Kültür-sanat ve müzik anlayışımız üzerine...

Enpolitik köşe yazarı, iletişim alanında doktora yapmış, Folklor/Müzik Araştırmacısı, İTÜ T.M.D. Konservatuvarı Sanatçı Öğretim Üyesi Dr. Göktan Ay ile “müziği, sanatı ve kültürü” konuştuğumuz keyifli bir röportaj gerçekleştirdik...
Eklenme Tarihi: 04.07.2018 10:26:00 - Güncellenme Tarihi: 04.07.2018 11:25:02

Enpolitik köşe yazarı, iletişim alanında doktora yapmış, Folklor/Müzik  Araştırmacısı, İTÜ T.M.D.K(Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı) Sanatçı Öğretim Üyesi Dr. Göktan Ay ile “müziği, sanatı ve kültürü” konuştuk? Ay'a  İTÜ TMDK ve kültür-sanat ve müzik anlayışımız ne durumda? diye sorduk...




Enpolitik: Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

AY: 1957’de  Artvin-Ardanuç’ ta doğdum. İlk, orta, lise tahsilini babamın öğretmenliği nedeni  ile Tokat’ta yaptım. 1974’de K.B. Halk Dansları Eğitim Merkezinde göreve başladım. Aynı zamanda Gazi Üniversitesi Müzik Bölümüne devam ettim. 1975 yılında, ilk defa kurulan  İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Temel Bilimler Bölümü’nün sınavlarını kazandım,  Konservatuvarın ilk öğrencilerinden ve mezunlarından oldu. 1980’de bilim/sanat sınavlarını vererek “asistan” olarak göreve başladım. 1982’de Konservatuvarın YÖK yasası ile İTÜ Rektörlüğü’ne bağlanması ile “okutman”, 1985’de Üniversiteler arası kurulca yapılan “yabancı dil sınavlarını da” vererek  “Sanatçı Öğretim Elemanı”, Aralık 1987’de “Yrd. Doç.” unvanlarını alarak “Sanatçı öğretim Üyesi” oldum. 1988 yılında devam etmekte olduğu İ.Ü. İletişim Fak. Radyo-TV yüksek lisans ve doktora programlarını tamamlayarak “İletişim Dr.” unvanını  aldım.


İstanbul Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı Sanatçı Öğretim Görevlileri/Kurucuları (1975) (Hepsine teşekkür ve vefa borcumuz var…Şu kadroya bakar mısınız) Cüneyd Orhon,Şenel Önaldı, Hurşit Ungay,Necdet Varol, Arif Sağ, Cafer Açın, Ercümend Berker(Kurucu Başkan), Nida Tüfekçi, Sırrı Öztürk,Orhan Borar,Faruk Timurtaş,Haydar Sanal,Neriman Tüfekçi,Naime Batanay, Kemal Baranay, Özdal Orhon,Halil Aksoy,Serdar Öztürk, Yavuz Özüstün, Nevzat Sümer,Selçuk Mülayim,Abdi Coşkun, Erol Deran, Erol Sayan, Mutlu Torun,Bekir Sıdkı Sezgin,Alaeddin Yavaşça

Enpolitik: Konservatuvarı bir aile gibi görmüş, bir çok idari görevler almışsınız. Anlatır mısınız?

AY: Evet, bize ders veren sanatçı hocalarımız, Türk müziğinin çektiği sıkıntıları/sorunları anlatmışlardı. Kuruluştaki dönemde çok büyük heyecan vardı, burada Türk-Batı müziği ayrımı yapılmıyordu…Ben, büyüklerimle sohbeti çok seven birisiyim. Çünkü, tecrübeyi; eğitimle-unvanla aşmak mümkün değildir. İlk kurulan 100 kişilik  “Atatürk Korosu” kurulduğunda, koro üyesi/ sorumlusu/yürütücüsü olarak tayin edildim. Arkadaşları; toparlama, güven verme, ciddi tutma, liderlik v.b. fonksiyonlarımın olduğunu daha önceden çok kişi söylemekteydi. Yani, önemli işlerde mutlaka işin içinde yer aldım. O nedenle “ben konservatuvarın tarihiyim/hafızasıyım”  diyorum… Konservatuarda THO Böl., Başk.Yard.,THO Ana Sanat Dalı Başk., Çalgı Eğt. Böl. Başk. Yard., Konservatuar Yönetim Kurulu Üyeliği, Konservatuar  Müdür Yardımcılığı,Müdür Proje Danışmanlığı  görevlerinde bulundum. Her aldığım görev, bana bilgi, yönetmelikleri tarama, yazıları doğru yazma, tutanak tutma v.b. değerleri verdi.

TMDK Çalgı Bölümü  mezuniyet yemeğimizden…(1990-1991) Hepsi müzik alanında isim  olan mezunlarımız…(Soldan sağa/ayaktakiler); Orhan Hakalmaz (THM sanatçısı),Cengiz Özkan (TRT), Mahmut Çeliker (Öğrt.),Reyhan Karaca (Pop sanatçısı),Özlem Gelsev, Esen Tarcan (Keman sanatçısı),Adalet Emine Güzey, Meral İncilli, Berna Erken (Koro sanatçısı),Serap Aybar (Koro sanatçısı),Güzide Adlim (Öğrt.), Sehnaz Güldaş (Koro sanatçısı),Ben, Tolgahan Üsküdarlı (Haliç Ün. Konservatuarı) Solda sağa/oturanlar); Ozan Demiralp (Pop sanatçısı), Elvan Aksoy, Canan Çetinkaya, Gülnaz Rizeli (Sanatçı), Lale Sezer (Kons.Genel Sekreteri ve Öğr.Gör.), Lütfiye Coşkun (Koro sanatçısı), Şehnaz Rizeli (İTÜ TMDK), Türkan Hepgür, Ebru Yalçın (TV yapımcısı), Tülay Can, Aslı Ekşi (Devlet Opera Bale)


Enpolitik: Sizin, mezunlarla sürekli bağlantıda olduğunuz söyleniyor. Neden?

AY: İnanıyorum ki, bir öğretim üyesi olarak değil, bir büyük olarak; sadece onları mezun etmekle değil, “görev bulmakla, başarılı olmalarına çalışmakla ve desteklemekle de” yükümlüyüz. Mezunlarımızın önemli bir çoğunluğu Devlet Koroları’nda, TRT’de, üniversitelerde, MEB’de görevli. Mezunlarımız çok başarılı projeler ortaya koyuyorlar. Popüler alanda 200’ü aşan (solist, aranjör, yapımcı,besteci vb.) bir mezun profilimiz var. Koro ve topluluklardaki emeklilik özlük hakları iyileştirilmeyince (ikramiyeleri maaşa katılması ve 6400 gösterge), Bakanlık yeni kadro açamıyor. Açamayınca, korolar gençleşemiyor. Bakanlık, yevmiyeli/taşeron çalışan sanatçıların kadro sorununu çözmüyor. Oysa norm kadroların serbest bırakılması için engel tok. Sanki gizli bir el, AK parti hükumetinin sanat konularında adım atmasını engelliyor. Ben,İstanbul Türk Müziği Festivali’nde yıllardır, ödüllerimizde ve solist seçimlerimizde mutlaka Konservatuvar mezunu olma tercihimi kullanıyorum. Ama “kişilik, karakter, farklılık, kurum içindeki uyum vb.”  özelliklere de önem veriyorum. Gençlere yatırım, ülkeye yatırım demektir.

Enpolitik: Siz, sadece konservatuvarda değil, okul dışında da etkin görevler yapıyorsunuz öyle değil mi?

AY: Akademisyenin sadece okuluna gelen öğrencilere değil, topluma karşı da,  görevlerinin olduğuna inanıyorum. Hele, konu müzik olunca, mesleği ne olursa olsun her kişinin mutlaka ilgi duyduğu bir alan. Demek ki, onları da kanalize etmek “müzik okuryazarı” yapmak şart diye düşünüyorum. Türk kültürünü tanıtmak ve geliştirmek amacı ile çok sayıda toplantılar düzenledim, sempozyumlara katıldım, danışma ve bilim kurullarında yer aldım. Müziği bilim/sanat olarak algıladığım için;  Boğaziçi Üniversitesi, İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ‘nde ve bazı derneklerde THM toplulukları kurdum, yönettim, konserler verdim. T.M.D.Konservatuarı Mezunlar Derneği’ni kurdum(1989), başkanlığını uzun süre devam ettirdim, konserler/yemekler/yayınlar yaptım. Konservatuvarda; lisans, Yüksek lisans,Dr./Sy. önemli tezlere danışmanlık yaptım. 1997’de  Üniversiteler Kanununun gözden geçirilmesinde, konservatuvar  “raportörü” olarak görev aldım. MEB Şuralarında “kültür/sanat   alanında” çağrılan isim oldum.

Folklora Giriş-1990 ve Folklor( Halk bilim)-1999 adlı kitabım,  90’a yakın başarı ve teşekkür belgesi/plaketim, internethaber.com ve enpolitik.com’da eğitim-kültür-sanat alanında 1500’e yakın  makalem vardır. Yazılarında Türk kültür ve sanatının çok zengin olduğunu, bu zenginliğin ancak birlik ve beraberlik içinde gelişip büyüyeceğini, ayrışımların yerini üretimin alması gerektiğini belirtmekteyim. Başarabilir miyi(z)m? Zor görünüyor!

Enpolitik:  Genel eğitim içinde “müzik eğitimi” konusunda kısaca bilgi verir misiniz?

AY: Ülkemizin en önemli eğitim sorunu, ezber eğitimi ve iletişim araçlarının günümüzde yaygın ve kuralsız kullanımı nedeniyle; gençlerin genel kültürde çok zayıf olmaları, okumamaları…Gençlerimizim genel kültürü, Türkçe kullanımı çok zayıf. TV’de Kim Milyoner Olmak İster yarışmasını takip ediyorum. Üniversite mezunu gençler, çok basit kültür/yaşam sorularını dahi bilemiyorlar, “duymadım” diyorlar. Çünkü, iletişim araçları ve kendilerine ayrılan odalar, onları ailelerinden kopardı.Bilgisayar ve GSM ile odaya kapanıp, aileleriyle sohbet etmiyorlar, bir şeyi paylaşmıyorlar. Nerdeyse konuşmayı unutacaklar. Eğitim fakülteleri programları -müzik dahil- öğrenciye çok farklı bilgileri veriyor,  .ama alanında uzlaşmasını engelliyor. Oysa, her dal; kendi alanında araştırmacı, bilgili, çözümcü, sanatçı kişilikler istiyor.

Yıllarca blok flüt eğitiminin yanlış olduğunu, kaldırılması gerektiğini söyledi(ler)k/yazdı(lar)k...”Bir çocuğu müzikten bıktırmak istiyorsanız, ağzına blok flüt verin dedi(ler)k. Nihayet, 2018-2019 müzik eğitimi programlarından blok flüt çalgısı kalktı. Ve, nihayet Türk müziği çalgıları eğitime konuldu. Türk müziği üzerine dersler hayata geçirildi. Büyük ümitlerle kurulan AGSL’lerden, konservatuvar sınavlarını kazanamayanlar var!...Hala, okullarımızda yetenekli çocukları bulup, yönlendirmeyi başaramadık. Lisans’ta, başka bölümleri kazanamayanların, “bari bir şey çalsın” diye çocuklarını müzik kurumlarına verdiği görülüyor. Konservatuvarların ilk-orta-lise bölümleri olanların, yönetmeliklerdeki yanlışlıklar dolayısıyla sıkıntıları var. Çok müzik kurumlarımız var, ama müzik terminolojisinde bile birleşemiyoruz. Müzik eğitimi, olabilir bir eğitim olmamalı, “çocuk  ailesiyle birlikte müziği yaşamalı”, ki yararlı olsun. Müzik eğitimi gören gençlerin üstünde iki önemli baskı var;pop piyasası ve iletişim araçları…O nedenle, müzik eğitimi görenlerin, kafa yapısı olarak ta; bilinçli bir kişilikle buluşturmak, yanlışı-doğruyu bilen/ayıran, sağduyulu, ciddi, tutarlı, etik, sorumlu vb. bir çok özelliği vermek gerekli…Gerçek sanatçı kolay olunmuyor. Gençlerin; müzik tarihini, büyük sanatçıların otobiyografilerini okumalarını öneriyorum.


(Her yıl festival kapsamında sempozyum yapmayı gelenek haline getirdik. Bu şekilde müzik insanlarının çalışmalarına imkan verdik. Şu anda basılamamış bildiri kitabımız yoktur.)

Enpolitik: Çok önemli işlere imza atmışsınız? 25.yılını kutladığınız  İstanbul Türk Müziği Festivali’ni de anlatır mısınız?

AY: İstanbul Türk Müziği Dernek ve Vakıfları Dayanışma Konseyi’ni (Müzdak)1993’te kurdum. Ülkenin, alanında  tek ve özgün festivali olan “İstanbul Türk Müziği Günleri/Festivali” ni, her yıl kaliteden vazgeçmeden devam ettirerek, geleneksel hale getirdim. Konserler; TRT ekranlarından  yayınlanarak ülke çapında yaygınlık sağladı. Program içinde hazırlamış olduğum sempozyumlarla; bilim ve sanat insanlarının çalışmalarını ortaya koymalarına ve gelişmeye imkan sağladım. Hazırladığı sempozyum  kitapları Kültür Bakanlığınca (6 adet), YTÜ (1 adet), Avcılar Belediyesi (2 adet), Medipol Ün. (1 adet), Marmara Ün.(1 adet)  basıldı. 2018 bildiri  kitabı, İBB Kültür A.Ş. tarafından basılacak.

Ana sponsorsuz yaptığımız, (25.)İstanbul Türk Müziği Festivali’nde 14-16 konser yapıyoruz. Sahne üzerinde 50X16=800 kişi oluyor. Hepsi farklı meslekten, dilden, dinden…Avcılar’dan-Gebze’ye kadar uzanıyoruz, yani 15 ilçede  varız. Ama, İlçe Başkanlarını (Avcılar-Eyüp hariç) Kaymakamları, Okul Müdürlerini, İlçe Parti yöneticilerini, İlçe içinde bulunan rektörleri (Beykent Ün. hariç) vb. göremiyoruz. Ne iş yaparlar bilemiyoruz. Bir ayda 16 konserden birine de mi denk gelinmez anlayamıyoruz… Toplumdan uzaklaşıldığı anda, ötekileştirme başlar unutmayalım…  


(Avcılar Belediyesi Konservatuarı, 24. İstanbul Türk Müziği Festivali Konserinden…Handan Toprak Benli (Belediye Başkanı-önde ortada), arka sıra ortada, ben ve koristler, en önde saz ekibi…)

Enpolitik: Sizi birkaç kelimeyle nasıl anlatabiliriz?

AY: Babam Köy Enstitüsü mezunuydu, elinden gelmeyen, anlamadığı iş yoktu, müzik dahil…Beş vakit namaz kılardı ve CHP’ye oy verirdi. Bize, “sakın kimsenin hakkını yemeyin, hakkınızı da yedirmeyin” derdi, ki benim en önemli düsturum budur. Annem yıllarca, babama destek oldu, örgü yaptı, biçki-dikiş yaptı v.-b. Babamın köylere verdiği desteği, şimdiki öğretmenler vermiyor. Çünkü, şimdiler köyde kalmıyor, sabah-akşam dolmuşla köye gidip, akşam merkeze iniyorlar. Köylülerle sohbet, bilgi verme, önder olma vb. yok. Köyü/köylüyü, yereli tanımayan, tanımakta istemeyen, sadece; müfredatı vermeye  çalışan öğretmenlerimiz… Tıpkı; çalgı çalmayı bilmeyen müzik öğretmenleriyle  çocukların müziğini geliştirmeyi beklemek gibi! Olmuyor, olamazda!

Bir hatıra aklıma geldi. Babamlar Artvin’den Tokat-Ohtap (Mektepli) köyüne atanmışlar, elbette üzgünler..Kapı çalmış, bir çocuk, anneme; “teyze annemler yarın size çalgı çalacaklar” demiş.Annem, oğlum ne çalgısı, zaten biz yeni geldik, üzgünüz vb.” demiş. Çocuk gitmiş. Sabah kapı çalmış, aynı çocuk elinde bir bakraç yoğurt; “teyze annem size çalgı çalmıştı, onu getirdim” demiş!..Annem, o köyün çocuklarına önlük, kadınlarına elbise/örgü yaparak, babam; tarım, ağaç dikme,kavaklandırma, ekin verimini artırma vb. çok destek vermişti.

Ben, babamla bir çok işi paylaştım. Birlikte; tavukçuluk, hayvancılık,aşı yapma, meyvecilik, boya-badana v.b. Yazları boş zamanlarımda, hesap öğrenmem için bakkalda çalışırdım. İşte,bunlar bana şekil veren ve üretime yönelik alt yapıyı oluşturan işlerdi.

Bana, konservatuvar hayatım boyunca bazı önemli özellikler eklediler; görev adamı (iş ver gözünü kapat), dürüst, projeci, çalışkan, etik, iş bitirici, paylaşımcı”


(Sarkuysan Türk Müziği Korosu, 24.İstanbul Türk Müziği Festivali konserinden… Hayrettin Çaycı  (Genel Müdür), Ben, Mine Geçili (TRT sanatçısı), Erbil Aydın (şef) ve koristler…)

Enpolitik: Peki, bu özellikleriniz bazılarına rahatsızlık vermiyor mu?

AY: Vermez olur mu? Bu özellikler, bazılarını rahatsız etti. Çalışmayan, kendi eksikleri ortaya çıkıyor diye laf çarpıyor. Bana (2002-2005) ve (2006-2008) dönemi yönetimindeki arkadaşlar, mobbing uygulamaya çalıştılar. 2002’den bu yana Y.L.,Dr./Sy. dersleri-tez danışmanlığı vermiyorlar…Kurullara almıyorlar…Benim gibi üreten bir kişiden yararlanmıyorlar, çünkü toplantılarda objektif olacağım, gerçek ne ise onu söyleyeceğim, kişisel değil kurumsal düşüneceğim!..Bundan zararlı şey olur mu?!.. Ülkemizin genel yanlışı; yöneticilerin  kendilerine karşı ses istememeleridir.

Ben sadece gülüyor, adı/unvanı büyük, kendisi küçük bu kişilere acıyorum. Ayrıca; okulumun konu olmaması için rektörlüğe haklarında şikayette bulunmuyor, Allah, ıslah etsin diyorum.

Kısaca; yalakalığı sevmem, arkadaşlarla samimi olurum ama her zaman bir mesafem vardır. Doğruların yüzüme söylenmesini isterim, arkadan konuşanlarla işim olmaz. Zaten; “bir kişi arkamdan konuşuyorsa, benim, ondan  birkaç adım önde olduğumu gösterir.”

Devam edeceğiz…

http://www.enpolitik.com/haber/196680/kultur-sanat-ve-muzik-anlayisimiz-uzerine.html

Sizin Yorumunuz:

*
*