Bir 'şiir ihtilalcisi': Orhan Veli Kanık

"Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda..." dedi, mısralarını ölümünden sonra milyonlar duydu. Orhan Veli Kanık, 104 sene önce 13 Nisan yani bugün doğdu.

Bir 'şiir ihtilalcisi': Orhan Veli Kanık
Advert

 

Türk edebiyatına kazandırdığı eserlerle adını, yaşadığı dönemde değil, ölümünün ardından kazıyan Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914'te doğdu. Ünlü şairin doğuşu için ünlü arama motoru 'Google' da bir görsel hazırladı. Google Orhan Veli'yi o hep çok sevdiği ve anlattığı İstanbul manzarası, kuşlar, Galata ve deniz ile çizdi...

Cumhuriyet Dönemi Türk şairlerinden olan Orhan Veli Kanık'ın ismi Orhan Veli olarak geçer, edebiyatımıza getirdiği yeniklerden ötürü ise ona "Bir şiir ihtilalcisi" denirdi. 

Her insanın içinde bir parça taşıdığı boşvermişliği, özgürlüğü ve yalnızlığı belki de en iyi en yalın Orhan Veli anlatır, şu dizeler ise ona eşlik eder:

Şimdi evime girsem bile, biraz sonra çıkabilirim...
madem ki bu esvaplarla ayakkabılar benim,
ve madem ki sokaklar kimsenin değil...

Şiirlerinde sade duyguları, yalın ruh betimlemelerini büyük ustalıkla kaleme alan ünlü şair,

Ağlasam sesimi duyar mısınız, 
Mısralarımda; 
Dokunabilir misiniz, 
Göz yaşlarıma, ellerinizle?
mısraları ile milyonların gönlüne dokunmuş, yine 'İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı' ve 'Beni bu havalar mahvetti' şiirleri ile 7'den 70'e bir okuyucu kitlesine hitap etmiştir.

Babası, İzmir tüccarlarından Fehmi Bey'in oğlu müzisyen Veli Bey,  annesi ise Beykoz'un ileri gelenlerinden tüccar Hacı Ahmet Bey'in kızı Fatma Nigar Hanım olan Orhan Veli ilkokula Beşiktaş Akaretler İlkokulu'nda başladı, Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmına geçti, beşinci sınıfı Ankara Gazi İlkokulu'nda okuyarak ilkokulu bitirdi. Ortaokul ve liseyi de Ankara'da okuyan Orhan Veli, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi. İki yıl sonra buradan ayrılarak çalışma hayatına başladı. Bir yıl kadar yardımcı öğretmenlik yaptı. PTT Genel Müdürlüğü'nde çalışırken (1936-1942), askere alındı. Yedek subaylığı Bolayır'da geçti. 

Birdenbire

Her şey birdenbire oldu. 
Birdenbire vurdu gün ışığı yere; 
Gökyüzü birdenbire oldu; 
Mavi birdenbire. 
Her şey birdenbire oldu; 
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan; 
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire. 
Yemiş birdenbire oldu. 

Birdenbire, 
Birdenbire; 
Her şey birdenbire oldu. 
Kız birdenbire, oğlan birdenbire; 
Yollar, kırlar, kediler, insanlar... 
Aşk birdenbire oldu, 
Sevinç birdenbire.

Şiire İlkokulda başladı

Orhan Veli, ilkokulun son sınıfındayken şiire başladı. Öğretmeni tarafından desteklenerek yazmaya yönlendirildi. İlk şiiri de 1924 yılında Çocuk Dünyası adlı dergide yayımlandı. Ama şiire asıl bilinçli yaklaşımı lise öğrenciliği yıllarında gerçekleşti. Lisede öğretmenleri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Rıfkı Melul Meriç, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlu'nun yakın ilgisini gördü. Yine Lisede Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le arkadaş oldu, "Sesimiz" adlı bir dergi çıkardı. Orhan Veli'nin düzyazıdan şiire geçmesinde, kendisinden iki sınıf önde olan Hıfzı Oğuz Bekata'nın etkisi oldu. Nahit Sırrı Örik'in desteğiyle de şiirleri Varlık dergisinde yayımlandı. Bunların bazısı Mehmet Ali Sel imzasıyla çıktı.Orhan Veli, dönemin İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılapçı Gençlik gibi dergilerine de yazdı. Moliere'den Rimbaud'ya, La Fontaine'den Musset'ye uzanan birçok çeviri yaptı.

Garip Akımı'nın kurucusu oldu

Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde yeni bir çığır açan Orhan Veli I.Yeni (Garipçiler) hareketinin en önemli ismi oldu. 
Orhan Veli, Türk şiirinde Oktay Rifat, Melih Cevdet'le birlikte büyük bir atılım yapmış yeni bir anlayışın öncüsü olmuştu. 

Edebiyatımızda "Bir şiir ihtilalcisi" sayılan Orhan Veli Kanık, o güne kadar yapılmayanı gerçekleştirerek geleneğin karşısında direnişe geçmiş ve geleneksel biçim ögelerini dışlayarak her türlü şekil endişesinden uzak bir şiir anlayışının esaslarını ortaya koymuştu.
1941'de GARİP adlı şiir kitabı ve yazdığı Önsöz'de Türk şiirine yepyeni bir hava getirmek getirmek gerektiğini savunmuş, önsözde  “hece ölçüsü ve uyağın şiiri yozlaştırdığı” savunuluyor, “şiirin insanın beş duyusuna değil, beynine seslenen bir söz sanatı olduğu” cümlelerine yer vermişti. 

Şairaneliğe, edebi sanatlara, ölçü ve kafiyeye karşı oldu

Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, hece ve aruz ölçülerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. 

Kanık, şiire getirdiği bu yenilikler yüzünden önceleri büyük ölçüde yadırgandı, çok sert eleştiriler aldı ve küçümsendi. Geleneklerin dışına çıkan eserleri, önce şaşkınlık ve yadırgama, daha sonra eğlenme ve aşağılamayla karşılansa da hep ilgi uyandırdı.

Bu ilgi ise kısa zamanda şaire duyulan anlayış, sevgi ve hayranlığın artmasına yol açtı. Sait Faik Abasıyanık da Orhan Veli'nin bu yönüne dikkat çekerek onu "üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair" olarak tanımladı.

Hep Seni Düşünürüm
Ben ne zaman,
Öyle durup dururken.
Öyle damdan düşer gibi
Açıp seni okumaya başlasam.
Anlıyorum ki,
Bahar gelmiş

Anlıyorum ki,
Kaçmak sürüklenmek vakti
Dolaşmak galatada hisarda.
Bırakmak işi gücü
Unutmak ekmeği tuzu
Çıkarıp potinleri
Denize daldırmak vakti
Yalın ayakları.
Ben ne zaman
Öyle durup dururken,
Öyle damdan düşer gibi
Açıp seni okumaya başlasam.
Anlıyorum ki,
Mahvolmuşum.

'Günümüzde anlaşıldı'

Her ne kadar Garip döneminde yazdığı şiirleriyle öne çıksa da Orhan Veli "tek tür" şiirler yazmaktan kaçınmıştı. Durmadan arayan, kendini yenileyen, kısa yaşamı boyunca uzun bir şiir serüveni yaşayan Kanık'ın edebiyat hayatı farklı aşamalardan oluşmaktadır. Oktay Rifat bu durumu "Orhan Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Tük şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi." ve "Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı." sözleriyle açıkladı. 

Bütün bu aykırı özellikleriyle şiir gibi görünmeyen ve Türk Edebiyatı içinde tepki toplayan Garip Akımı, ancak günümüzde anlaşılabildi. 

Şiir kitapları

Garip, (1941- O. Rifat ve M. Cevdet ile birlikte)
Vazgeçemediğim (1945)
Destan Gibi (1946)
Yenisi (1947)
Karşı (1949)
Bütün Şiirleri (1951)
Nasreddin Hoca Hikayeleri

Düzyazıları, eleştiri ve hikayeleri

Nesir Yazıları (1953),    Denize Doğru (1970),    La Fontaine'in Masalları (49 fabl manzum çeviri, 1943, YKY 2003),    Nasrettin Hoca Hikayeleri (72 fıkra manzum çeviri, 1949, YKY 2003).    Bütün Eserleri Edebiyat Dünyamız (düzyazı, konuşma, 1975),    Bütün Yazıları (1982; 1. cilt Sanat Edebiyat Dünyamız, 2. cilt Bindiğimiz Dal).    Bütün Şiirleri (1975).    Çeviri Şiirler (der. Asım Bezirci, 1982).    2003'te Yapı Kredi Yayınları tarafından bütün şiirleri ve öteki eserleri yeniden yayınılanmaya başladı. İlk kez yayımlananlar içinde Şevket Rado'ya Mektuplar (Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'la haz. E. Necdet İşli, 2002),    El Kapısında (Oyun, Turgenyev'den çeviri, haz. M. Sabri Koz, 1994) yer aldı.Çevirileri:    Bir Kapı ya Açık Durmalı ya Kapalı (A. de Musset, 1943),    Scapin'in Dolapları (Moliere, 1944),    Fransız Şiiri Antolojisi (1947),    W. Shakespeare, Hamlet ve Venedikli Tüccar (C. Labm'dan-Ş. Erdeniz'le, 1949),    Saygılı Yosma (J. P. Sartre, 1961),    Batıdan Şiirler (1963)

kaynak: antoloji.com/bolgegundem.com

haber: enpolitik.com/ Melek S. Tunç

orhan veli kanık doğum günü hayatı sanatı
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500