Reklamı Geç
Advert

Menemen bir Osmanlı yemeği mi?

Gelin bugün sabah kahvaltısında taze kıpkırmızı yerli domatesle yapılan, yumurtada cömert davranan biraz da acılı güzel bir menemen yiyin. Bir yandan da haberimizi okuyun. Ne dersiniz?

Menemen bir Osmanlı yemeği mi?
Advert



Sabah kahvaltısında sofrayı tatlandırmak ve renklendirmek mi istiyorsunuz?

Bugün hafif bir yemek mi yapmak istiyorsunuz?

Âniden misafir geldi, aceleniz mi var?

Daha bir sürü ihtiyaç durumunda imdâda yetişen, özellikle Ağustos ayı gelince mutfaklarımızın baş köşesine kurulan menemen yemeğinin târihini merak ettiniz mi?

Menemenli araştırmacı-yazar Oktay Özengin, menemeni şöyle anlatıyor:

“Meşhur yemeğimiz “Menemen”i bilmeyen yoktur. Sadece biz Türkler değil, yabancılar da bu yemeğin tadına bayılmaktadır. Yurt dışındaki gurbetçilerimizin de katkısı sayesinde ünü tüm dünyaya yayılan “Menemen” aynı zamanda “Melemen” olarak da bilinmektedir. Ancak Türk Dil Kurumu’na göre doğru yazımı “Menemen” şeklindedir.

Birçok yayında Menemen yemeği domates, soğan, biber ve yumurtadan oluşan bir karışık yemek olarak yer almaktadır. Fakat bugün mantarlısından patlıcanlısına, kabaklısından etlisine kadar çeşit çeşit yapılmaktadır.

 

 

Yemeğin kısaca yapılış şekli şudur:

“Soğan, biber, domates ve yumurta kullanılarak yapılır. Kızgın yağa ince doğranmış ya da rendelenmiş soğan, tuzlanarak hafif ateşte pembeleşinceye kadar kavrulur. Doğranmış ya da rendelenmiş domates, ince doğranmış yeşil biber, (isteğe göre acı) malzemeye eklenir. Kuvvetli ateşte hızlı bir şekilde kavrulan malzemenin üzerine sayısı ihtiyaca göre değişecek yumurtalar kırılır. (Domatesin mevsimi değil-se salça da eklenebilir) Daha sonra yemeğin üzerine isteğe göre pul biber, nane, kimyon gibi baharatlar atılabilir. Yumurtaların pişmesiyle yemek hazırlanmış olur.”

Peki bu ünlü yemeğimizin tarihçesi nedir? Nasıl bu kadar meşhur olmuştur?

“Menemen” yemeği üzerine yaptığım araştırmalar 25 yıl öncesine kadar dayanıyor. 3. kitabım “Geçmişten Günümüze Bilinmeyen Yönleriyle Menemen-1996”yı hazırlarken o dönemde yaşı 80’in üzerinde olan kişilerden Menemen yemeği hakkında elde ettiğim bazı bilgiler vardı. Ancak, bu bilgiler ışığında güzel yemeğimizin bu ününü nasıl kazandığını tesbit etmem mümkün olmadı. Çünkü, birçok kaynak ve konuştuğum insanlar, bu yemeğimizin Osmanlı zamanından kalma bir yemek olduğunu söylü-yordu. Bu durum, o dönem için bir bakıma bana da inandırıcı gelmişti. Ama kesin bilgi bulamadığım için üzerinde durmadım ve kitabımda yer vermedim.

Aradan 15 yıl geçti ve nihayet kesin bilgilere ulaştım. Elinizdeki son kitabım için uzun yıllardır yaptığım araştırmalar esnasında; 2009 yılında Menemen yemeğinin tarihçesini yazacak detaylara kavuştum.

Bu detaylara girmeden önce siz okurlarıma şunu vurgulamak isterim. “Menemen Yemeği” bildiğiniz gibi domates ile yapılan bir yemektir. Domates, ilk kez yetiştirildiği ABD’de, 1893 yılında bir mahkeme tarafından sebzelerle birlikte saklanıp yenildiğinden “sebze” sınıfına ayrılmıştır, fakat gerçekte meyvedir. Domatesin ilginç bir tarihi vardır. Bolivya ve Peru da yabani sarı renkli bir domates türü bulunmuş ve sonra Meksika’da yetiştirilip, Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinden sonra Avrupa’ya gemilerle gönderilmiştir. İtalyanlar, sarı renginden ötürü onu “altın elma” olarak adlandırdı, ama çok geçmeden kırmızı türleri ortaya çıktı. Domates, Amerika’da ilk defa Thomas Jefferson tarafından yetiştirildi. Ama pek çok insan zehirli olduğuna inanarak yemeyi reddetti, ta ki 1900’e kadar. Uzun zaman önce pek çok Avrupalı için aşk elmasıydı, çünkü insanları romantik yaptığına inanılıyordu.

 

 

Türkiye’de domatesin tarihçesine bakacak olursak, resmi kayıtlarda 1900’lü yılların başında ilk kez Adana bölgesinde bu ürünün ekiminin yapıldığı yazmaktadır. İzmir’e geliş tarihi kesin bilinmemekle birlikte Ticaret ve Zahire Borsası kayıtlarından 1920’li yıllarda domatesin İzmir ve çevresinde yetiştirilmeye başlandığını söylemek mümkündür. Menemen’de domatesin tarihçesi de İzmir ile aynı yıllara rastlamaktadır. Nitekim, bu konudaki en kesin kayıtı bize İzmir’de yayınlanan “Hizmet” gazetesi vermektedir. 25 Mayıs 1927 tarihinde yayınlanan Hizmet gazetesinin 3. sayfasında “Menemen’de ilk mahsul” başlığı ile verilen haberde, Menemen’de üretilen bir miktar domates ile ilgili şu bilgiler yer almaktadır:

“Menemen Kazası, tıpkı Türkiye genelinde olduğu üzere tam bir tarım bölgesidir. Öyle ki, çiftçiler ilk mahsullerine çok önem vermişler ve bu değeri değişik şekillerde göstermişlerdi. Buna Menemen’den bir örnek, Ticaret ve Zahire Borsası’nın açılış yılı olan 1927 senesinden verilebilir. Menemen’de ilk mahsul Domates, Nizâmizâde Kadri Efendi tarafından yetiştirilmiştir. Kadri Efendi, Taşhan’a getirdiği bir okka domatesi (1.282 gr.) müzayedeye koyarak üçyüz kuruşa Bahçıvan Hafız Mustafa Efendi’ye ihale etmiştir.” (O dönemde Taşhan, bir nevi hal binası olarak kullanılmaktadır.)

Görülüyor ki bu bilgiler ışığında Menemen yemeğinin bir Osmanlı yemeği olması mümkün değil-dir. Çünkü domates, Cumhuriyet sonrası Menemen’de yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu saptamaları yaptıktan sonra, ünlü yemeğimizin nasıl bu adı aldığı konusuna yavaş yavaş giriş yapalım.

 

 

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Menemen ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Özellikle Rumlardan kalan verimli ve boş araziler mübadele ile Menemen’e göç etmiş Türklere paylaştırılmaya başlanmıştır. Kurulan Komisyonlar, en adil biçimde evi, arsası, arazisi bulunmayan ve yarı aç yarı tok bir vaziyette Menemen’e göç eden mübadillere ve muhacirlere yardımcı olmaya çalışmaktadır. İşte bu dönemde Menemen’e göç eden toplulukların en başında Girit Türkleri gelmektedir.

Girit Türkleri, tarla ve bahçe bitkileri yetiştirme konusunda oldukça hünerli, aynı zamanda çalışkandırlar. Kısa zamanda tarımdaki açık işgücünü büyük ölçüde doldururlar. Aynı zamanda, devletin verdiği arazilerle de yetinmeyerek, yerli Menemenlilerin ve devletin işlenmeyen arazilerini de kiralayarak işlemeye başlarlar.

Ancak, Giritli Türklerin Menemen’e yerleştirilmesi ilk başlarda yerli Menemenlilerce pek kabul görmemiştir. Daha önce yoğun göç ile tanışmayan Menemen, birdenbire onca insanı karşısında görünce duruma pek hayırlı bakmamış, tepki göstermiştir. Ancak, devletin baskısı karşısında yapacak bir şey yoktur. İster istemez kapılarını açar. Bu dönemde sadece Girit’ten değil tüm balkan ülkelerinden de göçler başlamıştır Menemen’e. Hepsi de farklı kültürlerden gelmedir.

Zaman ilerledikçe insanlar arasında kaynaşmalar başlar. Başta da yazdığımız gibi nüfus olarak ağırlığı fazla olan Girit Türkleri, tarla ve bahçe bitkileri yanında bağcılık ve zeytincilik konusunda da tecrübelidirler. Menemenli çiftçilerin daha fazla mahsul almaları için bildikleri farklı yöntemleri paylaşmaya başlarlar. Birçok Giritli aile bağına bahçesine bakamayan ve erkek nüfusu savaşlar nedeniyle azalan Menemenlilerle yıl boyu bakım karşılığı “Ürün ortağı” olur. İşte bu ortaklıklar sırasında Menemenliler, Girit yemeklerini yavaş yavaş tanımaya başlar. Girit Türklerinin değişik yemek hazırlama ve pişirme usullerine tanık olurlar.

Giritli Türkler, öğle ve daha ziyade akşam yemeklerinde o dönemde Menemenlilerin bilmediği, daha doğrusu görüp de toplamadıkları bazı otları ovalardan, dağlardan toplayıp yemek yapmaktadırlar. Bu otlardan bazıları Sinavri, Radika, Arapsaçı, Gelincik, Ebe Gümeci, Şevketi Bostan, Beyaz Diken ve Hardal’dır. Giritliler, bu otları suda kaynattıktan sonra zeytinyağı ile karıştırıyor, sonra üstlerinde yumurta pişirerek yiyorlardı. Gerek Menemen Ovasındaki bağevlerinde, gerekse kasaba içindeki diğer evlerde yumurta ile yapılan bu tür yemekler gün geçtikçe Menemenliler tarafından daha çok beğenilmeye ve yapılmaya başlandı. Zamanla da Menemenliler, bu otları kendileri toplamaya başlamıştır.

Girit Türkleri, bu otlarla yemek yapmayı aylarca Rum zulmünden kaçıp saklandıkları Girit Dağları’nda öğrenmişlerdi. Şimdi Menemenlilerle paylaşıyorlardı. İşte bu dönemde de Giritli Türkler, Menemenlilerin “Etli Domates” yemeği ile tanışır. Menemenliler, tencereye bolca koydukları domatesi pişirip, içine biraz patates ve et koyarak bir çeşit göveç yapıyorlardı. İki taraf arasındaki ilişkiler geliştikçe ve gidip gelmeler arttıkça “Etli Domates” de bundan nasibini aldı. Çalışkan ve tutumlu insanlar olarak bilinen Menemendeki Giritli Türkler, bu yemeğin malzemelerini değiştirerek, etin yerine yumurta, patatesin ye-rine de soğan koyarak “Yumurtalı Domates”i yaratırlar. (Biber sonradan yemeğin içinde yer alacaktır.)

Bu yeni yemek hem zaman açısından hem de ekonomik açıdan bir devrim niteliğindedir. Tadı da gelen misafirlere ikram edilecek kadar güzeldir. Zaman içerisinde, domatesin ekilmeye başlandığı diğer merkezlerde de yapılmaya başlanır. Peki nasıl yayılmıştır?

1930’lu yılların başında Menemen gibi bölgedeki birçok vilayet ve kaza da Giritli Türk Göçmenler bulunmaktadır. Bu göçmenlerin büyük çoğunluğu birbiriyle ya akrabadır ya da hemşehridir. İşte bu vesile ile Menemen’e gidip-gelmelerde misafire sunulan yemekler arasında “Yumurtalı Domates” en çok ikram edilen yemektir. Yemeğin tadı o kadar güzeldir ki ünü giderek yayılır ve “Menemenlilerin Yemeği” diye bahis edilir. Önce Menemen ve çevresinde, yıllar içinde de Menemen dışında “Menemen Yemeği” olarak benimsenir. Maliyetinin diğer yemeklere nazaran daha ucuz ve kısa süre içinde hazırlanır olması, bu yemeğin daha tercih edilir olmasını sağlamıştır.

Menemen yemeğinin tarihçesini araştırırken görüştüğüm Girit kökenli Menemenli kadınlardan Kibariye Yiğitmen (94), Fethiye Çırpan (84), Mediha Akçasoy (80) ve Behice İlter (60) hep bir ağızdan ünlü yemeği-mizin eskiden beri “Menemen” olarak bilindiğini belirttiler. 94 yaşındaki Kibariye Yiğitmen, çocukluğunun geçtiği 1930’lu yıllarda evlerine gelen Manisa’lı akrabalarına “Menemen” yaptıklarını, bahçelerinde de domates yetiştirdiklerini söylüyor. 84 yaşındaki Mediha Akçasoy da, ailesi ile ovada kaldıkları yıllarda “Menemen”in değişmez bir yemek olduğunu belirtiyor. Behice İlter de, 1930’lu yıllarda birçok Giritli Türk gibi dedesinin de ova işleriyle uğraştığını, bağ ve zeytin tarımının yanında domates yetiştirdiğini anlatarak, “Bize yetiştirdiği domatesleri lokantalara sattığını anlatırdı. Lokantalar da domatesleri başta Menemen olmak üzere türlü yemeklerde kullanırlarmış” dedi.

Gerçekten de daha önceki sayfalarımızda yer verdiğimiz “Dededen lokantacı” Mustafa Saygılı 1930’lu yıllardan başlayarak lokantalarında “Menemen” satmaya başladıklarını ve bu yemeği yemek için İzmir’den özel müşteriler bile geldiğini anlatmıştı. Ne yazıktır ki sevgili okuyucular, bugün Menemen lokantalarında “Menemen Yemeği”ne rastlayamazsınız. Türkiye’nin, belki de dünyanın hiç bir yerinde bunun bir başka emsalinin olduğunu düşünmüyorum. Menemen halkı da kendi adını taşıyan bu yemeğini diğer vatandaşlar gibi evlerinde yaparak yemektedirler.”

     

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500