Özdağ o kara günü anlattı: Gerekirse Ölelim!

15 Temmuz gecesi dik duruşu, darbeyi sosyal medya üzerinden ilk duyuran isim olması ve siyasi kariyeri boyunca FETÖ ile mücadele etmesiyle ön plana çıkan AK Parti 24/25/26 dönem milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, 15 Temmuz gecesini anlattı.
Eklenme Tarihi: 13.07.2018 17:32:00 - Güncellenme Tarihi: 13.07.2018 18:52:24

15 Temmuz gecesi dik duruşuyla bir kez daha öne çıkan, FTÖ/PDY yanlısı cuntacı askerler ve işbirlikçileri tarafından yapılmak istenen ve başarıyla bastırılan darbe girişimini sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden ilk duyuran ve o hain gecede yeğeni Şehit olan AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı, 24/ 25/ 26'ıncı Dönem AK Parti Manisa Milletvekili ve FETÖ darbe Girişimi Meclis Araştırma Komisyonu Başkanvekili  Doç. Dr. Selçuk Özdağ, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin 3'üncü yılında o geceyi anlattı. 

'Gerekirse ölelim'

12 Eylül 1980 darbesini ve 28 Şubat postmodern darbesini iliklerine kadar yaşayan bir siyasetçi olan Özdağ, 15 Temmuz gecesi bir kahramanlık destanı yazıldığını kaydederek o gece yaşananları şöyle aktardı: 


“Egemen emperyalist güçlerin desteğiyle Fethullahçı Terör Örgütü tarafından yapılan 15 Temmuz darbesinin üzerinden iki yıl geçti. Darbe şayet başarılı olsaydı Türkiye'nin 100 yılı çalınacak, 100 yılına ise ipotek altına alınacaktı. 1980 darbesini yaşayan ve 7 yıl cezaevinde kalan ülkücü gelenekten gelen bir siyasetçi olarak 17 yıl birlikte siyaset yaptığım kadim dostum Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte 28 Şubat öncesi darbeyi önleyen bir ekibin içerisinde görev alarak dik durmuştuk.  

'Şayet öleceksek Mecliste direnelim, gerekirse ölelim'

Hatta 15 Temmuz’dan önceki bir konuşmamda Fethullah Gülen’in Türkiye’ye Humeyni gibi gelmek istediğini belirtmiştim. Ama seçilmiş irade, seçilmiş siyasi irade, millet iradesine ve demokrasiye inanan Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile Polis teşkilatı mensupları, bürokratlar, aziz millet bu hain darbe girişimine karşı koydu ve darbeleri çöplüğe atarak daha önce yapılan darbelerin de hesabını sordu. 15 Temmuz gecesi darbenin ilk başladığı andan itibaren lokal bir darbe olduğunu anlamıştım. O gece dönemin Meclis Başkanı Sayın İsmail Kahraman “Ne yapalım” diye önerimizi sormuştu. Ben de, “Meclise gidelim, şayet öleceksek Mecliste direnelim ve gerekirse ölelim” ifadesinde bulunmuştum. 


O Gece saat 21.05’te Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ı 3 sefer arka arkaya aramış ulaşamamıştım, diğer yandan da Milletvekili arkadaşlarımı aramaya devam ediyordum. Sayın Emrullah İşler’i arayarak darbenin olduğunu ve Çankaya Köşkü’ne gelmesini söylemiştim. Ardından Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Şamil Tayyar’a da durumdan haberdar edip ‘Çankaya Köşkü’nden toplanalım’ dedim. Ayhan Sefer Üstün’ü de arayarak “Darbeye hep birlikte direneceğiz, arkadaşlarınıza da haber verin, partiye geçin’ ifadesinde bulunmuştum. 

"Eğer genel darbeyse Allah Türkiye'nin yardımcısı olsun"

Abdülhamit Gül’ü de arayarak yine kendisine darbenin olduğunu söylemiştim. İlerleyen dakikalar içerisinde Dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım bana telefonla geri dönmüştü. Saat 21.30’u gösteriyordu ve ‘Sayın Başbakanım darbe oluyor, aldığım bilgi bu şekilde’ dedim. Sayın Başbakanımız kendisine de bilgi geldiğini ve bazı insanların bir çılgınlık, darbe girişiminde bulunacaklarını hissettiğini ifade etti. “Başbakanım ya siz bir açıklama yapın, milleti sokaklara davet edelim veyahut müsaade ederseniz” ifadesini kullandığımda ise ‘Yok Selçuk bey ben bir açıklama yaparım’ dedi.

Başbakanımıza, “Sayın Başbakanım Genel Kurmay Başkanı’na ulaşabildiniz mi, Yaşar Paşa’ya ulaşabildiniz mi?” diye sordum. Ulaşamadığını söyleyince, “Ya bunlar birlikte darbe yapıyorlar ya da şu an rehine alınmışlar lokal bir darbe oluyor. Şayet lokal bir darbeyse bu işin üstesinden gelir ve darbeyi durdururuz ancak genel bir darbe ise Allah Türkiye’nin yardımcısı olsun. Ben önce AK Parti Genel Merkezine gideceğim. Siz İstanbul’dasınız şayet arkadaşlarınıza haber verirseniz onlarda gelsin. Yok yok Sayın Başbakanım Parti genel merkezine değil Çankaya Köşkü’ne gideyim” dedim. 

"Silahımı ve mermimi alarak Köşke doğru yola çıktım"

Başbakanımız bu sözlerimi olumlu cevap verdikten sonra silahımı ve gerekli mermileri alarak Çankaya Köşkü’ne yola çıktım. Giderken de bir tweet atarak, “Vesayetçilere, darbecilere meydan okuyacağız. Türkiye demokrasi ile yönetilecek, millet iradesinin üzerinde başka bir irade yoktur” dedim.

 Şoförüme, “Darbe oluyor, gerekiyorsa öleceğiz. Geliyorsan birlikte gidelim ama gelmiyorsan anahtarı bırak git” dedim. O da geleceğini belirtti ve şoförümle yola koyulmuştuk. Köşke gittiğimde O dönem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı şu an ise İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’yu gördüm. O an başkası yoktu ve Köşkün elektrikleri yanmıyordu. Ardından da Abdülhamit Gül bey, Mehmet Muş bey, İsmet Yılmaz bey Fatma Betül Sayan Kaya hanımefendi gelmişti.”

'CHP'ye ulaştı'

15 Temmuz darbesinin başladığı dakikalarda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ulaşmak istediğini kaydeden Özdağ, 

“Milliyetçi Hareket Partisine mensup bir Milletvekili vasıtasıyla Sayın Devlet Bahçeli’ye ulaştım. Ardından da Sayın Bahçeli, “Darbelere karşıyız, seçilmiş iktidardan yanayız” ifadesini kullanmıştı. 

Sayın Kılıçdaroğlu’na Sayın Engin Altay vasıtasıyla ulaşmıştım. Darbeyi kimin yaptığını sorunca da paralel yapının yaptığını ifade etmemin ardından o da “Darbelere karşıyız, seçilmiş iktidarın ve Cumhurbaşkanı’nın yanındayız” ifadelerini kullandı. 

'Direneceğiz insanları sokağa davet edeceğiz'

Özdağ, bildirinin okunduğu anda morallerin bozulduğunu da belirterek anlatmaya şöyle devam etti: 

"Bu konuşmaların ardından darbecilerin hazırladığı bildiri okununca moraller bozuldu. Bildiriyi dinledikten sonra, “Arkadaşlarımıza! Morallerinizi bozmayın bu lokal bir darbe” ifadesini kullanmıştım onlarda nereden anladığımı sorunca, “Ben 1980 darbesini yaşadım ve 7 yıl cezaevinde kaldım. 28 Şubat öncesi darbeyi önleyen bir ekibin içerisindeydik. 28 Şubat’ta da dik durduk. Şayet genel bir darbe olsaydı Genel Kurmay Başkanı adını yazardı. Bu lokal bir darbe direneceğiz ve insanları sokağa davet edeceğiz” diye konuştum. 


Manisa’da ki danışmanımı da arayarak portföyümde ne kadar isim varsa hepsini arayıp sokağa davet etmesini söylemiştim. Tüm bunlar yaşanırken Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahraman gelmişti ve “Ne yapalım” diye önerimizi sordu. Ben de, “Meclise gidelim, şayet öleceksek Mecliste direnelim ve ölelim. Milletvekillerinin yeri Meclis” 

'Arabamız kurşunlanarak meclise girdik'

O dakikalarda Başbakanımız bir açıklama yaparak, “Bir kalkışma var, hain bir saldırı var. Bunlara cüret edenlere gereğini yapacağız” demişti. Arkadaşlarımızla televizyonlara bağlanalım diye karar aldık ama bir süre televizyonlara bağlanamadık. Daha sonra Meclise arabalarımız kurşunlanarak girmeyi başardık ama kapıları açamayınca kırmak mecburiyetinde kalmıştık. Arkadaşlarımız periscope ile yayın yapmaya başlamışlardı. Meclis Başkanımız, Bakanlarımız, AK Partili Milletvekilleri dışında CHP ve MHP’li bazı Milletvekilleri de gelmişti. Hep birlikte bir deklarasyon yayınladık ve “Darbelere karşıyız. Meclis yıkılsa bile meclis iradesini, millet iradesini kimseye peşkeş çekmeyeceğiz” dedik. Bunların ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan çağrıda bulunarak milletimizi sokaklara davet ederek millet iradesinin üzerinde başka bir irade tanımadığını kaydetti” dedi.


'Tüm darbelerin hesabı soruldu'

15 Temmuz’un dönüm noktasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milleti sokağa davet etmesi ve milletin de o çağrıya anında uyması olduğunu belirten Özdağ, 

“Milletimiz sokaklara çıkmaya başlamıştı ama Sayın Erdoğan’ın çağrısından sonra sokaklar iyice doldu.

 O an CHP sıralarına yakın duruyordum, arkadaşlarımız infiale kapılmışlardı kendilerine infiale kapılmamaları gerektiğini ve sundurmaların altına doğru geçmemiz gerektiğini söyledim. Bunun sebebi olarak, "Şayet lambaların olduğu bölgeye bomba gelirse ölümümüze yol açabilir, halbuki yaşamalıyız, ölmemeliyiz" dedim. 

Sundurmaların altına geçilmesinin sonra sığınak aramaya başladık ama sığınağın olmadığını öğrendik. Bennur Karaburun Hanımefendi de engelli bir Milletvekili arkadaşımız olmasından dolayı tekerlekli sandalye ile o bölgeye geçememişti. Kendisine yanında duracağımı ve yalnız bırakmayacağımı ifade ettim. O esnada Meclis bombalanıyordu. Ama şunu net gördük ki Cumhurbaşkanımızın çağrısından sonra ona ve millet iradesine, demokrasiye inanan millet darbecilere gereğini yaptı. Bu nedenle 15 Temmuz gecesi 1960, 71, 80 darbelerinin de 28 Şubat 1997 postmodern darbenin de, 27 Nisan 2007 e-muhtarasının da cevabı verilmiş ve hesabı sorulmuş oldu. O an gelen telefonda yeğenimin Meclise yapılan bombalı saldırıdan sonra bize yardıma geldiğini, darbecilerle çatıştığını ve şehit olduğunu öğrendim. Biz şu an güvenli, huzurlu şekilde yaşamımıza devam ediyorsak, bayrağımız dalgalanıyor, bu toprakları vatan kılabildiysek, vatanımız ve devletimizin bakası emin ellerdeyse bu Şehitlerimiz sayesindedir. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum” diye konuştu.

'17-25'te güçlü bir irade olmasaydı darbe başarılı olurdu'

Vesayetçilerin millet iradesi üzerine hep ipotek koyduklarını ve bu çaba içerisinde hareket ettiklerini belirten Özdağ sözlerini şöyle sürdürdü;

 “Bu nedenle siyasetin ve siyasetçilerin alanını daralttılar ve siyasetçiler ortaya çıkan bu problemlere çözüm bulamadılar, problem üreten bir sistemle karşı karşıya kaldık. İlk defa 15 Temmuz gecesinden sonra hep birlikte millet iradesinin üzerinde başka bir irade olmayacağı haykırıldı. Eğer 17-25 Aralık’tan sonra Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi bir fenomen olmasaydı, güçlü bir irade olmasaydı 15 Temmuz darbesi başarılı olurdu. Bunu Darbe Araştırma Komisyonunda dinlediğimiz kişiler de dile getirdiler. 15 Temmuz gecesi milletimiz batıya ve egemen güçlere de mesaj vermiştir. Gerçek demokrasilerde tüm rolleri sandık yani millet iradesi dağıtır. Sandıkla gelenler ise sandıkla gitmelidirler. 15 Temmuz gecesi Fethullahçı terör örgütü bir harakiri yapmıştır. Ama bu darbeye karşı koyan seçilmiş irade, seçilmiş irade, vatansever emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri, bürokratlar, aziz milletimiz darbeler tarihini en karanlık sayfaların çöplüğüne atmışlardır. Darbeler tarihi artık çöplüktedir. Darbeye teşebbüs etseler bile başarılı olamazlar çünkü millet teyakkuz halindedir. Siyaset iradesi dimdik ayaktadır. Biz Cumhuriyet’i demokrasi ile hukuku ise adaletle taçlandırıyoruz. Aynı zamanda da devleti liyakat ve ehliyetle buluşturmak için büyük gayret sarfediyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği gibi “Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir” diyorum. 15 Temmuz gecesi Şehit olanlar ile birlikte tüm Şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gazilerimize minnetlerimi iletiyorum. O gece sokağa çıkan kahraman milletimize, sokağa çıkamayıp kalbi demokrasi, millet iradesi için atanlara, dua edenlere şükranlarımı iletiyorum. O gece yüz yılımızı çalacaklar ve bir yüz yılımıza daha ipotek altına alçaklardı. Bu aziz ve asil millet iyi ki direndi, dik durdu ve direndi Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım, Bakanlarımız, Siyasi Parti Liderleri, Milletvekillerine teşekkür ediyorum herkese. Özellikle de medyaya çok teşekkür ediyorum. Medya o gece asli görevini yapmıştır. Bütün yerli ve milli olanlara selam olsun diyorum.”


http://www.enpolitik.com/haber/197065/ozdag-o-kara-geceyi-anlatti-gerekirse-olelim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*