'Hayata dönüş' davasında sonuç çıktı

Hayata dönüş davasında bugün karar çıktı. 'Hayata Dönüş Operasyonu'nyla ilgili mahkumların yargılandığı 399 sanıklı davada 32 sanığın ölümü nedeniyle davanın düşmesine, 367 sanığında adam öldürme suçundan beraatine karar verildi.
Eklenme Tarihi: 22.01.2016 15:23:29 - Güncellenme Tarihi: 22.01.2016 15:23:29

19 Aralık 2000 tarihinde, 20 cezaevine birden yapılan, 2'si asker 30'u tutuklu 32 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı, yaklaşık 10000 güvenlik görevlisi tarafından gerçekleştirilen operasyonların ardından açılan dava 16 yıl sonra sonuçlandı. 367 sanıklı 'Hayata Dönüş' davası beraat ile sonuçlandı. 

Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi 367 sanığın "faili gayri muayyen şekilde adam öldürmek" suçundan beraatlerine karar verdi.

2000 yılı başında Adalet Bakanlığı’nın emriyle F tipi cezaevleri kuruldu. F tiplerinin hücre olduğunu söyleyen bir grup mahkum önce açlık grevi, ardından da ölüm orucuna başladı. Aydınlar ve hukukçulardan oluşan bir komisyon cezaevlerindeki ölüm oruçlarını sonlandırmak için görüşmeler yaptı. Ancak 19 Aralık 2000 sabahı jandarma birlikleri ülke çapında eylemlerin sürdüğü 20 cezaevine eş zamanlı operasyona girişti.

30 MAHKUM 2 ASKER HAYATINI KAYBETTİ

Operasyonun adı aynı gün “Hayata Dönüş” olarak açıklandı. Operasyonda Bayrampaşa Cezaevi’nde 12, Ümraniye Cezaevi’nde 7, Türkiye toplamında ise 30 mahkûm ve 2 asker hayatını kaybetti. Bayrampaşa Cezaevi’nin C-1 Koğuşu’nda diri diri yanan 6 kadının görüntüleri hafızalara kazındı.

ÜMRANİYE CEZAEVİ'NDEKİ DAVA BUGÜN BİTTİ

167 tutuklu ve hükümlü hakkında açılan dava, Bayrampaşa Cezaevi’nin kapatılmasından bir yıl sonra, 2009’da Eyüp 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin zaman aşımı kararıyla düşmüştü. Ümraniye Cezaevi’ndeki ölümleri konu alan 399 sanıklı dava ise bugüne kadar sürdü.

AİHM TÜRKİYE'Yİ MAHKUM ETTİ

Avrupa İnsanlar Hakları Mahkemesi (AİHM) geçen yıl Türkiye’yi mahkum etmişti. AİHM inceleme sonucunda Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkını garanti altına alan 2. ve işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3. maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. Karar gereği Türkiye Songül İnce, Özgül Dede, Gülperi Özen, Aydan Odabaş ve Fatma Güzel adlı davacılara farklı miktarlarda olmak üzere mahkeme masrafları da dahil toplam 54 bin euro tazminat ödeyecek.

HAYATA DÖNÜŞ OPERASYONU NEDİR? 

Bu operasyon sırasında Ümraniye Kapalı Cezaevi'nde Uzman Çavuş Nurettin Kurt ile Çanakkale Kapalı Cezaevi'nde Mustafa Mutlu adlı iki asker de yaşamlarını yitirmişti. İlk olarak, Nurettin Kurt’un, teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren mahkûmlarca vurulduğu açıklanmıştı. Ancak Kurt’a yapılan otopside ölüme yol açan yaralanmaya “yüksek kinetik enerjili bir silahın” sebep olduğu belirlendi. Ümraniye Cezaevi’nden çıkarıldığı iddia edilen beş adet tabancanın içinde “yüksek kinetik enerjili silah” olarak kabul edilen uzun namlulu silahlar yoktu. Ayrıca silahın mahkûmlarda olmayan uzun namlulu bir silah olduğu belirlendi ve Kurt'un ölümüne yol açan silahın mahkûmlardan elde edildiği öne sürülen silahlar olmadığı belirtildi. Raporda, ölüme yol açan silahın sadece AK-47 ya da G-3 piyade tüfeği olabileceği belirtildi ve Kurt'un askerlerin silahıyla öldüğü kesinleşti.

Resmi makamların operasyonla ilgili dile getirdikleri açıklamaların ve basında çıkan birçok haberin de yalan ve sahte olduğu ortaya çıkmıştı[3]. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün "ayrıca askerin öldürdüğü tutukluların askerle çatışmaya girdiğini" demeci ve bazı ölümlerin tutuklular arasındaki çatışmadan çıktığını iddiası ortaya atmıştı. Adli Tıp uzmanlarının raporlarına göre, Bayrampaşa Cezaevi'ne yapılan operasyon hakkında söylediği "Kalaşnikofla ateş ettiler" diyen bakan Türk'ün demeçlerinin asılsız olduğunu ortaya koymuştu. Rapor'a göre, Koğuşlardan ateş edilmemiş, öldürücü dozun üzerinde gaz bombası kullanılmıştı. Bayrampaşa Kapalı Cezaevi'ndeki C-1 koğuşundaki kadın tutukluların güvenlik görevlilerinin kullandığı göz yaşartıcı, gaz ve sinir bombalarının çıkardığı yangında öldükleri belirlendi. Adli tıp uzmanlarının raporunda, yanarak ölen kadınların giysi parçaları ve ciltlerinde yanıcı olan solvent maddelerinin bulunduğunun tespit edildiği vurgulandı. Yine Adli tıp raporuna göre silahlı bir direniş olmamıştı. Kömüre dönmüş koğuşlarda yapılan aramalarda silaha da rastlanmamıştı. Bilirkişi raporunda ayrıca mahkûmların bulunduğu taraftan güvenlik görevlilerinin bulunduğu yöne doğru ateş açılmadığı, atışların dışarıdan içeriye doğru yapıldığı kaydedildi Raporda, 12 kişinin hayatını kaybettiği C-1 koğuşunda 6 kadın tutukludan 5'inin yanarak 1'inin ise gazdan zehirlenerek öldüğü yazıldı. C-1 koğuşunda hayatını kaybeden Yazgülü Güler Öztürk, Seyhan Doğan, Özlem Ercan, Şefinur Tezgel ve Gülser Tuzcu'nun cesetlerine yapılan otopsilerde elbise parçaları ile saç, doku ve cilt örneklerinde, tinerde bulunan organit solventlerden toluen, xylene ve metanol saptandığı kaydedildi. Nilüfer Alcan adlı tutuklunun ise gaz zehirlenmesi sonucu öldüğü tespit edildi. Raporda, operasyonda kullanılan bombaların etkin maddesinin 20 gramının 38 dakikada insanı öldürdüğü vurgulanarak, "C-1 koğuşunda 35 gram bomba maddesi bulundu" denildi. Yine aynı koğuşunda patlayan onlarca gaz bombasının yanında patlamamış 45 adet bomba bulunmuştu. C-14 ve C-15 koğuşlarına da ateş açıldığı ve içeri, üzerinde "Kapalı yerlerde kullanmayın" ve "Bombayı insan ve yanan madde olmayan sahaya fırlat" yazılarının bulunduğu çok sayıda göz yaşartıcı bomba ile gaz bombasının atıldığı kaydedildi. Tutukluların silahla birbirlerini öldürdüğü iddiası da, tutukluların uzun mesafeden açılan ateş sonrası öldüğünü belirleyen adli tıp raporuyla çürütülüyordu. Rapor ayrıca, kimi delillerin karartıldığını ve jandarma tutanağındaki verilerindeki bazı çelişkileri de ortaya çıkartmıştı.

Operasyonla ilgili (sonuçlanan) tek tazminat davası, T Bayrampaşa Cezaevi'nde askerlerin öldürdüğü Murat Ördekçi'nin ailesinin İçişleri ve Adalet Bakanlığı aleyhine açtığı dava idi. İstanbul 2. İdare Mahkemesi, toplam 109 milyar lira tazminat cezasına hükmetmişti ve operasyonlarıyla ilgili ilk yargı kararı: “Yaşam hakkı ihlal edildi. Ölen hükümlünün ailesine 109 milyar ödenmeli” olmuştu, diğer cezaevlerindeki operasyonlarla ilgili de bugüne kadar sonuçlanan dava yok.

Operasyonun ardından 154 hükümlü hakkında da, faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek, isyan ve intihara azmettirmek suçlarından ömür boyu hapis istemiyle dava açılmıştı. 154 hükümlü hakkında açılan davada, 2005'te Ağır Ceza Mahkemesi delil durumlarını dikkate alarak, tutuklu yargılanan yedi hükümlü'nun tahliye kararı onaylanmıştı.

'Hayata Dönüş' operasyonunun Adli Tıp raporlarını yayınladığı için Radikal Gazetesi'ne dava açılmıştı ve İstanbul 5 No'lu DGM'de görülen duruşmada Radikal Gazetesi Sorumlu Yazı işleri Müdürü Hasan Çakkalkurt ile avukatı Köksal Bayraktar beraat etmişlerdi.

Operasyonda görev alanlar hakkında açılan ve hâlen süren birçok dava bulunuyor.

F tipi cezaevlerinin mimarlarından olan ve Operasyon sırasında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü görevinde bulunan ve Ali Suat Ertosun'a  2004 yılında AK Parti hükûmeti kararıyla Devlet Bakanı Cemil Çiçek tarafından 'Devlet Üstün Hizmet Madalyası' verilmişti

http://www.enpolitik.com/haber/146/hayata-donus-davasinda-sonuc-cikti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*