“Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olacağımızı bilmiyorlardı.”

Bosna ve Kosova’daki katliamlarda öldürülen sivillerin gömüldüğü toplu mezarların yeri bilinmiyordu, ki pek çoğunun halen de bilinmiyor. Söylenenlere göre toplu mezarların saklanmasında gösterilen itina pek az şeyde gösterilmiş. Mezarlar hem derin kazılmış hem de üstü kapatıldıktan sonra çevrenin doğal bitki örtüsüne uygun olarak yeşillendirilmiş. Bugüne değin bu işlerle (toplu mezar bulma) ilgilenen insanların kullandıkları yöntemler (uydu resimleri vb) bu yüzden pek işe yaramamış. Mevcut coğrafyanın belli bazı bölgelerinde kelebek nüfusunda ciddi bazı artışlar gözlemlenmiş.Bu bölgeleri inceleyen uzmanlar bu bölgelerdeki bitki örtüsünde de tuhaf bir zenginleşme keşfetmişler. Toplu mezarlara gömülen cesetler toprağa karıştıkça toprağın besleyiciliğini artırmışlar (mineral vb yönünden), ve bu da bölgede bulunan misk otu ya da yavşan otu olarak bildiğimiz bitkinin (artemisia vulgaris) coşup fışkırmasına, ve bu da yalnızca bu bitki ile beslenen mavi kelebek nüfusunun artan besin miktarına paralel olarak artmasına sebep olmuş.Bunun nasıl olduğunu anlamak için araştırma yaparlarken bu yerlerin altındaki cesetlere ulaşmışlar, araştırma derinleşmiş, ve toplu mezarlara ulaşmışlar. Olay basına yansıyınca yerel halk da araştırmaya katılmış ve öncelikli bölgeler belirlenip bu yolla pek çok toplu mezara ulaşılmış. Yazarımız Mustafa Balkan bugünkü yazısında Mavi Kelebekleri anlattı.

“Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olacağımızı bilmiyorlardı.”
Advert

 

 

“Size asla intikam peşinden koşun demiyorum ama yapılanları asla unutmayın...”

Aliya İzzetbegoviç

 

 

Bundan 22 sene önce 11 Temmuz 1995’te,  Bosna Hersek’in Srebrenitsa şehrinde, yâni Avrupa’nın tam göbeğinde ve bütün Dünya’nın gözleri önünde 8 bin 372 Boşnak vahşice katledilmişti.

Kadın, çocuk, yaşlı demeden 25 bin Boşnak ve şehir, sığındıkları Bir(leş)miş Milletler’in ve görevli Hollandalı komutan BM askerlerinin gözetimi altında Sırplara teslim edilmişti. Boşnak mültecilerin yarısı sırplar tarafından şehit edilip, soykırıma tabi tutulmuşlardı. Henüz 3 bin kişinin bedenine ulaşılamadı.

Katliamlara şahitlik eden fabrikada düzenlenen törenleri tv. ekranlarından izledim. Yüreğim daha fazla dayanamadı o Srebrenitsa ağıtlarına… O yıllardaki vahşet tekrar gözlerimin önünde canlandı. Engel olamadığım gözlerimden yanaklarıma süzülen göz yaşları, Fatihalarla birlikte bir nebze olsun ruhumu teskin etti!

 

 

 

Srebrenitsa'yı unutmak ne mümkün...

Unutturmayacağız!

Avrupa'nın ortasındaki bu katliama göz yuman Batı'yı ise asla unutmayacağız.

Srebrenitsa'da katledilen her Boşnak için “bir Türk daha öldü” diyen sırpları ve Bir(leş)miş Milletler domuzlar dikdatoryasını sakın ha UN(UTMA)!

Katliamlar dünya coğrafyasında Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de, Libya'da, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Miyammar'da ve Afrika’da devam ediyor.

Emperyalist Batı, akıttığı bu kan gölünde elbette bir gün boğulacak!..

 

***

Bosna’da büyük bir dram yaşandı.

Sırplar, savaş adı altında ve BM gözetimi altında Müslümanlara sistematik bir kıyım uyguladı.

300 binden fazla insan öldürüldü.

50.000 kadına tecavüz edildi (ki bunun gayesi tamamen Müslüman soyunu kırmaktı).

Boşnaklar bu acıları sırf Müslüman oldukları ve Türk kabul edildikleri için çektiler.

Büyük Sırbistan hayalini kuranların katliamlarına seyirci kalan Dünya ve Haçlı zihniyeti,  bugün farklı ülke ve coğrafyalardaki Müslüman katliamlarına da seyirci kalmaktadır.

Günümüzde sırplı kâtillerle IŞİD, PKK, PYD, YPG arasında hiçbir fark bulunmamaktadır.

 

 

 

 

Bosna’nın dünü ile bugünü arasında büyük fark var. Günümüzde hiçbir şeyin eskisi gibi olması da mümkün görünmüyor. Müslüman Boşnaklar yaşadıkları soykırım ve maruz kaldıkları Sırp faşizminden sonra hiçbir şeyi unutmadılar ve unutmaları da mümkün değil. Zira savaşın izleri hâlâ çok taze. Boşnak kardeşlerimiz yaralarını sarmaya çalışırken, şehirler yaralarını ve savaşın derin izlerini hâlâ üzerlerinde taşımaktalar. Bosna’da bugün hiçbir mesele tam olarak çözülmüş değil ve her şey sessiz bir gerginlikle devam ediyor. Sırplar halâ Müslümanlara diş bilemeye devam ediyorlar. Bölge heran patlamaya hazır bir bomba gibi.

 

***

Doğu Türkistan’da, Moro’da, Miyammar’da, Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Suriye’de olduğu gibi Bosna Hersek’teki Boşnak kardeşlerimiz de; beklenen ve özlenen Türk’e ve Türkiye’ye gözünü dikmiş vaziyette.

“Beklenen ve özlenen Türk ne zaman gelecek?” diye Müslüman bütün kardeşlerimizin gözleri ufuklarda…

“Mavi Kelebekler artık ölmesin” diye bütün umut dolu gözler Türkiye’ye çevrilmiş durumda.

Ve bir Boşnak çocuğun sorduğu o masum soru; Srebrenitsa’dan tarihe düşen en yaralayıcı  notu:

“Anne!.. Çocukları küçük kurşunlarla mı öldürürler?”

…  Ve kulaklarımda yankılanan Aliya İzzetbegoviç’in sözleri;

“Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olacağımızı bilmiyorlardı.”

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500