Görünmeyen Üniversite Mehmed Zâhid Kotku

Yeni Akit yazarı Hüseyin Öztürk, vefâtının 37. ılında Mehmed Zâhid Kotku’yu yazdı.

Görünmeyen Üniversite Mehmed Zâhid Kotku

 

Yeni Akit yazarı Hüseyin Öztürk, vefâtının 37. ılında Mehmed Zâhid Kotku’yu yazdı:

 

“Ölüm yeryüzündeki hayatın, öteki dünyaya açıldığı kapıdır” derler.

Mehmet Zahid Kotku (r.a) öteki dünyaya açılan kapıdan en güzel geçen büyüklerimizdendir. Kendisi geçtiği gibi onu tanıyan, bilen, sevenler de geçmiştir.

Ersin Nazif Gürdoğan’ın ifadesiyle Mehmet Zahid Kotku Hz.leri görünmeyen üniversitedir.

Merhum Necmettin Erbakan’dan Turgut Özal ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kadar ülkemizde söz sahibi olmuş nice insanlarımız, Kotku Hz.lerinin ocağında pişmiştir.

Mehmet Zahid Kotku Hz.lerinin insana, dünyaya ve ahirete dair niyeti, ameli, nasihati öylesine sadedir ki, zifiri karanlıkta kalmış bir insanın bin vatlık ışığa kavuşması gibidir.

Zahit Kotku Hz.leri “Dinde zorlama yoktur” emrinin yegâne uygulayıcısıdır.

En ham insanı dahi büyük bir sabırla yoğura yoğura öyle kıvama getirmiştir ki, kişiler farkına varmadan ibadetlerini, hal ve hareketlerini, günlük yaşamlarını, insani ve İslami ölçülerde yapmaya başlamışlardır.

Nazif Gürdoğan’ın Hocaefendiyi anlattığı kitabının adı da “Görünmeyen Üniversitedir”. Bu üniversiteye girişteki ilk nasihati paylaşalım:

“Ömrün içinde elde ettiğin şeyleri, hiçbir zaman kendine mal etme. Bunları say ve gayretimle elde ettim diye meydana çıkma.

Çünkü bu meydanda Allah esirgeye nice civanlar yok olup gitmişlerdir. Karşı karşıya olduğumuz felaketlerin, fitnelerin başında bencillikten kurtulamamak vardır.

Benlik içinde olursak fitneden, felaketten kurtulamayız”.

“Keşke bu güzide ifadeleri evlerimizin, iş yerlerimizin, devlet dairelerimizin, sokaklarımızın, mahallelerimizin girişlerine yazıp assak” diyecektim vazgeçtim.

Maalesef son yıllardaki en büyük zaafımız, özellikle sosyal medya denilen gayya kuyusuna mahkûm ve mecbur ettiğimiz değerlerimizdir. Bu değerleri yaşanır olmaktan çıkarıp sloganlaştırmamızdır.

Suiistimalde bir numarayız. Kıyma makinesi gibiyiz. Bulduğumuz, duyduğumuz, gördüğümüz değerleri daha dudaklarımızdan gönlümüze indirmeden derhal başkalarına pas edip, onların düzelmesini, anlamasını, yaşamasını istiyoruz. Ciddi bir arızadır.

Bu marazın tedavisi için hocaefendi şu nadide ifadeleri hatırlatıyor:

“İhtiyaç, zaruret diyerek, kendi kendimizi aldatmaktayız. Oysa huzur, mutluluk zengin olmakta, keyfimizce yaşamakta değil, Allah’ın rızasını kazanmaktadır.

Allah’a değil de dünyaya kul olursak ne kadar harcarsak harcayalım ne kadar zengin olursak olalım, sonumuz hüsrandır”.

Hocaefendinin sohbetlerinde sık sık üzerinde durduğu hususlardan birinin de şu meseleler olduğu zikredilir:

“İnsanın canının istediği her şeyi yemesi ve giymesi israftan sayılır. Çünkü dünya çıkar sağlamak, gösteriş yapmak için bir yarış alanı değildir. Dünya sonsuz hayata geçişte bir uğrak, bir misafirhanedir.

Bir şeyi satın alırken, kullanırken, giyerken ve içerken kime ve ne için, nasıl hizmet edildiğini bilmek zorunludur.

Çoğu zaman insan kendi eliyle kendi can damarını keser de farkına bile varmaz”.

Ezcümle:

Rabbim merhameti önceleyen insanlarla hemhal eylesin. Hocaefendinin ruhu için El-Fatiha

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500