Türk kızı Leyla nasıl müslüman oldu?

Gurbetçiler için en büyük tehlike çocuklarının din eğitimini alamaması ve yaşadığı ülkede asimile olmaları... Prag'da yaşadığı bir hatırasını anlatan Prof.Dr. Şakir Gözütok , Türk kızı Leyla'nın nasıl müslüman olduğunu köşesinde paylaştı.

Türk kızı Leyla nasıl müslüman oldu?
Advert

 

Bilimsel bir kongre için Ramazan ayından birkaç hafta önce Prag’a gitmiştik. Bilimsel toplantılarımız bitince etrafı kolaçan edelim dedik. Prag’da Cami olup olmadığını sorduğumuzda, burada bir tek Cami olduğunu öğrendik. Kıymetli dostum Prof. Dr. Nezvat Tartı Bey ile birlikte bir taksiye atlayıp Cami’yi ziyarete gittik. Bizi güler yüzlü ve yetmişi aşkın yaşına rağmen bunu hiç göstermeyen, hoş sohbet Cami imamı Saadettin hoca karşıladı. Kendisi Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan imamlıktan emekli olduktan sonra Prag’da hizmete devam etmiş. “Artık yoruldum, kendimi buradan da emekli ettim” deyince, “Kendinizi iki kez emekli etmişsiniz” diye takıldık. Çay sohbeti esnasında bize buralarda dini hizmet yapmanın zorluklarını anlattı.  

Nevzat hocanın, “Başınızdan geçen ilginç olaylar oldu mu?” sorusuna, birkaç ilgin olay anlattı. Bana en ilginç geleni ve sizlerle paylaşmak istediğim hadise Türk kızı Leyla olayıdır.

Sadettin hoca, Prag’a ilk geldiği zamanlarda Türkiye’den kimlerin daha önce buraya gelmiş olduğunu araştırırken, ismi Leyla olan bir Türk kızının burada olduğu bilgisine ulaşmış ve bir gün kendisini ziyarete gitmiş. Leyla, Türk baba ile Çek annenin çocuğu. Yaş olarak Saadettin hocadan daha yaşlı biri.

Sadettin hoca, bir gün Muhtasar İlmihal’i Çeklerin konuştuğu dile tercüme ettirerek buradaki yabancıların bazı konulardaki sorularına cevap vermek istemiş ve bunu yapabilecek biri olarak da aklına Leyla hanım gelmiş. Leyla hanıma ziyarete gidip arzusunu bildirince, Leyla hanım: “Ben Müslüman bir babadan ve Hıristiyan bir annenin çocuğuyum, ne Müslüman olduğumu ne de Hıristiyan olduğumu bilmiyorum. Bu ilmihali nasıl tercüme ederim?” diye sorunca, Sadettin hoca, ona babasının dininden olması gerektiğini zira bir evladın babasıyla bilindiğini söyler ve ekler “Bu ilmihali tercüme ettikten sonra ne olduğuna karar verirsin.”

Leyla hanım, kendisine teslim edilen ilmihali tercüme ederken bir gün Sadettin Hoca’yı telefon ile arar ve yanına gelmesini ister. Sadettin Hoca, yanına vardığında Leyla hanım şu ilginç olayı anlatır: “Ben tercüme yaparken meleklerin kabirde “Dinin nedir?” sorusuna verilen “İslam” cevabını yazarken, diğer cevaplarda olduğu gibi baş harfi büyük, diğer harfleri küçük olarak yazdığım halde her defasında bilgisayar İslam kelimesini büyük harflerle yazıyordu. Bunu bir türlü düzeltemeyince bilgisayar uzmanı olan oğlumdan yardım istedim, onun da her yazışında İslam kelimesi büyük harflerle yazılıyordu. Bilgisayarın ısrarla düzeltme gayretlerimize rağmen büyük harfle yazmasını, bize verilmek istenen bir mesaj olarak algıladım ve sonunda bunun gerçek dinimin İslam olduğuna dair benim için bir emare kabul ettim.”

Leyla hanım, daha sonra Müslüman olmak için neler yapılması gerektiğini Sadettin Hoca’dan öğrenip iyi bir Müslüman olmuş.

Sadettin Hoca, bize bu ilginç olayı anlatırken gözlerinin içi gülüyordu ve ellerini ceketinin iç cebine götürüp yaklaşık on yıl önce vuku bulan bu olayın, belgesini çıkarıp bizlere gösterdi.  Söz konusu belgede İslam kelimesi büyük harflerle yazılmıştı. Kendisinden müsaade isteyerek belgenin bir resmini yanıma aldım.

Bu ilginç olayın belgesini aşağıda sunarken, doğruyu çoğu kez akıl ve duygularımızla birlikte bulduğumuzu, bazen aklın bazen de duyguların bizlere rehberlik ettiği gerçeğini bir kez de fark etmiş olduk.

 

 

 

 

gurbetçi
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500