Tayfun Atay'ın Türkçe hassâsiyeti: "Türkçe Mizde Gitti Elden!"

Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Tayfun Atay, bugün Elidor firmasının reklamındaki dil hatâsını konu alarak doğa ile kültürü sarmaş dolaş yapan firmanın Türkçeyi nasıl parçaladığını anlattı.

Tayfun Atay'ın Türkçe hassâsiyeti:
Advert
Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Tayfun Atay, bugün Elidor firmasının  reklamındaki dil hatâsını konu alarak doğa ile kültürü sarmaş dolaş yapan firmanın Türkçeyi nasıl parçaladığını anlattı:
İşte o ders gibi yazı:
 
"Elidor’un saç bakım ürünlerinin “doğallığı”nı aksettirmeye çalıştığı reklam, “doğa-kültür” ikili karşıtlığının arasını bulmaya yönelik bir akışla bizi yakalamaya çalışıyor.

Sırt çantasından termosuna her türlü “kültürel” araç-gereçle doğa yürüyüşü yapan çekici kadınla doğanın parçası olan tilkiyi orman girişinde buluşturarak…

Bir salonda dans ederken sıçrayan kadının “bakımlı” saçlarındaki dalgalanmayı, denizlerin “doğal” dalgasıyla buluşturarak…

Gayet özel (“teknolojik”) bakımla sağlıklı bir canlılık kazandırılmış saçları, asırlık ağaçların toprak üzerine taşmış sağlam kökleriyle buluşturarak…

Bakım ürünleriyle mükemmelleşmiş olup rüzgârda savrulan saçları, çöllerin doğal kum fırtınalarıyla buluşturarak…

“Tekno-kültürel” bakımla omuzlardan aşağı şırıl şırıl akan saçları, doğal bir şelalenin çağıl çağıl dökülen sularıyla buluşturarak…

***

Peki, kimyasal, endüstriyel, teknolojik mamulünü bu şekilde doğa ile kültürü buluşturarak satışa sunan reklam nasıl bitiyor?

“Güç Doğa Mızda Var” sloganıyla!

“Mızda” ne mi?..

Doğa ile kültürü sarmaştırma yolunda Türkçenin parçalanmışlığı!..

Yazının, görüntüye kurban edilmişliği…

Aslolan görmek ve göstermekse, okumak ve okutmak teferruattır “esnemişliği”!..

***

Dünyada ve Türkiye’de köklü geçmişe sahip, sağlık ve güzellik endüstrisinde seçkin yer edinmiş bir firma karşımıza böyle bir Türkçe ile ve böylesine “rahat” çıkıyorsa…

Biz üniversitede bile “de”leri, “da”ları, “mı”ları, “mi”leri, “ki”leri nerede ayrı, nerede birleşik yazacağını bilemeyen çocuklara ne diyebiliriz ki?..

“Kaldı ki”yi “kaldıki”; “aramızdaki”yi ise “aramızda ki” şeklinde yazıyor söz gelimi öğrenci…

Bundan sonra “doğamızda”yı da “doğa mızda” diye yazsa ne gam!

“Gösteri çağı”nda Allah’ın dediği olmaz, “Görsel”in dediği olur çünkü!..

***

Belli ki reklam ve ilanda “görsel estetik”, yazıyı zemine yaymayı değil alt alta sıkıştırmayı gerektirmiş.

Ve “DOĞAMIZDA” sözcüğü uzun olduğu, yer kaplayacağı için ortadan bölünmüş.

Ama “DOĞA”dan sonra konması gereken hece çizgisi (“-”), görüntüde sırıtacağı için olsa gerek, yani yine görsel estetik uğruna kurban edilmiş.

Tabii biz böyle yorumluyoruz ama tasarımı yapan belki başka mesaj vermek istemiştir, kim bilir?!

***

Peki, nasıl bu kadar “rahat” olabiliyor bu reklamı/ilanı üretip önümüze koyanlar?..

Çünkü “yazılı kültür”ün, “görsel kültür” iktidarı altında ezildiği; ona tâbi ve teslim olduğu; onun izin verdiği ölçüde var olabildiği bir dünyada yaşıyoruz.

“Damardan” yazılı kültür ürünü olan gazetelerimizde bile görselin yazıya değil, yazının görsele uydurulduğu, ona göre kesilip biçilip kısaltılarak kuşa döndürüldüğü bir işleyiş var.

Gençler, “Aşk-ı Memnû”yu Halid Ziya’nın romanı değil, Beren Saat’le Kıvanç Tatlıtuğ’un dizisi olarak biliyor.

Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri “Kürk Mantolu Madonna”, bir görsel kültür ikonası olan popstar Madonna sanılıyor.

140 karakterlik Twitter’da karakter tasarrufu için “de”leri, “da”ları, “mı”ları, “mi”leri, “ki”leri ayırmak çoktan bırakılmış durumda.

Ve en önemlisi: “Ajans Press” araştırmasına göre günde ortalama 3 saati cep telefonu ekranı, 2 saat 15 dakikayı televizyon ekranı karşısında geçirirken sadece 1 dakika kitap sayfası açan bir toplum var!..

E, bu durumda kim takar Türkçeyi? Salla gitsin! “Mızda” ne iş diye mızmızlanmanın âlemi var mı?"

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500