“FETÖ çok tehlikeli bir diasporadır”

Konya’da konuşan AK Parti Manisa Milletvekili Özdağ: “FETÖ çok tehlikeli bir diasporadır. Çünkü Türkiye’yi kötülemektedirler. Bu yapı PKK dahil, bütün sol örgütler dahil, Kızıl Tugaylar dahil, Baynermanof dahil bunların hepsini toplasanız bir FETÖ etmez.”

“FETÖ çok tehlikeli bir diasporadır”

 

AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ,  “FETÖ çok tehlikeli bir diasporadır. Çünkü Türkiye’yi kötülemektedirler. Bu yapı PKK dahil, bütün sol örgütler dahil, Kızıl Tugaylar dahil, Baynermanof dahil bunların hepsini toplasanız bir FETÖ etmez.” dedi.

Konya Girişimci Genç Ufuklar Derneği tarafından, Uluslararası Gençlik Akademisi Merkezi’nde düzenlenen “15 Temmuz Programı” konulu etkinlikte konuşan Ak Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ,  üzerinde yaşadığımız toprakların dünyanın en pahalı toprakları olduğunu ve bu sebeple bedel ödediğimizi belirterek “Bu toprakları vatan kıldık ve tam bin yıldır 10 milyona yakın şehit verdik. Bu topraklarda kalmak için iki şeye ihtiyacımız var. Bir, güçlü ekonomiye. İki, güçlü orduya. Roma, Bizans, Büyük İskender, Selçuklu, Osmanlı… Hepsinin iki güçlü unsuru vardı. Büyük ekonomisi ve büyük ordusu vardı. Büyük ekonomisi ile büyük ordusunu kaybedenler yıkıldılar. Aynen Bizans gibi, Roma gibi, Selçuklu gibi, Osmanlı gibi… Dünyada ebedî bir devlet yoktur. Ama ebedi olarak devlet kurma iradesi olan milletler vardır. Bizim devletimizin adları değişikti ama bize ait bir devletti.. Sonra imparatorluk kurduk ve yıkıldık. Sakarya önlerinde yeniden bir tarih yazdık. Mustafa Kemal’le beraber arkadaşları Anadolu’nun bakiyesi idiler. Ve Cumhuriyet’in banisi oldular.” dedi.

 

TÜRKİYE’Yİ KAMPLAŞTIRIP KUTUPLAŞTIRDILAR

Türk milletinin İlây’ı Kelimetullah ve Nizâm-ı Âlem için görevlendirilmiş bir millet olduğunu ve tarih sahnesine tekrar Çanakkale’de çıktığını kaydeden Doç. Dr. Selçuk Özdağ,  “Egemen güçler bizim hep küçük devlet olmamızı istediler bu topraklarda. Başaramadılar. Başarmak için ne yaptılar? Darbeler yaptılar. Kirli ve şantajcı medya patronlarını, sermayedarlarını ve şantajcı oligarşik bürokratlarını öne sürdüler. Ve de bazı F Tipi dediğimiz adına tırnak içerisinde söylüyorum -cemaatleri tenzih ederim- bir örgütsel yapıyı öne sürdüler.” dedi.

Türkiye’de ilk kamplaşma ve kutuplaşmanın DP-CHP döneminde başladığını ve egemen güçlerin “Böl-Parçala-Yut” taktiğiyle hareket ettiklerini ifade eden Özdağ, “Anadolu topraklarında siyasetçilere üç muamele yaptılar. Korkuttular, şantaj yaptılar ve vaatte bulundular. Menderes’le korkuttular bizi. Ölümle korkuttular, darbelerle korkuttular. Ekonomik krizlerle korkuttular. Şantaj yaptılar ve zaaflarımızı tesbit ettiler. Egemen güçler kendileri hiç riske girmeden bu toprakları çok rahat bir şekilde manipüle ettiler, yönettiler ve sömürdüler” diye konuştu.

1980 darbesi öncesi gençlerin “sağcılar ve solcular” olarak dövüştürüldüklerini belirten ve “Askerler, aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler bize konuşmayı değil, tartışmayı değil, anlaşmayı değil, çatışmayı öğrettiler” diyen Özdağ, şunları söyledi: “95 yıllık Cumhuriyet üç neslini kaybetmiştir. Milletler nesilleriyle yaşar. Kaliteli nesiller, kaliteli beyinlerle yaşar. Seçkin insanlarıyla yaşar. Osmanlı 40-50 bin kişiyle yaşıyordu. Dehalarla yaşatıyordu devletini. Ahlâklı, liyakatlı, ehliyetli insanlarla.”

 

FETÖ YERLİ VE MİLLİ DEĞİLDİ, OLMADI DA…

Birinci nesli; Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında, İkinci nesli; 1980 öncesi ve sonrasında, Üçüncü nesli de; 15 Temmuz sonrası Fethullahçı Terör Örgütü’nün öncesiyle başlayan yapısıyla kaybedildiğine işaret eden Özdağ, şunları dile getirdi: “Ben Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkan Vekili iken şunu tesbit ettim; Orta Doğu’nun, Balkanlar’ın, Afrika’nın, Ön Asya’nın ve Türkiye’nin en deha çocuklarını, dâhilerini Amerika’ya götürmüşler. Doktora yapmak için ama onlar orada kalmışlar.

Hani yerliydi bu hareket?

Hani milliydi bu hareket?

Sonra 28 Şubat darbesi. 28 Şubat yatak hikâyelerinden şeriat çıkarma hareketidir. 28 Şubat aynı zamanda Türkiye ekonomisine set vurma hareketidir. Türkiye’nin milli ve manevi değerleriyle buluşmasını geciktirme hareketidir. Türkiye’nin demokrasiyle buluşmasını geciktirme hareketidir. Post Modern bir darbedir. Fethullahçılar da yardım etmiştir. Ama özellikle vurgu yapmak gerekiyorsa; o 28 Şubat’ta Ulusalcılar da vardı. 28 Şubat’ta milli ve manevi değerlerimizle dövüşmek isteyen Cuntacı askerler de vardı.”

 

DARBECİLERLE MÜCADELE KESİNTİSİZ OLMALI

FETÖ ve Paralel Yapı’yla ilgili olarak Manisa’da nasıl mücadele ettiğini misaller vererek anlatan Özdağ, o zatın ayağına kadar gidip Türkiye’ye kendisini davet ettiğini ve Türkiye’de ilk defa “Hümeynivâri Türkiye’ye gelmek istiyor” diyen kişinin de kendisi olduğunu hatırlatarak “O zamanlar kansız bir darbe yapacaklardı. Ama şimdi Recep Tayyip Erdoğan’a tosladılar. Hrank Dink olayında parmakları var. Muhsin Yazıcıoğlu olayında parmakları var. MİT TIR’ları operasyonu ve Recep Tayyip Erdoğan’ı uluslararası mahkemelerde yargılattırma operasyonunda, MİT Müsteşarına yapılan operasyonda,  17-25 Aralık siyasi ve ekonomi operasyonlarında da onlar vardı. Biz sandıkla geldik, sandıkla gideriz. Ne Cuntacılarla gideriz… Ne F tipi yapılarla gideriz… Ne sermayeyle ne de medyayla gideriz… Bizi millet getirdi millet götürür. Ama darbecilerle olan mücadele de kesintisiz olmalı” dedi.

 

FETÖ ÇOK TEHLİKELİ BİR DİASPORADIR

Türkiye’nin Ermeni Diasporası ile PKK (Kürtçülük) Diasporasından ayrı olarak üçüncü bir diasporasının “FETÖ Diasporası” olduğuna dikkati çeken Özdağ, “Üçüncü diasporamız bizim bundan böyle FETÖ Diasporasıdır.  Çok tehlikelidir. Çünkü Türkiye’yi kötülemektedirler. Bunlar 150 milyar dolara hükmediyorlar. Bunlar dünyanın her yerindeler. Bu yapı PKK dahil, bütün sol örgütler dahil, Kızıl Tugaylar dahil, Baynermanof dahil bunların hepsini toplasanız bir FETÖ etmez. Bu kadar ağır söylüyorum. Hafife almayın bu işi. Bu iş çok tehlikeli. Darbecilerin tamamı cezalandırılmalıdır. FETÖ’nün tüm üst kademesi A-B-C takımı cezalandırılmalıdır. Cemaat saikiyle buraya girenlerle uğraşmaya gerek yoktur. Bu bizi ileride zor durumlara düşürür” dedi.  

 

TÜRKİYE SON KALE, SON VATAN VE SON DEVLET…

Konuşmasının sonlarına doğru “Yol üstünde bağı olanla yâri güzel olanın başı dertten kurtulmazmış” diyen ve Türkiye’nin “yol üstünde bir bağ. Ve çok güzel bir sevgili” olduğuna dikkati çeken Özdağ,  şu ifadelere yer verdi: “Bu bağın bağbanı biziz. Yâni Türk milleti. Ve bu güzel sevgilinin sahipkârları ve namuskârları da biziz. Bizler imparatorluk bakiyesinin çocuklarıyız. Her ırk her etnisite buraya geldi. Burası son kale, son liman, son sığınak, son vatan burası ve son devlet. Herkes burada bir milletin etrafında ve aynı ülküler etrafında yola çıkacak. Bu da yapılıyor zaten. 15 Temmuz’da da bunu yaptı.”

Özdağ, 15 Temmuz darbesini de ordunun içindeki kahraman askerler, emniyet teşkilatındaki vatansever polisler, dik durmasını bilen siyasetçiler ve sivil güçler ile halkın destansı kararlı mücadelesinin durdurduğunu söyledi.

 

YENİ ŞAFAK YAZARI İSMAİL KILIÇARSLAN

Diğer konuşmacı gazeteci-yazar İsmail Kılıçarslan da, 15 Temmuz şahitliğini anlatarak “15 Temmuz’da sokakta olmak bir görevdi. Gazilik ve şehitlik bir nasip meselesiydi. Asker kıyafetini çalarak onları giymiş teröristler Boğaziçi Köprüsünü tutmuşlar. Köprüye yürüdük. Ben gazi oldum, arabam ise tanklar tarafından üzerinden geçilmek suretiyle şehit oldu!

Evet bu topraklar pahalı topraklar. Bu toprakların bedeli ağır. Ama benim 15 Temmuz’da gördüğüm odur ki, biz bu bedeli her zaman ve zeminde ödemeye hazırız. 15 Temmuz, halkımızın “Yeter! Karar milletindir” dediği gecedir” dedi.

Girişimci Genç Ufuklar Derneği Başkanı Ebubekir Ergin, sohbetten sonra AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ile Gazeteci-Yazar İsmail Kılıçarslan’a, üzerinde Türk-İslâm arması bulunan tablo hediye etti.

 

 

Haber: Mustafa Balkan

 

 

 

Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500