A. Rauf Akay: Cemaat ve tarikatlar için denetim mekanizması

Sitemiz enpolitik.com yazarı Ahmet Rauf Akay, son dönemlerde cemaat ve tarikatlara yöneltilen eleştirileri olumlu ve olumsuz yönleri ile ele aldı.
Eklenme Tarihi: 29.08.2018 08:24:00 - Güncellenme Tarihi: 29.08.2018 08:53:27

Sitemiz enpolitik.com yazarı Ahmet Rauf Akay, son dönemlerde cemaat ve tarikatlara yöneltilen eleştirileri olumlu ve olumsuz yönleri ile ele alarak, denetim mekanizmasının elzem olduğu vurgusunu yaptı.

Akay, tarikat ve cemaatlere yöneltilen eleştirinin iki türlü olduğunu, birinin yapıcı diğerinin ise tamamen yıkıcı olduğunu kaydetti. 

İşte Ahmet Rauf Akay'ın 'Tarikatlar, cemaat ve devlet' başlıklı yazısının tamamı: 

"Son haftalarda tarikat ve cemaatleri eleştiren yayınlar çoğaldı. Bunların bir kısmı İslam dışı uygulamalardan rahatsızlık duyan, eleştirilerini din dışılığa yöneltenlerin eleştirileri. Bu tip eleştirilerden rahatsız olmamak lazım. İyiye, güzele yöneltmeye çalışan her eleştiri güzeldir.

İkinci gruptakiler ise; her türlü dini kıpırtıdan rahatsızlık duyanların eleştirileri. Tarikatlardaki bazı yanlışları görerek doğrudan doğruya dine hücum ediyorlar. Bu tip eleştiriler tarikatları terbiye etmeyi amaçlamıyor, yok etmeyi hedefliyor.

Tarikatlar çoğunlukla -halk İslam'ını- temsil eden kurumlar. Kitabi bilgilerden ziyade yaygın bir menkıbe kültürü ile besleniyorlar. Cehalet arttıkça menkıbe İslam'ının dozu artıyor. Peygamberlere bile mal edilmeyen olağanüstülükler müridan tarafından şeyhlere, imamlara, tarikat büyüklerine isnat edilebiliyor. Geçen gün sosyal medyada paylaşılan bir videoda, sadatın kö..ği olmaktan şeref duyacaksınız, bunu nimet bileceksiniz şeklindeki sözler bu kültürün tipik bir göstergesidir. Tarikatı,şeyhi adına konuşan kişi, şeyhi için Allah'ın bile  kulundan istemediği şeyi istiyordu: kö..klik. Oysa Allah kulundan kö..klik değil kulluk istemiştir. Kimsenin boynuna zincir vurmamış, onu özgür iradesi ile baş başa bırakmıştır. Sadatın kö...ği olmayı isteyenler farkında olmadan şeyh efendileri Allah'tan daha üstün bir mevkie çıkarmış oluyorlar.

Bu tip cehalet dolu sözler  marifetullaha ulaşma yolu olan tasavvufa olan  güveni de sarsıyor. Dinin iç ve mana boyutuna olan iştiyakı yok ediyor. Mekanik, coşkusuz bir İslam'ı toplumun yegane din anlayışı haline getiriyor. Tarih boyunca yetişen binlerce Arif, hak aşığı bu yolun varlığının en sağlam delilleridir. Lakin bugün o yolu benimsediği iddiasında olan tarikatlar o kalite ve mana yoğunluğunun çok uzağında bulunuyorlar. Allah sadece zikirle aranmaz, Allah'a giden yol güzel ahlaktan geçer. Tasavvuf bunun aracı ve yöntemidir. Bugün neredeyse hiç bir ahlaki olgunluğa, ibadet şuuruna gerek yok şeyhimiz bizi eteklerinin arasına alp sahili selamete ulaştıracak düşüncesi hakim. Gerçekte böyle bir İslam yoktur. Hz. Peygamber'in kızı Hz. Fatma'ya nasihatını hatırlayın: Ey Resulullah’ın kızı Fatma! Sende kendini Allah'tan satın almaya çalış, senin için de bir şey yapamam.

Bugün müritler arasında İslam çerçevesini zorlayan hatta dışına çıkan bir din algısının bulunduğu gerçektir. Şeyh efendilere yapılan kimi yakıştırmalar putçuluğun, Allah'a şerik koşmanın örnekleri ile doludur (Aynı Putçuluk parti liderleri için de yapılıyor).Eleştiriler bu yanlışları düzeltme maksadına matuf, tedbir öncelikli  olmalıdır. İslam dünyasında bu çürümeyi, din adına dinden uzaklaşmayı durduracak bir mekanizma geliştirilememiştir. İstisnası Mısır'dır. Mısır rejimi bir Sufi Tarikatleri Üst Kurulu oluşturarak bu yapıları devlet vesayeti altına alarak denetlemektedir. Kurul, tarikatları İslam'ı dikkate alma konusunda sorumlu tutmakta, Kuran ve sünnete uymalarını sağlamaya çalışmaktadır.

Mısır Anayasasında devletin dini İslam olduğu için, devlet tarikatları İslam çerçevesi içine çekmek, dışına taşmalarını önlemek gibi bir görev üstlenebilir. Laik bir devlette ise pekala ekonomik , örgütsel yapıları denetlenebilir, dini kullanarak menfaat temin etmenin yolları kapatılabilir. Yahut Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir birim oluşturarak daha kapsamlı bir denetim mekanizması kurmak mümkündür. Amaç yok etmek, ortadan kaldırmak değil, ıslah etmek, doğruya çekmek, faaliyetleri -sufiliğin amaçları ile- sınırlı tutmak olmalıdır. Başıboş bırakılmanın sonuçlarını 15 Temmuz'da hep beraber gördük. Zamanında böyle bir denetim mekanizması oluşturulsa hem dindarlıktan başka suçu olmayan bunca insan mağdur olmayacak, hem de 15 Temmuz ihaneti ile karşı karşıya kalmayacaktık.

http://www.enpolitik.com/haber/198630/a-rauf-akay-cemaat-ve-tarikatlar-icin-denetim-mekanizmasi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*