BORSALİNO KARDEŞLERİ KURTARAN KÂNÛN

Bugün 25 Kasım 1925'de TBMM'de kabul edilen ve artık hiç bir hükmü kalmayan Şapka Kânûnu’nun 92. yıldönümü.

BORSALİNO KARDEŞLERİ KURTARAN KÂNÛN
Advert

 

Modernleşme adına çıkarılan bu kânûn Anadolu insanı için işkenceye dönüşürken ekonomik krizdeki İtalyan Borsalino Kardeşleri ihyâ etmişti.

Şapka giyme meselesi, birdenbire, kânunla başlamadı. İlk değişiklik, 1926 ilkbaharında, orduda görüldü. İlkbahar aylarında askerlerin giydiği başlığa kısa bir siperlik eklendi ve buna “şems siperli başlık” adı verildi. Basın, bu uygulamaya destek vererek serpuş kelimesiyle birlikte şapka kelimesini de kullandı. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüşdü Bey’in şapka giydiği ve dışişleri memurlarının da giymeye hazır olduğu; devlet memurlarının şapka giymesinin zorunlu olması meselesinin bakanlar kurulunda görüşüldüğü, basında yer alan haberler arasındaydı.

KASTAMONU GEZİSİ

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, “Şapka ve kılık kıyâfet değişikliği” konusunu halka anlatmak için Kastamonu’ya, 23 Ağustos 1925’ te başlayıp 1 Eylül 1925 târihinde sona eren bir seyahat gerçekleştirdi. Bu, sıradan bir seyahat değildi. Hem şapkayı halka anlatmak hem de gelecek itirazlara gözdağı vermek için düzenlenmiş siyâsî bir hamleydi. 23 Ağustos 1925’de Ankara’dan yola çıkan Mustafa Kemal, Çankırı’ya ulaştığında açık başla halkı selâmladı. Kastamonu’ya vardığında ise başında “beyaz şems siperli bir serpuş” vardı. İnebolu Türk Ocağı’nda târihî şapka konuşmasını yaptı ve gerekirse bedel ödeneceğini ifâde etti:

“Yunan serpuşu fes giymek câiz olur da şapkayı giymek neden olmaz? Kadın arkadaşlarımız da yüzlerini açmalıdırlar. Onlar da yüzlerini göstersinler, gözleriyle cihanı dikkatle görsünler, bunun korkulacak yeri yoktur. Arkadaşlar korkmayınız. Bu gidiş zarûrîdir. Bu zarûret bizi yüksek ve mühim neticeye îsâl ediyor. Bu kadar yüksek, mühim neticeye varmak için îcab ederse bazı kurbanlar verelim.”

KÂNÛN ÇIKIYOR
Mustafa Kemal, İnebolu’dan tekrar Kastamonu’ya geçtiğinde halkın ve memurların bir kısmı, şapka giyerek kendisini karşıladı. Ankara’ya dönüş yolunda da durum aynıydı. Ankara’daki karşılama töreni sebebiyle mağazalarda şems siperli serpuş kalmamıştı. Bakanlar Kurulu, kısa bir süre sonra 2413 sayılı kararnâme ile 2 Eylül 1925'de devlet memurlarına şapka giyme mecbûriyeti getirdi.

Konya milletvekili Refik Bey ve arkadaşları, 15 Kasım 1925'de şapka dışında başlık giyilemeyeceğine dâir kânûn teklifini TBMM'ye verdiler. Bursa milletvekili Nureddin Paşa, bu teklifin anayasaya aykırı olduğunu öne sürdüyse de itirazı dikkate alınmadı. "Şapka İktisâsı Hakkında Kânûn" 25 Kasım 1925'de kabul edildi.

BORSALİNO KARDEŞLER İFLASTAN KURTULDU

Mustafa Kemal, Kastamonu seyahati esnâsında esnaf ile yaptığı toplantıda, bir terziye giydiği elbisesini göstererek, “Bu elbisedir, ucuzdur, basittir, yerli malıdır. Aynı elbiselerden bir de kumaş serpuş yaparsanız. İşte bir fes, abani sarık içinde bütün bunların ayrı ayrı parası ecnebilere gidiyor.”

Şapka halka anlatılırken eski kıyâfetlerin parasının ecnebîlere gittiği ifâdesinin üzerinden üç ay geçtikten sonra Şapka Kânûnu kabul edildi. Ne ilginçtir ki Karaköy rıhtımında bir gemi dolusu şapka satılmak üzere beklemekteydi ve şapkaların sâhibi İtalyan Borsalino kardeşler, ecnebî idiler. İtalyan kardeşler, bu satıştan çok kâr ettiler. O kadar ettiler ki iflastan kurtuldular.

Şapka inkılâbı, Borsalino ve diğer şapka üreticilerine, 1929 krizinin gelişinin hissedildiği yıllarda çok iyi bir pazar açtı. Avrupa'daki her çeşit şapka, Türkiye'ye geldi. İkinci el olanlar bile. Fâhiş fiyata satılanlar oldu. Devlet, şapka almaya gücü yetmeyen memurlara kredi verdi. Şapka kutlamaları, karnaval hâlini aldı. Avrupa'dan gelen şapkaların fâhiş fiyatına halkın geliri yetişemeyince, yerli üretim teşvik edildi. Vitali Hakko tarafından, sonradan Vakko’ya dönüşen Şen Şapka kuruldu. Gerek heveslileri yüzünden gerekse icbâr sebebiyle talebin bol olması, Şen Şapka'yı zengin etti.

 

HALK KABUL ETMEDİ

Halkın Şapka Kânûnu’na tepkisi, çok sert oldu. Başta Erzurum olmak üzere Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Trabzon ve Gümüşhane'de protesto edildi. Direnişin en sert olduğu yer, Karadeniz illeriydi. Hamidiye Kruvazörü, Karadeniz kıyılarını topa tuttu. "Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuz; vergi de vereceğuz" diye başlayan türkü,  o günlerin hâtırâsıdır.

Şapka inkılâbına direniş, giderek yayılmaya başlayınca, İstiklâl Mahkemeleri devreye girdi. Takrir-i Sükûn Kânûnu çıkarıldı. Şapka giymek istemeyen insanlar için "Gezici İstiklâl Mahkemeleri" kuruldu. Anadolu'da şapkaya yapılan itirazlar, i’dâmlarla susturuldu.  

 

SİNEMADA BORSALİNO ŞAPKA
Türkiye’ye sattıkları şapkalarla belini doğrultan Borsalino Kardeşler,1857'de İtalya'da kuruldu. Adını, âilenin soyadından aldı. Yirmili yılların sonunda, kânûn zoruyla Türk halkının vazgeçilmezi olan Borsalino şapkaları, zamanla gangster filmlerinin de vazgeçilmezi oldu. Beyaz perde mâcerasına 1927'deki Underworld filmi ile başladı. Hem Amerika'nın hem de dünyanın en ünlü gangsterlerinden olan Al Capone'un en mühim kıyâfet aksesuarı olan Borsalino şapka, Brian De Palma'nın Dokunulmazlar (1987) ve Ford Coppola'nın Baba (1972) filmlerinde, başrollerin baş aksesuarıydı. Jacques Deray'ın 1970 târihli filminin ise adı.

Ne tuhaftır ki sinemada insan canına kıyanların sembolü olan Borsalino şapka, bizde, daha 1925 yılında, bir çeşit gangsterlik gösterisine sebep oldu. Şapkayı takanlar, "Takmam" diyenleri i’dâm ettiler; şehirlerini topa tuttular.

Gangsterlerin aksesuarı olmasının tesiri var mıdır bilinmez ama zamanla medeniyet serpuşu şapkanın kullanımı azaldı. Kânûn kalkmasa da şapka takmaya icbâr edilen olmadı.

ENPOLİTİKÖZEL Kerime YILDIZ

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500