'Bir yarım ekmek bir tas hoşaf bir ulu millet'

Bugün 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferinin yıl dönümü, bugün Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran bir zaferin destanı...
Eklenme Tarihi: 18.03.2018 10:14:18 - Güncellenme Tarihi: 24.03.2018 22:45:57

Adına şiirler, kitaplar, marşlar, türküler şişli escort yazılan her bir gününün bir ömür anlatmaya değer olduğu Çanakkale Zaferi'nin 103'üncü yıl dönümü bugün.  Birinci dünya savaşı içinde ayrı bir özelliği olan, tarihin kaderini değiştiren, yaşama hakkına şerefi ile ulaşan bir milletin yani Türk milletinin kahramanlık destanı Çanakkale Zaferi'nin 103 yıldır silinmeyen tarihi bugün...

Hangi görüşten, hangi ırktan, mezhepten, hangi kimlikten olursa olsun Çanakkale Zaferi Türkiye ve Dünya ulusları için büyük bir örnekle imkansızın zaferi olmuş,ataköy escort hemen herkes için adını kalplere altın harflerle yazdırmıştır.

Bu zaferin, zamanın koşullarında, kağıt üzerinde imkansız olmasına rağmen kazanılmış olduğu,
daha büluğ çağına yeni girmiş çocukların savaşa gönüllü katılıp, bu zaferi kazandığı gerçeği, cephanesi bitip de saniyeler sonra öleceğini bile bile, sırf ardından gelecek olan askerler vücuduna siper alıp savaşabilsin diye, makineli tüfek ateşine karşı süngü çekip saldıran mehmetçigin  gerçeği hiçbir zaman hiçbir zihinden silinmeyecek bir gerçeklik olmuştur...

'İmanın ve İnancın Zaferi'

Gazi Mustafa Kemal önderliğinde, Yahya Çavuşlarıyla, Koca Seyyidleriyle, Kınalı Alileriyle, 57.Alaylarıyla Kahraman Türk Ordusunun zaferi olan Çanakkale, son teknoloji silahlarla donatılmış düşman kuvvetleri, kendinden sayıca az olan, türlü imkansızlıklar içinde bulunan, ”Yenilmez”, ”Batırılmaz” denen düşman donanmasını, savurmuş imanın ve inancın gücünü dünyaya göstermiştir. Türk’ün vatan bütünlüğü, bağımsızlığı birlikteliği için gerektiğinde neleri göze alabileceğinin en destansı göstergesidir Çanakkale...

'Bir kuru ekmek bir tas hoşaf bir ulu millet'

43.Alay 1.Piyade Taburu 1.Bölügün yemek listesi bugün bile gözleri doldurmaya yeterken, gün boyu bir kuru ekmek biraz üzüm hoşafı ile bedenini düşmana siper eden binlerce kınalı kuzunun bugünün Türkiye Cumhuriyetinin temelinin attığını, tarihin ve bir ulusun kaderini değiştirdiğini mecidiyeköy escort bilmek gururların en büyüğünü yaşatıyor.

Mehmetçiğin bir günlük yemek listesi bugünlere büyük ders verecek şekilde tarihteki yerini şöyle alıyor:

Çanakkale Savaşı Asker Yemek Listesi:

15 Haziran 1915
Sabah: Üzüm Hoşafı
Öğle: Yok
Akşam: Üzüm Hoşafı
Ekmek: Tam

26 Haziran 1915
Sabah: Yok
Öğle: Yok
Akşam: Yağlı Buğday Çorbası
Ekmek: Tam

18 Temmuz 1915
Sabah: Üzüm Hoşafı
Öğle: Yok
Akşam: Yok
Ekmek: Yarım

22 Temmuz 1915
Sabah: Yarım Ekmek
Öğle: Yok
Akşam: Şekersiz Üzüm Hoşafı
Ekmek: Yok

21 Temmuz 1915’den itibaren ordu emriyle ekmek istihkakı 500 gr’a indirilmiştir. Çünkü un ve ekmek kalmamıştır.

Savaşın Gelişimi ve tarihi

Savaşın her bir detayı anlatmakla yazmakla, okumakla bitmezken, Türk tarihinin kalbinde yer eden Çanakkale Savaşı, İngiltere ve Fransa'nın Çanakkale Boğazını ele geçirmek istemesi ile başlıyor ve tam 8 buçuk ay sürüyor. Türklerin destansı direnişle zafer yazdığı Çanakkale Zaferi'nin özetle gelişmesi ve Nusret mayın gemisinin önemi şu şekilde:

Birinci dünya savaşı sırasında bütün gelişmelerden sonra yapısı bakımından savaşa elverişli olan Çanakkale Boğazı Türk birlikleri tarafından mayınlandı.  Çanakkale Savaşında savunma düzeni iç, dış ve orta bölgeler olmak üzere 3 gruptu ve komutası miralay Cevat Beydeydi. Savaş ilanından birkaç gün sonra 3 Kasım 1914’te boğazın dış tabyaları yok edilmişti. Yunanlıların İstanbul’a girmesini istemeyen Ruslar 40 bin kişilik bir yardımcı kuvvet göndermeyi teklif etti. Bunun üzerine İngilizler ve Fransızlar boğazları Rusya’ya vermeyi teklif ettiler. Düşman savunma, tabyalarını etkisiz hale getirdiği gibi boğazdaki mayın tarama ve temizleme işini de başarıyla gerçekleştiriyordu. Ama 7-8 Mart gecesi Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusret mayın gemisi, sezdirmeden liman bölgesine tekrar mayın döşedi. Gerek mayınlar ve gerekse bataryaların atışlarıyla itilaf devletleri birçok kuvvet kaybederek geri çekilmek zorunda kaldı.

Türkler boğazın her iki yakasında güçlerini arttırdı

Osmanlı Devleti ile İngiliz- Fransız donanması Osmanlı Devleti ile savaşa girdikleri Ağustos 1914’ten başlayarak Çanakkale Boğazına giriş-çıkış denetimleri altına almışlardır. Kasım-Aralık 1914’te boğazı savunan Türk tabyaları karşı birkaç saldırı düzenlediler. Ama asıl deniz harekatı19 Şubat 1915’te başladı. 40 gemiden oluşan İngiliz-Fransız filosunun saldırısını Türk topçuları boğazın iki yakasından açtıkları şiddetli ateşlerle geri püskürttüler. 25 Şubat 19515’teki ikinci büyük saldırılarında boğazı savunan dış tabyaları susturmayı başarsalar da iç tabyaların direnmesi karşısında boğaza giremediler. Bu durum karşısında ellerindeki bütün güçleri toplayarak kesin sonuç almak için bir harekât düzenlemeye karar verdiler. Böyle bir gelişmeyi bekleyen Türkler de boğazın iki yakasındaki güçleri arttırdılar. Boğazın sularına çok sayıda mayın döktüler. 18 Mart 1915 gününde başlayan büyük saldırının daha başlangıcında İngiliz-Fransız filosundan dört zırhlı mayınlara çarptı. Bunlardan ikisi battı, ikisi de hareketsiz kaldı. Birkaç küçük gemide kıyıdan açılan ateş sonucu savaş dışı kaldı. Bu gelişmeler üzerine geri çekilmeye çalışan iki Fransız zırhlısı da mayına çarparak ağır yara aldı. Uzun hazırlıklar sonunda giriştikleri savaşın daha ilk gününde böyle bir yenilgiye uğrayınca İngiliz-Fransız filosu Çanakkale Boğazından çekilmek zorunda kaldı.

Anzaklar devreye sokuldu

18 Mart hücumu karadan yardım görmedikçe Çanakkale’den geçilemeyeceğini gösterdiğinden İngiliz, Fransız ve Anzaklardan oluşan 70.000 kişilik bir kuvvet 25 Nisan 1915’te Seddülbahir ve Arı burnu bölgelerinden karaya çıkarıldı. Bu karasal kuvvete 109 savaş 308 taşıt gemisi ve özel çıkartma taşıtları destek verdi. Türk ordusu ise bu kuvvetlere karşı savunma görevini 5. orduya verdi.

İngiltere hükümetinin saldırı baskısı

Bütün bunlara karşın düşman kuvvetleri başarılı olamıyordu. İlk çıkarma günü Mustafa Kemal 17. piyade alayını Conkbayırda durdurdu ve Koca çimen tepesinin düşman eline geçmesini önledi. Ama saldırıların ardı arkası kesilmedi. Mayıs, Haziran, Temmuz ayları boyunca göğüs göğse çarpışmalar sürüp gitti. Ağustos ayı başlarında savaş bir ara durakladıysa da Çanakkale’yi kesin kes geçmeyi amaçlayan İngiltere hükümetinin baskısı sonucu yeni bir saldırı planı hazırladı. Donanmanın ağır saldırısı sonucu yine hezimete uğradılar. Savaş tüm hızıyla sürdü. Deniz üzerinde de devam etti. Türk ordusunun Nurulbahir gemisi battı, Gohcemal vapuru yara aldı. Buna karşın itilaf kuvvetlerinin Galiath zırhlısı batırıldı.

Kanlı siper savaşları başladı

Haziran ayında kanlı siper savaşları başladı. 50.000 kişilik Fransız ve İngiliz ordusu 25.000 kişilik Türk ordusu üzerine top ateşi desteğinde hücuma geçti. Bu hücum Çanakkale’deki en kanlı savaş olmuştur. Çıkarmanın başlangıcından o güne değin Türk ordusu 70 bine yakın kayıp vermişti. Her şeye rağmen düşman ilerlemeyi başaramadı. Yeni hedef Anafartalar platosunu ve Koca çimen’i ele geçirmekti.

Anafartalar Zaferi

İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arı burnunda yeniden saldırıya geçti ve suvla kıyılarına baskın halinde çıkarma yaptı. Mustafa Kemal’in emriyle başlatılan süngü hücumunun peşi sıra düşman, siperlerinde bastırıldı. Ağır kayıplar verdirilerek geri püskürtüldü. Sonuçta Anafartalar grubu komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar zaferini kazanmış oldu. Bu zaferi 17 Ağustos’ta kireç tepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Başlangıçta 3 gün içinde Çanakkale Boğazını geçeceklerini sanan itilaf devletleri Bunu başaramadığı için çok ağır kayıplar vermişti. Bu savaşlar Mustafa Kemal’in askeri deha ve yeteneklerini ortaya çıkarması açısından büyük önem taşır. O, bu savaşları tarihin en çetin savaşları olarak nitelemiştir. Savaş yorgunluklarına eklenen ağır bir sıtma da bu sırada Mustafa Kemal’i çok hırpaladı. Buna rağmen kesin sonucu alamadan Çanakkale’den ayrılmak istemiyordu. 21 Ağustos savaşlarından sonra bütün cephede saldırıya geçerek düşmanı denize dökmek istedi. Bunun için ikmal ve desteğe gereksinimi vardı. Fakat ordu komutanlığı asker olmadığı gerekçesiyle Bu saldırıya izin vermedi. Bunun üzerine Mustafa Kemal grup komutanlığından istifa etti. İstifası kabul edilmedi. Mustafa Kemal’in istifa talebi hava değişimine çevrildi. Üzüntü içinde ve hasta olarak Döndüğü İstanbul’da İngilizlerin bir gece sessizce Gelibolu yarımadasını boşaltıp çekildiklerini öğrendi. Mustafa Kemal bu olaydan sonra rütbesi albay oldu ve askeri alanda ilerlemeye devam etti.

Tam 8 buçuk ay sürdü

Çanakkale savaşları 8, 5 ay sürdü. I. Dünya Savaşının en kanlı çarpışmalarından biri olarak tarihe geçmiştir. Savaş iki büyük kayıplara neden oldu. İtilaf devletleri, Çanakkale’ye önce 70 bini kişi göndermişlerdi, Sonradan 500 bine çıkarıldı. Bunun 400 bini İngiliz, 79 bini Fransız ordusundandı. İngilizlerin kaybı 115 bini ölü, yaralı, esir ve memleketine gönderilen 90.000’i hasta olmak üzere 205 bindi. Fransızların kaybı 47 bindi. Türklerde ise ölü, yaralı ve hasta sayısı 253 bin 300’ü buldu. Bu savaşlar siyasal bakımdan da önemli sonuçlar getirmiş, İngiltere ve Fransa müttefikleri olan Rusya’ya yapmayı düşündükleri yardımı gerçekleştirememişler, Bu da Rusya’nın savaş gücünü önemli ölçüde azaltmış ve 1917’de Şubat ve Ekim devrimlerine yol açan etkenlerden birini oluşturmuştur. Çanakkale savaşında Türklerin itilaf devletlerine karşı gösterdikleri insanüstü çaba sonunda I. Dünya savaşının seyri değişti ve savaşın uzamasına neden oldu. Çanakkale savaşının sonucunda Türklerin kendilerine olan güvenleri artmış ve savaşa daha çok sarılmışlardır. Kazanma azimleri artmıştır. Çanakkale manevi olarak Milli mücadelenin kaynaklarından biri olmuştur. Mustafa Kemal Çanakkale savaşından sonra Dünya tarafından tanındı.

'Evlerimize yürüyerek gittik...'

Büyük dedelerin 'savaş sonrası yürüyerek evlerimize gittik' sözü ise Türk Milletinin hangi koşullarda, hangi şartlarda, vatanı, milleti, bayrağı, ezanı, toprağı için direndiğinin en net özeti oluyor.

kaynak: tahtakalem.net

haber: enpolitik/ Melek S. Tunç

http://www.enpolitik.com/haber/161132/bir-yarim-ekmek-bir-tas-hosaf-bir-ulu-millet.html

Sizin Yorumunuz:

*
*