HALKLA BERÂBER İSYAN BASTIRAN SADRAZAM

Osmanlı târihinde pek çok isyân oldu ve çeşitli şekillerde bastırıldı. İçlerinde birisi var ki halk ile devletin el ele vermesiyle bertaraf edildi.

HALKLA BERÂBER İSYAN BASTIRAN SADRAZAM
Advert

 

1730 yılında çıkan Patrona Halil isyanı, Patrona ve adamlarının Topkapı Sarayı’na çağrılıp ortadan kaldırılmasıyla son buldu. Ayrıca sokaklara devriyeler çıkarılarak diğer âsiler yakalandı. Sultan 1. Mahmud Han, yeniçerilere hitâben kaleme adlığı bir hatt-ı hümâyûnda ocağa sığınmak isteyen âsilerin içeri alınmamasını emretti.

Kurtulmayı başaran âsiler, intikam almak için gizli gizli hazırlık yaptılar. Yeni Sadrazam Kabakulak İbrahim Paşa, adamları sâyesinde bunlardan haber alıyordu. Şehirde özellikle Arnavutlar ve Lazlar sıkı takibat altındaydılar.

Sadrazamın 1730 isyanından çıkardığı ders şuydu: İsyancıların üzerine hızlı ve karalı bir şekilde gidilmeliydi.

 

 

İsyancıların hareketlendiğini haber alan Sadrazam, 27 Mart 1731’de Yeniçeri Ağası, Kulkethüda ve Cebecibaşını konağına çağırarak hızlı bir şekilde önlem almalarını emretti. Fakat sadrazamın bu uyarısını dikkate alan olmadı ve emrettiği tedbirler de alınmadı. Üstelik Arnavutlar isyancılar, Sadrazamın konağında yapılan bu toplantıdan haberdâr oldular ve hemen Süleymaniye Câmii yanındaki Ağakapısı önünde toplandılar. Buradaki yeniçeriler, Arnavutlara müdâhale etmediler. İsyancıların sayısı giderek arttı. Önce Ağakapısı’nı basarak Yeniçeriağası’nın hazinesini yağmaladılar; daha sonra Cebehâne’yi bastılar. Buradakiler isyana katılınca silahlara el koydular. 

Sokaklara dağılan âsiler, önlerine gelen dükkânları yağmaladılar. Giderek sayıları arttı ve “Alah Allah” sesleriyle Aksaray’daki Etmeydanı’na girdiler. İsyanın giderek şehre yayılması üzerine Sultan I. Mahmud, bütün devlet ricâlini Topkapı Sarayı’na çağırdı.

 

 

Sadrazam Kabakulak İbrahim Paşa, önce Cebehâne’ye giderek pâdişâha itaat edilmesini istedi. Ancak sözleri etkili olmayınca saraya geçti.  

Pâdişâh, âsilerin ne istediklerini öğrenmek için onlara aracılar gönderilmesini isteyince Sadrazam, bir an evvel vakit kaybedilmeden Sancak-ı Şerif’in çıkarılmasında ısrar etti. Diğer devlet adamları da bu kararı savundular. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Sancak dışarı çıkarıldı ve bütün Müslümanların Sancak altında toplanması i’lân edildi. Patrona İsyanı’nın tam aksine, bu ilânı duyan şehir halkı, Sancak altına akın etti. Böylece isyânın kaderi değişti.

Sancak-ı Şerif önde, Sadrazam, saray askerleri ve İstanbul halkı arkada Etmeydanı’nda doğru yürümeye başladılar. Bayezid Câmii’ni geçince âsilerden bir grup önlerine çıktı. Önce halkın üzerine ateş açtılar. Fakat halk dağılmayınca bu defa da Sancak-ı Şerif’e ateş ettiler. Bunun üzerine halk, korkmak bir yana, daha da cesâretlendi.

Âsiler, Etmeydanı’na kaçtılar. Şehir halkı bir sel gibi sokaklara çıkarak Etmeydanı’na aktı. Âsilerden kaçabilenler kaçtı; kaçamayanlar, halk tarafından linç edildi. Kabakulak İbrâhim Paşa’ya, gösterdiği kahramanlık sebebiyle “müceddid-i nizam-ı devlet” denildi.

Peki, ne olmuştu da Patrona İsyanı’nda sancak altına gelmeyen halk, şimdi akın ediyordu?

Halk, Sadrazam Nevşehirli Dâmât İbrâhim Paşa’nın yönetimine tepkiliydi. Tepkisini de isyancılara ses çıkarmayarak göstermişti. Ancak, darbecilerin zulmünü ve kânûnsuzluklarını görünce eski günleri arar olmuş ve Saray’a ümit bağlamıştı. 

 

 

Ağustos 1731’de âsiler tekrar isyan çıkarmak için hazırlık yaptılarsa da bu teşebbüs öğrenildi ve elebaşları yakalanarak kısa sürede bastırıldı.

1740’da çıkarılmak istenen isyan da yine halkın desteğiyle bastırıldı.   

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500