, öncelikle kültürel kalkınma ile mümkün. Kültür düzeyi, millet olma şuuru, devlete ve vatana sadakat bilinci yüksek bireylerden oluşan bir toplum ile sürdürülebilir kalkınma sağlanabilir ancak. Bu bireyler ise, yaşamboyu öğrenmenin merkezi olan halk kütüphanelerinde yetişir, dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi. Bilgiye erişim konusundaki eşitsizliği ortadan kaldıran “halk üniversiteleri” eliyle yani…

Özetle… Artan sıklıkta kültürel kalkınmadan söz eden devlet büyükleri, birçok halk kütüphanemizde 1 tane bile BBY bölümü mezunu kütüphaneci görev yapmıyorken bunun nasıl başarılabileceğini de düşünüyor olsalar gerek. 

Bunu düşünüyor olduklarına inandığım devlet büyükleri, belki ilgili bürokratlardan da detaylı uzmanlık bilgileri alarak, “her 1 halk kütüphanesinde, en az 1 kütüphaneci” görev alacak şekilde kadro müjdesi vereceklerdir yakın zamanda.

Yaklaşan yerel seçimler öncesinde neden olmasın?



http://www.enpolitik.com/haber/198965/erol-yilmaz-yazdi-neden-bu-bolumler-kuruluyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*