Bir zamanlar Ahmet Davutoğlu konuşurken ağlardı

Mehtap Yılmaz, Ahmet Davutoğlu'nun konuşmasını salon bahânesiyle iptal eden Marmara Üniversitesi'nin ayıbını alkışladı.

Bir zamanlar Ahmet Davutoğlu konuşurken ağlardı
Advert


İkbâle kavuşanı destekleyip, ikbâlden düşeni taşlayan, bunu da Reisçilik zanneden Yeni Akit yazarı Yılmaz, Davuyoğlu'nun iyi konuşamadığı îmâsında da bulunarak kariyerine dil uzattı. Oysa aynı Yılmaz, Başbakan Davutoğlu konuşurken "Müslüman Davutoğlu" diye ağlardı. 


İşte Mehtap Yılmaz'ın, "Kızım sen hangi okuldan mezunsun, bu Türkçeyi nerede öğrendin?" dedirten yazısı: 


"Konuşma nasıl bir grafik izlerse izlesin, yüz ifadesi hep aynı kalacaktı…

Aynı ses tonuyla, uzun uzun konuşacaktı.

Saatlerce bıkmadan, usanmadan konuşsa da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir “Ya Allah, Bismillah”ı kadar olsun salonu coşturamayacaktı..

“Ama niye öyle diyorsun? Kariyeri var, kitabı var…”

Hani bir ara Mustafa Sandal’ın bir şarkısı vardı ya…

“Onun arabası var, güzel mi güzel/Şoförü de var, özel mi özel/ Bastı mı gaza/ gider mi gider/Maalesef ruhu yok/ Onun için hiç mi hiç şansı yok”

Ahmet Davutoğlu’da vaziyet ayyynen böyle işte!

Kariyeri var…

Kitabı var…

E malum… Kabul etmek gerekir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’a muhalefet etmek isteyenlerin “mor çatısı” olduğundan kendince bir “küskünler” kitlesi de var.

Ama lider ruhu yok…

Lider kumaşı yok…

Lider karizması yok…

Tek bir cümlesiyle kitleleri harekete geçirecek bir lider etkisi yok…

Hani görme engelli, işitme engelli falan deriz ya… 

Mübarek de lider engelli işte…

Aslında Dışişleri Bakanlığı konusunda da performansı ortada… Veda konuşmasında “Başarılı oldum” dediği seçim performansı da…

Bir koalisyon hükümeti kurmak istediği doğru… Bunda başarılı bir performans gösterdiği de… Bu meçhul akıbete ülkeyi sürüklediği de…

Allah bu milleti esirgedi de başarılı olamadı! Zira şayet bir koalisyon hükümeti kurulsaydı 15 Temmuz’u tetikleyen irade, şimdi habis leş kargaları gibi cesetlerimizden ganimet devşiriyor olacaktı!

Bu yüzden hiç alınmasın ama etrafındaki “Reis sahaya inmeyeydi, oyu ikiye katlardın” tepkileri, bildiğin balon iddialardı işte…

Allah’tan dümene geçti de o Avrupa’nın iştahını kabartan süreçte gemiyi batırmadı işte!

“Marmara Üniversitesi, Ahmet Davutoğlu’nun konferansını, mazeret beyan ederek niye iptal etti” kısmına gelince…

Bence iyi etti…

Çünkü bu milletin Davutoğlu’na karşı öfkesi hâlâ dinmedi…

Birkaçı notlarımın arasında duruyor…

Reis “biz” der, Hoca “ben…”

Reis “yaptık”der, Hoca “yaptım…”

Reis “kazandık” der, Hoca “kazandım…”

Reis elde ettiği başarıyı Allah’ın lütfu, milletin iradesinin tecellisi olarak görür… Hoca kendinin…

Reis “kul” hissettikçe Allah “yürü ya kulum” dedi.

“Allah’ın dediği olur…” diye tevekkül etti.

Başına gelen her şeyi “Allah’tan bildi.”

Allah aşkına Davutoğlu! Marmara Üniversitesi’nin konferansı iptal etmesi olayından hırs değil, ders çıkar!

Zira Allah vererek sınar, alarak sınar!

Sana da verdi, sınadı…

Aldı sınadı…

İbrahim Hakkı’dan bir ders alman lazımdır belki de… "

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500