“Zeytin Dalı” Operasyonu Öncesi Rusya Denklemi Nasıl Çözüldü?

Yazar Ahmet Türk, kişisel sitesinde Afrin Operasyonu'nuna ilişkin yorumda bulundu.
23.1.2018 13:05:33

Konuya ilişkin yazının tamamı şöyle:

"Afrin Harekâtı’nın en önemli aşaması, Afrin bölgesini kontrol eden Rusya’nın Türkiye’ye Afrin hava sahasını açıp açmayacağı ve hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakılıp bırakılmayacağıydı…Rusya'nın bu desteği Afrin Harekâtı için hayati önem taşıyordu. 18 Ocak’ta Moskova’da Türkiye ile Rusyan'nın askerî ve istihbarî kapasiteleri tarafından gerçekleştirilen müzakere ve pazarlıklar, bu gündem etrafında döndü.

Rusya’nın bu ay sonunda Soçi’de düzenleyeceği “Suriye Ulusal Diyalog Kongresi”ne kadar, hava sahasını açıp açmama konusunda kesin bir tutum ifade etmeyeceği  belirtiliyordu… Neticede Rusya ile yapılan "pazarlıklarda" mutabakat sağlandı ve Rusya hava sahasını Türkiye’ye açtı. Akabinde Türkiye ivedilikle “Zeytin Dalı” Harekâtını başlattı.

18 Ocak’ta Moskova gerçekleşen bu müzakerede, gerek Türkiye’nin gerekse Rusya’nın öncelik sıralamasında YPG yoktu! Daha öncede yazmıştık; ne Türkiye ne Rusya, hatta Amerika bile YPG'nin Afrin'de büyük bir direniş sergileyeceğini düşünmüyordu…

Bu yüzden Rusya ve Türkiye arasındaki müzakerede pazarlıkların iki konu etrafında yoğunlaştığı ifade ediliyor: ilki, Türkiye’nin Afrin Harekâtı sürecindeki operatif yayılımının sınırları ve operasyonun İdlib’in derinliklerine kadar uzanmaması konularında... İkincisi ise “Heyet-i Tahrir el Şam” başta olma üzere, diğer radikal örgütlerin İdlib’ten tasfiye edilmeleri noktasında…

Rusya’nın “cihatçı” örgütler olarak nitelediği bu örgütleri Türkiye, “ılımlı muhalifler” olarak niteliyor ve bölgedeki en önemli kozu olarak görüyor. Bilindiği gibi, MİT, bu “devlet altı örgütler” üzerinden uzun bir süredir Suriye’de “operatif” hamlelerde bulunuyordu... Dolayısıyla bunların hâkim oldukları bölgelerdeki sivilleri de himaye ediyordu…

Rusların amacı İdlib’te “cihatçılar” diye tabir ettikleri bu güçleri temizlemek; çünkü onlara göre bu kapasite, Suriye’den sonra evlerine döndüklerinde hem Suriye’nin hem de kendi başlarına bela olacak! Malumunuz Rusya yakın zamanda Suriye’den çıkacağını ilan etmişti…  Rusya ABD’ye bir şey vermeden masadan kalkılmayacağını bildiği için, İdlib’teki “cihatçı” diye tabir ettikleri Türkiye’nin operatif anlamda işbirliği yaptığı bu güçleri bölgeden çıkararak; hem ABD’ye jest yapmış olacak, hem de bu “radikal Sünni” kapasiteden en fazla rahatsız olan müttefiki İran’ın da işini kolaylaştırmış olacak!

Türkiye ise İdlib’in boşaltılması halinde üzerlerinden operatif hamlelerde bulunduğu bu örgütleri, Afrin'de kendisiyle sınır komşuluğu olan bir cepte varlıklarını sürdürmelerini istiyordu... Fakat bu bölgenin bu saatten sonra Afrin olmayacağı; Azez ve Cerablus arasında ve el-Bab derinliğinde Menbiç’e komşu bölge üzerinde Türkiye ile Rusya’nın anlaştığına dair spekülatif bilgi setleri geliyor!

Bu gerçekleşirse, bu kapasite Fırat’ın doğusu dediğimiz CENTCOM bölgesine açılan en önemli stratejik kapılardan biri olan Menbiç’e komşu olacak. ABD/CENTCOM’u tedirgin edecek bu konuşlanma, aslında hem bizim hem de Rusya’nın işine geliyor!

Öyle ya da böyle, Rusya ve Esad rejimi, bundan sonra Afrin’in ikinci bir İdlib olmaması için elinden geleni yapacaktır!

&

Peki, Türkiye bundan sonra nasıl davranacak?

İşte bu noktada Soçi’de düzenlenecek olan “Suriye Ulusal Diyalog Kongresi” ciddi bir önem arz ediyor. Rusya ve İran, Türkiye indinde bu görüşmelerde ciddi bir samimiyet testinden geçecekler! Türkiye, Rusya ve İran’ın kendi PKK/YPG stratejisi nasıl hayata geçireceğiyle alakalı ipuçlarını bu zirvede bulacak!

Şundan emininim: Rusya Afrin Harekâtı öncesinde Ankara’ya yeşil ışık yaktıysa, mutlaka bu sürecin alt yapısını PKK/YPG’yi tamamıyla yok etmeyecek bir senaryo bağlamında hazırlamıştır!

Gerçi Afrin Harekâtı’nda Kürtleri hayal kırıklığına uğrattılar ama Rusya’nın Suriye’de egemen olduğu bölgelerde elinin altında tuttuğu YPG kapasitesini tamamen gözden çıkaracağını düşünmüyorum. Zaten, Türkiye’nin Afrin harekâtını ha yaptı ha yapacak dediği günlerde ciddi bir YPG/PKK kapasitesinin; ABD tarafından Menbiç’e, Rusya tarafından da Lazkiye taraflarına ve Afrin’in daha derinlerine çektiğine dair haberler uluslararası medyada yer aldı…

Bu sebeplerden ötürü Türkiye Afrin bölgesinin sınırlarımıza cephe kısmında, şu anda yetkin ağızlar tarafından da dillendirilmeye başlanan, ilk etapta 10 km. derinliğinde bir tampon bölge oluşturma stratejisini mutlaka hayata geçirmelidir. Bu tampon bölge hem sınır güvenliğimiz için önemli, hem de müstakbel mülteci ve göç akınına karşı sağlam bir tedbir... Hatta zaman içerisinde Türkiye içerisindeki kamplarda peyderpey bu güvenli bölgeye taşınabilir.

Türkiye, Afrin’deki bu tampon bölge oluşturma işini bitirmeden ve bölgeyi tam olarak temizlemeden sonraki hedefi Menbiç’e yönelmemelidir. ABD’nin bu istikamette, Türkiye’nin önümüzdeki 1-2 yılını bütün muharip ve savunma güçleriyle birlikte “Afrin harekat alanına” angaje etmek ve Türkiye'yi Menbiç’ten uzak tutmak adına, çeşitli plan ve stratejileri devreye sokma ihtimalini de göz ardı etmemek gerek.

Bu yüzden Türkiye, etkili bir sınır muhafaza politikası ve istihbarat çalışmasıyla Afrin’deki tehdit ve tehlike alanlarını minimize ettikten sonra, bizim için Afrin’den daha mühim olan ve içerisinde ciddi stratejik fırsatlar barındıran Menbiç’i hedeflemelidir."

http://www.enpolitik.com/haber/158450/zeytin-dali-operasyonu-oncesi-rusya-denklemi-nasil-cozuldu.html

Sizin Yorumunuz

*
*