'Sanki ilk defa bölünüyor üniversiteler'

Sitemiz enpolitik.com yazarlarından Prof. Namık Açıkgöz, son günlerin sıkça tartışılan konusu 'üniversite bölünmeleri'ni ele aldı.
2.5.2018 08:54:14

Sitemiz yazarlarından Prof. Dr. Namık Açıkgöz, bugünkü köşesinde üniversitelerin bölünmesi konusunu işledi. 'Sanki ilk defa bölünüyorlar' diyen Açıkgöz, üniversitelerin tarihini incelemek gerektiğini vurgulayarak şöyle aktardı:

"İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi haricinde “bölünme”ye kitlesel olarak karşı çıkan yok. Başta sevgili arkadaşım Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir (Gazi Üniversitesi) olmak üzere, üniversitelerin bölünmesine bireysel olarak karşı çıkanlar da var ama etki alanları sosyal medya alanında kalıyor.

Üniversitelerin bölünmesine karşı çıkanları anlamıyorum. Sanki ilk defa bölünüyor üniversiteler…

Üniversitelerin tarihine şöööyle bir bakın.  Özellikle 1982’de kurulan üniversitelerin her biri ya bir üniversiteden ayrılan fakültelerle kurulmuştur veya akademiler ve yüksekokullar birleştirilerek bağımsız bir rektörlük olarak organize edilmiştir. Aydın, Muğla ve Denizli’deki üniversiteler, Dokuz Eylül Üniversitesinden ayrılan birimlerle kurulmuştur. Gaziantep Üniversitesi, ODTÜ’den ayrılarak kurulmuştur.

1992 ve 2008 üniversiteleri de her biri başka bir üniversiteden ayrılan birimlerden oluşturulmuştur. Birkaç sene için Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden ayrılarak kurulan bir Fethiye Üniversitesi görürseniz şaşmayın. 3 fakülte (İşletme, Ziraat, Sağlık Bilimleri), 2 Meslek yüksekokul, 1 yüksekokul (Seydikemer)   olmak üzere 6 birim zaten var. Enstitüleri kurmak zor değil. Yarın öbür gün çıkarırsın kanunu; bölersin Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesini.

Bu 5 birimin ayrılmasıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi güç kaybeder mi? Hiç kaybetmez. Ayrılan birimler güç kazanır mı? Pek değişiklik olmaz.

Haaa… Üniversitelerin öğrenci ve personel sayısı itibariyle fazla kapasite ile çalışmaya zorlanıp hantallaşması mümkün mü? Evet… Mümkün!...

1 Rektör, 3 rektör yardımcısı ile yönetilemeyecek kadar büyüyen üniversitelerin bölünmesinde niye mahzur olsun ki? Efendim, neymiş? “Yayın istatistikleri, öğrenci başına düşen öğrenci sayısı, akreditasyon programları, nostalji, prestij vs vs… Bunların hiç birisi esasa müteallik görüşler değil.  Üniversitelerin esas meselesi, kalitedir ve kaliteye bağlı olarak hocadır. Bölünmeler hoca kalitesini azaltmayacağı gibi, arttırmaz da. Fakat şu gerçek var ki, personel ve öğrenci açılarından sayı azlığı dokusal işleyişin etkisini arttırır ve iç dinamiğini oluşturacak üniversitelerde kalitenin artması sağlanabilir. Branşlaşmış ve “butik üniversite” şeklinde oluşmuş üniversitelerde verimin daha çok artacağına inanıyorum.

Tabii mesele tek başına “bölünme” ile halledilemez.

Üniversiteler hantallaşırken, YÖK hantallaşmadı mı?

25 üniversiteye göre kurulmuş bir YÖK vardı, şimdi 200’e yaklaşmış üniversite sayısı ile aynı YÖK var. 25 üniversiteye yetişemeyen YÖK 200 kadar üniversiteye hiç yetişemez. BU yüzden ya YÖK bölünüp branşlara göre kurulma veya alt YÖK kurulları oluşturulmalıdır. Alt kurullar, branşlara göre de oluşturulabilir,  bölgelere göre de. Başka kıstaslara göre de YÖK yeniden teşkilatlanabilir.

Üniversitelerin en önemli sorununun kalite olduğunu söylemiştik. Bu kaliteyi oluşturacak bir üst yönetim zihniyetinin üniversitelerde iş başına geçmesi lazım. Ufku dar ve hatta ufuksuz insanlarla büyük üniversiteler kurulmaz. Üniversite konusunda pek felsefî görüşü olmayan Ak Parti’nin, bütün kurumlardaki başarısının yanı sıra üniversitelerde hâlâ bir başarı kaydedememesi gerçeğini de göz ardı etmemek gerekiyor. Yeni dönemlerde, rektörler atama ile geleceğinden, rektörlükleri siyasete kurban vermeden üniversitelerde üst yönetimler oluşturulmalıdır.

Yoksa bölünme, bölünmeme gibi konular esasa müteallik değildir. Bu hay huy içinde esası kaybetmemek şart!..."

http://www.enpolitik.com/haber/162353/sanki-ilk-defa-bolunuyor-universiteler.html

Sizin Yorumunuz

*
*