Osmanlı'nın 'irfan' mektebi

Araştırmacı gazeteci yazar Yavuz Bahadıroğlu, bugünkü köşe yazısında Osmanlı'nın temel eğitim sistemi olan 'Enderun Mektepleri'ni ele aldı.
Eklenme Tarihi: 31.07.2018 07:51:00 - Güncellenme Tarihi: 31.07.2018 07:56:26

Eğitim sistemimiz için batıdan modele ihtiyaç duyulmadığını, Osmanlı'nın dünyanın 'ilk kamu yönetimi okulu' olan 'Enderun Mekteplerine' bakılması gerektiğini söyleyen Yeni Akit köşe yazarı Yavuz Bahadıroğlu, "Osmanlı'nın 'irfan' mektebi" başlıklı yazısından şöyle anlattı: 


"Dünkü yazımızda Osmanlı Enderun okulunun özelliklerinden kısaca söz etmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başka ülkelerin eğitim sistemlerini taklit etmesine gerek olmadığını, “model” arıyorsa, kendi geçmişine bakması gerektiğini söylemiştik…

Bugün Enderun konusunu biraz daha detaylandıralım…

Bir kere Enderun, dünyanın ilk “Kamu Yönetimi Okulu”dur. Kâtip Çelebi, Gelibolulu Mustafa Ali, Feridun Ahmet Bey, Baltacı Mehmed Paşa, Köprülü Mehmed Paşa, Köprülüzade Mehmed Paşa, Fazıl Ahmed Paşa, Mustafa Paşa, Cezzar Ahmed Paşa, Nevşehirli İbrahim Paşa, ünlü matematikçi Matrakçı Nasuh v.s. gibi, kendi alanlarında son derece değerli insanlar bu okulda yetişmiştir…  

En dindar Müslümanlar, en kuvvetli hafızlar, en meşhur müezzinler, en hassas şair ve edipler, en cesur askerler, en tutarlı kumandanlar, en mahir sanatkârlar, mimarlar, ressamlar, nakkaşlar, musikişinaslar, hattatlar, en değerli âlimler ve müverrihler yine Enderun’da yetişmiştir.

Bir anlamda Enderun, “doğru insan yetiştirme merkezi”dir. 

Din ilimleri ile fen ilimleri birlikte okutulmakta, hayatın bütünlüğü böylece sağlanmaktadır.

Enderunda Kur’an-ı Kerim, İlmihal, Tefsir, Hadis, Kelam, Tecvit, Akaid, Arapça, Farsça, Peygamberler Tarihi ve Hukuk en ağırlıklı derslerdir.

Bunların yanı sıra tıp, Heyet (Astronomi), Hendese (Geometri), Tarih, Coğrafya, Mantık (Felsefe), Hikmet, Türk Dili ve Edebiyatı, Sarf, Nahiv, Bed-i Beyan(Güzel Konuşma), Şiir ve İnşa, Mendi (söz ve lügat), Hitabet, Maanî (söz dizimi, sentaks); Musiki, Tezhip, Hüsn-ü hat (güzel yazma), Cilt Sanatı, Mimari, âdab-ı muaşeret, Minyatür; spor alanında Binicilik, Kılıç kullanma, Ok atma, yüksek atlama, mızrak, çelik-çomak, güreş, giyim-kuşam, deri işlemeciliği, kuyumculuk, çeşitli ilaç ve merhem yapımı, meç, ağırlık kaldırma, cirit de öğretilmektedir...

Yani önce sağlam uhrevi bir temel atılır, dünya o temelin üzerine inşa edilirdi. 

Amaç ahiret öncelikli insan yetiştirmekti. Ahiret öncelikli insan, bilimden gelen gücünü insanların hayrına kullanır, günümüzde örneklerini sıkça gördüğümüz (canlı bombalar) gibi, insanlığın ve insanların zararına kullanmaz.

İbadet en dikkat edilen hususlardan biridir: Enderun talebeleri sabah namazına iki saat kadar kala yataktan kalkar, namaz vakti girene dek Kur’ân okurlar, akşam namazlarından yine bir saat önce abdestlerini alır, güneş batıncaya kadar Kur’ân okurlar. 

Akşam namazını kıldıktan sonra, yatsıya kadar dinlenirler, yatsı ezanı okunur okunmaz ikişer ikişer dizilir, Hünkâr meclisine gelirler. Burada kendilerine ayrılmış yerde namazı kıldıktan sonra, imamla birlikte kalkar, Hünkâra dua ederler. Sonra herkes odasına çekilirken, ayaküzeri “Padişahın sıhhat selameti ve geçmiş padişahların ruhları için üç ihlâs, bir fatiha” ihsan ederler. 

1640’larda İngiltere’nin İstanbul Büyükelçisi olan (Sefir-i Kebir) Sack-ville Crowe, Enderun Mektepleri hakkında şöyle diyor:

“Osmanlılar, aldıkları esirlere hiç kötülük yapmıyor, kardeş gibi davranıyorlar. Hangi milletten, hangi dinden olursa olsun, küçük çocukların zekâlarını ölçüyorlar. Keskin zekâlı çocuklar, ‘Enderun’ denilen mekteplerde, değerli öğretmenler tarafından okutuluyor, İslâm bilgileri, İslâm ahlâkı, fen, kültür dersleri verilerek, kuvvetli, başarılı Müslümanlar olarak yetiştiriliyorlar. Osmanlı ordularını zaferden zafere ulaştıran değerli kumandanlar, Sokollular ve Köprülüler gibi seçkin siyaset ve idare adamları, hep böyle yetiştirilen keskin zekâlı çocuklardı. Osmanlı akınlarını durdurmak için, bu Enderun mekteplerini ve bunların kolları olan medreseleri yıkmak, Osmanlıları ahlâk, ilim ve fende geri bırakmak lâzımdır.” 

Her hükümet kuruluşunda, gözümü de gönlümü de neden Milli Eğitim ve Kültür bakanlarına çevirdiğimi şimdi anladınız sanırım.

Çünkü eğitim ve kültür alanında artık bir “devrim” bekliyorum!

Yarın konuya başka boyutlarıyla temas etmek istiyorum."

http://www.enpolitik.com/haber/197663/osmanlinin-irfan-mektebi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*