DEVLET ADAMLARIMIZ SİYÂSETNÂME’Yİ EZBERLEMELİLER

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, Gülen cemaati hakkında “Yanıldım” itiraflarını her yerden duymaya başladık. Politikacılar, din âlimleri ve bilim adamları sıraya girdiler. Her şeyi göze alarak devleti yönetenleri îkâz eden din büyüklerine ve bilim adamlarına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu gerçeğiyle bir kez daha karşılaştık.

DEVLET ADAMLARIMIZ SİYÂSETNÂME’Yİ EZBERLEMELİLER
Advert

 

Malazgirt Zaferi’nin sonrasında ve Haçlı seferlerinin hemen öncesinde 1090 yılında kurulan Haşhâşîler, Fetö’nün ilham kaynağı olarak kabul ediliyor. Haşhâşîlerin içyüzünü ilk olarak anlayan ve amansız bir mücâdele başlatan büyük devlet adamı Nizâmülmülk de devlet adamlarımızın ilham kaynağı olsaydı bu hâle gelmezdik.

Din âlimlerinin, bilim adamlarının yanılması başlı başına bir inceleme konusu. Bunu bir tarafa bırakarak siyâsetçilerin yanılmasına odaklanalım. Eğer devlet adamlarımız ve siyâsetçilerimiz büyük devlet adamı Nizâmülmülk’ün hayatını ve Siyâsetnâme kitabını idrâk etmiş olsalardı, belki de 15 Temmuz felâketini yaşamazdık.

Nizâmülmülk Haşhâşîlere karşı en büyük mücâdeleyi canı pahasına verdi. Siyâsetname kitabıyla da ideâl devlet adamını anlattı.

 

HAŞHÂŞÎLER VE SELÇUKLULAR
 

Ortadoğu ve İran’da büyük bir terör estiren, suikastler düzenleyen Haşhâşîler, haçlı seferlerinin hemen öncesinde 1090 yılında ortaya çıktılar. Elbette bu bir tesâdüf değildi. Müslüman Türklerin ilerlemesini durdurmak için haçlı seferlerine hazırlanan Batı’nın, Selçuklu içerisindeki hâinlerle işbirliği yapmaması düşünülemez. Tıpkı şimdi olduğu gibi.

11. yüzyılda Büyük Selçuklu Devleti kurulduğu sırada Abbâsî halifeliği zayıfladı ve Mısır'daki Şii Fâtımîler'in kontrolü altına girdi. Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, 1055'te Bağdat'a girdi. Fâtımî nüfuzunu kırarak Abbâsîlere destek verdi. Kendisi de İslâm dünyasının siyâsî lideri oldu.

Fâtımîler, (dolayısıyla haçlılar)savaşarak başa çıkamadıkları Selçukluları içeriden çökertme yolunu seçtiler. 1090 yılında Alamut Kalesi’ne yerleşerek Haşhâşî örgütünü kuran Hasan Sabbah, Fâtımî hükümdârı Mustasır Billahla son derece iyi ilişkiler içerisindeydi. Muntasır ölünce Fâtımîlerden ayrılarak bağımsız çalışmaya başladı.

Hasan Sabbah, devlet adamlarına suikast düzenleyen fedâîler yetiştirdi. Fedâîler, öldürecekleri devlet adamlarının yanına yerleşir; yıllarca sabırla beklerlerdi. Mahallî lehçeleri öğrenir ve her kılığa girerlerdi.   

Bir hayli taraftar toplayan Hasan Sabbah’ı ilk fark eden kişi, büyük devlet adamı Selçuklu veziri Nizâmülmülk idi.  Büyük vezir, ele geçirdiği Haşhâşî fedâîlerini teşhir ederek ortadan kaldırdı. 1092’de Alamut Kalesi’ni ele geçirmek istediyse de başaramadı. Kale, Elbruz Dağları’nda 1800 metre rakımlı bir tepedeydi.

Hasan Sabbah, Ebu Tâhir isimli bir fedâîsini göndererek kendisini yok etmek isteyen Nizâmülmülk'ü öldürttü.

Büyük Selçuklu Devleti'nin en büyük devlet adamını yok eden Haşhâşîler, bu suikastla büyük bir propaganda yaptılar. Selçuklu Sultanı Melikşah'ın ölümünden sonra oğulları arasında başlayan taht kavgaları, Haşhâşîler'i iyice kuvvetlendirdi. Melikşah'ın eşi Terken Hatun da taht oyunlarına karışarak devletin zayıflamasına sebep oldu. Sultan Berkyaruk, Haşhâşîlerin ne olduğunu bilen birini vezirliğe getirince suikaste uğradı. Yaralı kurtulan Sultan, Haşhâşîlerden bir süre uzak durdu. Ancak Haşhâşî terörü halkı canından bezdirince yeniden mücâdeleye başladı. Birçok Haşhâşîyi öldürttü. 

Haşhâşîlerle mücâdeleye devam eden Sultan Sencer ise bir sabah uyandığında yastığına saplanmış hançeri görünce geri çekildi.

Hasan Sabbah, herkese böylesine korku salarken kendi canını emniyete almak için 1124’de ölene kadar 35 yıl Alamut Kalesi’nden dışarı çıkmadı.

Haşhâşîler, liderlerinin ölümünden sonra da terör faaliyetlerine devam ettiler. İlhanlı hükümdârı Hülâgû Han, 13. asrın ortalarında Alamut Kalesi'ni alarak taş üstünde taş bırakmadı. Kaledeki herkesi öldürttü. Haşhâşîler, daha sonra çeşitli bölgelerde varlıklarını sürdürdülerse de zamanla yok olup gittiler.

 

HAÇLILARIN NİZÂMÜLMÜLK NEFRETİ BİTMEDİ

Haşhâşî kelimesi, seyyahların eserleri vâsıtasıyla “assasin” olarak Avrupa’ya yayıldı. Kelime, suikastçi anlamında kullanılıyordu.

Zamanımızın zeigeistı olan sinema, târihi yeniden yazıyor. Sinema post-modern bir haçlı seferi olarak İslâm târihine sürekli saldırılar düzenliyor. Selçuklular ve büyük devlet adamı Nizâmülmülk de son yıllarda çevrilen filmlerin hedefinde.

2010 yılında, “Pers Prensi: Zamanın Kumları” adında bir film çekildi. Haşhâşîler ve Alamut Kalesi’ni anlatan filmin en kötü adamı vezir Nizâm. Nizâm, tıpkı bir Haşhâşî gibi Sultana suikast düzenliyor ve devletin başına geçmek istiyor. Bir tarafta devlet için canını veren vezir Nizâmülmülk diğer tarafta devletin başına geçmek için sultanı öldüren kötü vezir Nizâm. Sinema, târihi böyle çarpıtıyor işte. Filmin yönetmeninin İngiliz Mike Newell, yapımcısının ise Yahudi Jerry Bruckheimer olduğunu söyleyip bu bahsi kapatalım.

 

SİYÂSETNÂME NE SÖYLER?

Hasan Sabbah’ın öldürttüğü ilk devlet adamı olan Nizâmülmük, yaklaşık kırk yıl vezirlik yaptı. Nizâmiye medreselerini kurdu. Orduyu düzene soktu. Toprak sistemini geliştirdi. Siyâsetnâme adlı eserinde, her devrin devlet adamlarına yol gösteren kuralları yazdı. İdeâl bir hükümdar olabilmenin sırlarını anlattı. İşte Siyâsetnâme’den altın öğütler:

Halkın refâhı, devletin devamını sağlar.

Hükümdar, aceleci ve kızgınlıkla hareket etmemelidir. Âlimlere danışmalıdır. Halkı sürekli olarak huzûruna kabul etmesi, hem adâlet için hem de devletin bekâsı için elzemdir.

Adâletin işleyişinden sorumlu kadılar, paraya tenezzül etmeyen güvenilir kişilerden seçilmelidir.

Güvenlik için kapı bekçileri, vilâyet emirleri, devlet memurları, gizlice soruşturulmalıdır.

Hükümdarın, devletin içinde ve dışında, halkın arasında habercileri olmalıdır.

Elçiler, mert askerler arasından seçilmelidir. Böylece karşı tarafa bütün askerlerimiz böyledir mesajı verilir. Elçiler, paraya tenezzül etmeyen, kadın ve içkiden uzak duran, dinine sıkı sıkıya bağlı kişilerden seçilmelidir.

Kadınlar, devlet işlerine karıştırılmamalıdır.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500