Yükselen 'Milliyetçilik' ve 'Kızılelma'

Sabah yazarı Engin Ardıç, bugünkü yazısında, milliyetçiliğin yükseldiğini belirterek 'Kızılelma' kavramını ele aldı. Ardıç, "Üzerimize o kadar alçakça, namussuzca geldiler ki, yükselecektir tabii" dedi.
Eklenme Tarihi: 19.03.2018 17:50:04 - Güncellenme Tarihi: 19.03.2018 17:59:15

Sabah Gazetesi yazarlarından Engin Ardıç, bugünkü köşe yazısında yükselen milliyetçiliği yazdı. Kızılelma'yı açıklayan Ardıç, Kızılelma bağlamında Afrin, Münbiç ve ortadoğuyu değerlendirdi.

İşte sabahta yayınlanan Engin Ardıç'ın "Kızılelma nedir" başlıklı köşe yazısı:

Türkiye'de milliyetçilik yükseliyor. Üzerimize o kadar alçakça, o kadar namussuzca geldiler ki, yükselecektir tabii. Her etki bir tepkiyi doğurur.
Milliyetçiliği bir "hastalık" olarak niteleyen Batıcı liberallerin hoşuna gitmese de, yükselecektir. Teslim olmaya çok gönüllü davranmışlardı, şimdi yenilgiye de katlanacaklar.
Bu arada, bu yükselen dalgada "Kızılelma" kavramı da yeniden ortaya atıldı.

Unutulmuş bir kavramdı bu, cumhurbaşkanımız yeniden hatırlattı. Kızılelma, yüz yıl kadar önce Ziya Gökalp'in "ısıttığı" bir kavramdır.
O zamanlar da tam olarak anlaşılamamış olmalı ki, Ömer Seyfettin "Kızılelma neresi?" diye bir öykü yazmıştı... Fakat o da tam olarak açıklayamıyordu, onun da kafası karışıktı. Bunun "asla ulaşılamayacak ama hep ulaşmaya çalışılması gereken bir hedef" olduğu kanısına varmıştı.
Çünkü Kızılelma diye bir "yer" yoktu. Kızılelma, soyut bir kavram, bir "mefkure", bir idealdir. Türkçesi: Ülkü.
Somut bir "yer ismi" değildir.
Fakat o zamanlar Orta Asya, daha doğrusu "Turan İmparatorluğu" şeklinde mütalaa ediliyordu... Ziya Gökalp uçmuş, Enver'i de uçurmuştu. Almanlar da bunu "fiştekliyorlardı" tabii, emperyalist paylaşım kavgalarında Osmanlı'yı "kullanabilmek" için...
Bu olmayacak bir hayaldi. Bugün de öyledir. Günümüzde "Komünist Turan İmparatorluğu" hayalini besleyenler bile var ama ciddiye alınmıyorlar.
Bizim bu hayalimize karşılık Anadolu'ya çıkan Yunanlılar da "Türkler'i Kızılelma'ya kadar kovalayacağız" diyorlardı (tha tous dioksoun stin kokkini milia)... Onlar da havalarını aldılar.
Kızılelma, "Türk'ün ulaşmak istediği, isteyeceği her türlü hedef" olarak özetlenebilir.
Her şekle sokulabilir. Her türlü yorumlanabilir. Her yana çekmeye müsaittir.
Fakat bu "agresif" bir simgedir.
"Savunmayla" irtibatlandırılamaz.
Kurtuluş savaşına bir "Kızılelma öyküsü" denilebilir mi? Denilebilir tabii.
Eh, Turan'dan gerileye gerileye Sakarya'ya, Polatlı'ya kadar gelmemiz de tarihin bir cilvesi olsa gerek!
Viyana kuşatmasına "Kızılelma girişimi" denilebilir mi? Denilebilir.
Fakat Çanakkale'nin Kızılelma kavramıyla ilgisi yoktur.
O bir direniş, bir savunma muharebesidir.
Afrin, Kızılelma mıdır? "Dar anlamıyla" alırsanız, evet. Eh, Münbiç de öyle.
"Aldıktan" sonra orada durup oturmayacaksanız da Kızılelma olmaktan çıkar! Afrin bir saldırı mıdır bir savunma mı? Devleti tehdit eden terör örgütüne karşı bir girişimse, savunma. Yok eğer Afrin vilayetini Türkiye Cumhuriyeti'ne katacaksanız, Kızılelma.

Fakat herhalde Çanakkale Köprüsü'ne, Troya muhabbetine, Çanakkale ilimizin turizm hamlesine Kızılelma'yı yakıştırmak sakilliktir.
Madem zorlamak, abartmak hoşunuza gidiyor, madem istediğiniz gibi yorumlamakta ısrarlısınız, şu Kızılelma'yı azıcık da "faizleri düşürmek, milli geliri arttırmak, cari açığı kapatmak" falan şeklinde algılasak?

http://www.enpolitik.com/haber/161170/yukselen-milliyetcilik-ve-kizilelma.html

Sizin Yorumunuz:

*
*