15 Temmuz gecesi milletin askerleri darbeye karşı durdu

Cumhurbaşkanlığı tarafından 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü anmaları için hazırlanan afişler görücüye çıktı. Afişlerde, darbeci askerlerin büyük pişmanlığı dikkat çekiyor. Yazarımız Kerime Yıldız da köşesine bu afişlere yer verdi ve afişlere itiraz etti.

15 Temmuz gecesi milletin askerleri darbeye karşı durdu
Advert

 

15 Temmuz için hazırlanan afişler görücüye çıktı. Afişlerde asker olarak sâdece darbeci askerler var.   

İ’tirâz ediyorum! Bu haksızlığa, bütün kalbimle i’tirâz ediyorum!

Daha evvel yazmıştım. Rahmetli Erol Olçak’ın, milletin bayrağa sâhip çıktığı reklam filminde her mesleği temsil vardı ama asker yoktu. Oysa en başta asker olmalıydı. Rahmetli Olçak’ın, bunu kasıtlı yaptığını asla düşünmem. Darbeler, muhtıralar ülkesi hâline gelen Türkiye’de, asker karşıtlığı normal bir hâle gelmişti çünkü. Reklam filminde askerin eksikliğini bizim de hissetmeyişimiz, acı bir gerçek.

Peki, Olçak’ın reklam filminden sonra yapılan Zaman gazetesi reklamı nasıldı? Bir asker ve bir sivil yan yana. Ellerinde gazete var. Bir tarafta “Ne gerek kavgaya”; diğer tarafta “Bir ihtimâl daha var.” yazıyor. Bu ifâdelerin, “Kavgayı bırakmazsanız askerî darbe geliyor” demek olduğunu çok acı bir şekilde öğrendik.

Evet, bu millet, darbeciler yüzünden çok çekti. İyi de darbeciler, milletin ordusunu, Türk ordusunu, Peygamber Ocağı’nı temsil etmiyor ki.

Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın, biz ordu-milletiz. Oğuz Kağan’dan beri bu böyledir. Genetiğimizde var. Kanımıza işlemiş. Peygamber ocağı, bizimdir.

Maraş Müdâfaası’nı hatırlayalım. Ulu Câmii’de cuma günü toplanan halk, “Bayrağın olmadığı yerde Cuma kılınmaz!” diyen imamın peşinde kaleye yürüdü ve bayrağımızı tekrar yerine astı. Halkın ayaklanması elbette çok mühimdi ama Maraş’ı, askerin savaşması kurtardı.

Tıpkı 15 Temmuz gecesi gibi!

Halk, darbeye karşı çıkmak için sokağa çıktı. Fakat milletin askerleri darbecilere karşı koymasaydı netice çok kötü olurdu.

O gece tereddüt etmeden darbeye karşı duran, başta şehîd Sait Ertürk ve şehid Ömer Halisdemir olmak üzere Ümit Dündar, Zekâi Aksakallı,  Yavuz Türkgenci, Davud Ala, İbrâhim Aydın, Ârif Çetin, Ahmet Hacıoğlu, Seyfullah Sâdık ve şu an adını bilemediğim milletin askerleri destan yazdılar.

Rütbeleri mühim değil.

Onlar, gönüllerimizin paşaları!

15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na konuşan emekli Tümgeneral İbrahim Aydın’ın şu sözlerini çok iyi okumalıyız:

“Türk ordusu, -altını çizerek ifâde ediyorum- Türk milletine boğdurulmak istenmiştir. Çünkü ordu, devletin temel taşıdır. Ordu, devletin bekâsının temel güvencesidir. Gönderdeki bayrağın, minâredeki ezanın, evimizdeki ırzımızın te’mînâtıdır ordu. Orduyu ortadan kaldırdığınızda bütün bunlar sıkıntıya düştü demektir.”

15 Temmuz gecesi milletin, devletin yanında yer alan askerlerimizi, gönüllerimizin paşalarını saygıyla selâmlıyorum.

Sizler;  bayrağımızın, ezanımızın, devletimizin, nâmusumuzun te’mînâtısınız.

Allah, hepinizden râzı olsun!

 

 

15 temmuz
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500